Hikmetli Mektuplar (12) Musa/Yuşa ve Hızır

0
1393
Hikmetli Mektuplar (12) Musa/Yuşa ve Hızır
5 (100%) 1 vote
''Musa-Yuşa ve Hızır''
Hayırlı sabahlar Ali ağbi.
–eşim yük gemilerinde çalışıyor. Aylarca uluslar arası sularda. Akşamları kamarasında çok vakti oluyor. Her gidişinde valizine kitaplar koyuyorum. blg. Dinleyip faydalanacağını düşündüğüm sohbetler, kitap okumaları indiriyorum benimde dinlediğim. Hepsini okuduğunu ve dinlediğini söylese de ben hiçbir etkisini görmüyorum onda. Yine blg. Bir sürü faydalanacağını umduğum dosya yükledim. Söylediğiniz zikirleri kâğıda yazarak verdim. Bilmiyorum artık ne olacak. Eşim bu yaşadıklarını değerlendiremiyor, nefsinden bildi. “ben Allahın ne kadar sevgili kuluyum, ne kadar iyi biriyim ki gör bak bana bunları yaşattı” şeklinde bir yaklaşım gösterdi. Döndüğünde yine pek bir değişiklik olacağını düşünmüyorum, çünkü o hiç düşünüp anlamaya çalışmıyor. Toplumsal yaşam algısıyla yaşayıp ölüp gitmek onun için doğru ve yeterli. Benim yapabileceğim çok fazla bir şey olduğunu sanmıyorum. Doğrusunu Allah bilir.

–Size de hayırlı sabahlar, azizem;
Eşiniz için bütün bu yazdıklarınızı ve daha fazlasını yaptıktan başka, bol bol dua ediniz. Allah’tan kendisini en doğruya iletmesi için düzenli niyazlarda bulunun. Her nefsin hidayete ereceği ezelde tayin edilmiş bir zaman dilimi vardır. O vaktin erkene alınması için Allah’tan yardım dileyiniz… Daha fazla yapacak bir şey yok. Sabırla, maddi manevi gelişmesi için çabalar ve dualarla bekleyiniz.

– abi; tezkireleri int. Aradım. zig zag diye birşey çıktı karşıma. Siz konuyu biliyorsunuz. Bir de hans von ayberg diye birisi. Yaşar Nuriye konuk olduğu tv. Programını izledim internetten. o adamın programdaki hal ve hareketleri izleyende çok güvensizlik yaratıyor. Yazdıklarını okudum; çok inanılır ve etkileyici. Sanki o adam yazmıyor mu diye düşündüm. Sizin bu kişiye itibar ettiğinizi gördüm. Siz ediyorsanız bende ederim kuşkusuz. Şimdi ayberg’in kitaplarını alıp okumaya karar verdim.

–Hızır tezkirelerini dünya Sayın Hans Von Ayberg’in kaleminden öğrendi.1980 yıllarda arzdan arşa seri kitapları yayınlandığında tanıştım kendisi ile. Yani kitapları ile… Uzun süre çölde susuz kalmış insanlar gibi içtik yazdıklarını. Türkiye’deki islami gelişmelerde, bilimle islamın çelişmediğini, kuranın alışılmışın dışında yorumlarının da olduğunu kendisinden izledik. O vakitler zamanımızdaki gibi kaynaklar yoktu. Çok şey kattı o mübarek zat, Türk ve islam âlemine.
Faaliyetleri ile öyle ses getirdi ki bir takım çevreler bundan rahatsız oldular.
Şeytan/deccaliyet öylesine üzerine gitti ki adamın, akıl almaz eziyetler, iftiralarla karşılaştı. Kitap yayınlamasını engellediler. Çektiklerini kendisi anlatmakla bitiremedi ki biz ne diyelim. Özetle ben kendisinden çok yararlandım. Birçok tasavvufi terimin açıklanmasını ilminde buldum. Kuran-ı kerimi onun eserlerini okuduktan sonra bambaşka bir bakış açısı ile anlayabildim. Kuranı kerimin sırlarına; basite indirgeyerek öğrettiği fizik ve astrofizik ön bilgileri ile ulaştım. Mümkünse bütün kitaplarını okuyun. Defalarca okuyun. Ben öyle yaptım. Şu anda, halen üç cildi masamın üzerinde. Bilmem kaçıncı defadır okuduğum eserlerini, beynimi tazelemek için bir ay önce yeniden okudum. Okumaya devam etmek için masamdan kaldırmadım. Velhasıl internetten ulaşabileceğiniz bütün yazılarını okumak sizin gibi düşünen beyinleri mutmain eder. Okuyun okuyun.

–şuan İnsan-ı kâmil’i okumaya çalışıyorum.(mücadele veriyorum=)ayrıca her gün kuranın Türkçesini okumaya çalışıyorum. Ve farklı anlamaya başladım sanki. Musa ile kardeşinin (Yuşa) gitmesi ve çantalarında balık, iki denizin birleştiği yerde Hızır’ı bulacak. Ama lafa dalıyorlar. Balığın suya gitmesi. Haberlerinin olmaması ve geri dönüp Hızır’ı bulması vs.
Musa ve kardeşi derken ruh ve (emmare) nefs olarak anlayabilir miyiz.?

—Maşaallah… Barikallah.
Bu olağan üstü hikâye neredeyse her şeyi ifşa, ama herkesin ilmine göre ifşa-açık eden bir ilahi misaldir. Evet; MU/SA’dan ve YU/ŞA’dan murat ruh ve nefistir. Yolculuktan murat zikirdir… Kızarmış balık (celali tecellilerle kavrulmuş kızarmış, neredeyse ölmüş nefis) hayattır. Zikir edilen esmalar hay ve muhyi esmalarıdır… İki denizden murat, acı / tatlı, yokluk / varlık, cemal /celal denizi, ruh ve nefis denizleridir.
Varılan mertebe KAMİL/Kemal mertebesidir. Hızır’dan murat Allah’ı kâmilen yaşamaktır / nuru tevhittir… Delinen gemi, Musa’nın oluşturduğu şeriattır… Delinmesinin hikmeti, (sünnetullah-fıtrat ) kemale göre kusurlu oluşuna işarettir…’’hatalı kurallar koydun habibim… Verdiğim vahiyleri yanlış okudun- anladın ve yanlış kurallar ihdas ettin’’ demektir. İtirazı; ilk anlayışını terk edemediğine işarettir. Öldürülen nefis MUSA nın nefsidir. Ve isyan etmesi, karşılaştığı yeni bilgiler karşısında,’’ bu yaştan sonra nasıl değişirim’’ itirazıdır… Yıkılmakta olan duvar, peygamberlik duvarıdır, hakikat ilminin duvarıdır…
Allah’ın celal denizi neredeyse kıyameti koparacak kadar Musa döneminde tecellide idi.
Bu söylediğimizle kastımızı Tevrat’ı okuyanlar iyi anlarlar. Sakin, kemal, cemal bir ilah yerine, Musa’ya hitap eden rab, çok öfkeli ve gazaplıdır Öyle ki bebeklerini bile öldürün diyebilmektedir. O nedenle peygamberlik duvarı dahi bu şiddetten sarsılmış yıkılacak gibi durmaktadır.
Musa as. Mazeretlerini özürlerle beyan edince o duvar tamir edilmiştir ki, altındaki hazine peygamberlik ilmidir… Onun iki nasiplisi de yetimdir. Biri babasız İsa as. Biri yine babadan yetim doğacak olan Efendimiz a.s dır dır. Bu hikâyenin açıklamaları bu kadar da değildir. Ciltler tutar. Açık edilmesi için ledün ilminin az/çok bilinmesi gerekir ki ‘’O sırlara temiz olunmadan yaklaşılmaz’’.sorularınızın hikmetli oluşu bu kadar açılmamıza sebep olmuştur. Ufkunuzun açılmasına bir nebze katkı sağlamaktır.
Musa as. İle hızır as. Buluşması hz İsa ile Hz Muhammedin gelişini mukadder kılmıştır. Çünkü Tevrat’ın inzalinde celal ağır basmış, kemal oluşamamıştır. Allahın muradı ise Kuran- Kerimdeki tekmile(kemale) ulaştırmaktır, islamı, insanlığı.

— balık çantada. İçimizde bulunan yani varlığımızdaki o nefyedilen nefes mi?

—Evet… Hayatın tamamıdır. Bütün mükevvenatın hayatıdır. Aynı zamanda her cana emanet edilen hayattır. Dünyadaki azığımız, hayatımızdır. Bitince geldiğimiz yere, rabbimize rücu ederiz.

— O göğsümde çırpınan kuş. Zikir ve namazlarımda hala çırpınıyor. Sabah uyandığımda da göğüs boşluğumda bu çırpınışı devam ediyor buluyorum onu. Ben sandığımız şey yani “n” harfi tam nerde bilmiyorum. Nasıl “n” yi yok edicez ya da aşıcaz bilmiyorum. O ndan başka birşey yok. Aklen biliyorum, ama nasıl içselleştireceğim bilemiyorum.

— Zamanla, zikirle, iki denizi birleştirdiğinizde, içselleştirmiş olacaksın. Sözle olmaz. Yaşamalısın. Bu da rabbimiz nasip etsin; zikirlerinle, tefekkürlerinle oluşacak. Nur-u Tevhit, yani Kişisel Miracını yaşamakla ikmal olunacaktır.

—Siz beyin zarından ibaret olduğumuzu yazmıştınız. Bu zar nerede, alt beyinle üst beyinin arasında olabilir mi. ilahi bilgilere ve boyutlara alt beyinden geçerek mi ulaşıyoruz.

—Üst beyin denilen yer o korteks denilen beyin zarıdır. Nefsi beyinlerimiz (AKL_I MAAŞ) dir. Dünyaya ait ne edinmiş isek bu beyindedir. Esas beyin ise evrensel beyindir ki bütün insanlığın ortak bilincidir. Ortak beyin/aklı KÜLL diyebilirsin… Evrensel doğrulara ulaşmanın yolu ise; ilahi NAS ile bilinmeyen ve görünmeyen KÜLL ün varlığını inanç yoluyla kabullenmek ve ona ulaşmak için gayret sarf etmektir.

—İki suyun kesiştiği yer orası mı acaba. Akl-ı cüzden akl-ı küll-e mi yolculuk edildi. İkisinin arasındaki sınır”iki denizin arasına nurdan perde koyduk “demiyor mu? Bu perde o beyin zarı olabilir mi. orada balık denize gitmişti. Deniz ilim ise. Zikir ve ibadetlerle alt beyne mi bu yolculuk. O sınırda hızır var. O götürecek. abi sanırım benim için o sensin. Yani bana öyle geliyor. Gemi delinecek. Ki bu nefs gibi geliyor bana, delemezsek kaybedicez. Ve nefsin dünyevi arzularını öldürürsek ikinci çocuk yani arınmışlık doğsun. Bunları yapabilirsek tamir edilen duvarın altında hazine var. Allahın ilahi lutfu. Ne kadarına layık olunabildiyse. Böyle anlayabilir miyiz, anlamak doğru olur mu bilemiyorum. Tüm ayetlerde anlaşılan ilk mananın çok fazlası var. Ve o hikâyemsi anlatımlar o günmüş gibi bir dille bize bizi, şimdiyi ve izlememiz gereken yolu ve metodu ve anlayamadığım pek çok şeyi anlatıyor.

—Evet; çok çok haklısın.

–Sanırım var olan hiç birşey aslında yok. Ben öyle anlıyorum ki biz ve dahi var sanılan herşey Allah’ın zihninde bir düşünceden ibaretiz. Titreşim. Şuurlu bir titreşim. düşünen o olduğuna göre düşüncede şuurlu olmalı, normal olarak.-ilminde ilmiyle -denilen bu olsa gerek. Bizler hala o zihindeyiz. Zaten hiç ayrılmadık. Onun dışında bir yer yok ki ayrılıp ta nereye gideceğiz. hz.ali ‘’el’anda öyledir ya rasulallah’’demişti. Yani hiç olmadı.
Hadid 3-”evvel ahir, zahir, batın hu dur. Hu dan dan gayri olarak hiçbirşey yoktur”yani bizim ben dediğimiz, benliğimiz bir sanıdan ibaret. Titreşimin kendini bağımsız sanmasıdır. Düşüncenin düşünenden gafil olması hali olabilir mi?

–Maşaallah. barikallah hak sizinle tefekkür yoluyla konuşuyor. Asla düşünmekten korkmamalısınız.

–Esfeli safilin-aşağıların aşağısına inin demesi, bulunduğumuz yerin aşağı olması değil, bizim yaradılış potansiyelimizi en alt seviyede deneyimlediğimiz hal, boyut manasına olmalı. Biz bu 5 duyuyla bunun böyle olduğunu kavrayıp gayret ederek yükselmeliyiz, algısal olarak ki, Ahsen-i takvim olduğumuzu söylüyor, kuran. Aslında dışarıda hiçbir şey yok. Her şey içimizde. Algısal olarak ilerleyeceğiz. Esmalar bizde. İbadet ve zikirle açığa çıktıkça yol alıcaz. Velhasıl Ali agbi, pek uzattım farkındayım. Karmakarışık bir şey oldu yazdıklarım, kafam gibi.

— Hayır, rahatsız etmediniz. Uzamış da değil mevzuu. Pek güzel düşüncelerdesiniz.
Yüksek dereceden isabetle tefekkür ediyorsunuz. Tefekkür ibadettir. Karşılığı anlayışınızın artması, Allah’ın cemal ve kemal nurundan aydınlanmanızdır. Zamanla inşaallah nuru tevhide ulaşırsınız.

—Kafamda bir dolu şey, evirip çevirip pazıla parça koymaya çalışıyorum. Öğrenmek istiyorum ama bu şekilde kendi kendine anlamaya çalışarak şok zor ve yanlış sonuçlara varmakta fazlasıyla mümkün. Bu konuda bana yardım eder misiniz? Bana öğretir misiniz? Kitap veya başka bir şey. Önerileriniz olabilir mi. hayırlı cumalar diliyorum. Selam ve dua ile

—Kuranı kerimi meallerden düzenli okuyup derinliğine anlamaya çalışmak,hadislerden ve efendimizin hayatındaki ayrıntılardan faydalanmak, sayın Ayberk gibi günümüz bilimi ile Kuranı Kerimi açıklayanlardan yararlanmak, İmamı Ceylinin İnsanı Kamil’i gibi tasavvufu felsefelerden yararlanmak, Mevlana’nın çağrışım yaptıran hikaye ve hikmetli sözlerinden istifade etmek ve dahaları.
Ama en önemlisi düzenli yedi vakit (beş vakte ilave edilecek gece namazı ve kuşluk vakitleri) namaz ve ihlâslı ve doğru tespit edilmiş zikirler yapmak menzilinize ulaşmanızı biiznillah sağlayacaktır. Zikirlerinizi inşaallah birlikte tespit ederek size katkıda bulunmaya çalışalım. Allah’a yolculukta en büyük tuzak yanlış zikirdir.

’ Bir şeyi basitleştirerek anlatmak gerekir; ancak daha da basit değil.’
Albert anıştayn

’ Ah Azizim;
İbadet ve taatımızla, zikirlerimizle yaptığımız eylem; EKBER ALLAH’a Zİ RUHlar olarak yolculuktur… Aklen sonsuza yolculuk eden acele etmez. Ne kadar acele etse sonsuzdan ve veya sonradan bir şeyi öne / önceye alamaz.
Biz kullar Cenab-ı Allah’a ulaşma iradesini yeterince çaba harcayarak gösterince, Âlemlerin yaratanı Rabbimiz, Sonsuz Rahmetinden bir rahmetle, Bize Cennet Cemalini (Rüya âleminde/aklın kavrayamadığı bir NUR boyutta) apaçık gösterir.
(Buna NUR_U TEVHİT ve/veya MİRAÇ denir. Miraç sanıldığı gibi bazı kullara mahsus değildir. Allah’a giden yol her kula açıktır…’Namaz müminin miracıdır ’ sırrınca müminler kişisel miraçlarını yaşama imkânına sahiptirler…)
O rüyayı /rüiyeti /olayı/âlemi/ bize Rabbimiz Öyle bir gerçeklikle bildirir ki;
Gerçek sandığımız /dediğimiz/bildiğimiz dünya hayatı rüya mesabesinde kalır, gördüğümüz o keşif/miraç/nuru tevhit/olay /hal/rüya/ bilinç gerçeğin ta kendisi oluverir…
’ İnsanlar uykudadırlar, öldükleri zaman uyanırlar’ hadisi şerifinin sırrını o anı yaşayınca anlarız…

Öyleyse sen karınca misali yürümene bak; Unutma,dünya üzerinde yürürsen tayyi mekan diye birşey var, gerçekliğe (Allah’a ) yolcuysan o zaten ŞAH DAMARINDA’n da yakın..’
16 şubat 2013 Alanya

CEVAP VER