Aşk’tır nefsi kendinden alıp kendine satan.

    0
    1109
    Aşk’tır nefsi kendinden alıp kendine satan.
    5 (100%) 1 vote[s]

    Aşk’tır nefsi kendinden alıp kendine satan.

    -Muhiddin İbnul Arabi ks derki: “Hakikatte, Allah bile demek şirktir.”  Allah zatında ve mülkünde kesinlikle ortak kabul etmiyor…  Sizin dediğiniz bir kere daha tasdik olundu, can hocam.

    -Selam es selame ali bey, kuranı kerimde zikir konusunda akıl sahipleri için yeterli rehberlik ve uyarı vardır.

    -Öyle can hocam

     

    -Efendimiz kuranı tahlil yani tefsir etmeyi hayatı boyunca sürdürdü. Allah Teâlâ’yı zatı itibari ile tefekkür etmeyiniz onu sıfatlarıyla tanıyın, keşfedin buyurmuştur.

    -Evet, can hocam.

     

    -zatını doğrudan zikretmek yasaktır. Bilmiyorlar.

     

    -Bunu bizde bilmiyorduk, sizin sayenizde öğrendik can hocam… Allah sizden her dem razı olsun…

    -Kişi kendisini veya karşısındakini zatı itibariyle tanıyamaz, tanıtamaz. İsmim Ali der. Erkeğim… Şu kadar yaşındayım diyerek vasıflandırmaya başlar, yoruluncaya kadar sıfatlarını sayar. Ama bu benim işte diyebileceği bir netliği ne kendisine idrak ettirebilir ne de bir başkasına. Çünkü değil alemlerin yaratıcısı, bir kul bile anlık değildir. Varlığının ve sıfatlarının ezeli vardır, geleceği vardır.

    -Evet, can hocam

     

    -Beşer Allah’ın zatını idrak edemediği gibi kendisini de idrak edemez. Bu konuda idrak varsa ‘’idrak edilemeyeceğinin idrak edilmesidir’’. Bizde bir şiirimizde” Allah’ın zatını idrak, idaraksızlığı idraktır” diye ifade ettik.

    -Evet, can hocam

     

    ”nefsini bilen rabbini bilir.” kutsi sözü bu konuda derin düşünenlere rehberdir…  Kişi nefsini tam bilemez. Öyleyse rabbini de tam bilemez, sadece bir kanaat sahibi olarak şöyle veya böyle sanır….

    -Evet, can hocam

     

    -kişi nefsini nasıl bilsin ki  ‘’o her an bir şendedir’’. Az önce kahkaha atarken şimdi ağlamaktadır. Az sonra nasıl bir şen yaşayacak bilmemektedir.

    -Hocam anlattınız şey öyle büyük bir hakikattir ki idrak edemiyorum…

    -efendimiz bir dostuna dedi ki, ya falan! Ben âlemlere rahmet olan peygamberim, size kuranı kerimi nakledenim, Cebraille kardeşim değil mi? evet ya Rasulullah dedi muhatabı. ‘’Ama ben az sonra sizin başınıza ne gelecek, benim başıma ne gelecek bilmiyorum,’’ buyurdu.

    -Evet, can hocam. Şiirlerinizde bu durumdan bahsetmiştiniz… Aklım durmuştu… Bu hakikatte karşında hayretler içinde kalmıştım…

    -İş böyle-öyle iken kişi nasıl Allah Allah der de Allah’ı temsil etmeye kalkışır. Okunan esma bende tecelli etsin o esmanın hakikatini yaşayayım diye zikrederim. El Gani okurum zengin olayım diye, el habir okurum haber alıp vereyim diye. ERRahim okurum acıma duygularım gelişsin diye, Ya kavi okurum kuvvetim artar, el basiyr okurum görüşüm gelişir, el âlim okurum ilim sahibi olurum. Peki, Allah Allah deyince ne olurum.                                                                                                                                            Allah’ın ismi bir sıfatı ile birlikte zikredilir. La ilahe illallah dersin. Allahtan başka ilah tanımam demiş olursun. Suphanallah dersin teşbihin en üst noktasından Allah ın büyüklüğünü idrak etmeye çalışırsın. Gani Allah dersen zenginliğin kanaatin artar. Elhamdülillah dersin Allah’ın övülmeye layık olan olduğunu tebliğ etmiş olur, sen de övülecek bir mertebeye çıkarsın. Vesselam.

    İnsan idrakının arması için sürekli cemal kemal esmaları ile zikirde olmalı. Az yahut çok sürekli Allah’ı düzenli zikretmelisin. Allah’ı zikretmeyen sen sen değilsin. Aydınlıktan mahrum kalırsın demektir, düzenle zikir tavsiyesi ve emri.

    -Ne güzel izah ettiniz can hocam

     

    -Kula düşen her makam ve mertebede hayreti yaşamaktır. Gelişme devam ettikçe hayret artar.

    -Öyle can hocam

     

    -Hayretimize rağmen rabbimiz bizim yolumuzu açar. ‘’Gel gel daha gel, gerçek hayreti sana yaşatayım’’ der. Sonunda tevhidi yaşarsan gerçek hayrete ulaşırsın. Meğer Allah Allah diye çığlık çığlığa çağırdığın sana şah damarından yakınmış. Bir sen daha varmış sende senden içeru. İşte gerçek hayret o anda yaşanır. Sonra da Allahta yolculuk başlar. Bu bahis isteyerek kapatmadıkça kapanmaz. En iyisi burada biiznillah bırakalım belki başka bir zaman diliminde yeniden lütfeder rabbimiz yeniden aracılık ederiz. Şimdi bu günün yazısı çıktı maşallah. Yayına hazırlayalım da başka düşünenlere de rahmet olsun. Sadece sende saklı kalmasın.

    -Bu sohbeti hazırlayıp yayınlayacağım. Allah Razi olsun hocam

     

    -inşaallah. Ben de bugünün yazısı olarak eksiksiz yayınlayacağım. Sen seçimli hale getir ve aklıselimde yaptığın gibi video haline getir inşaallah.

    -Tamam, hocam, dediniz gibi yapacağım. Hocam, Garip bir kulun gönlüne vuruldum… Ondaki manevi ateş beni yaktı kavurdu… Hala içim yanıyor… Geldiği gibi gitti… Ondan tecelli edenin Hakk olduğunu biliyorum… Nasıl bir haldir bu hal can hocam… Sevgili hocam, bir can kardeşimin gönül ateşi beni yaktı kavurdu… Bu nasıl bir haldir hala içim yanıyor…

    -Sene 1973. öğretmenlik yaptığım okulda nöbet sırasında bir yaramaz öğrenci çevresindeki arkadaşlarına zarar veriyor. Henüz çok küçük 3. sınıf. Çocukta öyle bir celal etkisi var ki rahatsız etmediği en büyük sınıftakiler de dâhil ne kız kalmış ne erkek. Yerine oturtmak ve aksiliklerini sınırlamak için üç dakikada en az dört beş defa çevremde görüp uyardım. Yerine elinden tutarak götürdüm. Ben birinci sınıfları derse hazırlamak için çaba sarf ederken baktım geri gelmiş benim düzen sağlamaya çalıştığım sınıfta olay çıkarıyor. Öfkem kabardı. Sen yine mi buradasın diye üzerine gittim. Sınıfına kaçtı, bilmem kaçıncı kez yerine oturdu. Gözünün içine baktım ya sabır dedim vurmamak için kendimi firenlerken acı çektim, o anda ağzımdan GEBER ÇOCUK, GEBER DE ÇEVRE SENDEN DAHA FAZLA ZARAR GÖRMESİN dedim… Sıradan bir gün gibi gittik yattık, kalktık, yeni günde okula geldik. .bir de ne görelim, çocuk o gece hiç bir şekilde rahatsız olmadan ölmüş.

    -Allahu Ekber

     

    Allah’ın öfkesi kişide tecelli etmiş. Geber dediğimiz için ölmüştü. O gün bu gündür zalimler dışında hiç kimseye o derece öfke duymaya cesaret edemedim.

    -Anladım can hocam

     

    -Kalben bile zarar görmesini isteyemedim. Vardır bir hikmeti dedim, sabretmeyi keramet bildim.

    -Evet, can hocam

     

    -İnsan kendini küçük bir şey bilir.  Hâlbuki yaratana halifedir.

    -Evet hocam… Hocam son bir sualim olacak size. Yaşadığım bir hal var. Aşk. Sevgili hocam, bir can kardeşimin gönül ateşi beni yaktı kavurdu… Bu nasıl bir haldir hala içim yanıyor…

    -İnsan kâmil olmak dilerse sözünü bilip demeli, madem Muhammet ümmetiyiz rahmetle muamele etmeli sıfatullah saygılı olmalı.

    -Aynen hocam 

    Sevgili hocam, bir can kardeşimin gönül ateşi beni yaktı kavurdu… Bu nasıl bir haldir hala içim yanıyor… O güzel gönle Âşık oldum gönül de tecelli eden ilahi nur beni yaktı. Bu kadar korunmama rağmen. Şimdi ne yapmalıyım can hocam… Şems ile Mevlana’nın halini yaşıyorum…

    -ne güzel. O aşkı dileyip de yaşayamayan milyarlar var. Ne mutlu sana. Yan o ateşte ki nefsin külleri âlemlere savrulsun her nefeste nefiste bir nefes olsun.

    -İlk defa böyle bir şey yaşıyorum…

     

    Aşk’tır nefsi kendinden alıp kendine satan. Dağdan taştan aşırıp merci-i ummana katan.

    -Ne güzel dediniz can hocam

     

    -bir yandan aşkın ateşinde yanıp kavrulurken diğer yandan ateşin gerçek kaynağını aramayı sürdür aydınlık yüzle, o kömür gözle seni kendine çeken zatı ara.

    -İnşallah can hocam

     

    -gerçek maksat görünen değildir, görünene ışığını yansıtan ötelerdekidir. Çiçek kokusunu etrafa salar ki yanı başındaki diğer çiçeğe maksudu olan sporları taşıyacak bir can arı gelsin. Gelsin ki hem o gün için nimetlensin rızıklansın hem yeni çiçeklerin oluşumuna, geleceğin inşasına aracılık yapsın. Arı ol git çağrıldığın yere.

    -Sözleriniz bana ilaç gibi geldi can hocam

     

    -görüşmek üzere. Selam es selam

     

    -Gidiyorum. Aleykum selam can hocam

    CEVAP VER