O musallat seni kendine eş seçmiş

1
367
O musallat seni kendine eş seçmiş
5 (100%) 5 votes

O musallat seni kendine eş seçmiş

Selamünaleyküm, Hayırlı sabahlar.

Çok bunaldığım, kendimi yalnız hissettiğim bir zamanda, namazın hemen peşinden dua edip, ‘’Rabbimden bana yol gösterecek,rehber olacak, doğruları öğretecek, kararsız kaldığım zamanlarda aklımı netleştirecek bir rehber, yoldaş ver’’ demiştim. Esma ül hünsanın olumsuz etkileriyle ilgili araştırma yaparken sizin sitenize denk geldim. Yaklaşık bir haftadır inceliyorum sitenizi. Hiçbir yerde görmediğim bilgiler var sitenizde.Her yerde keşiften, açılmasından, bahsedilir de bunun ne olduğu, nasıl olduğu, neler görüldüğü hiç bahse konu olmaz. Bir takım sırlara vakıf olunur denir de bu sırların ucundan bile koklatılmaz. Sanırım sizin yaptığınız da bu keşif olayını deşifre etmek olmuş ki bence iyi olmuş. Çok ilginç deneyimler yaşamış insanlar mübarek olsun.

*Benim de onlardan çok farklı olmayan, iniş ve çıkışlarla dolu bir hayatım var.48 yaşımdayım, 6 yıllık evliyim ve 5 yaşında dünya güzeli bir kızım var.42 yaşımda evlenene kadar yalnız yaşadım, günaha batmış olarak. Allah’a inanmıyor değildim ama kulluk yapıyor da değildim. Sonra bir gün birşey oldu. Ramazandı, her nasıl olduysa oruçluydum. ( işçilerinin performanslarını düşürdüğü gerekçesiyle oruç tutmasından hoşlanmayan bir patronum vardı) mutfakta yemek hazırlıyor, arada salona gelip tv ye bakıyordum. Orda bir adam her gece salavatlar okuyor, vazoya güller koyuyor, gece rüyasında peygamber efendimizi (S.A.V)görmek için yalvarıyor ama göremiyor, gözyaşı selinde boğuluyordu.                 Ne kadar üzüldüm adamın haline!  Adam takva ehli.Haramlardan sakınıyor, bense günaha batmışım boğazıma kadar. Ben kim öyle bir rüya görmek kim dedim kendi kendime. Dedim demesine de ben o gece rüyamda efendimiz (A.S.) gördüm. Dizüstü oturuyorduk, karşımdaydı ve bana kuran okuyordu:Bakara suresi 17.ci ayet: zeheballahu bi nurihim… Uyandığımda odanın içi çiçek gibi kokuyordu…

*Ertesi sabah henüz gördüğüm rüyanın etkisinden ayılamamıştım, ( çünkü ben böylesi büyük bir Lütfü hak edecek bir insan değildim ) dehşetle fark ettim ki aslında Allah’u Teâlâ’nın bana lütfu keremi öylesine büyükmüş ki her uçurumun kenarına gelişimde, elimden tutup çıkarmış. Arkamdan beni kötü yola düşürmek için kurulan her tuzağı bozmuş. ( tuzak kuranların en hayırlısı olan Allah’a hamd olsun)

*Bunların farkında olarak hayatıma kaldığım yerden ve önceden olduğu gibi yaşamaya devam etmekten hicab duydum: Nimetin bir şükrü olmalı dedim. Gittim kitaplar aldım. Okudum, uyguladım. Arapça kursuna yazıldım. Sonra içime umre aşkı düştü…Kredi kartları borcu batağına saplanmış biri olarak başarmam imkânsızdı. İçimi derin bir keder kapladı. Ben de ‘’Yarabbi eğer sen bana umreyi nasip edersen, ben de sana söz veriyorum, dönüşümde tesettürümü çıkarmayacağım’’, dedim. İşiten ve bilen Rabbime hamdolsun. O kokuyu Ravza’da da aldım…

*Şimdi yazacağım şeyden kimseye bahsetmedim. İlk defa Makamı İbrahim’de namaz… Çok heyecanlıydım, her yer bulanıktı, çok sıcaktı, namazın sonunda dua ederken küçük küçük ışık parçacıklarının hemen önümde olduğunu gördüm.Havada dizlerimden biraz yüksekteydiler. Sıcaktan ve oruçtan tansiyonumun düştüğünü sandım. Namazım bitmişti ama kalkmadım, izledim. Yavaş yavaş hareket ediyor, göğsümden içeri giriyorlardı. Her yer bulanıktı, birkaç dakika sürdü.Ertesi gün yada ondan sonraki tam emin değilim, mescidin içinde öğlen namazından sonra yine aynı şeyler oldu.

*Sonra bana bir ara yine musallat oldu, o karabasanlar.Derken benimle telepatik yöntemle iletişim kuruldu. Ben bu konularda çok cahildim, başıma geleni hayır sandım. Gelenler, gelenler, gidenler derken hala daha ne olduğuna anlam verememişken dün akşam sitenizde ameliyatlar bölümünü okudum. Bana da öyle benzeri şeyler oldu. Aslında önce namazı doğru kılmayı.Ayetleri doğru ve Tecvidli okumam gerektiğini söylediler. Bende öğrendim ve uyguladım.Daha sonra sitenizde bahsedilen şeyler olmaya başladı, vücudum şekilden şekle giriyordu. Bazen canım acıyordu, bazen kusturuyorlardı (kusmuk değil de salya gibi. Özür dilerim bu arada) Haftanın yedi günü yaklaşık onaltı saat çalıştıktan sonra, uykusuz tekrar işe gidiyordum…

*Sonra bitti. Bir şeyler oluyordu, sanırım bana görüneceklerdi.Etraf bulanıklaştı yine. Öyle korktum ki ellerimle yüzümü kapatıp ‘’Allah’ım çok korkuyorum, n’olur gösterme’’ diye dua ettim. Gösterilmedi. Sonra onlar kayboldu gittiler, bir daha gelmediler. Ama bu gidişleri ikinci umreden sonra mıydı önce miydi hatırlamıyorum. Bariz olan şey ise ikinci umrede hiçbir şeyin planladığım gibi gitmediğiydi. Bir sürü dualar zikirler, namazlar hazırlamıştım.Hikmetinden sual olmaz Allah-u Teâlâ bana sadece tek bir zikri okuttu. Başka bir şey okumaya çalıştığımda bile kendimi yine aynı zikri okurken buluyordum. Bu işin içinde bir iş var dedim, zorlamadım. Bütün bir umre boyunca aynı zikri okudum.Şuydu: <La ilahe illallahu vahtehu la şerike leh,lehul mülkü ve lehül hamdü ve hü ve ala kullu şey’in kadir, subhanallahi velhamdulillahi ve la ilahe illalahu vallahu ekber. Ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyül azıym.>

*Evlenmeyi, anne olmayı Murad ettim, bir arkadaşımın tavsiyesi doğrultusunda dua edip ( Ya Rabbi hayırlı bir eş ver, bana seçtirme, benim içinsen seç)  eşimle tanıştım. O zamanlar namazlarımda selamdan önce ”Rabbena atina min ledünke rahmetev ve heyyi’ lena min emrina, raşeda ” ayetini okurdum. Nasıl bir ilhamla bilmiyorum. Yıllar sonra öğrendim ki ashap-ı Kehfi’n hicret maksadıyla ettiği bir duaymış. Şu halde eşim Hollandalı ( Müslüman) ve Belçika’da oturuyoruz. Hicret gerçekleştiği için okumayı bıraktım, doğal olarak. Olur, da Rabbimin lütfettiği hicretten memnun değilmişiz manası çıkar,diye. Fakat buradaki imtihan çok ağır oldu, her anlamda. Gaflete düştüm, şeytana mağlup oldum, her şeyi terk ettim.Toparlamaya, yeniden başlamaya çalıştım, beceremedim. Böyle bir kaç yıl geçti…Durumlar giderek kötüye gitmeye başladı, madden dibe vurduk, huzursuzluk, bereketsizlik,hastalıklar. Yine karabasanlar başladı, beraberinde Ayetel kürsiler başladı…

*Bu nankörlük nereye kadar, dedim kendime. Toparladım bu sefer,başladım namaza, kur ‘ana, zikre… Biraz araştırma yaptım Esmaül hüsna konusunda.Bazı esmalar seçtim okumaya başladım. Bundan yılar evvel bir kitapçıda satıcı ‘’bir mürşide bağlı değilseniz, esma okumayın’’ demişti, ben dinlememiştim: Ya Rahman derken fark ettim ki orada birisi daha benimle beraber zikrediyor, ödüm koptu. Satıcı haklıymış, dedim, bıraktım zikri. Bu kez internetten baktım ki ooo herkes Esmaül Hüsna zikrediyor. Hiç bir zararı yok, mürşide dahi gerek yok. Kadın diyor ki 17-18 yıldır Esmaül Hüsna zikrediyorum, yarardan başka bir şeyini görmedim. Tamam dedim: El Halık, El Bari El Musavvir, El Hayyul Kayyum,El Halim, El Müfsit, EL Kerim El mucip. El Selam bir de namazlardan sonra tesbihata 66 Ya Allah ekledim.

*Olan oldu Hocam, bana gene musallat oldular. Telepati yöntemiyle benle konuşuyor, içimde… Ve çıkmayacağını, bana âşık olduğunu söylüyor.Bazen de olmadığını söylüyor… Ben konuşmazsam benimle konuşmuyor… Ama konuştuğunda da doğru konuşmuyor doğal olarak. İlk zamanlar geceleri beni korkutuyordu, korkutmamasını istedim… Şimdi korkutmuyorsa da tedirgin ediyor.Uyumakta bir sıkıntı çekmiyordum ama sizin ‘’kamer hanıma mektuplardan sonra uyumaktan korkar oldum. İradem dâhilinde bana bir cinsel saldırı olmadı. İradem dışında olup olmadığını bilmiyorum. Ama bayılmalarım yok, kendimi çıplak bulmam falan da olmadı. Rüyalarımda bir erkekle (güya kocammış ama yüzü başka bir adam)sanki cinsel bir yakınlaşma olacakmış gibi oluyor, olmadan önce hep uyanıyorum.Ya da uyandırılıyorum demeliyim. Allah’ın rahmetinin her zaman üzerimde  olduğunu düşünüyorum. Ancak şimdi ki gibi içime girip de asla çıkmam diyen, böyle birşey hiç yaşamamıştım. Ne yapacağımı bilmiyorum. Uslu gibi görünse de zararı çok.Mesela dün kaşla göz arasın da tam üç namaz vaktimi unutturarak kaçırttı bana.Hiç bir meşgalem de yoktu, oturuyordum öyle. Evde temizlik yapamıyorum. İnsan günde defalarca mutfağa girer de temizlemeyi unutur mu? Beynimin içinde bir uğultu duyarsam, biliyorum ki iş üstünde. Yatırımı okuyorum günde iki kere.Günahlarımı affettirmem gerektiği, bu defa sebat edeceğim konusunda Allah’a güvence vermem gerektiği gibi bir his var içimde. Allah izin vermese o oraya giremezdi. Yine Allah’ın izniyle çıkacak oradan. Korkmamaya çalışıyorum ama kamer hanımdan sonra zor… Bu bir savaş, dövüşmek lazım, teslim olmak yakışmaz Müslümana, daha çok namaz daha çok Kur’an. Daha çok zikir… Ehlinin rehberliğinde inşallah! Talebim budur. Anlattıklarım doğrultusunda beni birazda olsa tanımışsınızdır. Çok uzun yazdım… Vaktinizi aldım… Hakkınızı helal edin. Anadilini konuşmayı özlüyor insan bazen. Allah’a emanet olunuz.

-Selam es selame Nilgüncan; Rabbimizin selamı, berakatı, sağlık afiyeti ve kurtuluşu üzerinize olsun. Bu arada hayırlı cumalar.

*Hayırlı cumalar hocam

Sanki bütün yazılarımda anlatmaya çalıştığım doğruların ve yanlışların bir özeti gibi yazdıklarınız. Bu arada eğitim durumunuzu bilmiyorum,harika bir yazım dili, anlatım ustalığınız var. Günlük üçyüz sayfa kadar mesaj okuyorum.Sizin kadar akıcı, doğrudan sorunlara dönük cümleleri peşpeşe dizen çok nadirdir.Binlerce insana zikir verdim. Vermeye de devam ediyorum. Bozuk anlatımdan gına geldim.Özenle yazdığın, imla kusurlarını denetleyerek gönderdiğin için teşekkür ederim.Bu sayede tek seferde sizi anlayarak yazmaya başlayabildim. Birçok mesajı defalarca okumak zorunda kalıyorum. Anlatım bozukluklarını bütünü tahlil ederek düzeltebiliyorum. Tabii okuduğumun en az yarısı kadar da yazıyorum. Yetmiş yaşımda olduğumu göz önüne alarak değerlendir lütfen. Her cümlenizi tahlil etmek bir kaç kelime ile şerh etmek vardı ya, iş yüküm çok fazla…Bekleyenlere haksızlık olmasın. Rehbersiz yol alan herkes düştüğün tuzağa düşer.Zikir çift tarafı keskin kılıçtır. Okunan her esma okuyan kişide tecelli eder.Öyleyse ne okudun da neyi çağırdın bilmek gerekir.

Hele ki esma tertiplerinde bir mürekkep oluşur ki hangi rengi meydana getireceği, buyur hünerini, dileğini diyerek önüne konacağı bilinmezse, netice sürprizler yığını olur. Sen yeşil ararken karşına simsiyah birrenk çıkar da musallatlar dünyasına yahut cehennemin kaya kuyusuna düşersin.İçine girenler çıkmam da çıkmam der. Sen talep ettin ben geldim. Sen bu talebi iptal etmedikçe seninleyim der.

Anlattığına göre o musallat seni kendine eş seçmiş. Bilinçli izin vermesen de senin bilincini kapatarak bir cesetle ilişki kurar gibi sana yaklaşıyor.Eşinden yeni çocuk edinmene izin vermiyor. Cinsel enerjini emiyor ve sabah hiç dinlenmeden uyanıyorsun demektir. Sık sık( ihtimal) onun çocuklarını doğuruyor olabilirsin.Özetle çok güzel başladığın yolu çıkmaz sokaklarla sonlandırmışsın da şimdi çıkış arıyorsun. İzninle kısa keseceğim ve sana bir yazımı göndereceğim. Namaza ve zikre yatkın olduğundan fazla söze gerek yok. Gönderdiğim yazıdaki usul ile fazladan hiç bir şey eklemeden,< Ya kuddusün ya tahir… Ya latıfün ya latıf. bi lutfikel hafiyyü bil kudretilleti isteveytü biha alel arş. Ya bastı ya nur>okumaya başlamanı öneriyorum. Her namazdan sonra en az 33 kere okumalı, vakit bulduğunda sayıyı 99 veya 101 e tamamlamalısın. Günde iki kere sağ devri yapmalısın.Yedi vakitten az olmamak üzere düzenli namaz kılmalısın. Kuşluk be gece namazı ile yedi vakit olur. Eğer gücün yeterse yatsıyı vaktinde kıl, vitir namazını yatmadan önce yani yatsıdan bir iki üç saat sonra kıl. Sekiz vakit olur. Bu arada fırsat buldukça iki rekât tövbe namazı kıl ve namazda hatırlatılan her günahın için ayrı ayrı tövbe et. Öyle ki biri senden selam beklerken vermemişsen ve sana hatırlatılırsa tövbe et. Basite alma. Kırılan bir gönül basite alınamaz.Ve günlük iki yüzden az olmamak üzere salavat okumalısın.

Günlük yetmişten az olmayacak şekilde istiğfar etmelisin. Nasıl davranacağın yazıda mevcut. Sadece zikri sana göre tertipledik. Yeni tecrübelerimizi ekledik. Sen uzun yazdın da ben kısamı kestim. Hayır, bende uzun yazdım ki bu yazıdan ders alacak kim bilir ne canlar var. Allah rızasını ararken cehenneme yuvarlanan. İyi niyet yetmez. İşimizi doğru yapmak zorundayız. İyi niyetle yılanlar vadisine gitsen ısırılmaz mısın? İyi niyetle çölle yürüsen susuz kalmaz mısın? Denilir ki; cehenneme giden yollar iyi niyet taşları ile döşelidir. Yazı budur;

Zikre ilk adım (ZİKİR ve ADABI)

Kendinizi bir kampa aldığınızı varsayın. Bu yolculuk ihtimal en az kırk bir gün sürecektir. Belki daha fazla belki az. Bu sizin işi ne kadar ciddiye aldığınıza bağlı. Sizi siz bu hale getirdiniz. Temizlenme işini de kendiniz yapacaksınız. Biz sadece size rehberlik edeceğiz. Dualarımız sizinle olacak.

*Tamam. Hemen uygulamaya geçiyorum. İstiğfar ve salavatı abartabiliyor muyum? Gönlünüze sağlık, ağzınıza sağlık, ellerinizden öper, işlerinizde kolaylıklar dilerim ki oldukça zor görünüyor. Allah yar ve yardımcımız olsun

*Regl sorununuzu Hamidiye’ye mektuplar 3 ve 4 ile halledin. Ve aralıksız, kesintisiz Allah’a yol alın. Rabbim yar ve yardımcımız olsun. Merak etmeyin tövbe kapısı henüz açık. Allah dua edin kabul edeyim buyuruyor. Kuran okumak,anlık dualar yapmak serbest. Salavat ve istiğfarı dilediğiniz kadar abartın,ama sakın başka zikir eklemeyin. Başka ilaç içmeyin demek bu…

*Anladım.

Senin gibi birisi ilk yedi günde değişimi fark eder.Seninki çıldır sıkıştırabilir. Asla vazgeçmek yok. Korkma tehditten öte bir şey yapamazlar. Biraz yorgunluk biraz korku zerk ederler. Artık savaşan yorulur dersiniz. Her şeyin bir bedeli var bilirsiniz. Her gelişmeyi bana yaz.Mücadelemiz birilerine yol gösterebilir. Yazılarım seni motive eder. Zaman zaman oku topyekûn savaş başlatıyoruz haberin olsun. Diğer işleri zaferden sonra yaparsın. Nefsin zorlarsa seni oruç tut. Tek vakit namaz kaçırmamak üzere nefsinle sözleşme imzala. İtiraz ederse kırk gün seni aç bırakırım dersin. Blöf sanırsa hemen üç gün tutarak işin ciddi olduğunu anlatırsın ona. Kişiye kendisinden daha büyük düşman varsa yine kendisidir. Selam es selame

-Teşekkür ederim hocam, Allah razı olsun hemen başlıyorum inşallah. Hani gerilmedim de değil ama korkunun ecele faydası yok. Başlasın savaş: Bismillah Allahu Ekber! Selam es selame

Nilgün… Tarafından 15:45 itibariyle görüldü

Bu yolda ilk kapı korku kapısıdır. Korkan nefsinle o melundur,ruhun değil.  <e la inne veliyullah la havfün aleyhüm ve la hüm yehzenün > oku her korku aşıladığında. O korkudan beslenir.Mümin ise rabbine yaslanır.

*


1 YORUM

CEVAP VER