Nazar; tıpkı kanser, grip, sakat doğmak gibi yazgıdır – Safiye’ye Mektuplar 20

0
1132
Nazar; tıpkı kanser, grip, sakat doğmak gibi yazgıdır – Safiye’ye Mektuplar 20
5 (100%) 2 votes

Nazar; tıpkı kanser, grip, sakat doğmak gibi yazgıdır

Merhaba.

Hayırlı sabahlar hocam.
Hocam; size bir konuda danışmak istiyorum. Nazar konusu hocam. Ben nazardan çok korkuyorum. Çok çabuk nazara gelen biriyim. Neyime nazar değiyor onu da bilmiyorum ama… Hocam nazar konusunda bana küçük bir bilgi verir misiniz? Okumam gereken bir dua varsa. Yeniden doğdum ya, şimdi çok mutluyum ya kendi kendime nazar değdireceğim diye bile korkuyorum, hocam. Dün gece evleneceğim ( Allah nasip ettiyse) genç ile konuşurken o aklıma getirdi, bunu.
-Allah a şükürler olsun seni tanıdım ama nazardan korkuyorum, ne okumak gerekir acaba, dedi.
Bende;
-Nas ve felak sureleri, dedim. Dedim ama emin değilim. Belki sizin tavsiye edeceğiniz başka bir dua vardır diye danışmak istedim, hocam.

Sevgili Safiye,
Nazar hasetle, gıptayla, aşırı muhabbetle bakan birinin, baktığı kişi veya nesneye, gözünden çıkan enerjiyle zarar vermesi demektir. Haktır. Hakikattir. Artık bilimdir de diyebiliriz. Aşağıda bu konuda yazılmış en güzel yazıyı sana gönderiyorum.
Nazara karşı, ihlâs, nas ve felak surelerini düzenli okumayı öneririm. Bütün kitaplar, bunları öneriyor. Namazlarda okumakla birlikte, yatmadan önce, bir kalabalığa çıkarken veya döndükten sonra okumak faydalı olur. Kendisine nazar değdiğinden şüphelenen kişi, en yakınındaki insana bu sureleri üçer defa okutturup üflettirmelidir. Ayrıca bir kolye içinde veya cüzdanında üzerlik tohumu ve çörek otu bulundurulmasını tavsiye edenler vardır. Üzerlik otu ve çörek otu karışımını yakarak tütsülenmeyi öneren eserler de vardır.
Eğer çabuk fark edildi ise bunlar yeterlidir. Gecikildi veya şiddetli etkilenildi ise ’’Ve in yekadüllezine .’’ diye başlayan nazar ayeti vardır. O ayet pişmemiş yumurtaya dokuz defa okunup üflendikten sonra nazar değen kişinin alnında kırılır. Sarısından birazcık yemesi sağlanırsa nazarın tehlikesi giderilir. Bu ayeti yazıp yanında taşınmasını öneren kitaplarda var.
Ben de ömür boyu nazardan etkilenenlerdenim. Yıldızın düşük diyorlar. Koruma enerjimizin zayıf olduğundan bahsediyorlar. Bu işlerle ilgilenen insanlar var. Dürüstünü bulabilse insan özel koruma duaları yazabiliyorlar. İnanıp inanmamak kişiye özel bir durumdur. Ben nazara inananlardanım. Defalarca etkilendim. Tedavi oldum.
Koruma maksatlı olarak, şafak vakti ile sabah namazı arasında bir Elham, üç gulhü (ihlâs) okuduktan sonra, nazara karşı korunmak niyetiyle, iğde dalı kesip, evinde ve üzerinde taşımak ta koruyucu etki yapar diyenler, uygulayıp, yararını gördüğünü söyleyenler çok. Bunları kendim de deneyip faydasını gördüm, diyebilirim.

Rahmetli hocam,
-Allah dünyayı yarattıktan sonra, kendi nazarından korumak üzere iğde ağacını yaratmıştır, derdi. Hocam, kendi hocasına,
-Efendibaba, haset hakkında ne dersiniz, diye sorduğunu;
-Haset ateştir. Önce haset edeni yakar, sonra da edileni, buyurdu demişti. Haset etmek, böyle bir huya sahip olmak, çok kötü bir kaderdir. Kendisini çok kıskanç bulanlar, başkasının elindekine rıza gösteremeyenler, Allah’ın
‘El ganiyyün’ esmasını, “ENEL GANİYYÜN” ŞEKLİNDE KIRK GÜN DÜZENLİ tesbih ederek okurlarsa bu duygudan kurtulabilirler. Hem kendilerini cehennemden azad ederler hem de çevrelerindeki insanlara zarar vermezler. Ganiyyun esması kimseye muhtaç olmayan her yönden zengin demektir. Haset olanlar dünyada da ahirette de azaptadırlar.

Kıskançlığın ilim adına yapılmasına izin verildiği söylenir. İnsanı kıskandığı kişiden daha fazla ilim öğrenmeye sevk etmesine, bunun da hem kendisi hem toplum adına iyi sonuçlar ortaya koyduğuna hükmederler.

İnsanın kendisine ve evladına nazarı değer. Bu da tecrübeyle sabittir. Ancak bu hasetten değil aşırı muhabbetten kaynaklanır. Maşallah demek nazarın etkisini azaltır. Hatta küçük göz değmeleri tamamen önler. Maşallah, içtenlikle inanarak denmez ise etkisi olmayabilir. Ama celali etki olan hasetle bakışta hem kasıt, hem yüksek duygu olduğundan, mutlaka zarar verir.

Bazı kişilerin nazarının başkalarından fazla değdiği de bilinen bir gerçektir. O kişiler tecrübeyle veya başka nedenlerle bilindiği takdirde, onların yanında sevinçleri gizlemekte fayda vardır. Ayrıca o kişilerin elbiselerinden alınan iplik veya parçanın kişiye tütsü şeklinde koklatılması halinde etki sıfırlanır.

Şimdi bilimsel yanıyla ve inaç olarak nazara toplu bir bakış;

NAZAR,
Nazar, tıpkı kanser, grip, sakat doğmak ya da deli doğmak veya sonradan olmak gibi bir YAZGIDIR. Nazar, sihir, bunlar YAZGIDIR. Aynı gün, aynı anda ve saatte, ECELİ geldiğinde araba çarpacak ölecekti. Burada önemli olan ölümün biçimi (kaza, hastalık, sihir, nazar vb.) değil, ECELİN yetişmesi önemlidir. Diyelim ki sihir yapılmadı ya da nazara uğramadı… Ama evinin çatısına UÇAK düşüyor ve AYNI SAATTE ölüyor. Ecel, SAAT çok önemli bir olay…

Nazar OLAĞANDIR… İmrenirsin, gıpta edersin… Özenirsin… Ama HASED… İşte bu HARAMDIR. Yani imrenme kıskançlığını ÖLÜMCÜL HASUDLUK haline getirirseniz, sorumlusunuz. Onu kıskanmak hasedlik değil… “İza Hasidin Hased” ayetinin muhatabı olmak yani, bu ölümcül nazar (göz değmesi) silahını kullanan Allah indinde SORUMLUDUR. Çünkü bu kötü nazarın ŞAHİDİ yoktur, DELİLİ de yoktur. Ortada tabanca gibi bir silah da yoktur. Yasalara şikâyet ederseniz, yargıç güler size… O zaman bu HASEDİN intikamı MÜNTEKİM Allah tarafından alınacaktır.

Nazar çözülebilir mi? Burada Nazar tek bir silah türü değildir. İş arkadaşınızın maaşına zam gelir, size vermezler… Arkadaşınıza bir kastınız yoktur, hatta onu çok sevmektesiniz, ama onun terfii etmesi, sizin içinizi BURMAKTADIR… Bu çok küçük bir nazardır. Yani HASEDLİK değildir. Fakat arkadaşınızı nazarınızla vurabilirsiniz… Elinizde değildir. Çünkü NAZAR = LAZER gibi bir “potansiyel farkı giderici”, yani voltaj farkını gerilim farkını GİDERİCİ özeliğe sahiptir. Nazarlı bir insana dokunduğunuzda “Çıtır çıtır” elektrik sıçraması olur. Birinden diğerine “Gerilim farkı” ark yaparak atlamaktadır. Bir TOPRAKLAMA bu nazar türünü çözebilir ama, ileri derecede, HAİNLİK derecelerindeki hasetliklerde, NAZAR öldürmek üzere ve ard niyetlidir. Derler ya “Öküz çatlatır” diye… İşte bu NAZAR’a “Maşa Allah” kategorisinden bir dizi ayet ile karşı konmalıdır. Maşa Allah ilahi kelamı, istemeden vuracağımız, yani nazar edeceğimiz kişileri SİGORTA etmemiz demektir. Maşa Allah deyin önce. Sonra istediğiniz kadar KISKANIN. Yani emniyet kapalı olduğundan silah ateş almıyor…

Nazar bir güç değildir: Bir gerilim farkı boşalmasıdır. Bu gerilim farkı ise, biyo elektromagnetik alan yoğunlaşmalarımızla ilgili… Bunlar (mesela biyo seksüel elektrik vb.) ark yapmaktadır. Bu yoğunlaşmalar vücuttaki çok MASUM olan deri yani yüzeyde ve bunun hemen altındaki YAĞ dokuda elektrik dipiezzo olabiliyor, ama GÖZ gibi TAM şeffaf ve lazer (quartz) kristali gibi davranan GÖZ’de bu böyle değil… RESMEN kohorent (Tek dalga boyu) bir halde gidip kişiyi ya da eşyayı (kıskanılan otomobili örneğin) vurabiliyor.

Bu önlenebilir mi? Evet ama Medusa’nın kalkanını hep taşımak şartıyla… Yani onu geri yansıtmak şartıyla… Çünkü Nazar kohorenttir, yani LAZER gibi tek dalga boyudur… Ve Laser gibi kristalden (rubi taşı vb. gibi) üretilmektedir.
Bu da GÖZDÜR. Göz, beyindeki düşünceyi YANSITABİLEN YEGÂNE organımızdır. Gözündeki O ANKİ bir bakıştan insanı anlayabilirsiniz. Göz YAŞLI doğar. Yani bebekken bile bakışlar BÜYÜKTÜR… Ve resim ne kadar eskirse eskisin, GÖZLER hiç değişmez. 6 aylık bir bebek ile 66 yıllık bir ihtiyarın BAKIŞI aynıdır. Resimlerde hiç değişmez bu.. Değişen, kırışlar, gözaltında torbalar vb.dir. GÖZ o denli bir KRİSTALDİR ki, içten dışarıyı, dışarıdan içeriyi EŞİT gösteren bir penceredir. Hipnoz sadece GÖZ ile yapılabilir. Yani körü hipnoz edemezsiniz. GÖZDEN göze bir link vardır. Aşklar bile GÖZDEN başlar… İlk elektriklenme GÖZDEN başlar… Erkekler ve kadınlar en çok ve ilk olarak birbirlerinin GÖZLERİNE bakarlar (%70); diğer yerlere daha sonra bakılır.

Hipnoz bir Modality’dir yani işgal etme kipliğidir. Burada işgal edilen ise Süper Ego’nuz yani sizi siz yapan NEFSİNİZ’dir. Tele-hipnoz ve toplu hipnoz ikisi de “Spirtizm” denen başka bir yöntemle yani psi-enerjiyle oluşuyor. Bu pozitif değere, DELİ kuvveti sahibi kişi konsantre olduğunda negatif 20 ton kuvvetinde bir çıkma yapabilir. Bu enerji fazlamız zaten var:

Kuarklardaki bağ enerjisi, bağlandığı atomaltı parçacıktan DAHA ağırdır.

 

Bir maddeye mesela gravitasyon olarak etkiyen kuvveti daima “TERS” yönde dengeleyen madde ötesi (Soyut madde, takyon) doğası gereği LEVİTE eden, yani tersine çekim dengelemektedir. Bu deli kuvveti dediğimiz fenomenlerde bedeni olan mesela *oksör yumruğu 15 tondur… Bu pozitif değere, DELİ kuvveti sahibi kişi konsantre olduğunda negatif 20 ton kuvvetinde bir çıkma yapabilir. Çelimsiz insanlarda “KATALEPTİK” bir dayanıklılık gözlemlenmiştir. Yani “İğnenin batmadığı, çivinin delmediği Fakirizm” benzeri görüntüler de var. Özellikle Hunlardan beri Türklere karşı çelimsiz olan Çinliler döğüş tekniklerini geliştirirken, KATALEPTİK konsantrasyonlardan ve dini Ritüellerden yararlandılar.

İnanılır gibi değil ama bu DİNİ terbiyeden çıkmış bir SPORDUR veya döğüş sanatıdır. Sadece elinin yanıyla, 20-30 ton Takyon sonsuz özenerjisi TRANSFER eden ustalar, mermer, tuğla, hatta tarihte başıyla demir çubuk kıranlar var (büken değil, kıran). Bunlarda şaşılacak bir şey yok… Sadece ÇOK sık olmuyor, ondan şaşkınız.

Kısacası bizde klaüsik adıyla PSİ kuvveti var. Bu da kök içinde -4900 kg olan bedenimden (Ruh diyelim mesela) bu bedene (-ki kök içinde + 4900 kg’dır) EK ENERJİ GETİREBİLİRSİNİZ. Meleklerin TAKYON oluşu ve dolayısıyla enerjilerinin SONSUZ ÖZÜNLÜ ENERJİ (Nur sonuşmazı) olduğunu hatırlarsak, onların KUDRETLERİNİN normal olduğunu anlayabiliriz.

Yani bir sıradan melek irade dışına çıksaydı evreni YOK EDERDİ. O sonuşmaz enerji (burada +70 kg ve -70 kg/imajiner diye sundum) dengesini, öteki tarafı artırarak BURAYA sonsuz özenerji transfer edebilirsiniz. Kuarkların bağlanma enerjileri ve elektromagnetizmanın magnetik özelliği nasıl ki quantum tünelinin AĞZINDA ve içinde bekliyorsa, aynı şey PSİ kuvvetleri için de geçerlidir. Tünelinizden (Elif noktanızdan, kuantum köpüğü içindeki şahdamarlarınızdan) İÇTEN alacağınız bu EK kuvvet (sonsuz özenerji) +70 ve -70 dengesini değiştirir. Mesela +70 kg.a karşı -80 yaparsanız 10 kg fark, bir demiri parmağınızla büktürür. Bedeniniz kaskatı kesildiğinden kurşun işlemez, çivi batmaz, ya da 50 mermeri bir darbede kırabilirsiniz.

NAZAR da işte bu PSİ güçlerimizden biridir… Sorun TAKYON-MADDE ikilisinin DENGESİNDEN ve bu dengenin değiştirilmesinden geçiyor. Bilincimiz bizim imajiner (Sanal) EŞİT ağırlıktaki ışıktan hızlı bir bedenimizdir. Bedenimiz ise maddedir ve ışıktan yavaştır. Bu ikisi IŞIĞIN KENDİSİ (Nefs) bileşkesinde BİRLEŞİRLER buna HAYAT deniyor. Artık enerji bedenimiz ışıktan hızlı gidememektedir, çünkü artık BEDENe bağlıdır. Beden de külçe, ceset olmaktan kurtarılmış, CANLI ve yürüyebilen bir organizma olmuştur. Yaşam budur, bu kadar basittir. İkisini birbirinden ayırdınız mı buna ÖLÜM deniyor… Bilinç (eksi 70 kg beden) ışıktan hızlı olduğundan KENDİ evrenine gidiyor… Madde (cesediyle) hiçbir ilişkisi kalmıyor.

İbadetini düzenli yaparsan, hiçbir şeyden korkman gerekmez. Namazı bırakmaktan kork. Şeytan hiç durmadan namazını terk ettirmek için engeller ve bahaneler uydurur. Bir aldandın mı gerisini getirir. Artık aklın şeytanın elinde bir kandırma aleti olur.Akıl Allah’a düzenli ibadetle korunması gereken en büyük değerimizdir.Korunmadığı taktirde şeytanın kullandığı bir karşı konulmaz nesneye dönüşür.Lütfen namazına dikkatle sarıl.Günde en az dört defa ’’Kul ya eyyühel kafirun…’’ suresini oku.
Sağ ve sağlıklı kal. Kendine bir islam ilmihali al ve eksiklerini oradan tamamlamaya çalış, demiştim. İhmal etme.
Gözlerinden öpüyor seni Allah’a emanet ediyorum.

CEVAP VER