Elif Hanım’a mektuplar 3 Bir düş kurardım hep…

0
328

Elif( 5/28/2009 )

*Selamünaleyküm hocam. Bir düş kurardım hep, her genç kız gibi, mutlu bir yuvaya dair. Güzel sıcacık bir aile… Küçük sevimli bir ev olsun ama yanımda en kıymetlim olsun, sevdiğim olsun, onunla gözlerimi yeniden açayım dünyaya. Sevmenin tadına onunla varayım isterdim… Yaşamak istediğim ne varsa tüm anları onunla yaşamak isterdim sade onun kollarında… Peki, hangi adımı attım bu hayallerim için… Hangi yollara uğradım? Soruyorum sana karagözlü küçük kadın sen söyle hadi?

Hani bir tek sevdiğin olacaktı… Bir tek olacaktı, seni sahiplenecekti hani nerde? Hangi kollarda aradın o saf sevdam dediğin, o saçma sevdanı? Hangi kollara sığındın o günden sonra? Sevilmemiş miydin? Değer mi verilmemişti? Hani nerede şimdi o hayallerin? Hangi biri kaldı? Sonralarında ne düşündün? Ölüm, ölüm. Ölüm, ölüm… O günler hiç gelmeyecekti değil mi? Sen hiç 23 yaşında olmayacaktın öyle ya. Hiç o yüzlerine bakamıyorum dediğin ailenin yanına gelmeyecektin değil mi? Sen her zaman okuyacaktın ya senin okulun hiç bitmeyecekti… Ya da eve dönmeden ölüm yakınında seni bulacaktı sen bu günlere hiç gelmeyecektin… Hiç büyümeyecektin… Ne oldu şimdi?

Sözlerin hep sorularda kaldı öyle değil mi? her gördüğüne kalbini sahipsiz açtın da ne oldu… Onlarsa senin bu zaafından yararlanma yoluna gittiler ve sanki seni her zaman kollayacakmış gibi kandırıp durdular… Belki içlerinde gerçekten seven oldu… Ama bununla ilgili en ufak bir söz duymak canını o kadar acıttı ki yeter diye haykırdığın çok oldu değil mi?

Lanet edip istediğin bir ruhsuz etse al diye içinden güya onun kalbini kırmadan kendi teslimiyetini çok kez izledin değil mi? Bununla beraber neleri kaybettiğinin farkına şimdilerde vardın öyle değil mi?

Şimdilerde her şeyi yoluna koyma aşamasına geçtin belki ilk adımı attın… Her zaman başlayıp da bir kaç rekât kılıp sonra bıraktığın her seferinde nefsine yenik düşüp O’nun karşısına çıkmaktan korktuğun seni O’nunla buluşturacak sana farz olan o büyük zevke bu defa hiç bırakmamacasına başladın… Allah nasip eder de inşallah arınırım diye bütün günahlardan… Her abdest alışında yalvarışların… Allah’ım bu akan suyla günahlarımı da al götür diyerek…

Ve buna karar verişinin nedeni? Sadece içimde bulunan bir umuttan… Gerçekten kötüye doğru gittiğini düşündüğüm hayatım… En son ki olay eve geldiğimde kardeşimin başından akan kanları görmek oldu… Benim yüzümden diye düşündüm. Vicdan azabı duydum… Günahı işleyen bendim… Siz hala akıllanmayacak mısınız der gibiydi sanki her şey… Çok utandım… Bilmiyorum her zaman bir sebep sonuç ilişkisi kurarım kafamda… Ve bu da onlardan biriydi… Ben o halde eve geldim ve kardeşimi öyle buldum… İçimin acıdığını hissettim…

RAHMAN SURESİ. Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz?” Birçok şeyin anlamı gizli zaten… Ben ne yaptım diye soruyorum aynadaki yüzüme… Verilen bir candı bir emanet sana özgü. Elhamdülillah çok da güzel yaratmış, sağlığını sıhhatini de vermiş, sana böyle güzel de bir aile vermiş… Sen hangi nimetini yalanlıyorsun? Neden bu isyanın? Kime? Nice dertliler var, derdi veren de dermanını da yaratmamış mı diyorum kendimce… Sonra bir suskunluk, sonra bir gözyaşı, cevapsız sorular. Ama neden diye içten bir yakarış… Nasıl kurtulacağım, bir rüyaysa hemen uyansam diye film repliklerinden alınma bir kaç söz…

Ama bu defa içten söylenen… Hayatım gibi sahte bir hayat değil aynadaki baktığım yüzüm… Bir başkasına göstermiyorum ki bu defa kendime gösteriyorum… Kendimi mi kandıracağım bu defa da… Herkese bir şeyler söylemişim hayatım hakkımda… Belki toplasak bir şeyler elde ederiz de gerçek bir kişilik görürüz o zaman tanırız beni. Neden yaptım ama… Meğer günahmış tam da öyle mi hocam? Bir başkasına anlatmak… Ben anlattım belki de defalarca anlattım… Bana aşkını ilan eden her kimseye ve her seferinde yalan söyledim… Ne kadar günah işlemişim ben… Şimdi daha iyi anlıyorum kendime bakıyorum bu yazdıklarımla… İlk kez bu kadar gerçekçi olmuşum meğerse. Söylediğim yalanların haddi hesabı yok… Ama sadece bu konuda söyledim. Kendimden kaçmak adına… Kendimi acındırmak adına belki de. Belki de sahiplenilmek adına… Ailemin istediği o hayırlı damadı karşılarına çıkarmak adına… Ama her zamanki gibi yanlış adreslerde... Onların sevdalarını bildiğim halde arkama bakmadan gitmeyi göze alarak uzaklaşmayı da bildim… Ama aynı günaha bir kez daha girerek…

Bir ömrü harcamışım sahipsiz kollarda… Kim bilir belki de o üniversiteye hiç gitmemeliydim… Ama biliyorum benim kaderimde varmış bunları yaşamak… Ve yaşıyorum… Allah ıh izniyle tövbemi ettim… Ve bir daha inşallah böyle bir duruma düşmeyeceğim… Hayatımda kimler varsa bunu bilen her birinden teker teker uzaklaşma kararı içindeyim ve bunu bugün hayata geçirme adımını attım. Bismillahirrahmanirrahim.

En çok kafamı kurcalayan da ne biliyor musunuz? Ben ailemin öğrenmesinden korkarken bu kadar onların yüzüne nasıl bakacağım diye… Ben Onun huzuruna çıktığımda ne diye çıkacağım… Nasıl bakacağım… Dillerim neler söyleyecek… Kendimden kaçarken, orada hangi gerçeğimden kaçabileceğim… Görebilecek miyim Peygamberimin(sav) o nur yüzünü… Şefaat edecek mi bana ve benim gibi nicelerine… Korkularımdan Rabbime sığınıyorum…

 

Selam üzerine olsun Elif kızım. İzninle sana Elif diye hitap edeceğim. Elbette O’na sığınacaksın. Başka bir kapı yok ki. Er yada geç herkes sonunda Allah’a dönecek, rahmetini dilenecek… Geç kalanlar erken dönenlerden daha mahcup, daha fazla yıpranmış acı çekmiş olarak dönecekler. Yeterince pişmanlık duyanlar elbette affedildiklerini görecekler ama acı çekmek bir süre daha devam edecek. Çünkü tertemiz olarak gelenlerle, affedilerek gelenler arasında bir fark mutlaka olacak. Keşke diyeceğiz hiç yanlışa düşmeseydim, sürekli yolculuktan alıkonmasaydım da menzilinde önde olanlardan olsaydım.

Sonra kendilerine tövbe kapısının açılmadığını gördüğümüz kulların durumu teselli nedenimiz olacaktır. Beynini kesin hükümlerle tembih etmelisin… Asla dönüşü olmayan bir Nasuh tövbeye kilitlenmelisin. Ve namazlarını hiçbir nedenle aksatmamalı, zikirlerine ara vermemelisin tespihi en az kırk bir gün devamlı yaparak kendine bir kapı aralamalısın. Gerisi kolay gelecek… Seni günaha davet eden cezbelerden bağların yavaş yavaş kopacak, hakka yakınlaştıkça huzurun, dünya cennetinin cazibesi seni çekip çevirmeye başlayacak. Bugünkü arayıp ta bulamadığın huzur ve mutluluğu yakalayacak, şükür eden yanını güçlendireceksin. Allah’ın rahmetinin seni sarıp sarmaladığını gördüğünde bu günlerin için daha çok acıyacaksın. ’Bu iş böyleydi de ben neden daha önce Allah’ıma yakın olmadım’’ diye yerineceksin. Hadi yolun açık olsun… Allah seninledir. Eğer bağışlamayacak olsaydı sana tövbe etmeyi nasip etmezdi. Şeytanın vesvesesine yüz verme artık. Her ne yönden yaklaşırsa o yönü Eûzü besmele ile kapat. Zikirlerini yüz adet artırarak nefsine tehditler savur. Eğer çektiğim sayıdan şikâyet edersen ey nefsim yüz adet daha artırırım de. Sana en içten dileklerimle katılıyorum. Dualarımda olacaksın… Şeytan sana yakınlaşınca Allah’ı ve resulünü hatırına getir. Benim yazılarımı oku, resmime bak. Şefkat ve merhametin vesilesi olduğumu hatırla. Kuranı kerimi oku. Baba şefkatiyle yardım ettiğimizi unutma.

Selam en selame

CEVAP VER