DUANIN DEĞERİ

0
1225
DUANIN DEĞERİ
5 (100%) 2 vote[s]

İyi ki yazdınız, bize de yazdırdınız

human46-1Merhaba Ali hocam;

Bizim için çok ama çok değerlisiniz… Şiirleriniz bir harika… Çoğu mutasavvıf şahsiyetler şiirlerini Osmanlıca yazıyorlar… Oysa vahiy bile indiği topluma, anlaşılmak için Arapça inmiştir… İlahi kelamın metodolojisiyle Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Ümmi Sinan ve Niyazi Mısri gibi insanı kâmil şahsiyetler eserlerin ve özellikle şiirlerini Türkçe kaleme almış, söylemişlerdir…

Onlar şiirlerini vahyin dili ile Türkçe seslendirmişlerdir… İşte sizin şiirlerinizde de bu özellik var… Siz de Ali hocam, şiirlerinizi vahyin dili ile Türkçe seslendirdiniz… Şiirlerinizde serbest ölçü ile yazmanız bir başka güzel…

Şiiri okurken çok akıcı oluyor ve akıcılık şiirin ruhunu giderek yok etmiyor, bilakis pekiştiriyor… En son yorumladınız “Tıfıl Çocuk” şiirinizde birçok ilahi sırları ifşa etmişsiniz.

Öyle derin manalar içeriyor ki tefekkür ediyorum ama bir süre sonra aklın sınırlarına geliyorum ve edeb’en susuyorum. Şiirlerinizi okurken o derin manası beni büyülüyor, adeta kendimden geçiyor sarhoş oluyorum…

Lafı yine uzattık can hocam, sizi seviyorum…

Her dem selam ve dua ile kalınız Ali hocam…

faviconSelam es selame Ali Bey; Allah’ın rahmeti bereketi üzerinize olsun. Şiirlerimize gösterdiğiniz ilgi ve üzerinde tefekkür ederek fikir beyanında bulunduğunuz için teşekkür ederim.

Yaşamadığım hiç bir şeyi şiirlerime konu edinmedim.

Biliyorsun sınıf öğretmenliğinden emekliyim: İşim 6 -12 yaş arası çocukların eğitimi idi. Mesleğimin en zor yanı bir yetişkin olarak çocuk beynini anlamaya çalışmak ve her ne pahasına olursa olsun o beyinlere müfredatta öğretilmesi emrolunanları kabul ettirmekti. Beynin bir şeyi kabul etmesi o şeyi anlamasına kavramasına bağlıdır. Anlamak yetmez, aynı anda anladığını sevmek, benimsemek en azından güvenmek lazımdır.

Bir yandan öğretmenlik yaparken diğer yandan övünmek gibi olmasın bilgiye aç bir öğrenciydim. Bir yandan dünyevi ilimlerle, mesleki bilgilerle kendimi daha yetkin yapmaya çalışırken diğer yandan 25 yaşımda tanıştığım Rahmetli hocamdan manevi ilimleri tahsil etmeye çalışıyordum.

Hocamla tanıştığım anda zikirlerin, duaların en az kırk gün zikredilerek tecelli ettirilmesi gerektiğini öğrenmiştim.1972 yılında başlayan bu zikir serüveni halen aralıksız devam etmektedir. İki kırk arasında bir gün bile boşluk bırakmadan…

Her zikir beynimizde şimşekler çaktırıyor, ufkumuzu açıyordu ya bu gelişmeleri oturup konuşacak dosttan arkadaştan mahrumduk.

human46-1Yazdıklarınızı heyecanla okuyorum hocam… Devam edin lütfen… Şiirlerinizde zahir ve batin konuları çok güzel işliyorsunuz… Adeta yazdıklarınız ruhumuza işleniyor… Özellikle benim

faviconHocamızın dört öğrencisi vardı. İlim ağırdı, herkesin taşıyacağı cinsten değildi. Musa’nın itiraz ettiği cinstendi. Alışılmışa bambaşka bir pencereden bakıyor, ‘’bu gün bu işi(dua) yap, üç beş sene, on sene sonra gör neler olacak”, diyordu. Kim on sene sonra içeceği süt için o gençlik yıllarının dürtülerinden vazgeçer de asla sınırları aşılamayan kırklar meclisine girer, toplumun gündeminde olmayan ilimlerle gelişmelerle uğraşır ki.

Dört öğrenci arasında tahsil durumu nispeten ileri olan bir ben vardım. Diğerleri hem köylü hem ilkokul mezunu idiler. Yani şehir kültüründen de günün örgün eğitiminden de uzaktılar. Ben ise hem İstanbul’da dört yıllık eğitimim sırasında medeni çevreyi gözlemlemiştim, sinema tiyatro, müze kültürü almıştım hem toplu taşıma, kırmızı ışıkta durma, kuyruğa girip bilet alma, dolmuşa binme eğitiminden geçmiştim.

human46-1Evet hocam

faviconDolayısı ile talebe arkadaşlarımla aramızda çok anlayış kavrayış farkı vardı. Hocamızın anlattıklarından aynı şeyleri anlamıyorduk. Onlar üçlü gurup oluşturup kendi kavramlarını sav olarak, tez olarak öne sürüyor, birbirine arka çıkıyorlar, beyin fırtınası yapmamız gereken alanlarda ben hep yalnız kalıyor, susuyordum. Sonunda anladıklarımı şiirlere dökmeye başladım.

human46-1İyi ki manevi duygu ve düşüncelerinizi şiire dökmüşsünüz hocam…

faviconAncak, şiiriniz çevrenizce anlaşılmazsa yazmanın bir şeyleri anlatmanın ne faydası olurdu ki. Ben de sınıf öğretmenliğinin en alt seviyedeki öğrenciye bile inmek gerektiği ilkesinden yola çıktım ve olabilecek en sade dil ile yazmaya çalıştım.

Değil geçmiş yıllar şu anda bile yazdıklarımın henüz olması gereken ilgiyi çektiğini görmüş değilim. Bu haliyle bile anlaşılamıyor olmalı ki takdir edip başka şiiriniz yok mu diyen nadir insanlardan birsisiniz. Sayın şair yazar, mutasavvıf, eski senatör,

Mevlana hz dünyaya yeniden tanıtan Feyzi Halıcı üstad kendi isteği ile önsöz yazdı şiir dosyama. Kitabına önsöz yazmak istiyorum bekle, yayınlama, dedi. Ve önsözü yazması dört yıl sonraya denk düştü. O günlerin yayınlama hevesi bizden geçti. Bir daha da heveslenmedik. Böylece 300–400 arası şiirlerimiz halen keşfedilmeyi bekliyor.

Sizin ilginiz doğrusu bizi onurlandırmış oldu. Bunca zaman fakirliği içinde bu satırları yazmamıza sebep oldu. Tekrar teşekkür ederim. Ehil meclisler olmalı ve o her bir şiir yazılış hikâyesi dinlendikten sonra okunmalı ki gerçek mesajları anlaşılsın.”Hayatı sade zevk sanma yaşanacak, o bir yüktür aynı zamanda taşınacak ” beytinin hikâyesini, hamileliğini anlatmaya kalkışsam en kestirme birkaç gün alırdı.

Şu anda makinemin kırmızı ışıkları senden başka 18 kardeşimizin mesajlarını, cevaplamam için sabırsızca telefonları ellerinde beklediklerini işaret ediyor.

human46-1Ali hocam, sizin bir talebeniz olarak şiirlerinizi inşallah yorumlamaya devam edeceğim…

faviconKimi zikirlerine yeni başlamış, sevinç, umut, korku, endişe, kaygı gibi ne varsa sepette selede hepsini aynı anda yaşıyor, gördüklerinin yaşadıklarının ne anlama geldiğini merak ediyor, kimi ‘’hocam ben on birinci kırkımı tamamladım elhamdülillah, şimdi ne önerirsiniz, yeni zikirimi heyecanla bekliyorum’’ diyor. Bunun ne anlama geldiğini ancak zikir ehli sırdaşlar bilir. Söz ile söylemekle olmaz. Bazılarını ısrarla seccadelerinden kaldırarak çevreyle ilgilenmeye davet etmek zorunda kalıyorum. Allah’la olmak öyle lezzetler yaşatır ki kula, her an ötelere geçme arzusu duyurur, bir an önce vadiden cennete geçmek isteği uyandırır.

Bilir ki cennetteki vaat edilen her nimet ve köşkleri kendisini bekliyordur.

human46-1Evet, Can hocam

faviconYaratanla dostluk öyle seviyelere çıkar ki halkın kölesi olmak ister, insan. Çünkü halka hizmetin hakkın arşına teali etmek olduğunu yaşayarak öğrenmiştir. Duanın değerini, kendisine dönen nimetini fark etmiştir. Dua edecek kişi bulamasa taşa toprağa, sararıp düşen hazana uğramış yaprağa dua eder, teşekkürlerini sunar, helalleşir. İyi ki yaşadın şu kadar oksijen ürettin, can kurtardın, göz dinlendirdin, rabbin güzelliklerini cümle âleme tellal sadeliğiyle duyurdun der. Helalleşir.

human46-1Evet, Can hocam

faviconDua etmek için sebep çok. Kâfirin imana gelmesi için gözyaşı döker zahit. Yanmasın o ateşlerde ya rab! Kulundur; düşünemiyor, bilemiyor, düşündür bildir ona kendini ve iman nuruyla nurlandır der. Şu anda bir ‘’dua sultanı’’ bak ne gönderdi.

human46-1Hu adlı şiirinizde bu durumu dile getirmiştiniz ki, bu şiiriniz cok beğenildi hocam… Ne gönderdi hocam.

faviconSelam es selame hocam. Hayırlı sabahlar… Gününüz aydın. Ömrünüz bereketli. Dünyanız ve ahiretiniz cennet olsun inşallah. Rabbim tüm güzellikleri size yaşatsın. İki cihan güneşimize salât ve selam olsun… Gelmiş geçmiş tüm resullere, nebilere. Zat evliyası hocama selam olsun. Ashabı kirama. Ehli beyte şehitlere evliyaya, enbiyaya selam olsun.

Kurda kuşa dağa taşa. Âlemlerin rabbine selam olsun”

human46-1Ne güzel bir dua bu hocam

faviconBu bir örnektir ki sabaha merhaba duası sayılır. Gönlü rahmetle doludur, zikir ehlinin. Geçmişe, içinde yaşanılan zamana ve geleceğe duadadır sürekli ve hamd ile tespihtedir rabbini.

human46-1Evet, Can hocam

faviconBekleyenler giderek artıyor. Yeniden görüşmek üzere…

İyi ki o cümleleri yazdın da bize de yazdırdın. Selam es selame 18.11.16

CEVAP VER