Koltuk Altı Seğirmesi Sağ Ve Sol

0
5727
Koltuk Altı Seğirmesi Sağ Ve Sol
5 (100%) 1 vote

Koltuk Altı Seğirmesi Sağ Ve Sol

Koltuk Altı Seğirmesi Sağ Ve Sol

Sağda ve solda zahmet (zorluk) gösterir. Sağda ise sağ elini sağ dizi üzerine koyarak okur.’’La zahmeti fil hayati illa rahatı’’ Solda ise, sol elini, sol diz üzerine koyarak bunu okur.’’La zahmeti ilah rahatı fil hayati’’

En hakiki mürşit ilimdir… İlimlerin en üstünü ise ilmullahtır. İlim konusunda en büyük rehber ise Hz Muhammed Sallallahu vessellem olup; Gerçeğe giden yolda bütün insanlığa ondan gayrı mürşit yoktur. Bize Kur’an-ı Kerimi ve hadislerini ve bu ihtilaç ilmini bildirdi.
Şimdiye kadar bu ilim çok gizlide idi.
Hafız Hüseyin Kemal gs. Hazretleri onu umum insanlara bildirmek arzusu ile açığa çıkararak eşe dosta yazdı, verdi.
Allahu tealanın Rüşd (El Raşidün )isminin tezahürüdür. O’nun ismi kemali sıfatı aliyesinden dostlarını irşat eder. Zahirdeki ilim ise ilm-i şeriattır.
Batında bu ilim ilmullahtır ki dallarından biri ilm-i ihtilaç ve ilmi nur görmek ve sırrı marifetullahı bilmek, efali ledünyeye vakıf olmak ve insanlığa hizmet etmektir.
İhtilaç ilminden başka ilm-i nur ki sırrı marifetullahtır.
Ve diğeri İlm-i Efal ilmi ki Kemalullahtır. Bütün bu ilimler insanı
Allah’ın; Nur-u Cemaline; sıratı müstakimde, nur-u hidayetle vuslata ulaştırır. Nur-u tevhitte ki sıratı müstakimden murat nur-u hidayettir. Yani nurların işaretlerine dikkatlice uyarak gitmesi için, hikmet ehline işareten tembihattır. Yani her yaptığın işinde nurlar görmeye başladığında, o gördüğün nurların işaretlerine dikkat et, o nurları kendine yoldaş kıldık, Allah’ı Teâlâ celalını cemalını vahyen(işareten) bildiriyor. Cemal olanları yap celal olanları tecrit et diyor.

Bilesin ki azizim;
Allah teala hazretleri sevdiklerine Habir sıfatından, ihtilaç ile her kazayı haber ederek, değişken(muallâk kaderdeki) her tecelliyi önceden bildirir.
Sevdiklerini kemale ve nur-u cemale ulaşmaları için her türlü yardımı yaparak vuslat için yolunu nur-u hidayette açar. O işaretlerin ne anlama geldiğini bilip, istenmeyen tecellilerin (efalini değiştirerek ) zahire zuhurunu önler. Şeri şerife uygun hayatın devamına ve saadete dair olanları yapar. İşte kemal budur.
Nur-u sıfatullahta daima inkişaf (gelişme ) ile hicaba sebep perdeleri tek tek ref edip (açıp) nur- sıfatullaha şahit olur. Yani tevhide ulaşır. Bir diğer adıyla Miracına ulaşır. Oradan, hizmet etmek üzere yetki almış olarak yeniden, Hakk’tan halka nüzul ile insanlığa tenezzül eder. Sırrı celal efallerini tecrit edip, işlemez.
Sırrı cemal efalleriyle ve esmalarıyla insanlığa Kur’an-ı Kerim’in emirleri ve yasakları doğrultusunda hizmet eder.
Eğer Zat olarak tayin edilmişse Hz: Muhammed efendimizden tayin ile manevi mühür kendisine teslim edilir. Bu mühür dahi Nurdandır ve ancak alanla verenin bilgisindedir.
O çağda bir başkasına bu sır kapalıdır. Yetkili kılınan evladı resulden olan zat ilimdeki inkişafı derecesinde ve tevhit olduğu esmalar doğrultusunda bir dönem dünyayı (genel tecellilerle) yönetir. Öyle yetkilerle gelmiştir ki isterse şeriatta değişikliğe gidebilir. Ancak eğer insafı varsa Kur’an’a tam uyar. Yoksa nefsine uymuş olur. Kendisinden sonra gelen zat o durumu değiştirir. Eğer cemalde tevhit olduysa (beyaz nur ile) zamanı barış içinde geçer. Celalda tevhit olduysa; (kırmızı nurda) Zamanı çok çetin geçer.
Eğer Kemalde (Yeşil nur ile) tevhit olduysa zamanı kemalde geçer.
Zat evliyaları ya beyaz nur ile cemalde, ya kırmızı nur ile Celalde veya Yeşil nur ile Kemalde tevhit olurlar. Başka sıfat nurlarında;
Siyah nurda, turuncuda, morda tevhit olup ta dönebilen olmaz.
Mavi nurda ve sarı nurda tevhit olanlar dönebilir ancak onlarda şehit edilirler. Hz Ömer efendimiz müşteride sarı nurda (adalet nuru)tevhit oldu, gelmiş geçmiş en adil yönetimi icra etmesine rağmen, şehit edildi. Peygamber efendimize yalnız maddi olarak değil manevi görevli olarak ta hizmet eden Hz.Ömer efendimiz kamer şerefinde kaldığı için, tevhidi Müşteri saatinde Sarı Nur ile tevhit oldu. Kamer ile müşteri dost olmakla birlikte cemalde sukut vardır. O nedenle şehit olmuştur.
Hz Ali Efendimiz Utaritte Mavi nurda tevhit olmuş, zamanı savaşlarla geçtiği gibi kendisi ve evlatları şehit edilmiştir. Dostluk makamı olarak bilip sürekli şemste kalmışlar, şemsin dostu utaritte mavi nurda, celalın en kuvvetli makamında tevhit olmuşlar. Geri dönebilmelerine rağmen huzur bulamamış Mavi-Muaviye iktidarı ele geçirmiştir. Mavi!

Tevhitte tam yetkili olarak sıfatullahla bir olan zat celali tecrit ile cemal ve kemalde mahlûkata hizmet eder. Bu sırlardan en önemlisi,
Allah ism-i celalı sağ el dışında hiçbir vücut azası hareket halindeyken okunmaz.
Okunduğu takdirde şiddet tecelli eder. Okuyan ve sıfatı bundan büyük zarar görür. Hayatı dahi ınkıtaya uğrar. Hz Ali ve evlatları ve birçok veli ile peygamberin hayatı sana ibret olsun. Yanlış esmayı yanlış efal ile okuduğun anda kim olduğuna bakmadan o esmanın hükmü yerine gelir. Örneğin yanlış bir efal ile Mümit esmasını okusan ölüm gelir,
Zekeriya gibi ağaç içine girsen bile hüküm gelir seni bulur. Azrail görev aldığından itibaren onu ancak, hikmette yapacağın uygun efalle ve esma ile durdurabilirsin. Maddi alandaki hiçbir tedbir onu durduramaz. ‘’Kaza geldiğinde tedbir elden gider.’’ O kazaya karşı önceden habir sıfatından haber alıp duasını yapabilen hakikat ehlinden başka kimse bir şey yapamaz. Ayetlerde bu hususta çok açıklamalar vardır. İleride belki bunlardan da yeri geldikçe söz edilecektir.
Allah ismi celili yalnız sağ el şahadet parmağında okunur.
Sol elde ve ayaklarda asla okunmaz. Örneğin yol yürürken besmele okunmaz. Durmuş vaziyette bismillah denir; rahmanirrahim derken adım atılır. Secdede Allah ismi okunmaz. Değil celal esması kemal esmalar bile okunmaz görüşünde olanlar vardır. Namazın tertibinden ibret almak lazımdır. Tekbir kulakta, Azım rükûda, âlâ sırf cemal secdede zikredilmiştir.
Yürürken içinde Allah ismi celili olan hiçbir ayet ve sure okunmaz. Okunursa, okuyan ve etrafı iptilaya uğrar. Esasen islam âlemini içler acısı durumunda, yüzyıllardır bu hikmet ilminin bilinmemesinin, ’’hayır zannıyla Şerre; şer zannıyla hayra dua edilmesidir.’’ Bugün eldeki kitaplarda ve tarikat usullerinde öyle dualar var ki asla ağıza alınmadığı gibi, akla bile getirilmemelidir. Ancak zikir olarak okunmaktadır. Mevlam izin verirse nasibimizde varsa, bununla ilgili bir kitap yazmayı diliyorum.
Allah isminin dizden aşağıda okunması caiz değildir. Sakınmak gerekir. Unutulmasın.

CEVAP VER