İSRÂ` VE Mİ`RÂC 3.Bölüm

0
1531

İSRÂ` VE Mİ`RÂC – Bölüm III

Biz (dört kişiydik) öğrencilerinin hiç bir zorluğumuzu ciddiye almazdı.

Manada mertebe sahibi olmak yetmez. Herkes Hz Muhammed s.a.v. gibi, ‘’Cebrail’’ bir rehbere (açıktan) malik değildir. İlmi sürekli işareten (vahiy) yoluyla almak durumunda olan zatlar, her zaman hataya açıktırlar. O yüzden hayatları sürekli sıratta geçer.

Hocamın zamanı Ülkemiz açısından, darbeler, ihtilaller, terör olaylarıyla geçmiştir.(1957–1987) yaptıklarının etkisi pek tabii olarak halen devam etmektedir. Elindeki kitabın Zat’ın hayatını nasıl koruyacağına dair bölümlerinden faydalandığı için, korkusuzca bir savaştan netice almadan bir başkasını tecelli ettirmiş, Türkiye’ye olacak zararlarını göz ardı ederek, celal efallerini yapmaya aralıksız devam etmiştir. Sonunda seksenli yaşlarında olduğu halde, uyarılarımıza rağmen, körfez savaşını tecelli ettirmeye çalışırken,(dalgınlığı nedeniyle kendisini koruyamamış), hikmet şehidi olmuştur. Rahmetullahi aleyh.

1957 den başlayarak 1991 körfez savaşına kadar bütün savaşlar (bizce) kendisi tarafından tecelli ettirilmiştir. Sadece 1960 ihtilalini Hafız Hüseyin Kemal hazretlerinin tecelli ettirdiğini söyler ’’Menderesin çiftliğinin satıldığını, kendisinin asıldığını ben göremeyeceğim, ama sizler şahit olacaksınız’’ dediğini anlatırdı.

Rahmetli hocam  Hacı İsmail Fidan’ın hz. soğuk savaşı bitiren mücadelesine öğrencisi olarak bizzat katıldım. 1974 kıbrıs savaşında ise Şaban Duman kardeşimle birlikte kısmen katkıda bulunmuştuk. Yeni yetme öğrencisi idim ve ne verirse okuyordum. Komünizm’in sona erdirilmesi için yaptığımız manevi mücadele sırasında okuduğum celal esmaları nedeniyle düştüğüm cehennem çukurundan 2003 te (ölüm tecellisinden kurtulmak isterken) yaşadığım ledünni tecrübeler sayesinde çıkmayı başardım. Bu konu başka vesile ile ayrıca yazılacaktır.

Yerine geçen acemi kutup, uzun süre celalden yakasını kurtaramadığı için, Türkiye ve islam dünyası bundan aşırı derecede etkilenmiştir. Giden zatın yaptığı efallerin etkisine istifrak olan dünya, ABD nin akıl almaz politikalarına muhatap olmuştur. Dünyada ve Irak’ta masum kanları boş yere dökülmüştür, dökülmeye de devam etmektedir. Bu akıl almaz savaşın bir başka yüzü de Müslümanlar üzerindeki psikolojik etkileridir. Küffar teknolojideki üstünlüğünü Bağdat’ın bombalanması sırasında dünya televizyonlarından naklen vererek, psikolojik savaşta, doğrudan savaştan daha başarılı sonuçlar elde etmiştir. Acz içinde kalmışlığı bir kez daha yüzlerine vurulan müslümanlar, geleceklerinden ve inançlarından şüpheye düşmüşler, sindikçe içlerine sinmişlerdir. Şeytanın istediği tam da budur.

Azizim;

Zat evliyası olan kişi, yaptığı her işin, okuduğu her duanın maliyetini iyi hesaplamalıdır. İslama ve insanlığa onun efallerinden daha büyük faydayı ve zararı kimse veremez. Bu savaşta da her savaşta olduğu gibi birçok müslüman dininden, diyanetinden, canından, malından olmuştur.  Savaş insanlık için en büyük fitnedir. Bu olayda da her zamanki gibi sıfatı Celalın (şeytanın,küffarın) dilediği olmuştur. Güçler dengesi hesaplanmadan harp kapısını açmak akıl karı değildir. Ayrıca ilm-i ledün teshir (dostluk-barış) ilmi olarak kullanılmalı, her tecelliye sabırla ulaşmaya çalışılmalıdır. Yeterince tecrübe sahibi olmadan harp kapısı asla açılmamalıdır.

Gerçi zat evliyaları dahi genel küll kadere tabidirler. Bunun en güzel ispatı, efendimizin; Hocam rahmetlinin döneminde olup biten hemen her olayı, çağımıza ulaşan hadisleri ile bildirmesidir. Afganistan’ın işgali, Bağdat’ın işgali, Kâbe’de kan dökülmesi vb. olaylar hadislerde açıkça anlatılmıştır. Fırat’ın suyunun kesilmesi, Suriye devlet başkanı hafız Esat’ın davranışları ve islam dünyasının bunlardan nasıl etkilendiği hadisi şeriflerde çok açık anlatılmaktadır. Bugüne dönük hadisi şeriflerde genellikle müjdeler vardır… Nihayet işler kontrol altına alınmış görünüyor. Gidişat odur ki hidayet çağı başlatmıştır. Bundan böyle daha huzurlu bir Dünya ve Türkiye umut edebiliriz. Zamanla Türkiye’nin ve islam âleminin yıldızının parladığını,(dünyada adaletin göreceli olarak tecelli ettiğini) müşahede edebileceğiz, inşaallah. Bunun ilk işaretleri alınmıştır. Gide gide her basiret sahibi fark edecektir.(bu satırlar 2006 da yazılmıştır) Zaman, umulur ki bizi haklı çıkarır.

Bu ilim İlmullah’ tır… Hikmetullah tır. Bu ilmin icrasına Marifetullah denir. Kur’an-ı Kerim’in (ehline açıkça) beyan ettiği üzere, her tecelli bu ilim mensuplarının(zat evliyalarının) hizmeti ledün’yesinden kaynaklanır. Yanlış yapılırsa celal tecellisi dünyayı yakar yıkar, doğru yapılabilirse kalpler ve dünya-ahiret ihya olur. Hidayet çağının başlamasına işaret El Hadid Suresi 16. ve 17. ayetleridir.

‘’İman edenler için vakti gelmedi mi ki Kalpleri Allah’ın zikrine ve Kur’an’ın aşkına coşsun; Ve bundan önce kendilerine kitap verilmiş, sonra; Üzerlerinden (olumsuz bir dönem) zaman geçipte kalpleri katılaşmış Ve çoğu fasık olmuş kimseler gibi olmasınlar.’’

‘’Bilmiş olun ki Allah; Yeri ( kalpleri ve gönülleri)ölümünden sonra (yeniden )diriltir. Biz size ayetleri (ibret için-uygun olanlarını zikrederek hükmünü yenileyin diye) açıkladık. Umulur ki (ne demek istediğimizi anlar işlerinize yön verirsiniz) akıl edersiniz.’’ buyrulmaktadır.( bu ayetler 41 gün okunarak biiznillah tecelli ettirilmiştir. Gelişmeleri takip ediyoruz.)

Hakk teala böyle takdir etmiş… Her tecellinin Hakk olduğunu, hayretten sıyrılan, nur görmeye başlayıp, celalın etkisinden yakalarını kurtaran, zulmet perdelerini açabilen canlar apaçık anlar. Şeriat ehline imandan başka yol yoktur. Dilerse inanır, ehlini arar, bulur, dilerse reddeder, başka inanışlarla aklını teskin eder.

Şimdi sadede gelerek hadisin açıklamasına dönebiliriz. Şeriat-ı Muhammed-i Zühre (Kemal) makamından,(Cemal) Kamer’e inmiştir.

Miraç yolculuğunun teferruatlı verilmesi, hangi peygamberin hayatlarında, hangi evkatta (sema) kaldıklarını, şeriatlarının hangi makamlara inzal olunduğunu, dolayısıyla celalda veya cemalde oluşlarını açıklamak içindir. Hikâyeleri Kur’an’da anlatıldığından, bu sayede saatlerin (evkatlar) özelliklerini bulup çıkarmak mümkün hale gelmiştir.

Mi’raç olayı’ Mana âleminde (tümden),dünya zamanına göre çok kısa (yoğunlaştırılmış) zaman diliminde olup bitmiştir.’’ Allah zaman içinde an yarattığı gibi an içinde zaman yaratmaya da kadirdir.’’ Rüyalar buna delildir. Birkaç saniyelik rüyalarda geniş zamanları yaşadığımızı her insan bilir.

’Mi’rac’ olayının devamı hakkında başka hadisler de vardır. Mi’raç Ruhen gerçekleşmiş bir olaydır. Cesedin bu işte bir nasibi yoktur. Yükselmeler enfüsidir. Hâşâ! Allah uzaklarda bir yerlerde değildir.

O bize ‘’şah damarımızdan daha yakındır’’. Miraç olayı da enfüsi olarak yaşanılan, sözle izahı kolay olmayan, O’na yolculuktur. Zaten afakî olarak ne varsa, bire bir enfüste de vardır. Bu tür sırlar, ’’Temiz olmayanlar bu kitaba yaklaşamazlar ‘’ Hükmü gereğince, ancak kendilerini her yönden temizleyenleredir. Her abdest alan bu sırrı anlayamaz.’ Tevhit nurunda’ abdest alınıp, ’’el Kuddüs el Tahir’’ talimiyle birlikte cümle Sıfatullah’a istifrak (gark-istila) olmak, beşeri varlığını ilahi nurlarla arındırmış olmak lazımdır. Bu hadisi şerif ve devamı hikmet ehline gizli sırlar ihtiva etmektedir.

Diğer göklerde hz. Musa ve hz Davut’un makamları vardır. O da ehlini ilgilendirmektedir. Bu yolla Bütün zamanların görev alacak ‘’ZAT’’ evliyalarına bilgi ulaştırılmaktadır. Anlattıklarımızı kabulde zorlananlara Kur’an-ı Kerimi daha dikkatli okumalarını tavsiye ederiz.

Ayrıca Hz Mevlana’ya kulak vermelerini öneririz.

İSRÂ` VE Mİ`RÂC 2.Bölüm

4. ve Son Bölüm yayınlanacaktır…

CEVAP VER