Esra’ya mektuplar (09) Yanınıza gelmek istedim

0
1215
Esra’ya mektuplar (09) Yanınıza gelmek istedim
5 (100%) 2 votes

Hayırlı geceler hocam

Hocam ne kadar da tevafuk… Bugün o kardeşim için ne kadar çok üzülmüştüm… Namazda ona dua etmiştim. İkimiz için de istiğfar etmiştim. Onun yazdıklarını okuyamadım. Hepsini silmişti, herşeyi silmişti… Ve içim o kadar sıkılmıştı ki, onun durumu için… Mesaj atacaktım buradan ona, dualarımdasınız ve yalnız değilsiniz diye, ama atamadım… İçim çok garip oldu hocam… Size inananları, size güvenenleri nasıl da aydınlığa taşıyorsunuz… Ama içim o kadar tuhaf ki şuan, o kardeşimden dolayı… Sadece iki yazısını okuyabildim. Hatta mesajınızı görmeden önce onun sayfasındaydım… Hocam her şey birbiriyle bağlantılı, Allah herşeyi nasıl da düzene oturtmuş… Çok garibim hocam, çok garip… Yanınızda olmak istiyorum…
Sevgili Esra,

Hazreti Mevlana Mesnevisinde der ki;
’hazine arayan hiç mamur yerler de arar mı, gerçek hazine viranelerdedir.’
Allah’a en yakın kimdir dersen, günahlarına tövbe etmek için secdede olanlar derim. Onların dualarıyla Allah arasında hicap yoktur.
Ayrıca insanların birbirlerine ettiği dualara da hicap yok. Efendimiz buyuruyor.’Birbirinize günahsız dillerle dua ediniz.’ Günahsız dil var mıdır ya Resulullah diyen sahabeye;’birbiriniz için ettiğiniz dualar günahsız dille edilmiş dualardır,’buyurur.
O kardeşin için ettiğin duanın değerini tam bilseydin durmadan dua ederdin, ama bütün düşmüşleri içine katarak.
Hikmette uzaklık yoktur. Sen benimlesin, ben seninleyim. Bak nasıl senkronize olmuş durumdayız. Fark ediyorsun değil mi. Konuşana değil, konuşturana bak sen.

Gelecek güzel gelecek.
Rahmeti sonsuz Allah’ın rahmet eli üzerimizde inşallah.
Yarın bir arkadaşına çay ısmarla. O çayı benim içtiğimi farz et.
Gözlerinden öptüm. Sağlıkla kal.

Tarih:25 Kasım 2008 Salı 20:30:06
RE: RE: RE: hayırlı geceler hocam

Sevgili Esra,
Bak sana ne gönderiyorum. Okumaya yetişemediğin o yazılardan biri… Herkes için alınacak dersler var. Hele senin için…

SAÇLARIMA KOKUNU MU BIRAKTIN ANNE?
Bugün ayın kaçı? Hangi aydayız? Mevsimlerden ne? Hatırlamıyorum. Hafızam yerinde değil mi yoksa? Ama yoyo hatırlıyorum çoğu şeyi. Silikte buğuluda olsa. Kötülükler ağır mı basıyor ne. Bir cehennemdi ya da bir yangın yeri. Ben daha onbeşimdeydim, ihtişamla sefaletin bir arada bulunduğu bir şehirdeydim. Az önce, çok değil bir iki saat önce annem vardı, kardeşim vardı, komşularım, akrabalarım vardı. Neredeler peki şimdi?
Burası çok karanlık, bir odadaydım bir yatakta. Sevdiklerim hayattayken hala. Nefes alamıyorum. Sağ kolum ve sağ bacağım üzerinde bir ağırlık var. Alnımdan başlayıp gözlerimden süzülen bir ıslaklık bir sıvı, korkuyorum. Sesler duyuyorum hiçbiri yanıma uğramıyor. Saatler geçiyor sanırım. Öylece olduğum gibiyim canım çok acıyor kımıldayamıyorum. Anneeee. Kardeşiiiim.
Duymuyorlar, duymuyorum.
Sonra bir ağlama sesi, Kardeşim.
“;Nerdesin, iyi misin, nefes alabiliyor musun?”; diyorum.
“;Karnımda, ayaklarımda bir şey var acıyor abla”;diyor ve soruyor,
“;Annem öldü mü?”;
“;Sakin ol. Birazdan çıkaracaklar bizi buradan. Annem uyuyor şimdi. Güçlü olun kurtulacaksınız dedi”;diyorum. Bu ona söylediğim en son yalan oluyor.
Enkazdayken bütün zamanlar belirsizleşiyormuş meğer. Belki bir, belki iki saat konuştum onunla. Uyumamalıydı. Sustu. Bir daha sesini hiç duymadım.
O daha çok küçüktü. Üzerindeki onca demir parçası, onca beton yığını onun kaldırabileceği yük değildi ki.
Ağladım, ayak sesleri duydum, gün ışığını gördüm. Beni bir ambulansa götürüyorlardı. Direndim. Hemen enkazın başına geri dönüp, alnımdan kanlar akarken, parçalanmış ellerimle sağa sola atmaya başladım, taşları. Annem, kardeşim, akrabalarım, komşularım dedim.
Gözlerimi kapattılar. Bir tanem, kardeşim kanlar içinde bırakmış kendini birilerinin ellerine. Ve annem tanınmayacak halde. Annem… Aynı anda yakınlarımın cesetlerini görüyorum.
Ve sağ olanlar.
Hiç biri mutlu değil. Nefes alıp vermek anlamsızlaşıyor o anda. Bir cami avlusunda sayamayacağım kadar çok tabut koydular önüme. Hangisine ağlamalıydım, hangisine yalvarmalıydım, beni de götürün diye. Annemi kaybettim, kardeşimi kaybettim, yakınlarımı, arkadaşlarımı, herkesi kaybettim.
Yıllar geçti. Ben hala o tarihini bilmediğim gündeyim. Yasım hiç bitmedi. Bazen öğrenciler görürüm sokakta. Deli olduğumu düşünmeyeceklerini bilsem, ya da onları korkutmayacağımı, boyunlarına sarılıp doya doya öpmek isterim.
Yapamam.
Kardeşim hangi delilik unutturacak seni?
Anne. Anne, ne demek?
Bir genç kızın annesinin olması nasıl bir şey? Kokunu unuttum anne. Geçen gece rüyamda gördüm seni. Öyle sarıldım, öyle bir öptüm ki, sıcaklığın tenimde hala annem. Uyandım, bir koku duydum. Sandım ki geldin. Işığı açtım baktım yoktun. Saçlarıma kokunu mu bıraktın annem.

Çok ağladım. Ben sensiz çok zor günler geçirdim. Varlığını hissetseydim, yanımda olsaydın, gölgen yeter miydi kızına? Eğer gelmeyeceksen, bırakmıyorlarsa seni, beni al yanına. Olduğun yere götür beni. Tut elimden anne. Bari sen tut.
Yine de beni merak etme. Ben iyiyim sağlığım da iyi. Bazen rahatsızlığım nüksediyor ama tedaviye başlıyorum, hemen toparlanıyorum. Hep okumamı isterdin; okudum anne. Mesleğim var, param var, etrafımda yönettiğim onlarca insan var… Yetmiyor. Eksik… Nerdesin? Yoksun, anne. Birkaç ay önce teyzemle konuştum. Senin, babamın, kardeşimin resimlerini istedim ondan. Bir tek anı bile kalmadı ya sizden yadigâr. Postayla gönderdi. Büyütüp salonumun duvarına astım. Hep benimlesiniz, hep sizinleyim şimdi.
Çok özledim annem.

Tarih:25 Kasım 2008 Salı 21:48:35

RE: RE: RE: RE: hayırlı geceler hocam

Susmak istemiyorum artık, gülmek istemiyorum… Ağlanacak o kadar çok şey var ki… İçim yanıyor, içim… O kardeşim, ailesi olmadığından dert yanıyor, üzülüyor, ağlıyor… Bense onların kıymetini bilemedim. Dinlemedim onları. Dinleseydim böyle olmayacaktı belki de… Her gün öpüp kokladığım bir kardeşim var. Sımsıkı sarıldığım, gözlerinin içine baktığım… Her gün yemeğimi yapan bir annem var, her gün sarılmayı bekleyen bir babam… Bir ailem var… Onlarla kaldığım… Abım var, ablam var… Her şeyim var… Ama ne durumdayım, ne haldeyim… Ondan daha kötü durumda nasıl olabilirim… Nasıl nasıl ağlayacağımı şaşırdım artık… Ben bende değilim… Allah´ım… Ben kendimi kendi elimle ittim kör kuyulara… Her şeyim varken, kıymet bilmezliğim sonum oldu… Bin pişman olduğum geçmişimin yaşanmasına sebep oldu… Daha dün, önceki gün, bitti dedim, o geçmişe dönmeyeceğim, o geçmişe beni tutsak edeni uzaklaştıracağım kendimden, çevremden… Artık dedim. Allah için olayım… Günahlarıma ağlayayım… Şimdi, şimdi Allah, tek tek döküyor hatalarımı önüme…
Ben anneme babama da asiymişim… Onları yeterince sevmemişim… Kaç kez kırdım gönüllerini babamların, annemlerin… Neden peki… Bir hiç uğruna… Şimdi bin pişman olduğum, o geçmiş uğruna… Nasıl bir gaflet… Nasıl…
Nasıl şükretmeyeyim şimdi ben… Nasıl… Ailem varken yanımda… Allah ´ım affet beni… Baştan başlamam imkânsız hayata, ama yeniden doğdum ben, yeniden doğuyorum… Sancısını çekiyorum… Ağlıyorum… Artık ağlamak ne kadar güzel… Senin için ağlamak… O kardeşim için ağlamak… Allah´ım demiştim, hatalarımla geçmişimle yüzleştir beni… Tek tek af dileyeyim… Diliyorum işte şimdi, tek, tek… Unuttuğum o kareler de geliyor aklıma… Nasılll… İnsanlar babasızlığın, annesizliğin acısıyla küserken hayata, ben onlar var diye mi küsmüştüm bir zamanlar… O bağırmalar… O üzmeler, kırmalar… Utanç dolu o günlerim… Ah Allah´ım… Peygamberimi göreyim… Beni affettiğini bileyim… Kıymetlerini anladım annemin, babamın, kardeşlerimin… Onların yeri başka, bambaşka… Dedikleri hep benim iyiliğim için…
İsra suresi geldi şimdi yine gözlerimin önüne… Orada da “öf” bile demeyin diyordu… Ama her günüm öff idi. Ama içimden, ama dışımdan… Ben de bir gün, nasip ise anne olacakken… O durumlara gelecekken…
Arınıyor muyum yoksa gözyaşlarımda… Hatalarıma ağlıyorum çünkü… Allah istemeseydi çıkmazdı bu yaşanmış olay karşıma, hatırlamazdım annemlere yaptıklarımı… Şimdi daha bir tuhafım kendime karşı… Kendim olmaya başladım… Allah´ın istediği gibi olmaya başladım… Günahlarına ağlayan bir kulum, artık… Nefret etmiyorum kendimden… Ama geçmişimi hiç sevmiyorum. O ben olamam, olmamalıyım… Olmamalıydım… Bir daha asla dönmemeliyim…
Annem babam… Onlara seslenebiliyorken anne baba diye demeliyim… Onlara, onları çok sevdiğimi söylemeliyim… Gönüllerini almalıyım… Af dilemeli ellerini öpmeliyim… Ardımdan dua eden, hep dua eden annemi nasıl kırayım şimdi… Nasıl üzeyim… Kardeşimi… Sevgimi beklerken benden… Gözlerine bakıp nasıl bağırayım ona… Hem de onu çok seviyorken, nasıl kırabiliyordum… Gerçekler… Hakikatler… Günahlar… Af dilemeler… Af edildiğini bilmeler…

Ağlayayım, bir ailem olduğu için ağlayayım… Şükredeyim… Ya olmasalardı… Onlar varken bu haldeyim ya olmasalardı… Allah´ım nasıl bir lütuf bu… Nasıl bir merhamet bu… Gözlerimin beyazını görüyorum, karanlıkta… Yaş dolu… Pişman. Bin pişman… Kimse gelmese de odaya ağlasam, sırasıyla tüm geçmişime…

Nasıl bir bollukta olduğumu görüyorum artık… Ailem var, sığındığım bir evim, yuvam. ANNEM… Babam. Kardeşim… Her gün şakalaştığım abim… Ve bana nurtopu bir yeğen veren, anne ablam… Allah´ım… Şükürsüzlüğüme ağlayayım… Şükürsüzlüğüme rağmen ikramlarına…
Ben kendim koruyamadım kendimi… Kimsede yok suçç. Kendimde, tek kendimde… Cahilliğimde, bilgisizliğimde… Gururumda. kibirimde… Cesaretsizliğimde… Farklı arayışlara girmek istememde… Girdim işte ne oldu… Battım günahtan… Kırdım gönülleri, yıktım umutları… Şimdi toplamaya çalışıyorum, ben beni… Allah yardım ediyor ama… Hissediyorum… Ağlamamı da o istiyor… Arınmamı… Hep günaha bakmadı mı bu gözler… Ağlasın artık, vardığı yere kadar…
Allah a sığınmadığım o anlar, saatlerce insanlara ağlayışlarım hıçkıra… Ama annem yanımdaydı, ablam, herkes… Unuttuğum Allah yanımdaydı.

Allah tüm duaları kabul ediyor… Tüm duaları… İnanmıyorum duam kabul olmadı diyen insanlara… İnsanların sevgisini istemiştim O´ndan… Verdi… Hiç tereddüt etmedi… O´nu unutmayı diledim, unuttu gönlüm, yüreğim, bedenim… Gaflete daldım…

Ama şimdi O´nunla olmak istedim yani, O istedi… Allah istedi… Şimdi O´nunla olmak dileğim, arzum, duam… Affet beni dedim, geçmişimle yüzleştir… Kabul etti… Kabul etti dualarımı… Verdi kendisini bana… O´nu sevenlerin sevgisini… Rahmet ettiklerinin sevgisini… Ve şimdi de yüzleştiriyor geçmişimle… Yüzleştiriyor… Nasıl şükretmeyeyim şimdi… Nasıl… Nasıl… O ki diyor, ağla… Ağlama vakti Esra ağlama vakti…

Not: Yazışmalarımız kurgu değil gerçektir. Bu mektupların sonunda bilinen onlarca kızımız, kadınımız hayatını düzene sokmuş, samimi birer insan, kendilerince birer mü’mine, Allah ve Muhammet sevgisine muhatap kul olmuşlardır. Mektuplarımız devem edecek. Nasıl ve ne ile kurtuluşa erdiklerini kendi ifadelerinden anlayacaksınız.

CEVAP VER