Kamer hanım’a mektuplar 5 /Ancak Vesvese Verir Bu Cin

0
1636
Kamer hanım’a mektuplar 5 /Ancak Vesvese Verir Bu Cin
5 (100%) 2 votes

Ancak Vesvese Verir Bu Cin !

Ancak Vesvese Verir Bu Cin

K: Abi sakın yatma! Bekle lütfen, S.’yla konuşuyorum. Tehlike büyük.

HAB: Buradayım.

K: Abi oradan oku beni, lütfen acil oku. Cinin 2 katı üstüymüş. (S.), “Ne olduğunu söyleyemem” diyor.

HAB: Ne demek bu? Ben cinlerin akıllısıyım mı diyor.

K: Kim diyor abi ?

HAB: “Cinlerin iki üstüyüm” diyen. Sen yazmadın mı?

K: S. diyor. Yanımdakini görüyor kameradan. Lâkin bu kötüymüş. S.’yı kandırmış…

HAB: Ya melek olur, ya cin.

K: Siyah sarıklı. Zaten benim de tüm sırtım etki altında, zor yazıyorum.

HAB: Siyah sarıklı olduğunu S. mı söyledi?

K: (S.), “Bunun benimle ilgisi yok. Bu seni yolundan döndürmeye çalışıyor” diyor.
Evet, S. söyledi. Halen konuşuyorum.

HAB: Cinlerin dereceleri vardır… İfrit, en şitdetli, zararlı olanlarına denir.
Okudum seni rahatlama olmadı mı?

K: Çok az… Ama hâlâ burda.

HAB: “Sana zarar vermek istiyor” diyen S. mı?

K: Ali Abi, S. seninle de konuşmak istiyor. Nasıl birleştireceğiz şimdi?

HAB: Nasıl konuşacak? Üçlü konuşulabilir mi?

K: Ben de sordum. Bana bir sayfa da o açsın. Ekliyor şu an seni, abi konuş onunla lütfen. Şu an çok baskı altındayım, vücudumu kuşatıyor.

HAB: S. nasılsın?

HAB: S. ile mi konuşuyorum, K. ile mi?

K: Abi 1 saniye…

HAB: Kâfirun Suresi’ni oku.

K: Abi isteği kabul et. Tamam abi. Abi, arkadaşlık isteği gelmedi mi ?

HAB: Tamam mı? Kabul ettim, mesaj yolladım.

HAB: K. Hanım orada mısınız?

K: Abi buradayım. S. ile buluştuk. Selamlaştık. Abi siz konuşun, ben kızı okuyacağım.

HAB: Tamam.

K: Abi hemen sağ devri yapacağım

HAB: Yap… Makam-ı Mahmud’dayız. Zaman olarak Makam-ı Mahmud saatindeyiz. Allah kabul etsin.

K: S.’nınki de şu an burda başımdakini bertaraf etmeye çalışıyor. İki oldular.

HAB: Birbirleri ile savaşıyorlar mı?

K: Sanırım öyle.

S.’nınkinin sarığı duman rengiymiş. S. kamerada görüyor onları. S. o yokken fazla bir şey bilmez, o olsa döktürür o zaman cevapları

HAB: Evet kesik kesik konuşuyor. K. Hanım orda mısınız?

K: Abi buradayım S. ile konuşuyorum.

HAB: Okey.

K: Abi S.’nın bana yazdıklarını siliyor bu şey. Şimdi sana yazacak, sen bana ileteceksin olur mu ?

HAB: Tamam.

HAB: Anahtar benmişim. Size gönderilenleri siliyormuş.

HAB: (S’nin yazdıklarını iletiyor)

Ve hacı âli bayram efendinin dediklerini uygula, gizem yok. Bana eden
Benden gelen. Diğerini solundaki yaptı. Telefonla arama yaptığında tamamen pasifleşmişti
Diğeri devamını getirdi, seni yanıltmak için. Dikkatli ol ve cebelleşme, tek senden istediğim bu

K. Hanım aldınız mı? Mesajı aldınız mı? Orda mısınız?

K: Aldım abi. Bana tüm konuşmanızı kopyalayarak gönderebilir misin lütfen?

HAB: Göndereceğim. Baştanbaşa mı?

K: S. ile olan tüm konuşmanızı.

HAB: (S ile olan konuşmalarını iletiyor)

HAB: S. Hanım hayırlı geceler.

S: Hayırlı, nurlu geceler efendim.

HAB: Allah’ın selamı üzerinize olsun.

S: Ecmain- âmin.

HAB: Bu ne iştir? Biraz anlatır mısınız?

S: Ne gibi?

HAB: K. Hanım’a yakınlaşmak isteyen varlıktan bahsediyorum. Siz görebiliyormuşsunuz.

S: Evet

HAB: Biraz bu konuda bilgi verir misiniz? Çok kısa.

S: Sadece onu değil

HAB: Özetle.

S: Birçok şeyi. Kısacası iyi veya kötü.

HAB: Evet

S: Âlemde 7 kat üzeri olan mübarek ve diğerleri. Bakın bunları konuşmam yasak. Hâşâ Rabb’im birdir, tekdir. O’na inanır, O’na kulluk ederiz.

HAB: Buyurun. Amenna.
Siz bilgilendirin beni. Biz de inananlardanız. Ve maneviyattan haberdarız. 23 yaşımdan beridir zikir ehliyim. Çok şükür Rabb’ime
S: Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki. Maneviyat, işte o bambaşka. Bakın ben kendimi bildim bileli var.

HAB: Yani siz çalışarak elde etmediniz mi? Maşaallah.

S: Ben dile getiremem ve okuyamam. Çünkü hepsi…

HAB: Nasıl yani.

S: Lütfen, konuşmam yasak. Fazla soru yok. Ve sizinle ne konuşacağımızı da biliyorum.

HAB: O mu söylüyor “soru sormasın” diye?

S: Yoo Bakın siz de ağustos doğumlusunuz. Erkek kardeşinizi kaybettiniz mi?

HAB: Ama benimle konuşmak istemişsiniz.

S: Doğrudur, ben istedim.

HAB: Nüfus cüzdanımda öyle yazıyor. Aslen doğru değil.
Büyük kardeşim rahmetli oldu. Evet devam edin.

S: Başınız sağ olsun

HAB: Siz sağ olun. Yıllar oldu. Bunu neden sordunuz?

S: Bilmiyorum. Daha birçok bildiğim var hakkınızda.

HAB: Ne gibi mesela?

S: Belki de sizinle konuşabilmem için. Lakin şu an erken sizin gibi biriyle konuşmak.

HAB: Buyurun sizi dinliyorum. Müsaitim. O varlık size bizi tanıtırken nasıl tanıttı?

S: Kötü değil. Sadece çocukluğunuzdan bu güne hayatınızı gösterdi. Ne yaşadınız, ne yaptınız… Hepsini. Beni mazur görün, İnanın çok yoruldum.

HAB: Hayret. Bir yerlerinden beni ikna edecek bir şey söyle.

S: İknaya gerek yoktur. Sonucunda sadece Rabb’imin kullarıyız, O’na kulluk eden.

HAB: Bir küçük bölüm

S:
Beden doğar yaşar ve ölür
Lakin ruhlar
Tüy kadar hafif olur
Ve uyku dediğimiz kullar içindir. Ruhlar ölümsüzdür. Her yere gider görür
Sadece hissetmezler
Koku yoktur
His yoktur

HAB: O mübarek bizim hayatımıza nasıl vakıf oluyor? Sırlarımızı bilmiş olmuyor mu?

S: Bunlar sır değil. Sadece sizin hisleriniz. Gördüm ve biliyorum derken, hissettikleriniz.

HAB: Nasıl buldunuz hayatımı?

S: Kısacası, kulların unutamadığı olaylar diyelim.

HAB: Zihnimizi mi okuyabiliyorsunuz?

S: Yani sizin şu anki bedendeki yaşamınızın kısa metrajlı bir filmi, aklınızdan çıkmayanlar diyebiliriz. Kusura bakmayın ancak bu şekilde anlatabildim.

HAB: Güzel. Üst hafıza.

S: Belki yanlış kelimeler kullanmış olabilirim. Beni mazur görün efendim.

HAB: Estağfirullah.
K. Hanım sizi bize çok iyi bir insan ve harika bir anne olarak tanıttı. Allah sizden ve sizin gibi müminlerden katın katın razı olsun.

S: a r o
Ecmain – âmin

HAB: Zor çözdüm. “Allah razı olsun” mu dediniz, kısaltarak? Allah sizden de razı olsun.

S: Ecmain

HAB: Bir zamanlar ben de hüddamlarla görüştüm. Ama hocam izin vermediği için geri gönderdim. Otuzlu yaşlarımdaydım. Şimdi altmış yedi yaşımdayım.
O sizinle bağlantılı varlık K. Hanım’a neden yakınlaşıyor?

S: Rabbim bedeninize daha uzun, sağlıklı ömürler nasip eder inşaallah.

HAB: Allah’ın bir lütfu mudur? Âmin, cümle ile. Size de uzun ve sağlıklı ömürler dilerim.

S: Ecmain Gittiği yolda doğru ilerlemesi için (K’nın). Lakin o yolda dikenler var.

HAB: Nasıl dikenler?
Bizim önerdiklerimizi mi kastediyorsunuz?

S: Sabır ve doğru gidilebilmesi için.
Asla.
O’nun hissettikleri farklı. O birçok şeyi bir anda aşmak sabırsızlığı içerisinde. Yavaş yavaş ilerlerse hayır olur, yanlış mıyım? Bir yemek sıcak ve de hızlı yenirse ne olur midemiz?

HAB: Ben de aynını söyledim.

S: Onun için yanında.

HAB: Elli bin kelime-i tevhid okuyordu bıraktırdım.

S: Sizinle tanışması konuşması çok güzel efendim. Sizden A.R.O.

HAB: Size yardımcı olan o mübarek zat onayladı mı bizim yolumuzu?

S: Onaylanmamış olsaydı sizinle şu saatte yazıyor olabilir miydik?

HAB: Teşekkür ederim.

S: Rabbim yolunuzu açık eylesin.

HAB: Kendisi bizim hakkımızda, ilmimiz konusunda ne diyor? O varlık yanınızda mı?
Benim hakkımda biraz yazar mısınız? Abdest alacağım iki dakika, bildiklerinizden anlatın lütfen.

HAB: S. Hanım orada mısınız?

S: Buyurun efendim

HAB: Sorularımla sizi rahatsız etmiyorum değil mi?

S: Sizden bir şey rica edebilir miyim?

HAB: Buyurun

S: Yazdıklarım siliniyor şu an. Size yazsam siz gönderir misiniz?

HAB: Evet.

S: Aramızdaki anahtar şu an sizsiniz.

HAB: Buyurun, hemen göndereceğim.

S: (Aşağıdaki kısmı K’ya iletmesi için HAB’a yazıyor)

ve hacı ali bayram efendinin dediklerini uygula
gizem yok
bana eden
benden gelen
diğer ini solundaki yaptı
telefon la arama yaptığında
tamamen pasifleşmişti
diğeri devamını getirdi
seni yanıltmak için
dikkatli ol
ve cebelleşme
tek senden istediğim bu
HAB: Devam edin lütfen.
K. Hanım rahatsız mı ediliyor?

S: Efendim size yazdıklarım var ya?

HAB: Evet

S: (Bir kaç dakika önce söylediklerini hatırlatmak için tekrarlıyor)

sabır ve doğru gidilebilmesi i için
Asla
onun hissettikleri farklı
o bir çok şeyi bir anda aşmak sabırsızlığı içerisinde
yavaş yavaş ilerlerse
hayır olur yanlış mıyım?
bir yemek sıcak ve de hızlı yenirse ne olur midemiz

S: Bunu anlatır mısınız?
“Neden, neden?” diye halen soruyor.

HAB: S. Hanım… Olup biteni bana anlatın, ben onu sakinleştirmeye çalışayım.
“Şu anda iki oldular” diyor. Bu ne demek?
Üstelik birbirleri ile cebelleştiklerini söylüyor.

HAB: Tamamı bu kadar.
Bundan sonrasını da göndereceğim.

K: Tamam abi. Yatmadan beni oku lütfen. Allah razı olsun.
Tamam.

HAB: K. Hanım orda mısınız?

K: Buradayım abi.

HAB: Sanırım siz konuşuyorsunuz, S. durmadan yazıyor ama bana bir şey gelmiyor.

(HAB, K’ya S. ile olan konuşmalarının devamını iletiyor):

S: K. Hanım’a gelince, O çok güzel bir yolda lakin bu yolun dikenleri de olacak, çakıl taşları da

HAB: Evet.

S: Ve sabırla acısını çekerek. Ne kadar az acı çekerse o kadar güzel bir yolda devam eder. Lakin bu çok büyük bir sabır gerektiriyor.
Benden önce yanında vardı yolundan çevirmeye çalışan ve hislerini farklı yönlendirmeye çalışan. Benden O’na giden ise…

HAB: Evet.

S: …doğru yolda ilerlemesine yardımcı olandı.

HAB: Evet. Şimdi ikisi çatışıyor.

S: Lakin son zamanlarda kendisi de farkında olmadan küçük de olsa bazı şeylere isyan etmiş.
Benden giden, sadece K. Hanım’dan uzak kaldı. Çok doğru, çatışıyor.

HAB: İsyanı yüzünden mi uzak kalmış?

S: Lakin benden giden, şu an kulların bildiği gibi dersek, devre dışı. Evet, az önce size yazdığım gibi.

HAB: Kolay, istiğfar ettiririz.

S: “Her şey hemen olsun, göreyim” diyor. Acele yok.

HAB: Zaten istiğfar halinde.

S: Sabır ve sükûnetle.

HAB: Evet… Biz de onu geçmiş hatalarından arındıracak bir zikir verdik. Onu çekiyor. Daha dün, devam etmesini önerdik.

S: Efendim beni mazur görün. Lakin şu an onun için evden uzaklaşması ve açık havaya çıkması… Zikri her yerde yapabilir.

HAB: Bugünlerde mi demek istediniz?

S: Evet

HAB: Yoksa şu anda bir tehlike mi söz konusu?

S: Sadece hislerini sorgulamasın ve bir şeylerin cevabını aramasın.

HAB: Eve mi kapanmış? Depresyon mu geçiriyor? Sıkılıyor mu?

S: Çünkü sorularının cevapları şu an O’nda değil.

K: Abi senin bahçeli bir evde oturup oturmadığını soruyor bana.

HAB: Küçük bir bahçesi var. Başka bilgi versin.

K: Tek bir ağaç varmış. Senin için bu ağaç ne ifade ediyormuş?

HAB: Sonunda konuşmaya başladı mı?

K: Senin gözünden bakmış tek ağaç görmüş

HAB: Bahçede birden fazla ağaç var. O gördüğü ağacı söylesin.

K: Abi seni de yordum bu saate kadar kusura bakma

HAB: Önemli değil.

K: Gövdesi pek kalın olmayan uzun bir ağaç… Şekli çam ağacı gibi.

HAB: Hayır… Yanılıyor.
Bahçemde portakal, mandalina ve palmiye ağacı var.

K: İki ağacın arasındaymış. Size biraz uzak düşüyormuş. Sizin bahçede olmayabilirmiş.
Bir de kuru limon ağacı. Sizin gözünüzden sanırım görebiliyor.

HAB: İlginç vallahi… Bundan bir kaç sene önce evin önündeydi o ağaçlar. Çam ağaçlarıydı. Yol geçti, kestiler. Geçmiş zamanı mı görüyor? Bununla ne demek istiyordu? Neyi ispatlamak istiyor?

K: Siz ona ikna olabileceğim bir şey söyle demişsiniz konuşmanın başında.

HAB: Evet. Şimdi o seninle rahat konuşuyor yani?

K: Evet kameradan, arada konuşuyor.

HAB: Doğum tarihimi cüzdanıma göre söyledi. İlginç… Aslı başkaydı.

K: Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yani, konuştuklarınızı?
Benimle konuşmaktan çekindi. Cevap vermedi.

HAB: Konuşmanın tamamını sana gönderdim.

HAB: “Hayatını biliyorum” dedi.

K: 22 yıldır tanışıyoruz.

HAB: “Bir şeylerle ispat et”, dedim. Cevap vermedi.

HAB: Kim 22 yıldır tanışıyor?

K: Biz tanışıyoruz. 20 yılı aştı.

HAB: S. ile mi?

K: Evet

HAB: Bunu S. yazmadı. Paylaşımınızda diğeri yazdı, benimle konuşan… S. ve o 22 yıldır tanışıyorlar.

K: Hayır abi, ben ve S. tanışıyoruz.

HAB: Evet.

K: Bu varlık da S.’da çocukluğundan varmış. S. öyle söyledi.

HAB: S. kaç yaşında desem sakıncası var mı?

K: Benim bundan haberim yok.

HAB: “Emekle mi elde ettiniz?” dedim. “Kendimi bildim bileli vardı” dedi.

K: Ben bunu bilmiyorum.

HAB: “Kendimi bildim bileli” dedi. Size gönderdim konuşmamızı.
Artık daha rahat mısınız?

K: Orayı görmedim abi .

HAB: Konuşmaya başlaması bir merhale değil mi?

K: Bana gelen konuşma metni çok uzun değil zaten. Benim ruh halim ve son zamanlarda isyan ettiğim yazıyor.

HAB: “Bilmediğimiz o kadar çok şey var ki. Maneviyat, işte o bambaşka. Bakın ben kendimi bildim bileli var.” Maalesef ben yanlış anlamışım. O maneviyat için söylemiş. Konuşmayı yeniden okudum.

K: Abi interneti kapattı, telefonu engelledi. Ben yatmayacağım bu gece, namaz kılacağım biraz. Bu benim başımda

HAB: Niye ki? Kızdırdık mı muhteremi? Sakın korkma… Allah’ın dediği olur. Allah izin vermeden kimse sana bir şey yapamaz. Şu anda bir sağ devri daha yap. Saat müsait.

K: Tamam abi

Abi hangisiyle konuşuyorsun? S. ile mi, diğeriyle mi?

HAB: S. ile… S. ile konuşuyorum.

K: Umarım siz bu akşam bu işi aydınlığa kavuşturursunuz

HAB: Sen sakin ol… Namazlarını, zikrini ve devri ihmal etme. Allah’ın dediği olur. İns de, cin de, melek de ancak Allah’ın izniyle iş yaparlar.

K: Rabbim beni terketmedi.

HAB: Asla da terk etmeyecek. Ne burda, ne ahirette. Seni sevmese bunlarla karşılaşmazdın. Herkes “topraktan, taştan başka şey yok” derken, sen manevî varlıklarla konuşuyorsun. Bu bir lütuf. İmanı ilme dönüştürür bilgi.

K: “Euzübillahimineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim” çekiyorum. Biraz rahatladım.

HAB: Sen kime ne kötülük ettin ki zarar göresin? Kötülük edilmeden ceza mı olur?
Senin için Rabbime çok yalvardım. Rahat ol.

K: Bu ceza değil bence, imtihan. Rabbim yanımda, korkmuyorum ondan. Ben insanım, o düşünsün.

HAB: Allah seninle. Dualarımız seninle. Devir yaptın asla maddî zarar veremez. Ancak vesvese verir. Onu da Nas ve Felak’la oku..

K: Allah razı olsun. Okuyorum. Kızımı da okuyorum. Lakin çok baskı yapıyor bana. Ama korkmuyorum, endişelenmeyin.

HAB: Direnç göstermeye devam et. Kâfirun Suresi’ni oku. “Kul ya eyyühel kâfirun.” suresini oku. Devamlı oku ve çevrene nefes et.

K: Abi ben 2 rekât namaz kılacağım. İhtiyacım var, dönerim şimdi. Belki başımdan biraz uzaklaşır.

HAB: Tamam. Allah kabul etsin.

K: S. Kur’an açtı, dinliyorum. Onu duyar duymaz uzaklaştı. Şimdi yine geldi. Burda nasıl yok. Beynimi sıkıyor mengene gibi…

K: “Allah’ım Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve seni sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim. Allah’ım Senin sevgini bana canımdan ailemden ve soğuk sudan daha ileri kıl” Bunu S.’ya yazmıştım yanlış oldu. Dinlediğin duanın anlamı buymuş.
“Allah’ım Senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve seni sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim. Allah’ım Senin sevgini bana canımdan ailemden ve soğuk sudan daha ileri kıl”

HAB: Onu düşünmeyi bırak. Sen onu düşündükçe yanında kalır. Sadece vesvese vermeye çalışıyor. Sabret ve “hıfzı hümâ ve hüvel aliyyül azıym” oku.. Ayetel Kürsi’nin sonunu tekrar et. K. Hanım orda mısınız? Rahat mısınız? Kaygılandım. Lütfen telaş yapmayın.

K: Geldim abi. Yok, abi çok sakinim.

HAB: Nereye gitmiştiniz?

K: Söylediğinizi okuyorum. Balkona çıkmıştım, bir hava almaya

HAB: Derin nefes al. Ve okumaya devam et.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

(Aşağıda HAB’ın S. ile konuşmalarının devamı yer alıyor):

HAB: Her şeyin bir vakti var.
Tecelli tamam olmalı, demek istediniz.

S: Evet

HAB: İnşaallah başarır. Sizce bu sizden gidenden zarar gelmez mi? Cemâlde mi?

S: Hayır

HAB: Gelebilir mi, anlaşılmadı. Zarar gelir mi?

S: Hayır

HAB: S. Hanım, K. Hanım için yaptıklarınızın ecrini Rabb’imizden dileniriz.
İnşaallah yeniden görüşürüz.

S: İnşaallah efendim. K. Hanımla bağlantım gitti, sizde de gitti mi? Yoksa sadece bende mi gitti efendim?

HAB: Bende de gitti. Ben de size soracaktım. Vedalaşmadan gitti. Kaygılandım doğrusu.

S: Ev telefonu da meşgul. Ben de kaygılıyım şu an

HAB: Sizce K. Hanım tehlikede mi? O varlık sonunda O’nunla konuşmuş sanırım.

S: Cepten aradı bağlantı ilk gittiğinde, ben meşgule attım evden arayayım diye.
İlk aradım evi, açıldı, ses yok. Daha sonraki aramalarımda meşgul.

HAB: Bana açıldı. Soracağım. Konuşuyoruz.

S: Güzel. Efendim, fazla değil 1 hafta kadar o evden uzaklaşması gerek.

HAB: Nasıl yani? Başka bir eve mi taşınacak?

S: Hayır

HAB: Yoksa ara sıra dışarı mı çıkacak?

S: Ya 1 hafta ya da 2-3 günlüğüne bir arkadaşına misafir olacak ya da K. Hanım o evden 3 günlüğüne uzaklaşması gerek.

HAB: Söyleyeceğim de… Neden böyle şeyler oluyor? Bir açıklaması var mı?

S: Sadece biraz ortamını değiştirmesi gerekli. Efendim, bir nevi hafta sonu tatili gibi desek?

HAB: İmkanı var mı bilmem.. Söyleyeceğim.

S: Benim söylediğimi söylemeseniz…

HAB: O varlık kendisi ile konuşmaya başlamış nihayet.

S: Bana soruyor, “neden, neden, neden…” diye

HAB: Siz nedeni niçin açıklamıyorsunuz? Korkar diye mi?

S: Biraz öyle.

HAB: Başka sebepler mi var?

S: Çünkü bana sürekli soru soruyor. Haklı da kendi açısından. Lâkin ben size de en başında dedim: Ben dile getiremem, O da bunların okumadan olamayacağını söylüyor. Ben bunları biliyorum, O’nun okuduklarını da.

HAB: Şu anda fotoğrafınızın büyüğüne baktım. Çok güzel ve temiz yüzlüsünüz. Maşaallah bu yaşta nasıl oldu da böyle güzelliklere uğradınız?

S: Aynı şeyi tekrarlıyoruz, Rabbim

HAB: Ben sizin söylediğinizi söylemeden “evden uzaklaş” desem telaşlandırmış olurum.

S: Yolu ve yöntemiyle O’nun anlayacağı bir dille derseniz ki buna hayır demez. Az önce ben O’na “Salonun ışığını yak, kızına git bak” dedim.

HAB: Çalışacağım.

S: O sadece kızına bakmaya gitti. Daha sonrasında geldiğinde, balkon kapısının açıldığını söyledi. Şu an ışığı yaktı ve dua etmeye gitti. Allah kabul eyler inşaallah.(s hanım istanbulda, k hanım çanakkalde. ama ışığı yaktığını görüyor)

HAB: İnşaallah.
Bu dedikleriniz kime olsa korkar, kardeşim. Telaşlanması normal.

S: Ben O’nun telaşlanmasını istemiyorum ki… Aksine huzur ve maneviyat yolunda ilerlemesi için yardımcı olmaya çalışıyorum.
HAB: Allah korusun, bunu yaşayan biri aklına zarar verebilir. “Salonun ışığını yak, git kızına bak” dedin mi tamam, panik için yeter artar. Siz maşaallah daha sakinsiniz. Ve olup biteni benimsemişsiniz. İki âlemi birden kabullenmişsiniz.

S: Çok şükür.

HAB: Herkesten bunu beklemek olmaz. Kolay değildir. Yavaş yavaş alışmalı.

S: Evet O’nun şu an yaşadıklarının fazlasını yaşadım ben.

HAB: S. Hanım ışık çakmaları görür müsünüz? Yani nur görür müsünüz?

S: Korkmuyorum. “Neden?” diyeceksiniz. Çünkü bunlar bir sınav.

HAB: Elbette.

S: Beden acı çekiyor, ruhun acısı bunun 10000 mislinden de fazla.

HAB: Evet.

S: Ve şunu söyleyebilirim ki çocuklarım benim değil, onlar sadece ve sadece Rabb’imin emanetleri… Ve o şekilde büyüttüm Rabb’imin izniyle.

HAB: Her şey öyle.

S: Tabii ki de.

HAB: Maşaallah “Çok terbiyeli” diyor K. Hanım. Sizi çok takdir ediyor. “Harikadır” diyor sizin için.

S: Sizinle bir şey paylaşabilir miyim efendim?

HAB: Buyurun.

S: Bu 5 günden bugüne devam eden bir şey…

İlk, oğlum sabah imsak vaktinde Kur’an sesiyle uyanmış, bana söylemeyi unutmuş o sabah. Ertesi gece yani imsak vaktine saliseler kala Rabb’im beni Mekke’ye Kâbe’ye götürdü. Ve bana dediği şu: “Yürü, sadece yürü ve bak… 7 kez daha geleceksin” dedi. Ve ben 05.17’de çok güzel bir sesle sure okunuyordu, eve geldim. Yarım kaldı.

Sure, 5 sabahdır da imsak vaktinde o sure okuyan sesle kalkıyoruz yatakdan kalktığımız anda sûre kesiliyor ve o ses Peygamber Efendimizin sesi.

HAB: Maşaallah. Bârikallah.. Size O’nun olduğu inancı mı geliyor? Yoksa nasıl O olduğunu anlıyorsunuz?

S: O olduğu beyan edildi desem yeterli olur mu efendim?

HAB: Tabii… Emin olmak yeter.

S: Sizden ricam ne olur yardımcı olun. Göz bebeklerini iyi görmüyorum. Sadece onun yanında olmadığını hissettirmeye çalışalım.“Gitti” diyorum ki ne, gitmedi, ensesinde… Lâkin, yüreğine bir ferahlık verilmesi gerek.

HAB: Şu anda olumsuz olan mı bu eziyeti yapıyor?

S: Evet

HAB: “Ne okunsa faydalı olur?” diye sorar mısın sizinle olana? Özel bir ayet var mı? Veya sûre?

S: Tirmizî, Daavat 73, Tefsir-ül Kur’an’da 30, 39’lu sure

HAB: 39. Zümer Suresi mi? Ayet kaç numara?

S: Türkçe meali şöyle: “Allah’ım senden seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve seni sevgine ulaştıracak amelleri sevmeyi dilerim. Allahım, senin sevgini bana canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha ileri kıl”.

HAB: Bu Hadis-i Şerif değil mi?

S: Sadece bu… Şu an dinletiyorum. Ve beraber dinliyoruz.

HAB: İlk anda duyar duymaz kaçmış ama geri gelmiş.

S: Ne kadar düşünürse o kadar yanında olur. Yanında olmadığına inandırmak gerek.

HAB: S. Hanım, size de görüşmeye başlamadan önce böyle yapıldı mı? Bu bir alıştırma mı?

S: Ben bedelini başka ödedim desem. Nasıl herkesin farklı bir görüntüsü varsa, bedelleri de farklı. Bu da bir sınav benim için bile.

HAB: Siz onlarla görüşmeyi dilediniz mi? Zikirle vesaire ile istediniz mi?

S: Çünkü benim kardeşimden öte saydığım arkadaşım yaşıyor şu an bu yaşananları. Bu anlatılmıyor sadece yaşanıyor desem kâfi mi efendim?

HAB: Bu K. Hanım’a musallat olan neden yapıyor, sizinle buluşana sordunuz mu? Aslında sizin yanınızdaki bunu önlemeli, değil mi?

S: O’nun sınavı bu. Yaşanması gereken ne ise onu yaşayacak.

HAB: Açıklama yeterli değil. Her şeyin bir sebebi vardır. Ve yahut kötü bir neden aranır.

S: Bedeni ve kulluğu zarar görmeden.

HAB: İnşaallah zamanla geçer. Benim verdiğim duayı tecelli ettirirse rahatlar diye umarım.

S: Lâkin şu an bu durumdan O’na zarar gelmeden çıkmasını sağlayacak yol gösterecek sizsiniz efendim. Balkona çıktı, halen gelmedi. Bir ruh gibi çıktı.

HAB: Siz onu nasıl görüyorsunuz?

S: Ben müsaade istesem malum, işe gitmem gerek bugün

HAB: Müsaade Allah’tan. Soruma cevap vermediniz. “Nasıl görüyorsunuz?” dedim, cevaplamadınız.

S: Kamera açıktı.

HAB: Anladım. Doğrusu macera yaşattınız bana. Sizinle tanıştığıma memnun oldum.

S: Ne diyeyim ben şimdi?

HAB: Hüddam ilmi konusunda bilgisizim. Umarım sizden çok şey öğrenmek nasip olur. Aslında hem melek gördüm hem hüddam. Ama böyle değildi maceralarım. Çok zor anlarımda yardım almıştım, o kadar… Bir de bir sureyi 21 gün okumuştum, geldiler. Pazarlık ettiler. 30’lu yaşlarımda idi. Hocama söyledim. “Boş ver onları. Onlar hasta okumaya yarar. Sen hasta bakıcı mı olacaksın? Biz seni başka şeyler için yetiştiriyoruz” demişti. Ve ben hocamı dinlemiş, onları geri yollamıştım. Yine 21 gün aynı sureyi okumam istenmişti. “Serbestsiniz, gidebilirsiniz” demiştim. Ve bir daha gelmemişlerdi. Çoğu zaman keşke irtibat kursaydım dediğim oldu. Ama bir daha nasip olmadı.

Size görüşmek üzere veda ediyorum. S. Hanım. Selam ve saygılar.

S: Kusura bakmayın, sizi de bu saate kadar vaktinizi aldık. Hakkınızı helal edin.

HAB: Estağfirullah. Neden kusura bakayım?

S: Şunu biliyor ve de inanıyorum ki sizden öğreneceğimiz çok şey var.

HAB: Yok çok şey öğrendim sizden, ben teşekkür ederim. Sizin alanınızdan bilgilendim. İlk yazışmaya başladığımızda size bir kelime yazmıştım. Gerçi ketum davrandınız ama olsun.

S: Kilit sizsiniz ve K. Hanıma yardımcı olacak kişi de sizsiniz.

HAB: Siz mi diyorsunuz, o yanınızdaki zat mı?

S: Sizin 21 gün boyunca okuduğunuz sureyi K. Hanım da okusun.

HAB: O surenin hüddamları beş kişiden oluşuyordu.
Soruma cevap verebilir misin? “Kilit kişi sensin” diyen sen misin, yanındaki varlık mı?

S: Benim.

HAB: Tamam. Çalışacağım. K. Hanım bizi nasıl buldu bilgin var mı? O’nu biz Allah’ın emaneti olarak görüyoruz ve elimizden gelen yardımı yapacağız, yapıyoruz.

S: Allah razı olsun.

HAB: İnşaallah en kısa zamanda rahatlayacaktır. Bence o çok celâl esmaları okumuş.

S: İnşaallah.

HAB: Tecellisi onu sıkıştırıyor. Düzelmesine kesin gözüyle bakıyoruz.. Zamana ihtiyacımız var.
Görüşmek üzere hayırlı seherler..

Çalışmaya gideceğinizi bilmiyordum. Hayırlı işler dileyelim.

S: Size de efendim.

Allah’a emanet olunuz. Kendinize iyi davranın. Allah razı olsun efendim.

HAB: Görüşmenin tamamını göndermiş oldum K. Hanım. Uyuduğunuzda rahatlamış olacaksınız. Sizin için dua ederek yatacağım. Hayırlı geceler.

K: Aldım abi. Teşekkür ederim.

HAB: Önemli değil. Sen huzurla uyu. Korkuyu uzaklaştır. Sen Allah’a bu kadar yakınken asla bir şey yapamazlar. Sadece vesvese.

K: Biliyorum abi. Okuyacağım ben şimdi hepsini… Sizi tuttuk, kusura bakmayın. Hakkınızı helal edin.

HAB: O sıkıntıyı unutmaya çalış.

K: Yarın bu konudaki düşüncelerinizi almak isterim

HAB: İnşaallah.

K: Allah’a emanet olun abi. İzniniz olursa ben biraz namaz kılmak istiyorum.

HAB: Tamam. Selam es selame

K: Selam es selame

CEVAP VER