Esra’ya mektuplar (25) Ağladığıma bakmayın

0
1201

Selam en selame hocam

Nasılsınız… Ben elhamdülillah iyiyim hocam. Ağladığıma bakmayın sakın şükür, hüzün karışık ağlıyorum… Nazlıcan ı okudum biraz önce… İçimde sakladığım kim bilir ne var dedim kendime… İnsanlar o kadar nefislerinin esirleri olmuşlar ki, hiç düşünen yok karşısındakini… Varsa yoksa kendi nefsi arzuları, istekleri… Ama acıyı çeken hep kızlar, kadınlar, anneler. Hani görmedim; yok taciz yüzünden, yok başka şey yüzünden ağlayan bir erkek… Neden peki… Allah bizi mi sınıyor, yoksa erkekleri mi… belki de iki tarafı da… Bizim sabırlı olmamızı istiyor, onların nefslerine sahip çıkmalarını… bilmemezlikten gelerek, anlamamazlıktan gelerek, alttan almaya çalıştığım o anlar geldi şimdi aklıma… Dilime bile getirip söyleyemiyorum hocam, söyleyemem de… Çünkü benim haramım değil… Ama alttan almak, öyle olmadığını düşünmeye çalışmak, kendini öyle kandırmak ne acı veriyor… Bu yüzden ağladığım, herkesten nefret ettiğim anlar geldi aklıma… Şimdi de ağlıyorum ama bilmiyorum ki ne zamandır ağlamıyordum. Sanırım deşildim sonunda hocam. Serkan’dan kurtulduğum için o kadar mesut, rahat, huzurluyum ki….

Şimdi ağlamam onun için değil… ahh hocam… Yanlışlarda alttan almaya çalışmak ne kadar acıtıyor canımı. Şimdi neyden bahsediyorsun acaba diyorsunuz hocam ama, diyemiyorum ki… Diyemem ki… Ama artık o da geldi aklıma… Bundan sonra da yine ara sıra belki de karşılaşmaya devam edeceğim bir mevzu iken… Bir tek Allah´a, karşılaşmayayım diye duada bulunabilirim hocam… Artık içimde ki yılanı da istemiyorum… Gaflete dalmaktan da çok korkuyorum… Biliyor musunuz hocam, yakın zamanda benim doğum günüm var, hüznü sardı bile şimdiden… hep düşünüyorum.. koca yılları arkamda bıraktım ama, çöplük hepsi.. Bomboş… Allah adına hiç bir şey yok. Olanı da günahlarım silip götürdü zaten… Şimdi doğum günümde yeniden doğsam keşke diyorum, çıksa şu yılan içimden… Bazen hiç hissedemiyorum, nereye kayboldu diyorum, kendi kendime… Bazen de öyle bir hissettiriyor ki kendisini…

Bugün aklımdan şey geçmişti, hocama birçok insan kız yardım için danışıyordur diye. Ben de sürekli mesaj atınca çok yoğun olursunuz, çok zorlanırsınız diye geçirmiştim içimden hocam ki yayınladıklarınızdan öyle olduğu anlaşılıyor… Kim bilir kaç kız yardım için başvuruyor size… Allah´ın da izniyle sizden istifade ediyor… Hamdiye’ye de şey demişsiniz hocam Esra’yla yorulduk, sizi ne kadar çok yordum acaba diye düşündüm hocam. Kendim çırpınırken hep yanımdaydınız, hep destekçimdiniz, benimle beraber siz de çırpındınız. Kurtulmam için, arınmam için siz de ağladınız, benimle bir oldunuz… Şimdi ben de sizinle bir olmak istiyorum. şu yılandan bir kurtulsam… Ölmeden ölmek istiyorum… Hakk âşıklarından olmak, hep öğrenciniz olmak, ilminizden faydalanmak istiyorum…

Ahh hocam, sanki ağlamak için sizi bekliyordum, kaç gündür. Yayınladıklarınızı okuyunca içime öyle dokundu ki şiiriniz, yazınız… Hala susamadım gitti… Sizi çok seviyorum hocam. Çok seviyorum… bir gün görmek, elinizi öpmek de nasip olur inşaAllah….

Mutlu muyum, hüzünlü mü niye bilmiyorum ama ağlıyorum… Neye ağladığımı buldum hocam… Geçmişime ağlıyorum… Boşa giden yıllarıma… içim acıyor kaç gündür yanıyorum….

Geceniz hayır olsun hocam… Ellerinizden öperim…

 

-Çifte selam Esra, selam es selame

Teşekkür ederim… Elhamdülillah iyiyim. Sen de iyisin inşaallah… İçinde kendi iraden olmayan hiçbir günahtan sorumlu değilsindir. Hele ergenliğe girmeden yaşadıklarından asla sorumlu değilsin. İslam öğretisinde günah sorumluluğu ergenlikle başlar. Mükellefiyetler de. Namaza yedi yaşında başlamamız, oruca on iki yaşından sonra alıştırılmamız önerilmiş… Zekât zengin olunca, haç ibadeti ise sorumluluklarımızın birçoğunu yerine getirdikten sonraki varlık durumumuza göre şartlanmış.

O nedenle geçmişle hesaplaşırken insaflı olmak durumundayız. Ayrıca birçok günahlarımız zaman içinde yaptığımız iyilikler ve ibadetlerle affa uğramıştır. Allah her suçumuza ceza vermekte acele etseydi yeryüzünde insan nesli tükenirdi. Sorumluluğumuzun az olduğu birçok günahımız hemen affedilir. Efendimiz her namaz, iki namaz arasındaki günahlara kefarettir, buyuruyor.

Bizi hasta eden ve geleceğimizi karartan günahlar, büyük günahlar olarak nitelenen günahlardır. Onlarda bile ısrar yoksa ilk pişmanlıkta affı söz konusudur. Ayet ve hadislerde bunlar açık biçimde anlatılmış. Ruh sağlığımızı, beden sağlığımızı, toplumsal ilişkilerimizde yıkımları yaratan kusurlarımızda ısrarlı olmamızdır.

Umarım doğum gününden önce beklentin gerçek olur. Olmaz da sonraya kalırsa yeni yaşının hediyesi sayarsın, kurtuluş anında oluşacak cennetini. Hikmette aceleye yer yok. Güzel geleceğine gelmesi için zaman tanı. İçinde bulunduğun halin tadını çıkar. Hastalıktan iyileşirken, adım adım ilerlerken yeniden kurtuluşa, şükürlerle hafızaya kazınan anlar gibi, bütün teferruatıyla kazı zihnine. Gün gelir birçok hayal gerçek olur…

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.

Sevgiyle kal.

CEVAP VER