DEJAVU / haberci, rüyanız

0
19
DEJAVU / haberci, rüyanız
4.8 (95%) 4 votes

DEJAVU / haberci, rüyanız

Evet, sayın hocam. Çok haklısınız, kalben de öyle hissediyorum.                Rüyamı anlatmak istiyorum size, yorumlarsanız çok sevinirim. Rüyanın başlarını hatırlamıyorum ama çok bilmediğim bir yerdeyim. Kızım var yanımda, namaz feracem var üzerimde.                                                                      

Bir karmaşık topluluktayım ve onlardan birşey aldım. Alâeddin’in Sihirli lambası gibi bir şeymiş ve o topluluk kâfir topluluk, biliyorum.                                                                                                                                                Parlak, üzerinde süslü taşlar olan, siyah renkli, lamba gibi bir eşya ama tılsımlı, onlar için önemli, güç kaynakları gibi birşey.                                                                                                                                             Birinin elinden kaptım ben o tılsımlı aleti. Kenarını sağ elimle sürttüm masaldaki gibi; hadi bizi uçur, dedim. Ve kızımı kucakladım, o aleti ve anahtarını da aldım, uçmaya başladım, hızlı bir şekilde. Beni engellemek için üzerime çullandılar. Savaştım onlarla. Ellerinden Ayetel kürsi okuyarak kurtuldum. Uçtum uçtum, hızlıca… Birinden kurtuldum biri çıktı karşıma, beni engellemek için. O aleti götürmemem için ayaklarımdan tutuyorlar. Tekmeliyorum, çimdik atıyorum, onlar da beni engellemeye çalışıyorlar, aynı şekilde. Gavur millet bunlar, yani Müslüman değiller.                                                    

Genelde açık tenli, kumral, sarışın insanlar, iyi giyimliler.                              Kimisi hayvandan insana dönüşüyor. En son engellemeye çalışan sol taraftan acayip canımı acıttı ama ben daha güçlüyüm. Onu da geçtim. Biraz daha uçtuktan sonra bir yere geldim. Gündüz vakti, iyi bir hava var. Duvar gibi bir yerde durdum. Beyaz bir alan var önümde ve orada beyaz fasulyeye benzer büyük büyük şeyler, ya da iç bakla gibi iri iri nesneler.

Durduğum andan itibaren bağıra bağıra fatiha suresini okumaya başladım. Ama nasıl bir okuma, öyle böyle değil, son ses… Sesim iki sesin birleşimi gibi. Biri çocuk sesi gibi, naif, yumuşak ve güzel bir ses, diğer sesim de erkek sesi gibi kalın, ama tam erkek sesi de değil. Ancak bu iki ses de benim sesim ve birlikte çıkıyor, ben söylüyorum, birbirinden ayrı sesler değil yani.                                                                                                  

Ben kuranı kerimi tecvitle okumayı bilmiyorum, normalde… Fakat o anda Fatihayı tecvitle okuyorum, bağıra bağıra. Ben okurken o büyük baklalar kuru fasulye gibi oldu. Derken pirinç oldular. Yani beyaz renkliler, git gide küçüldüler ve sonunda insan oldular. Müslüman değil bu insanlar. Hatta bazıları benim yolumu kesip bana saldıranlar bunlar.                                                                                                                                    

Ve fatihayı kabul ediyorlar, yani imana geliyorlar. İmana gelenler oradan ayrıldılar teker, teker. Derken Fatiha’yı okuyup bitirdim. Gene aynı sesle ve bağıra bağıra bu sefer salavat çekmeye başladım. Orada olanlar bana doğru geldiler, sarılmak ister gibi ama hep öteledim, sarılmadım. Önce İslamı kabul etmelerini istiyordum. Çoğu kabul etti, daha önce  müslüman olmayanların.                                                     

Sonra Müslüman olan insanlar çıktı karşıma… Bir anda onlarda ben salavat okudukça okuduğumu ve tebliğimi kabul ediyor, ama çok azı ikna oluyor. Ben normalde ecmain ile biten salavat okurum. Fakat rüyamda [Allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed] salavatını okuyordum. Çoğunun kabul etmediğini görünce, okumam gereken salavat bu değil deyip, ecmain ile biten ‘’Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmaiyn’’ salavatını okumaya başladım. Ben salavat okurken ‘’biz zikrimizden dönmeyiz’’ deyip giden pek çok müslüman oldu.                                                                           

Bunlar cemaate, tarikata bağlı olan insanlar. Kabul etmiyorlardı. Hepsinin kıyafetleri kahverengi, siyah karışımıydı. Şapkalı sarıklı vb. Derken reddetmekle kalmayı iyice üstüme gelmeye başladılar. O kadar çok ve saldırgandılar ki haklarından gelememeye başladım. Ya rabbi yardım et dedim.                                                         

Sonrasında uyandım hocam…                                                                                Bu şekilde çok uzun oldu affedin. Müslüman olanlar yeni tebliğe daha zor ikna oluyorlar. Resmen yanlıştalar, celali çoğu belli. Selam es selame. Ellerinizden öpüyorum hürmetle…

 

-Selam es selame Haticecan…Maşaallah barikallah, öncelikle bunun bir haberci rüya olduğunu söylemeliyim. Önümüzdeki kısa vadede olacak, efendimizin hadislerinde teferruatlı bir şekilde bildirdiği, hidayet çağından kesitler gibiydi. Kâfirin sihirli lambası elinden bir şekilde alındı, alınacak. Artık binlerce yıllık klasik büyüler, sihirler tutmamaya başlayacak. Musa as. karşısında zelil olan firavunun büyücüleri gibi hüsrana uğrayacaklar. Çünkü Allah talanın ezeli kaderi, zulüm ve dalalet çağını kapatıp, adalet ve hidayet çağını başlatacak. Ezoterik kaynaklara göre Hz mehdi milenyum başından beridir hizmet yapıyor. Kaynaklar o kutlu kişinin 1979 yılından itibaren irşad edileceğini ve Marifetullah çerçevesinde göreve başlayacağını anlatıyor.                                                                                                           

Yine değişik aynı kaynaklar bu mücadelenin çok zor geçeceğini, dünyanın gidişatının zaman içinde değişerek, gelişerek 2019-2022 yılları arasında bir büyük savaş(Melhame-i Kübra/Armeddegon) ile devrimin tamamlanacağını yazıyor. Öyle ifadeler var ki bin beş yüz yıla yakın zaman önce efendimizin söylediği kutlu haberlere dayanarak, <sömürenler sömürge olacak> diyorlar…                                                          

Yani Musa as. ile firavun arasındaki mücadele bu çağda bir kere daha yaşanacak, günün firavunları diz çökecekler, mazlumlar kızıl denizi bir kere daha geçip felaha erecekler, demeye getiriyorlar. Bu tür öngörü ve yahut komplo teorileri, aslında bir, bir gerçekleşti ama ne hikmetse hiç gündem işgal etmiyor, belki bilerek konu edilmiyor.                                                                                                                                                Arap baharından, siyah bayraklılardan, IŞID dedikleri ucube terör örgütünden, Süfyan olarak adlandırılan FETÖ ve Beşer Eset’ten bahsedilenler, rakın hali, Afganistan, Libya, Mısır’da olanlar Suriye savaşı hep gerçekleşti. Iratın suları kesildi, altından çıkan altın dağ(GAP ile sulanır hale gelen doğu Anadolu ovaları ve petrol yatakları) emperyalistlerin iştahını kabarttı da kırk yıldır PKK adı ile Türkiye adı altında İslama karşı vekâlet savaşı verdiler. PKK ya katılanların yüzde doksan dokuzu ölür, buyuran efendimizin mucizeleri de şu günlerde gerçekleşmek üzere. Ancak yine hadisi şerife göre bu olayın adı deccal- mehdi mücadelesidir. Ve halktan mümkün olduğunda gizlenecektir.

Din âlimleri yani kürsüleri ve ekranları süsleyenler (işgal edenler), görüp dururken her şeyi, asla vaazlarına konu etmeyecekler, buyuruyor. Senin rüyanda da yaşadığın gibi, düzenleri bozulacak; kahverengi, siyah arası kıyafet demek kafalarının karıştığı, kalplerinin karardığına işaret. Rüyalarda Müslümanlar beyaz veya yeşil kıyafetle görülür. Kafası yerinde söz sahibi olanlar beyaz veya yeşil sarıklı görünürler. Rüyaların dili vardır. Siyah renk Yahudilerin, küfür ehlinin rengidir. Gri kahve tonlar ise münafık, sapık, dalaletteki müslümanların, yanlış zikir sahiplerinin hırka renkleridir. Libas yani giysiler kişilerin ahlakını simgeler. Ahlak demek din demektir. Bu nedenle bütün kürsüleri bu tarikatlar bir şekilde etkilediğinden hidayet çağını kafalarınca yetmiş ve ya yüz yıl ötelemeye çalışırlar… Yani hidayet ve adalet çağı şimdilerde değil yüz yıl sonra belki gelir derler.                                                                      

Saltanatları o kadar iyidir ki canları o hidayetin şimdilik gelmesini istemez ve ‘’çağ deccal çağıdır ey müminler uyanın ve deccalın şerrinden Allah’a sığının’’ demezler.                                                                                

Azizem; bu konu böyle ikimizin arasında konuşulup geçilecek konu değil. Uzar da uzar. Kısa kessen anlaşılmaz. Uzun yazsan şimdilerde okunmaz. Millet nispeten uyansa da henüz uyuyanlar çoğunlukta. Demem o ki sen inşaallah, o hidayet çağına dualarınla katkısı olan kişilerden olmalısın. Allah’u âlem. Kalbim öyle diyor. Hani bir reklam vardı bir zamanlar, beş altı yaşlarında bir çocuk, babam öyle diyooo, diyordu. Ve ekliyordu; ÇOK ÇALIŞMAM LAZIM, ÇOOOKKK.                                                  Bize lütfen bir yolunu bul ve facebook MSN den yaz.

Selam es selame

CEVAP VER