La havle vela kuvvete illa billah

0
1183
La havle vela kuvvete illa billah
4.2 (84%) 5 votes

Untitled-1

La Havle Vela Kuvvete İlla Billahül Aliyyül Azim

”Evrenin haritasını çıkarmaya başlamış, NASA… Zifiri karanlıkta devasa bir ak nokta olarak, biraz yumurtaya biraz dünya gibi kutuplarından basık küreye benziyordu, görüntü…
Yani evrenin görüntüsü de dünya görüntüsüne benziyordu…

Allah tealanın bir esması ” El devvar ” dır. Evren çapınca küreselliği ve döngüyü, devreden hayatiyeti anlatır.

”Allah âlemleri yaratmadan önce; Altında ve üstünde hava olmayan âmâ (bilinmezlik) da idi.” ifadeleri ile tanımladı efendimiz, cenabı hakkı. Ve Deki; ‘’O âlemlerin nurudur’’ dedi kuranı kerim.
Boşlukta direksiz görünen evrenin, karanlık (bilinmezlik) madde ile sarılı olduğunu anlatıyordu, bilim adamları. Ve günümüz bilimi henüz karanlık madde hakkında hiçbir bilgiye erişmiş değildir diye de ekliyordu.İslam literatürü de efendimizin âmâ tanımlamasıyla; Allah teala için bilinmezlikteydi dedi. Ve ekledi ”bilinmek için âlemleri(evreni) ve insanı yarattı.”

Günümüzde maddi olarak anlamaya çalıştığımız evrende üç yüz milyar bilinen galaksi(yıldız adası) var. Her birinin merkezinde ölmüş yıldızlardan oluşan devasa bir karadelik mevcut. O karadelikler sarmal şekilde kendi çevrelerinde dönen yıldızları teker teker portakalın kabuğunu soyar gibi soyarak yemekte, sürekli büyümektedirler… Karadeliğin çekim gücü öylesine tarifsiz ki saniyede üçyüzbin km hızla yol alan ışığı dahi yutup geri vermediğinden asla gözlemlenemiyor.

Ne kadar yıldız yuttuğundan haberdar olmak asla mümkün değil.
Bu karadeliklere yemin ediyor kuran, ”yıldız yerleri ” olarak tanımlıyor…

Bizim güneşimiz;SAMANYOLU GALAKSISI içinde üçyüz milyar yıldızdan birisidir. Diğer yıldızlarla kıyaslandığında mini bir yıldızdır. Çok çok küçüktür. Dünyamızı barındırmasa diğer devasa yıldızların yanında adından bile söz etmeye değmezdi.

Hemen her yıldız; RAHMAN SURESİNDEKİ ifadelere göre çift çift yaratılmış olmasına rağmen tekdir…Çünkü kardeşi eceli kaza ile ölerek, bir karadeliğe dönüşmüş.Ve ikizini kendisine doğru saatte bir milyon atıyüzbin km hızla ölüme çağırıyor.

Güneşimizin on iki gezegeni var. Bunlardan ortadan biraz daha küçük olanı DÜNYAMIZ. Bizim anladığımız manada sadece dünyada hayat var. Diğer gezegenlerde mana erlerinin söylediğine göre cinler yaşamaktadırlar. Kimi müslüman kimi kâfir cinler. Bütün bu sistemler meleklerin düzenli itaatleri sayesinde ayakta kalıyor. Bu sistem hakkında kuranı kerimin izahları ve günümüz biliminin gelişmeleri sayesinde İNSANLIĞIN GENEL KÜLTÜRÜ oluşmuştur.

Eskiden hemen herşeyden biraz biraz haberdar olup, insanlığın tümünün anlayacağı sadelikte topluca anlatanlara ”FİLOZOF” derlerdi. Şimdilerde geneli-bütünü anlatacak filozof kalmadı piyasada.
Her ilim dalının filozofları var artık.İlle de herhangi bir dalda kariyer yapacaksınız ve sadece o alan hakkında söz sahibi olacaksınız. Diğer alandan bahsederseniz o alanın yetkinleri dur der. Senin alanın değil bu alan. Yani herkes kendi çöplüğünde öten horoza dönüştü.

Bu alışkanlık sıradan insanlara da sıçradı. Herkes kendi alanında yetkin sayıp kendisini, başkalarından ayrıcalıklı olduğunu iddia ederek böbürlendi.

BİREYLER hür ve yalnızlaştı. Çocuk dedesinden daha iyi cep telefonu kullanıyor ya, dedem bana hitap edecek kadar akıllı değil, dedi. Şu kadarcık işleri bile bilmiyor bana soruyor.

Sonuçta günümüz dünyası bireyler BENCİLLER, UKALALAR, KİBİRLİLER, BÜTÜNE KARŞI CAHİLLER le doldu. İlişkilerimiz mecburiyetten zora girdi.

Allah,İman, Kuran konusu ekseriyetin gündeminin dışında kaldı maalesef. 20. yüzyıl dünyayı ŞİRAZESİNDEN çıkardı.

Bizim çabamız demode olmuş, gündemden düşmüş İMAN-AHİRET-HESAP GÜNÜ gerçeğini gündem yapmak için karınca kararınca (çabalamak) dua etmekten ibarettir. Rabbimizin izniyle, bu yolun iyi niyetli karıncalarıyız…karınca misali hacca gitmeye çalışıyoruz.Ömrümüz vefa ederse vasıl olacağız.. Umarım bu yazdıklarımla seni sıkmadım…

Âdem soyu allah’ın verdiği değerle bir anlam ifade eder. Yoksa, yok mesafesindedir. Zaten âdem kelimesinin eş anlamı da ”yokluk” demektir. Sen ben yokuz. Rabbimizin mini mini nurundan ibaret kullarıyız. Kendimiz gibi mini mini nurlarla dolu bir çevrede yaşıyoruz. Bazen evren kadar büyük hissediyoruz kendimizi  Bazen atomun çekirdeğindeki bir kuark şezlongda istirahata çekiliyoruz. Keşiflerinde de buna benzer şeyleri görüp bildiriyorsun bize elhamdülillah. Mevlamız bizimle oyunda oynaşta aslında… Annenin bebeği ile oynadığı gibi,rahman rahiym isimleriyle….”

İÇİ DIŞINDAN BÜYÜK

Ilgın -.1994
Eşya üç, zaman dört,
Bilinç beşinci boyut…
Kan gözüne çok şey soyut…
Can gözüne her şey somut.

Külli varlığı görüp can gözüyle…
Duyurandan günümüze,
On dört yüzyıl geldi geçti.
Yaşarken çoğunluk zulmet içinde,
İlmi olan bilimle Hakk’ı seçti.

Onlar; tahkik yolunu seçenler,
Görmedikçe inanmamaya and içenler…
Madde evrenini gözlediler, gözlediler…
Farkında olmadan Furkan-ı izlediler.

Görünen; element ti, molekül dü, atom du.
Atom; elektron du, nötron du, proton du.
Onlarında her biri;
Mezon du, bozon du, foton du.

Makro kosmoza bakıp, bakıp,
Aktar-ı semavat ta dindiler.
Mikro kosmozda derinlere indiler.

Mezon’u, bozonu oluşturan Kuantlar vardı.
Sonuncular, kuarklar ve leptokuarklardı.
Hayret!
Kesirli çıkıyordu kuarklardaki yük.
Üstelik içi dışından büyük.

Eksik yükün adresi,
Ötelerin ötesi.
İşte kesin delil,
İşte bürhan.
Bu bir ahiret gösterisi.

Çarptılar topladılar.
Böldüler çıkardılar.
Yaptıkları çok çetin işti.
Zorladıkça kur-an yetişti.

Tardyon (madde-nar) Kuark’ın eksik yükü,
Takyon (mana-nur) melek de bulundu.
Eksi bir bölü üç veya iki bölü üç madde,
Artı iki bölü üç veya bir bölü üç mana;
Eşittir bir.
Denklem tamamlandı akıl inandı.
Demek ki O;
Evren sabiti(Allah) bir.

“Ey mutmain olan nefis;
Rabbin senden razı,
Sen Rabbinden razı,
Ebedi olarak cennetime gir.”

Anladıkça vecde gelip şahadet getirdiler.
Rahman-Rahim Allah’a secde ettiler.

Hacı Ali Bayram

Vaktin varsa Azizim bir de şu şiirimizle anlatalım demek istediğimizi ki zihinlerde yeterince yer edip iz bıraksın..

BİR DELİ ŞİİR

Uzayımız vayy
Devasa boyutlarıyla uçsuz bucaksız.
Azı süt beyazı,
Çoğu zift karası.
Düşü, düşlenmesi olanaksız.Gözlenebilir olay ufkunda,
Tirimilyar yıldız adasından biri;
Kim bilir kaç tür hayatın menşei,
Evrenimizde küçücük bir ak nokta,
Starlar şehri, Samanyolu galaksimiz.O sarmal, muazzam galaksi vayyy
Birbirine hasret iki ucunun arası.
Erişemediğimiz ışık hızıyla milyarlarca yıl.
Yıldızlarının çoğu cehennem karası.
Ölmüş çoktan onda dokuzu,
Diri ancak birden azı
.
Yine de yüz milyarlarca güneşli…
En küçüğü bizimki…

Güneşimiz vayyy
Ömrü tahmini yirmi beş milyar yıl,
Galaksi içinde bir görünmez nokta…
Çift doğmuşken diğerleri gibi;
Bir buçuk milyon dünya kutrunda.
Bir kara deliğe yem olmuş ikizi.

Dünyamız vayyy
Sanki sistemin nazar boncuğu,
Mavi-beyaz nadide bir kolye.
Güneşin hayat veren tek çocuğu.
Kimilerine göre dokuz kardeşten ilki;
Kimilerine göre on iki.

Dünyamız vayyy
Bazı yalan, bazı gerçek dediğimiz…
Değerini yeterince bilmediğimiz.
Yediğimiz içtiğimiz;
Köşe bucak yerleştiğimiz.
Akılsızca, cümbür cemaat,
Doğasını talan ettiğimiz.
Yerini, göğünü deldiğimiz.

Ve vayy vayyy
Köyümüz kasabamız…
Kutlu sılai rahimimiz.
Beton yığını her biri,
Sakinleri yarı deli şehirlerimiz.

Ve vayy ve vayyy
Pembe yuvalarımızda güya,
Kutu kutu…
Biz;
Bir bölü altı milyar ins.
Teke tek dişimiz erkeğimiz.

Düşünür müyüz hiç…
Düşünür müyüz?
Evrenimizi,
Evrendeki yerimizi…
Günde kaç kere…
Kaç kere;
Küçük dağları biz yarattık diyoruz;
Ne evreni,
Yaratanı,
Ne kendimizi biliyoruz.

Yenik düşüyoruz,
Günü birlik yaşama.
Affet demiyoruz, affetmiyoruz.
Her gün ayrı bir deli şiir yaşayışımız,
Sen ve ben, vayy vayyy
Tüketime sevdalı gönül
Haddimizi bilmiyoruz.

Ilgın-Nisan -1996

 

Selam es Selame Hacı Ali BAYRAM

CEVAP VER