‘“LÂ ve İLLÂ !”’

0
1355
‘“LÂ ve İLLÂ !”’
5 (100%) 2 votes

‘“LÂ ve İLLÂ !”’

(X)

Kalksın artık ! ‘“YOK !”’ Ve ‘“VAR !”’ ‘“Taksim eden şey !”’ Kalmasın !
‘“Çift deniz !”’ Bir nokta olsun ! ‘“İNCİ !”’ ‘“MERCAN !”’ Salmasın !                                       “AHMED’in ikrâmı FÂTMA !” Başka anlam almasın !
“Ayni ‘“Rûh !”’ “Hem ayni et !” ‘“AHMED !”’ İle ‘“ÂLÎ ”’ hâli !
Yok ! ‘“RESÛL”’den başka ”’ ÂLÎ !”’ Yok ! ‘“MUHAMMED !”’ Yok ! ‘“ÂLÎ !”’

(X)1959’da yayımlanan ‘ÂDEMNÂME’deki ‘Fıtratnâme‘ adlı mesajın son kıtasının
öztürkçe versiyonudur.

Not : “Çift deniz” : HZ.MUHAMMED ÂLÎ, Taksim eden şey : HZ.FÂTMA
İnci : Ezilmiş inci zehiriyle şehid edilen HZ.İMÂM HASAN
Mercan : (Kırmızı rengiyle) KERBELÂ’da kanı dökülüp şehid edilen HZ.İMÂM HÜSEYİN

Not : Fransızcada ‘connaître’ : tanımak ! Bilmek ! Ve ‘cinsel ilişkide bulunmak !’ Demektir.
Ancak, lâtince köküne göre, ‘CON-Naître !’ ‘Birlikte doğmak’ anlamına gelir ! Çoğu dilleri ve gramerlerini, ‘“Bilge”’ler inşâ etmiştir. Meselâ Türkçede sözcük sıralamasında zaman,
mekândan önce gelir. Nitekim Kur’anda ALLAH ‘“Ben zaman”’ım ! Anlamında ‘“DEHR”’e yemin eder !
Tevrâtta da ‘“Zamanın başlangıcında”’ ilk sözdür !

Kur’anda (NAH NU) ‘“BİZ”’ diye çoğul olarak konuşan zâtlar : HAKEREN’lerdir !

“E M Â N E T” I

Bu mesajları Rûhum fısıldar ! Hece hece,
Saat yirmi dört ile dört arasında, gece !
‘“Az uyu”’ emri, açık tut alıcını demek !
Herkes misyon sâhibi burada bir derece !

‘“Secde edilen”’in biz, değil miyiz evlâdı !
‘“RAHMÂN’ın halîfesi”’ değil mi onun adı !
‘“Âdem’e üflenen RÛH”’, öyle ise bizde de var !
Şerefimizin bundan başka yok istinadı !

‘“ALLAH teklif edince yere, göğe emânet !”’ ,
‘“Hakkını veremezsek, bize edersin lânet !”’
Diyerek reddettiler ! Rûh üfürülmesini,
Çünkü Rûhu olup da çıkarmamak ! İhânet !

Rûhu dışa çıkaran, olur kendine âlim !
Ölüp ölüp doğmaktan canını kılar sâlim !
Toprağından kendine bir ayna yapamazsan,
Yansır pis çamuruna, İblîs denilen zâlim !

‘“Vahiy verdim diyor HAK, yere, göğe, arıya !”’
Her atom bir adrestir ! Özünden uyarıya !
Ama hepsinin RABB’i, HAK adına Âdem’dir : !
Çıkaramadıkları için RÛH ! Dışarıya !

RESÛL der :“Rûhtan büyük bir şey yaratılmadı !”
Cehenneme İblîsten kör bir şey atılmadı !
‘İlk Rûhun’ depremine sâdece Arş dayanır !
Boş yere MUHAMMED ve ÂLİ aratılmadı !

ALLAH der :‘“Emânete etme sakın ihânet !”’
O emânet rûhundur ! Kalanı bir torba et !
Emânete ihânet eder isen burada ,
Orada ödetirler sana ağır bir diyet !

Rûh, MUHAMMED ÂLÎ’den kalbindeki tek ışın !
Sesiyle yetinmezsen ! HAK’la olur barışın !
Budur ondan şefâat ! Umma hiç ötekini !
‘“Rûh”’ denen ‘“Tanık”’ ile ! Olur HAKK’a varışın !

Firavun eşi iken,Yusuf ‘una gönül ver !
HAK, âşık olduğunun âşığını da sever !
‘“Sana senden de yakın”’ yatıyorken kalbinde !
Örtüsünü kaldırıp da ! Koynuna giriver !

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 1996
“EMÂNET” II

‘“ALLAH dilediğine hikmeti eder ihsan !”’
‘“Hikmet”’ten daha büyük nimet alamaz insân !

Rûhunu göndermeden HAK yıkadı Meryem’i !
‘“MUHAMMED’e tertemiz”’ der ALLAH ! Düşün emi !

‘“Arıtır EHL-İ BEYT’i bizzat ALLAH her kirden !”’
Onlara ayrılmayın der namazla zikirden !

Her nebi ve veliyi HAK kendi tayin eder !
‘“Sizler de emâneti ehline veriniz der !”’

ÂLÎ, Muaviyeyi valilikte tutmadı !
‘Siyaset bilmeyene’ çıkınca onun adı,

Dedi : “Siyaset ile bağdaşamaz gerçek din !”
‘“Halifesini RAHMÂN seçmiştir !”’ Dikkat edin !

‘“Eliyle”’ cilalayıp ayna yaptı Âdem’i !
Onda görünüp dedi : ‘“Secde eyleyin ! Emi !”’

Ayna gözden kayboldu ! Edilir iken secde !
‘En büyük ad’ görüldü ! Melekler geldi vecde !

Melekler ALLAH’ı hep ‘o isimle’ överdi !
Bu hamde HAK, MUHAMMED ÂLİ ismini verdi !

ÂLÎ ‘“Yüce !”’ MUHAMMED ‘“Övülen”’ demek madem!
Elbet MUHAMMED ÂLÎ olmalıdır ilk Âdem !

‘“Âdem dahil, her nebi söz verdi MUHAMMED’e !”’
Biz hem ilk ! Hem de sonuz ! ‘Nokta’ yazan kalem de !

RAHMÂN’a söz verirken, EHL-İ BEYT’ti aracı !
Burda da EHL-İ BEYT’e biat et ! Yap miracı !

EHL-İ BEYT’İ candan sev ! Resûl’e borcu öde !
MUHAMMED ÂLÎ, ‘“Bizler ! Bana benden yakın”’ de !

‘“Resûlleri gönderen biziz diyor bak, Bizler !”’
‘“RAHMÂN önünde saf saf ! ”’ Onlar yargıyı izler !

Evrende her katmanda ! Herkes ve herşey mevcût !
Sadece, yoğunluğa göre değişir vücût !

Can çıkınca, HAK onun bir benzerini alıp,
Dünyâya gönderir ve boş kalmaz eski kalıp !

Son mesajlar bambaşka ! Vedâ vakti yaklaştı !
İzin sınırlarını, çünkü sırlar çok aştı !

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA- 21.01.2000

“SÖZ”
Her nebi söz vermiştir doğru olmaya ! Niçin ?
‘“Ahde vefa”’dan doğru şey olmadığı için !

‘“Kendisi ve Nebinin fıtratı oldu şahit !”’
‘“HAK her nebiden aldı ! EHLİBEYT için ahit !”’

‘“Her nebi MUHAMMED ve EHL-İ BEYT’e verdi söz !”’
Zîrâ MUHAMMED ÂLİ nûru, hepsindeki öz !

“Nebiydim dedi resûl ! Daha çamurken Âdem !”
ALLAH’tan sonra, RESÛL ve EHL-İ BEYT’in kıdem !

Ahitsiz, kimse nebi ! Melek ! İnsân ! Olamaz !
Ahdi ÂLÎ sorgular ! Mümine budur namaz !

‘“HAKK’a kâfi şâhit o !”’ ‘“Kitab ilmine sahip”’
‘“ALLAH rızası”’ için ! MURTEZA yegâne ip !

‘O İpi tutacak mı’ diye doğar her insân !
‘HAK dost’ elini tutmak ! Sağken en büyük ihsan !

El tutanın sevabı ! On misliyle ödenir !
‘EBUTTÜRAB’a türab oldun ! Sağa geç’ denir !

El tutmak için yalnız ! Mümine yok zorlama !
Sevabı ne kadarsa, o kadar alır ! Ama !

EHL-İ BEYT düşmanını ! ‘“Suratı ele verir !”’
Marsık yüzünü, ÂLÎ ‘“Ateşe atıverir !”’

‘“Konuşmaya, RAHMÂN’dan yalnız O aldı izin !”’
‘Haykırır !’ ‘İşte hakkın budur’ deyip ‘“MÜEZZİN !”’

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 22.11.2000

Ahit = söz
ŞÜKRAN

‘Yunus Ölmez’ Baba’dan el tuttuk ayni gece ! (x)
‘İki ismin’ sırrına ermek için bilgece !

Herbir özdeyişimi âyetmişçe okurdu !
İnternette ‘“ON DOKUZ”’ sitesini o kurdu !

Onun elinden geçti mesajda her sahife !
İnşâallah ! Olur o özüne de ‘“Halife !”’

EHL-İ BEYT sevgisiyle zirâ dopdolu cismi !
‘……. …….. ………’ bu âşığın üç ismi !

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 19.11.2001

(x) 02.10.1991
‘“DABBET-ÜL ARZ !”’

ALLAH der : ‘“Hakikata ulaşamaz asla zan !”’
‘Hôkins’tir Dabbe !’ Diye, bilgin saçmalar bazan !

‘“Dabbe”’ olsa ! Yazmazdı ‘zamanın kitabını !’
Duyardı ! ‘“HAKK’ın zaman olduğu”’ hitâbını !

‘“Bir bilen”’den dinle sen ! Şimdi ‘“Dabbet-ül Arz”’ı !
Öğren nasıl ! ‘“Dabbe”’nin yerden çıkışı tarzı :

‘“Rûh topuktan başlayıp beyinden çıkar !”’ Niçin ?
‘Ayağıyla vurarak yere !’ Çıktığı için !

‘“Dabbet-ül Arz”’, bu demek ! Arz küçük fizik beden !
Ona vurup çıkan, RAB ! Canı terbiye eden !

‘RAB isminin ortaya çıkmasıyla o’ eşit ! (1439) (x)
Küçük kıyâmet ölüm ! Söylenmiş çeşit çeşit !

‘“O söz başa gelince, Yer’den bir dabbe çıkar !”’
‘“Der : ‘içten inanmadın !’ Sözünü ettin inkâr !”’

Ölürken onu görür has kul ! Hatırlar ‘“sözü !”’
‘“Çabuk hesab görür o !”’ Ve insân yumar gözü !

Çünkü en son nefeste, veyahut erdiğin an,
Tam uykuda, cennet ve cehennemde yok zaman !

‘Kıyâm’, ayağa kalkmak ! ‘“Kıyâmet kopar âni !”’
‘“Karşında dinelir O !”’ Öldüğün vakit yâni !

“Tam bir insân şeklinde” der ÂLİ, ‘“Dabbet-ül Arz !”’
Sâf çıkan candır, melek ! ‘“Melek için secde farz !”’

Secde ettiği, Âdem ! Vücûttan çıkan, rûhu !
‘“Duman duman”’ harf adam ! Tapmaz Yezid gürûhu !

‘“RABB’ine söz verirken, sana sen oldun şahit !”’
RAB, Rûh olarak girip yâni alındı ‘ahit !’

Her an uyarır seni ! Ne düşünsen ! Ne yapsan !
Sende saklı ‘“Şahit”’ O ! ‘“Âdem”’ denen ilk insân !

‘“Topraktan yaratıldı insân !”’ Aynen özet Arz !
‘“Onda RAB’dan bir Rûh var !”’ Sana seni eder arz !

Sırf ‘“Dabbe”’ ise ölen ! Bir hayvândır ! Ayaklı !
Özü yerine, ortak bir RABB’e bağlı aklı !

‘“Dabbet-ül Arz yorumu”’ hesapla bak kaç eder : (1886) (xx)
‘Müminlerin emiri Hazret’-i ÂLÎ’dir der !!! (1886) (xx)

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 23.10.2001

SON MESAJ !!!

Mesajları ilettim en etkin kişilere !
Tık bile yok ! Niçin mi ? Söyleyim aklın ere :

Kimi, kör ! Anlamadı ! Kimi, şişmiş ! Kıskandı !
Kimi, aymaz ! Reddetti ! Unutmuştu ‘“İlk andı !”’

Şimdi duâ edeyim ! ‘“ERENLER”’ desin ‘amin !’
‘“Ey bu mülkün sâhibi !”’ Artık Arş’tan Arz’a in !

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 03. 07. 2002

KONSTANTİNİYYE

RESÛL dedi “Fetholur elbet Konstantiyye !”
Daha fetholmadı o ! Yazık ! Öğrenin niye :

‘Konstantiniyye’den kast ! Değildi başkent adı !
Bizans’ın dini idi ! ‘“Kör”’ler ! Yanlış anladı !

O Doğu Roma oldu ! ‘Düzme dinin’ merkezi !
İlk haçlı seferine ! O kışkırttı herkezi !

Türk tehdidini etti ! Amacına bahane !
Kılıç Aslan ! Kılıçtan geçirdi ! Çok şahane !

Batı Bizans’ın sürdü ! İslâm’a kast amacı !
ÎSÂ’ya kavuşturdu hepsini Türk ! Çok acı !

On bir kardeş katili ! Rum Despina evlâdı !
Olur mu ! Müjdelenen Fâtih komutan adı ?

“O komutan” olmayı, denedi Ömer bile !
Helâlleşmemiş iken ! ÂLÎ ve FÂTMA ile !

Osmanlı devletini BEKTAŞ kurdurdu ! Niye ?
‘Konstantiniyye’ tekrâr dirilemesin diye !

‘“Hakerenlerini”’ de Rumeli’ne gönderdi !
‘Batı Bizansı da ! Yok etmek idi tek derdi !

Zirâ ! Yılanın orda kalmış idi kuyruğu !
“Güneş son gün batıdan doğar” derdi buyruğu !

Yine devreye girdi burda ! ‘“İnsân şeytanı !”’
Ben’i hep büyük yazar ! RAHMÂN’a inat ! Tanı !

Yerinde kaldı kuyruk ! Bunun sonucundan ürk !
Son haçlı seferini ! Yok etse de ATATÜRK !

Avrupa birliği bak ! Roma’da imzalandı !
İstanbul Doğu Roma ! Bu ! Gizli haçlı andı !

Dünyâ küçüldü ! Ahlâk ile beraber ! Bakın !
Cehennem çöp fırını demek ! Yakılmak yakın !

‘Kırk yıl önce’ kondu bak ! Bu kitabımın adı !
‘KIYÂMETNÂME’dir bu ! ‘“Mühürsüz kalb”’ anladı !

Aydınlatıp her kutsal kitabın içyüzünü !
‘“Hanif Din”’i açıklar ! Bulman için özünü !

‘“Kitabını oku”’da ! Kitabımı benimse !
Seni ALLAH adına ! Aldatamasın kimse !

Masum sürçsen de ! ‘“Âdem gibi ! Kendinden utan !”’
“Ne mutlu o askere !” Vicdânıdır komutan !

‘“Hak geldi ! Batıl gitti !”’ Hep elele verelim !
“Hadisle müjdelenen fetih”e biz erelim !

‘“Bana yardımcı olun diyor bak ALLAH”’ bile !
Bu yardım mümkün ancak ! ‘“Andını tutan !”’ İle !

Dûama katılınız hepiniz ! ‘Amin’ diye !
‘“Fatihâ”’ okuyalım biz ! ‘Konstantiniyye’ye !’

M.H.ULUĞ KIZILKEÇİLİ
ANKARA – 10.09.2001

CEVAP VER