Ey dünya ahiret dilberim

0
1409
Ey dünya ahiret dilberim
5 (100%) 6 votes

Ey dünya ahiret dilberim

Ben daima O’na muhtaç olduğumu günah işlerken bile vicdanımla olmasa da hemen tövbe ettim. Emir öyle diye. Geçmişimi silip attı Rabbim zihnimden. Binlerce kez şükürler olsun. Teslimiyetimi kaybetmeme sebep oluyorlar. Haklısınız kızarken bile onlarla da ‘bir’ olduğumuzu düşündüm. Ama dost elinden bade içmek nefsimden ötede iken, bunların arasında kalacak kadar alçalmış mı oluyorum diyorum. Korkuyla namaz kıldım hocam ya. Endişe titreşimi veriliyor. Net olamıyorum. Sol yanımdan namazda iken o kadar çok nur geldi, bir şeyler hareket etti ki. Ön tarafımda olan nurlar her zamanki gördüğüm nurlardı. Ama bu solumdaki hareket eden ve bana sağanak sağanak nur yağdıran… Bu nedir. Bilmek istiyorum. Teslimiyetimi kaybetmek istemiyorum hocam. Benim elimde değil hiç bir şey. Kibrimden kurtulmalıyım hocam. Kibrimden oluyor belki de. Tertemiz olmak, birilerine karşı dik durmama vesile olurken kibri de beraberinde getiriyor. İsmimin zulmetleri bu da galiba. Himmet istiyorum mübareklerden sürekli. Direk Resulullah’tan istiyorum, Analarımızdan yardım geliyor. Sahabeleri düşünüyorum. Onlardaki iman gücü… Aşk… Korkmadan yılmadan savaşmak. Bir sahabenin yerine bile koydum kendimi bugün. Şimdi zemzem suyuna saffat suresini ve bir teşbih nas suresini okuyup içeceğim.

Sağında da o var, solunda da ey can. Her yanından sana nur yağdırıyor daha ne. Sev ve sevil. Seni kemale erdirmek diliyor mevlamız. ‘’Korkma! Çepeçevre benim seni saran’’ diyor. Korkutan benim, korkan benim. Yak şu aklını yoksa perdenin arkasına geçemezsin. Teslim olmadıkça, canım sana feda demedikçe acıların bitmeyecek. Ölmeden önce öl de belbasü badelmevt yeniden diril.

Kıyamet – 1

Kıyamet nasıl koptu;

Gördün ya…

İlkin kıtlık geldi,

Ot yedi insanlar bir /bir.

O günde

Ne gurur kalmıştı/ ne kibir.

 

Sürüler gibiydiler/vahşi

Kapış kapıştı o ot yiyiş…

Ne tiksinmeleri vardı,

Ne irkiliş.

 

ll

Gördün işte.

Kıyametin koptuğu o günde;

Ot ta bitti sonunda.

Dayanır mı onca kapışmaya.

 

lll

Sonunda bir beyaz nûr;

Cami kubbesine benzer biçimde…

Bir nûr ki,

Şeffaf, süt beyazındaydı,

Kuşattı, kavim/kavim insanları.

Gördün ya…

Senden olanlar, hep yanındaydı.

 

lV

Ne evler yıkıldı,

Ne yer yerinden oynadı…

Sadece açlık ve esaret vardı…

 

Mümkün mü o nûru delip dışarı çıkmak…

Sünger gibi esnek, yumuşaktı

Ancak çelikten de dayanıklı.

Kıskıvrak yakalanmıştı/ tüm insanlar…

Yanlarında yalnız günah ve sevapları var.

 

V

 

Gördün…

Dümdüz bir yoldan giderken

Yıllar önce ölmüş Mevlevileri

Nasılda dipdiriydiler

Güleç güleçti yüzleri

Apak nurluydu tenleri

 

Kimi nöbette kimi uykuda

Nur içinde nur yüz benleri

Ne bedenleri yıpranmış

Ne soğumuş tenleri.

 

Vl

Rehberin verdiği cevaplar haklı

Tabii ya…

Henüz dünya ile bitmedi işin

Her şeyin bir vakti var.

Unuttun mu?

İzin çıkarsa ilâhi çevrelerden

Ancak yükselir dualar gönüllerden

İlmin büyüğü sabırdı hani…

Hay hak…

Her olay/ ilahi bir kanuna bağlı.

Muharrik bir kuvvet olmazsa,

Deprenir mi hiç tabiat…

‘Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.’

Her şey, başka bir şeye bağlı.

 

Vll

Kısa, hafif meyilli çıkışı

Nereye vardırmıştın

Unuttun bazı şeyleri değil mi?

Ama hatırlıyorsun

O çetin dik eğimi

Ve bir meyveden yediğini.

Ne kadar da lezzetliydi.

 

Vlll

Daha sonra,

Doksan dereceyle indiğin o kuyu…

Ve

Üzerine dökülen sicim gibi suyu

Kıvrım kıvrım inmiştin en derine

Hızlı bir inişle varmıştın yerine.

Nâfiz vardı…

Hidâyet vardı, değil mi?

Daha çok çalışman istenmedi mi?

lX

Üzülme her şeyin vakti var azizim.

Allah hangi yarattığını terk etti.

Sen yolunda devamla çalış…

En çok da sabretmeye alış.

 

Gün gelir razı olduğunu söyler

Hakk

Sen onu seviyorsun ya

O da seni seviyor mutlak.

Gül bedenin doğruya hizmetle solsun.

Maksadınla çaban Hakk için olsun.

 

Yeter…

Yalvarmaların umutsuzca olmasın…

Kimin niyeti kötüye ise

Ebeden vuslat bulmasın.

 X

Ne bu hal böyle…

Yağan her damla yağmur gözyaşın sanki.

Gönlün de rahmetle dolu olsun,

Başın gibi.

 

Xl

Gördün ya…

Kıyamet nasılda koptu.

Hakk katında gazap değil;

Rahmet çoktu.

 

Hacı Ali bayram

1977 / Sarayönü

Sabah kalktığımda kuyruk sokumum ağrıyordu. Orda acbuzzeneb denen nurdan bir öz var. Öldüğümüzde bile çürümeyen, nurdan beslenir bunlar. Tedavilerde çok şahit olduk. Rahim bölgemi de hissetmiyorum sanki. Korkmaya başladım. Yine bir şey mi yapıyorlar diye. Siz hep umut verici konuşuyorsunuz. Hep pozitif… Bu da imandan geliyor. Olumlu düşünme konusunda emekleme safhasındayım, bütün sıkıntıların temelinde olanlardan biri de bu belki de.

Kalbim ferahladı… Allah razı olsun.

Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler. Sabret. Zamanın melhemlerini bekle. Onlar korkudan endişeden beslenirler. Beleyip büyütme şunları: ”e la inne evliyaullahi la havfün aleyhüm ve la hüm yehzenun” oku. Sağ elini kalbinin üzerine koy, oku oku. İçinden yeter hükmü gelinceye kadar oku. Sonra elini kaldırmadan mesh ederek elini sağ koltuk altına kadar çek. Orada dur, 3 kere daha okur. Selam ve dua ile.

 

Bir Varmış İki Yokmuş

Sen ay dost

Dağları aldıkça diline

Şiirine

Tadına tat kattıkça enfüsi güzelliklerin

Nehirler göller dolusu gizemlerle

Musa’nın Tur’u,

Muhammed’in Hıra’sı gelir yâdıma

 

Hızır’la buluşmalara yenik düşerim

Altı ay bir güz gider

Dere tepe düz gider

Kızarmış azığımın

Dirilmesini beklerim

 

Mecmu al Bahreyn’e kilitlenir

De

Topyekûn arzularım

Kırk bir gün

Kırk bir geceye ekleyip

Geçmişin / geleceğin vebalini

Ahirime umut genleri eklerim

 

Tur’un Haran’ın kutsi değerlerini

Biteviye

Ardı arkası kesilmeyen ilhamlarla

Şu naçiz sıska bedenime yüklerim

 

Bir yanım Musa

Bir yanım Hızır

 

Kendi kendimi tembihlerim

Bir de, İki deme derim

Ayrılığı isteme

Ey cahil nefsim

Dayanamazsın hasrete

 

Yeminler ederim dört kitap üstüne

Sorgularla

Sürekli tazelerim inançlarımı

Keşiflerimin, irfanımın ışığında

Makam-ı Mahmut

Zühre’ye sabitleyip hizmet tahtımı

Biteviye

Yıldızlardan çelenkler çivilerim kamer büstüne

 

O yüzden

Bütün dağları sırtımda bilirim

Cümle mağaraları içimde

 

Âlemlere kök salan, tazeleyen

Öldüren,

Hem dirilten

Bir hücrenin çekirdeğine gizlenirim

Ahir zamanın şu bilindik şerlerinden

Gündüzlerin rahmetini hülyalarla yer

Gecelerin zulmetini rüyalarda içerim

 

Her çilenin bitiminde

Yeniden tazelenir

Safi nur münezzeh ruh ’um

Bütünlenir eşleşir abid nefsimle

Birleşir iki deniz

Mecmu al Bahreyn’de kaybolurum.

 

Düzenli zikrine müptela olur da dilim

Ey yar yar yar yar yar yar yar

Aşkınla yanar bağrım hem serim

Faş ‘etmek için aleni sırrımızı

Bir kez daha

Meğer ayrılık kör gözeymiş

Bir varmış iki yokmuş derim

Alanya /01-06-08

Ne güzel, ne derin bir şiir. Gece zemzem suyuna dediğim gibi okudum. Sabahladım. Namazı kılıp yattım. Rüyamda Allah dostlarının halka kurarak oturduğunu gördüm. Âlim kıyafetli kişiler. Yedi kişiye kadar vardılar. Onlar bir yol üzerinde gibi. Annem babam ben de yolda gidiyoruz. Onların yanına varmadan hemen önce ‘’La ilahe illallah’’ dedim havalandım. Uçtum. Annem babam da bana bakıyorlardı. Sonra bu mübareklerin yanına vardık. Bir sahabeydi zannedersem. Geç evlenmiş bir hanımın evine vardık. Annem de yanımdaydı. Eve misafir olmuştuk. Eski zaman evlerinden. O kadar zarif, nahif, bembeyaz yüzlü, uzun boylu, otuzlu yaşlarda bir abla. Onunla Konuştuk. Tam olarak hatırlamıyorum. Ama neden geç evlendiğini vs. anlattı. Parmağında bir altın yüzük vardı. Taşlı. Aldım taktım biraz. Hatta parmağımda unuttum bir süre. Sonra ona geri verdim. Sonra başka bir rüya gördüm.

Kâbe’de zemzem akan yerler yok mu? Oralar duş yeri ve ben çıplaktım. Orada suyun altında duş aldım.                                                                                             Dün okurken annelerimize de dua göndermiştim.

Selam es selame, azizem. Ne büyük dertlerin, acıların var anlattıkça beni de acıtan, ağlatan. Ve maşaallah ne büyük müjdelerin, mucizelerden nasipli keşiflerin var, seninle beraber beni de mutlu kılan, sevindiren. Sana nasıl cevap vermem gerektiğini bile unutturan bu hallerin… Ey hem dünya hem ahiret dilberim, gözün aydın olsun, harika şeyler söylüyor biiznillah rüyaların. Sabret bekle, kısmetin vaktin gelmesini beklemede. Hayatın yarısı sabır, diğer yarısı umuttur. Acılarla sevinçler ise beş dakikalık aralardan ibaret.

CEVAP VER