Kamer Hanıma Mektuplar 3 / Evet ben seninleyim.

2
1475
Kamer Hanıma Mektuplar 3 / Evet ben seninleyim.
5 (100%) 3 votes

Evet ben seninleyim. İste isteyeceğini

Evet ben seninleyim. İste isteyeceğini

HAB: Hayırlı akşamlar.

K: Hayırlı akşamlar abi. Nasılsınız?

HAB: Şükürler olsun iyiyim. Konuştuklarımızı yeniden okudum. Bazı kalıcı şeyler yazmışım. Not aldım. Düzenli okumak, yazmakla vakit geçiriyorum.

K: Ben de yazdıklarınızı düşünüp doğru anlamaya çalışıyorum.

HAB: Bir din kültürü öğretmeni ile tanışmıştım. Bana hüddam teklif edildiğini söylemişti. Hocam dediği bir varlıkla önümde konuşuyordu. O varlık benim beynimi okuyordu. Kendisine hocan cin mi diye sormuştum. Lafı gevelemişti. Şekil şemâlini sordum. Celâlî olduğunu söyledim. “Hocamdan vasiyetliyim, cinlerle ilgilenmiyorum” dedim.

İlk defa benim ilmim hakkında bir şeyler söyleyen onun cini idi. Öğretmen, “Esmalarla ilgili” diyerek cevap vermişti.

K: Ben hüddamın belli duaların görevlileri olduğunu okumuştum. Cin olduğunu bilmiyordum.

HAB: Soruyu öğretmen sormuştu. “Hocamın ilmi ne ki ‘âlim’ dediniz ?” demişti.

Onların da celâl ve cemal karakterli olanları var. Bana kadın görevli vermeyi teklif etti. Ben o zamanlar en çok Sibel Can ‘ı beğeniyordum sanatçılar içinde… Bana Sibel Can kılığında hüddam vermeyi önerdi. Nefsimden faydalanmak istedi. “Sürekli seninle olacak” dedi. “Senin olacak, yani evlenebilirsin” demek istedi. Cinlerin dişilik-erkeklik özelliği vardır. Meleklerin değil.
K: S.’nınki de Reha Yeprem olarak görünüyor

HAB: O öyle tercih etmiş.

K: Ben onun yüzünü gördüm beni sudan geçirdiğinde. Hatta şu an burda.

HAB: Şu an seninle olan S. mı, o varlık mı?

K: Sizinle ne zaman konuşsak yanımda bitiyor görmüyorum ama hissediyorum varlığını.

HAB: Soru sorsan konuşur mu? Telepati yapar mı?

K: Beni o suların içinden geçiren, eşime görünen oydu. Bir gece de oğlumu uyandırmış. Beni üzmemesi için bir şeyler söylemiş.

HAB: Çok güçlü bir kişiliği olmalı.

K: O olduğunu nerden biliyorum, S. ben ona söylemeden biliyordu beni götürdüğünü. Soruyorum, konuşmuyor. “Aleni görmek istiyorum, görün !” diyorum, konuşmuyor. Ama başım basınç altına alınıyor oldukça yoğun şekilde. Zikir çekerken de aynı basınca maruz kalıyorum.

HAB: Zikiri bıraktırmak mı istiyor?

K: Hayır. Hiç bir telkini yok. Ama bana uykumda o ayetleri o okuyor anladım.

HAB: Neden seninle ilgilendiğini sordun mu hiç?

K: Soruyorum ama benimle temas kurmuyor. Bazen başımın içinde bir ses duyuyorum.

HAB: S. vasıtası ile sor.

K: Bir takım isimler, tarihler… Ama bağlantı kuramıyorum. En son ben namaz kılarken eşim okey oynuyordu bilgisayarda. İçimden “Niye anlamıyor hâlâ bu adam ?” dedim. Başımın içinden “Neden evlendin ki bu salak adamla ?” dedi.

S., “Biraz daha sabret, her şeyi o anlatacak” diyor, o kadar.

HAB: Şimdilerde veya evvel dönemde sana cinsel taciz yapıldı mı bu ve benzerleri tarafından?

K: S.’yla onlar gelmeden evvel yani geçen yıl ramazandan önce bir süre böyle bir yaklaşım gördüm

HAB: Yahut S.’ya yapılmış mı?

K: Dualarla savdım ama tüm sinir sistemim felç oluyor ve savana kadar çok zorlanıyorum.

K: Hayır yapılmamış.

HAB: Ayberg’in tezkirelerle ilgili bir bölümünde bir boyuttan bahsediyordu. Oradaki insanların bedenlerinin dörtte üç oranında şeffaf olduğunu yazıyordu.

K: Benim gittiğim yerdekiler tam da öyleydi. Tam madde değillerdi ve bu da öyleydi. Yüzü üç kez değişti. İlk ikisi ürkütücü denecek kadar çirkin ve bayağı yaşlıydı.

3.sü 45 yaşlarında çok basit bir sarığı olan bir erkekti, kirli sakallı ve siyah beyazdı.

HAB: K Hanım… Bildiğim kadarı ile bu varlık bir cindir. Ve ancak sizi ikna ederek bağlantı kurabilir. Eşinizi kıskandığı, verdiği açıkla anlaşılıyor.

K: Ben zaten “Görün !” diyorum ona. Korkmuyorum ondan. Şu an burda. Ama görünmüyor.

HAB: Halen teslim olmadınız. O yüzden görünmekten çekiniyor. Sorgulayacağını biliyor.

K: Sorguluyorum diye değil mi?

HAB: Evet.

K: Vaktiniz varsa bir kaç detay daha vermek isterim.

HAB: Buyur.

K: Ben S.’ya ilk gittiğimde 2 yıl önce bana sormuştu, “Kaç vasıtayla geldin ?”, “Burda kaç gün kalacaksın ?”, “Kaç günde döneceksin ?” gibi bir sürü soru… Hepsinin cevabı da “3”tü ne hikmetse.

“Ne anlamalıyım ?” diye sorduğumda tamamla pazıl’ı demişti. Bu, benim kendi gayretimi tanımlamak için kullandığım bir kelimeydi ve S. bunu bilemez. Yani pazıl (puzzle) kelimesi, benim aklımı okuyor.

HAB: Okurlar ve telepati ile konuşurlar.

K: Sonralarda size ilk mesajımda bahsetmiştim, geçen ramazandan beri başka bir arkadaşım başladı namaz ve zikre. Sizin bana önerdiklerinizi ben de ona öneriyorum, aynen uyguluyor. Özel bir bankada şube müdürü olduğu halde çok gayretli, abdestsiz gezmiyor kadıncağız.

HAB: Maşaallah.

K: Hatta bir kaç kez namazda karşısında kabeyi görmüş, çok mutlu.
Bir arkadaşım daha var.

HAB: Maşaallah

K: Hiç bilgisi yok henüz ama O da başlasın çok istiyorum. Dua ettim Allah’ım lütfen bana sorsun, sorsun ki bir şeyler söyleyebileyim diye… Şimdi bu mübarek bir kaç gün önce gece benim telefondan bankacı arkadaşımı aramış saat 1.30’da. Kızcağız uyanmış mesaj atmış “Ne oldu?” diye. O mesajı da okumuş. Ama telefonda arama kaydı yok. Ben telefona göz attım geçen pazar S.’yı aramışım ama aramadım, eminim.

HAB: Fesuphanallah.

K: S.’ya sordum “Ben seni aradım mı ?” diye. “Aradın, seslendim seslendim, sen ses vermeyince kapattım” dedi. Oysaki pazar günü benim telefon arızalıydı, çalışmıyordu. Hatta kapalıydı. Akşam sıkıştırdım onu “Nedir bunlar ?”diye… “Başkasını aradı mı ?”diye.
“Haftaya birine daha gidecek” dedi.
“Kim ?”dedim.
“Adı sende” dedi.
“Neden yapıyor bunları? Kimdir bu? Amacı ne ?” dedim.
“Çünkü sen çok istedin, o yüzden” dedi.
“İyi de neden ?” dedim.
“Anlasana” dedi. “Sana söylemiştim, seni de 3’ler buraya getirmişti. Sen ortasın. Bankacı 3”, dedi.
“Ne yani sen 1 misin ?”, dedim. “Peki, haftaya niye diğerine gidecek? Gidip de ne edecek? O, 4 mü olacak? Tüm bunlar ne demek ?”, dedim.
“Sen bir mucize istemiştin, gerçekleşiyor, biraz sabırlı ol” dedi.
“Ne o mucize ?” dedim.
“Mucize senin kalbinde”, dedi. “Sen Rabb’ine çok yakınsın”.
“Evet bu doğru”.
“Şimdilik bunu bil, sonrasını sonra öğrenirsin”, dedi ve diğeri devreye girdi. Zaten zırt pırt giriyor.
Şu an yanımdan gitti mesela. Sizinle yazışırken ya da sizin mesajınızı okurken ya da sizin sayfanızda okurken sürekli yanımda oluyor.
Velhasıl olay bu, son gelişme olarak. Ne anlamalıyız bundan bilmiyorum. İlk gittiğimde İstanbul’a, 1 imiş. Geçen yıl 2 imiş. Bu olaydan sonra 3 imiş. Sanki ekip kuruyor. 3 kişi, 3 vakit, anlayamıyorum.

HAB: Doğrusunu söylemem gerekir ki ben dahi bir şey anlamadım.

K: Geldi, yanımda, tam dibimde hem de

HAB: Sadece fazla tehlikeli olmadığını ve sizin Rabb’inize yakın oluşunuzdan yararlandığını anlıyorum.

K: S. hiç zarar görmemiş. 2 oğlu var. İkisi de altın gibi. Büyüğü üniversitede. 5 vakit namaz kılıyor.

HAB: Benim hakkımda sor. Sana yardımcı olup olmadığımı, beraberliğimizi onaylayıp onaylamadığını sor bakalım cevap verecek mi?

K: Vermiyor. Belki de bir lütuftur bilemem.
Beynimde geziyor hissediyorum ama konuşmuyor. Oğlanları topluyor S.’nın. Mum gibi çocuklar. Benimki desen toplayabilene aşk olsun.

HAB: Yazdıklarımız okuduğu kesin. Allah rızası için seninle konuşsun. Tehlikeli olmadığını bildirsin.

K: “Düzelecek” diyor S. “Sabır” diyor. Bekliyorum bakalım
Söylüyorum abi. Okuyor zaten biliyorum. Cevap vermiyor.

HAB: “Allah rızası için konuş benimle” de bakalım.

K: Abi dışarıda değil, içimde. Tüm vücudumu sarsıyor. Ama temas kurmuyor.

HAB: Sen o soruyu sor, beyninden alır. Besmeleyi çek ve sor.
Ahlak olarak pırıl pırıl olduğunuza inanıyorum. Maşaallah. Namazda, zikirde hata yapmayın. Sağ devrini yapmayı sürdürün. Ayet el Kürsi ile korunmaktasınız.

K: Başımın arka kısmına basınç yapıyor ama cevap vermiyor.

HAB: Belki henüz tam bağlantı kuramıyor..

K: Besmele çektim, “Seni de beni de yaradanın rızası için konuş” dedim, vermiyor. Ama çok sarsıyor başımı şu an.

HAB: Henüz tam teslim olmadığın için iletişim kuramıyor olabilir.

K: Kayıtsız şartsız hiç teslim olmayacağım ki.

HAB: “Ya Rabbi, Ya Rabbi, Ya Rabbi” deyiniz.

K: Sorgulayacağım onu. Okey. (tamam)

HAB: “Ya Rabbi” zikrine devam edin biraz. Belki kolaylık sağlarsınız.

K: Kafamın merkezinde bir siren var sanki döne döne sarsıyor. Konuşmuyor.

HAB: Gitmiyor da, konuşamıyor da değil mi?

K: Evet. Günün büyük bir kısmında yanımda zaten, bazen saçıma şöyle bir çarpıyor. S., “o” dedi. Öyle yaparmış. Abi 2 ay var hemen hemen göğsümün tam ortası, kaburga ile birleştiği yer kemiklerimin, dakikalarca seğiriyor. Sürekli. Sağ sol yazıyor ihtilaçnamede, ortası yazmıyor.

HAB: Sana önerim gerçekten tetikte durmak.
Orası acele etmektir. Heyecanlanmaktır. Bir sebeple heyecanlanacaksın demektir.
Genellikle ruhsal varlıklar oradan insanın içine girerler.

K: Amanın!

HAB: Melekler ve cinler diyelim. Yani cemalden ve celâlden.

K: Başımı çok sıkıyor şu an. Yazdığınızı beğenmedi sanırım

HAB: Sen orası için de şöyle bir efal yaparak oku: Sağ el işaret parmağını o ihtilaç yapan yere koy ve “Allahümme lâ ihtilacı ve lâ kederi ve lâ zararı fil hayati” diye oku. On dokuz defa. Sonra sağa doğru elini kaldırmadan çek ve iki kere daha oku. Ne yaptı ?

K: 21. Besmelenin sayısı. 21 âlem yazmıştınız bir kez de Tamam, abi aynen okurum bunu. Sizinle tanıştığımdan beri hiç aksamayan bir ihtilacım daha var.

HAB: O nedir?

K: Ayağım yere basınca, yere temas eden yer. Tam yan topukla, küçük parmak arasındaki çizginin tam ortalarına geliyor. Namazda namaz bitene kadar sağ ayak, bitince sol ayak. Hiç şaşmıyor, her namazda. Namaz dışında da oluyorsa da, namazda mutlak oluyor.

HAB: Sağ tarafta, “Cemale vuslat ettin… Allah kıldığın namazdan razı oldu. Duaların inşaallah kabul edildi” anlamı çıkar. En doğrusunu Allah bilir. Biz böyle tecrübe ettik. Allah Tealâ, sen namaza durunca “Evet ben seninleyim. İste isteyeceğini” der gibi yakîn verir.

K: Çok şükür, Abi ben tetikte durayım da…

HAB: Bu cümlemden sakın “Namaz bitince bizi terk eder” anlamı çıkmasın. O bizi asla terk etmez. Hiç bir yarattığını, sıfatını terk etmez. Celâl ve cemal her halükârda o bizimledir.

K: Tabii ki etmez abi, ederse halimiz nice olur?

HAB: Allah’a sığın ve gelişmeleri izle. Bizi de haberdar et. İnşaallah gelişmeler Allah’ın izniyle hayrınıza olur…

K: Regl dönemi dâhil, sürekli abdestli oluyorum. Sağ devrini yapıyorum. Gerisi tevekkül, değil mi abi ?

HAB: … Büyük bir lutufla karşılaşırsın da insanlara yardım eder konuma gelirsin. Âmin.
Evet, Ayet el Kürsi ile korunmaktasınız.

K: İnşaallah abi. Size bilgi vereceğim.

HAB: Gerekeni yap, sonra tevekkül et. İslâm budur.

K: Zaman ayırdınız, teşekkür ederim. Hayırlı akşamlar diliyorum abi.

HAB: Sağ olasın. Hayırlı akşamlar. Allah dua ve niyazlarınızı kabul buyursun. Bizi de dualarınızdan eksik etmeyiniz.

K: Âmin. Siz de esirgemeyin lütfen, zira çok ihtiyacım var. Selam ve dua ile.
HAB: İnşaallah. Selam ve dua ile.

2 YORUMLAR

CEVAP VER