O bir melek 7. bölüm

0
1325
O bir melek 7. bölüm
5 (100%) 3 votes

O bir melek 7. bölüm

O bir melek 7. bölüm

-Bu şahısla ilgili kalbinize doğan nedir?

-Ne diyebilirim, yeterince tanımadığım birisine ne diyebilirim. Size emaneti geri vermemesi haksızlık

-Siz de haklısınız.

-Merak ettim… Siz yüzyüze çok sık mı görüşürdünüz. Bu adam! kaç yaşında.

-Tavafa gitmek için hazırlanıyordum. Gecenin sükûnu üzerime çökmeli biraz. 79 yaşında.Telefonda her gün görüşürdük. Fırsat bulursam tatillerde yanına giderdim. Benim için tamamen bir derya gibiydi. O yüzden hep baş amacım haline geldi zamanla. Of offf. Allah’ım aydınlığa çıkarsın beni bu durumdan.

-Günahına girmek istemem… Söylediklerin bana göre rahmani değil, cehaletime ver lütfen. Zaten xxxxdekilerin de birçoğu için rahmani değil diyenler var. Yanlış yapanların Allah tahsiratlarını affetsin. Şeytan her kılığa girer, âdemoğluna sürekli euzü besmele ile yakınlaşmak lazım.

Onun cismi latifi sana gelir miydi? Onu keşif halinde görür müydün? FETÖ den ibret al. Kırk yıl kendisini gizledi. Zehrini akıtmadık ev koymadı. O ağlardı biz de ağlardık… Neymiş sonunda Allah açık etti de gördük… Keşifte sen de gördün geldi sol yanına oturdu. Senden dua istedi beni Türkiye’ye soksunlar dedi. Masumları nasıl kullandı yahut kullandırdı. Onun adı da MESİH DECCALDIR… Dikkat et Mesih deccalın da sıfatıdır.

-Evet, keşif halinde çok görürdüm. Beraber keşfe de çıkardık. Hasta da tedavi ederdik. Duaya başladığımda hemen yanıma gelirdi. Gözlerini görürdüm. Tanırdım. Şu var ki kelimeleri sizinle benzeşiyor. İkilemde bırakan bu. Sizin kapınızı çalmama sebep olan da bu. Eminlik hissi.  Çünkü bakış açısı, kelimeler aynı.

-Suphanallah. Rabbimiz; merhametlilerin merhametlisi, rahmeti de yaratandır. Affetmeyi severim buyurandır. Seni de onu da affetsin. Başına gelenlerin bir hikmeti olmalı. Yusuf’u kuyuya attıran rabbimiz meğer Mısır’a Sultan kılacakmış. Selam es selame

-İşte bu hikmeti anlamaya çalışıyorum. Anlattım mı bilmiyorum. Kırk gün oruç tutacağım dedim bir kitap vesilesiyle. Ve tutmaya da devam ediyorum. Beş gün sonra bitecek. Ben umreye gelmeden önce abim beni rüyasında görmüş. K…. öldü demişler abime. Nefse bir ölüm olsa gerek diye yorumladık. Benliğimden sıyrıldım bunu biliyorum. Ama bu kişinin doğruluğu üç bilinmeyenli denklem gibi… Sabırla bekleyeceğim. Ama defterimi alarak.

-Defterini almak hakkın… Adamı Allah’a havale et. Sen sana düşeni yaşa. O da kendisine düşeni yaşayacaktır. Sistemde mutlak ödeşme söz konusudur… Rabbimiz hasiptir… Adildir. Affedicidir. Rahman ve rahiymdir. Ve her yarattığına ”isteyerek ve zorla gelin dedik, isteyerek geldik dediler…” ayetini hücrelerine fısıldamıştır. Selam ve muhabbetle izninle gözlerinden öpüyor, rabbimin rahiym sıfatına emanet ediyorum. Selam es selame

-Ağrıma gidiyor ama Kâbe de dua ederken varsa bir zararı zerre kadar hakkımı sen sor Allah mı dedim. Biz kimseye kötülük edemeyiz. Canımız yandı ama nefsimizle baş başa bırakmasın Allah. Rabbime yürüyeceğim. Beni Kendine çekiyor biliyorum hocam. Biliyorum… Hissediyorum. Öyle olmasa bu topraklara beni niye çağırsın…Allah razı olsun, sabahınız hayırla dolsun. Tutmayayım daha fazla.

-Selam es selame

-Selamünaleyküm hocam.

Bugün Hz. Hatice nin ve Efendimiz in amcasının ve oğullarının ziyaretini yaptık. Hz Hatice’nin nuru geldi. Kalbimi dinledim. Bir kaç şey söyledi başta lakin mana âleminden çıkınca sözleri unutuyorum. Şunları dedi: ‘’Bu söylediklerimi unutma. Bekâr gezen alçak kalır. Sizi Salihler arasına kattık. Sidretil Münteha ya varmak evlilikle olur.’’ Bunları söyledi. Hatırladıklarım tabi. Sonra elini tel örgülerin arasından uzattı. Ben de bedenen elimi tel örgülere koydum gerçekten. Ve ellerimiz nur olarak birleşti. Nur arttı. Akıllı nerde ne yaptığını bilen oturaklı bir kadın hissi verdi bana. Ve kabrinden ayrıldıktan sonra evlenmek istedim ilk defa. Kendimi hazır hissettim. Hiç bir imtihanımı düşünmeden. Ve bugün anladım ki Hz Hifa’nın Efendimize dediği gibi “evlen ya Hifa”…O da Efendimiz dediği için semtin en yoksulu Suheyble evlenmiş ve evlendikleri gece sabaha kadar ibadet etmişlerdi. Suheyble camiye gitti ve ruhunu Allah a teslim etti. Rasulullah da “Daha ilginç birşey söyleyeyim mi size? Hifa da şu anda ruhunu teslim etti “dedi. Ve mezar taşlarına sabredenlerden Hifa, şükredenlerden Suheyb yazdılar. Şimdi aynı mevzunun vekilliğini Hz Hatice bana yaptı. Evlen dedi. Ve Rabbim in rızasına ulaşmak için sabırla nasibimi bekleyeceğim. Kendimi ilk defa bir evin hanımı gibi bir evin içinde hissettim. Hayal ettim. O kadar zor bir şey değilmiş galiba. Ve ben aşırı hissiyatlı biri olmaktan ötürü duygularımın esiri olmuşum. Anladım. Çok iyi anladım. İçime sindi. Korkularım da sindi. Evlilik de.

-Selam es selame Benli kızım. Şimdi bu ihtiyar sevinmesin de kimler sevinsin. Rabbime hamdolsun. Dualarım kabul oldu emeklerim değer buldu, sana helal olsun, gözlerinden öpüyorum… Rabbim izin verecek evleneceksin de kim bilir kaç bebek sahibi olup ümmete hediye edeceksin. Düşün bakalım, üç mü beş mi. Senin gibi bir anne yedi çocuk yapıp yetiştirmeli. Aralarından evliyalar âlimler çıkmalı inşaallah. Benim anam yedi çocuk büyüttü. Hem de ayağı otuzuna kadar yemeni görmemişti. Ya yalın ayaktı ya çarıklı. Bizlerde çarıkla büyüdük. Evin suyunu yaz kış üç yüz dört yüz metre ötelerdeki kuyulardan sırtında toprak testilerle getirirdi. Bu yazıyı paylaşacağım ve anamla ilgili bir şiirim var onu da yazının altına ekleyeceğim. Katmerli selamlar olsun SALİHLERDE OLARAK KAYDOLAN, müjdelerle geleceğinden haber alan Şeyma (yanağı benli) kızım… Gönlünün köşesinden öpüyorum. Güle güle dön o kutsal topraklardan. Ne kadar şanslısın maşaAllah. Acılarına merhem olsun kazanımların. Artık geçmişinle helalleş. O geçmiş seni bu ana taşıdı. Unutma hepsi de cennete döşenen altın taşlarmış maşaAllah.              

-Ağılayacağım nerdeyse. Duygulandım hocam. İnşallah dönüşüm muhteşem olacak. Allah sizden razı olsun. Ur gibi beni yiyip bitiren şeyler bana deva oluyor. Hep dedim zaten sebepsiz değil bunca şey diye ama sabırsızlık işte… Hamd olsun. Rabbim aynı duyguyu daha fazla versin inşallah. Sizin dediğiniz gibi bakıyorum artık erkeklere. Her birinin nasibim olabilme ihtimaliyle. Ben onu aramaya koyuldum. Acaba o da beni arıyor mudur? İnşallah beni bulduğunda Rabbim onun da kalbini mutmain eder…

-İnşaallah denk düştüğünüzde o seni hissedecek sen de onu. Allah bir şeye hükmeder de size söz mü düşer. Bir yöntem geliştirir, sebepler zinciri oluşturur, sizi size armağan eder. Teker teker erkekleri gözlemle. Kalbinden işte bu bana göre, bu tipim değil de. Kimine kucağına atlayıverecekmiş gibi ruhen yakınlaş kimini ötele gitsin. Ama sidretil müntehaya seni ulaştıracak olan işte onlardan birisidir. Birisi de seni bir lokmada yutacakmış gibi alıcı gözüyle bakacak. Kalpten geçirdiklerimizden sorumlu değiliz. Sözümüzden ve davranışımızdan sorumluyuz… Kaçamak bak. Dişi kaplan gibi bak. Ava çıkmış dişi aslan gibi bak. Artık yırt şu perdeyi ve altın bir yuva kur, platin çocuklar doğur. Rabbimizin halık sıfatıyla şereflen. Selam es selame

Ben bu söylediklerinize hep günah olarak baktım bugüne kadar biliyor musunuz? Yanlış adetler, ananevi baskılar beni buna itmiş. Bir kez daha anlıyorum. Bu dediğiniz işte bu benim tipim vs. dediklerinizi bir kişi için demiştim be hocam. Hatta ne aradıysam var. Biz biriz derdim hep. İnsan hiç mi kavga etmez, etmezdik. Nasıl oldu da nasibim olduğuna kesinlikle inandığım insan imtihanım oldu anlayamadım. Üstelik rabıtada Efendimiz hayırlı olur demişti. Ve ben bu hastalıktan ötürü korkuyordum. Dedim tamam bu insan evet, bir lütuf evet. Ama yine de korkuyorum hastalığımdan dolayı diye içimden geçirmiştim. Kimseye de bahsetmedim. Ve Efendimiz elini başıma koymuştu. Ve korkma demişti. O zaman iman ettim gerçekten onun benim nasibim olduğuna. Âmâ ayrıldığımızda ise Efendimizi reddettim biliyor musunuz? Nerde hayırlı diyen peygamber demiştim, Mürşid bildiğim zata. Sonra çok pişman oldum tabi. Helallik istedim. Allah razı olsun. Bağışladı. Bilmem ki aynı duyguları hissedebileceğim birisi daha olur mu ki? Belki de evlilik gerçekten duygu işi değil. Ben heyecan arıyorum sevgide, çılgınlıklar, özgürlükler… Ama belki de evlilik sükûttan ibaret… O yüzden teslimiyet… O yüzden setreyi münteha belki de… O da gece çıkmıştı değil mi Südreye… Uykunun bile sükûn ettiği bir zamanda. Allah beni affetsin. Erkeklere dediğiniz gibi bakıyorum ama hangisi nasibim olabilir? Acaba nasibim böyle midir? Buna benzese keşke… Gibi geçiyor aklımdan işte. Şimdi ledün ilminde soru sorulmazmış hocam. Lakin merakımı gidermek isterim bağışlayın. İnsanın nasibi değişebilir mi? Alnımıza tek bir insan mı yazılır? Kaburgasından yaratıldığım erkek tek bir kişi midir? Yoksa benim arayıp tamam dediğim mi nasip olarak yazılır. Bunu çözemedim. Bir de cin mescidinde namaz kıldık dün. Hani Efendimiz Kuran okurken cinler gelmiş de ona iman etmişler. Ailem ve ben dua ettik orada. Aslında farkında olmadan aynı duayı yapmışız. Üzerimizde bulunan cin, şeytan, ruhani, ifrit her ne varsa sen onların da Resulüsün himmet et ve bir daha bedenlerimize geri dönmemek üzere onları bizden, evimizden uzaklaştır diye dua ettik. Lakin mescitten çıktıktan sonra yolda yürürken neden oldu bilmem sol kolumda bir ağrı oldu. Sonra sol diz kapağımın arkasında damarların toplandığı o yumuşak kısım… Ve yumru gibi bir ağrı dolanıyor. Bir sol kolum pazusunda, bir ayağımda. Negatif bir birikim var gibi hissediyorum. Kâbe de olmadı. Ama Kâbe’den çıktıktan sonra yine oldu… Allah hayırlara çıkarsın…

-seninle saatlerce dertleşilse yeridir. Kalp temizlenince şikâyetler böyle sevimli oluyor. Sorular akıllıca ve derinleşiyor. Başka bir kardeşinle canlı görüşmeye geçiyorum. Sora görüşürüz.

-Tamam, hocam müsait olunca sorularıma dönersiniz değil mi?

-o bir melek… Başlığı ile paylaşıma başladım. İzninle devam edeceğim. Umarım sevabına ortak oluruz sayısız uyuyanı uyandırırız… Emeklerimiz boşa gitmemiş olur. Bir kişiyi kurtaran bütünü kurtarmış gibidir. Selam es selame

Ömür anam ömür

ihtiyar dünyamız bin dokuz yüzleri

onunda ellilerini yaşıyormuş meğer

bense henüz, altılarımı yedilerimi

 

anlatmak istediğim bire bir yaşanmış öyküm

bu gün gibi aklımda

çocukluk hafızam ne temizmiş

bugünkü ne kadar kirli

o sabi sübyan çağlarımdan

istesem kitaplar dolusu yazabilirim

hepsi yaşanmış / ayan beyan….

ama dün ne yedin diye sormayın

çünkü zorlansam belki

önceki gün deseniz/istesem de anımsayamam

 

orta anadolunun ortası

sultandağları’nın zirvesi

Kafadağının etekleri

bir Anadolu kasabası

o zamanlar küçük ve yoksul

deştiğin / köyüm

 

evimiz öyle bir konumda ki

kafadağı sürekli karşımızda

kudret tablosu

bizden biri

gün doğmadan kalkan onu görür

güneşi doğuran o sanırdı

 

.

yamacına yaslandığımız Osmanyeri yutar

güneşi ağır / ağır her akşam

köyüm karanlıklara boğulurken

işi bitmemişlere son ışıkları

kafadağının tepeleri yollardı

 

köylünün dilindeki adı kiriş

atlasta Kafadağı,vakarlı mı vakarlı

yerinde durur durmasına da,

tekin durmazdı

 

felçli nineme bekçi bırakıldığımda

ihtiyar gündüz uykusuna dalıp/ dalıp gittiğinde

aralıksız gözlerdim, incelerdim

ister istemez /.gönüllü gönülsüz

orasını bir nesneye / burasını başka şeylere benzetirdim.

 

 

o kadar çok şeye benzerdi ki…

gündüz başka, gece başka,

ülkerlerle /teraziler çıktığında başka,

yıldızların cılız ışıkları tepelerinde erirdi

aydınlığı gece boyu koynunda saklar

sabah bize geri verirdi

 

ışığına göre değişirdi yeşili

patikalarında yürüyenleri görürdü

keskin, taze gözlerim.

her sese duyarlı kulaklarım, yamaçlardan

derelerden birbirine ünleyenleri duyardı

Her an ,her saat,her gün

her mevsim başka bir kılıkta

süslenip püslenmekten bıkmazdı

usanmazdı

 

her gönülde fetihler uyandırır

aşüfteliğinden taviz vermezdi

mevsim yazmış, kışmış fark etmez

cazibesi biteviye

‘gel çık üstüme

gir içime/ormanıma

suyuma

ille/ille bir şekilde

dokun bana/derdi

çocuklara başka

yaşlılara başka cilveleri vardı

istemeden de yürek yakardı

 

gerdanından albenisini

hiç bir büyücü çekip alamadı

hali hazırda

ya da ben fark etmedim

ufak tefek değişimin dışında

benim gibi

yaşlandığını da

 

serin kocapınar’ına bir şeyler olmuş

kasabanın içme suyuna mı katmışlar ne

bir de az biraz yaban hayvanlarına olmuş olan

yıllardır ayı görülmüyormuş

 

baharlarda saldırgan olur

sanırdınız

’Ya gel sev, sevindir

ya ben gelirim bak

beklemediğin anda’,der

bakanlara rüşvet teklif eder

şantaj yapardı

 

Gerçekten adına yaraşırdı görünüşü

kafa gibiydi

ama kel kafa

alnına kadar meşe

çam,makiydi

sonrası ekenekti

o zamanlar ekindi

 

Bana göre sol böğründe

kendine göre sağ

göğsünde bir kitle vardı

her zaman diri /canlar alırdı

bedeni

hangi renge boyanırsa boyansın

orası beyaz kalırdı

 

 

annem rahmetli,o vakit

tabii

otuzlu yaşlarında bir köy dilberi.

Başı takkeli

arakçınlı/tepelikli

alnı yalan altın kemerli

zülüfleri ,kakülleri taralı

gerçek gümüş takılı

dar alınlı

kare yüzünün nur-u on dörtlük aydı

kaşlar kudretten siyah mı siyah

gerili iki yaydı

kirpikler uzun/göz akı cennet incisi

karası çakır / gözbebeği,gönül mermisi

ağız tam da yüze göre / muttasıl

ince dudakları al aldı

her zaman saygılı / gülümsemeye nazır

hakık renkli /yanaklar gül pembesi

gamzeleri gülmese de belli

tırnakları düzgün / kına kırmızısı

canlı / canlı

eller her işe hünerli

ince parmakarı birbirine ekli

oklava yuvarlıyor,yufka yapıyor

azı buğday çoğu çavdar unlu

esmer ekmekli

 

 

Sabah/ sabah

mahalleyi almış bir mis koku

erken/erken

taze bir gelin/işine giderken

hanaya çıkıp teklifsiz

kapı çalmadan ekmek istedi

 

bi sıcağını alayım

ahiretlik

ayıbına gitmesin

burnuma kokusu gitti

kız

emzikliyim

zamansız sütüm kesilmesin

 

 

 

Al al

iki al,üç al kız

Allah aşkına

kız al, allasen

sende görür biri / canı çeker

verirsin

sevap olur

Ama içine koyacak katığım yok

Akşamdan kalma pilavdan başka

yok yoksulluk senin eve girmesin

dürünür müsün

getireyim mi

çekinme Allah aşkına

ha

yer misin

yok kız aman

azığım eşekte

heybede

benimkisi boğasaklık

eşekte gitti, öküzde

şimdi bi yerlere sarkacaklar

Allah korusun

başıma iş açacaklar

 

 

hadi

Allah bereketini versin

ben gideyim

sana kolay gelsin

aman helal et

Allah aşkına,emzikliyim dedim

enişteye de söyle

güvendim de yedim

 

 

Git kız.

helâl olsun.

Güle/ güle .

sıcak almanın helâlliği mi olurmuş

ümmet-i Muhammed değil miyiz

kocamın teri var da içinde benim yok mu.

ben helal ettim işte

git

uğurlar ola

 

Koşa/ koşa indi genç kadın

tahta kemerli/ sandık sekiyi

Annem ünledi ardı sıra

yavaş ol kız emine/düşmeyesin

Allah mustahakını versin

 

 

 

kazasız indi

şükür

koltuk kapısının açılışından

gürültülü kapanışından anladık

huylandı annem

Hay hortlamayası

kapıyı nasıl da çarptı

milleti erken uyandıracak/dedi

 

…….

 

Haceli;

şu odunları beri ver oğlum.

geç kaldık/çocuklar uyanacak

şimdi

davar da çıkacak

 

…….

 

Senitle, oklava yine savaşa girdi

vurmalı çalgılar gibi

……………………….

ah be anam

elli yıl sonra o günlere ağlayacağım

şimdi

sen öte yandan beni görür / duyar mısın.

aynen böyle olmuştu değil mi

hatırlar mısın

 

izninle anam

sözü senet

mekanı cennet anam

ben şimdi senin öteye geçtiğin yaşa yaklaştım

gözüm de, gönlüm de ezik

gidip yüzümü yıkamam lazım

boğazımdaki düğümleri çözmem lazım

sahi kız ana

seninle yeniden halelleşmem lazım

varsa içinde bana karşı bir şey

hani sen umdun da ben veremedim

veya gevşeklik edip hatırını güdemedim

aceleye getirip herhangi bir veda da

mübarek elini öpemedim

olur ya

 

hakkını helal et

ana /ne olur

 

emzirdiğin sütün hakkına

soğuk kış günleri çat ayazda

kar, tipi zahmetlerle getirip içirdiğin,yuğduğun

her kusuru arındıran sular hatırına

sarıp kucakladığın,öpüp kokladığın babam için

on yıl baktığın felçli kaynanan

hatırladıkça iç geçirdiğin

’büyük adamdı, kıymetini bilemedik’ dediğin

kocerif hatırına

affet ana

lütfen

…………………………….

..yordum mu anam seni

niye yetsin dedin şimdi

daha,koyup gittiğin bunca kardeşimi şefaatçi yapacağım

Hakkını helal et ana

yoksa ettin mi

anaaa

 

Bu hikaye bugün bitmez anam

ama olsun

Seni canımda yeniden yaşadım ya

bir kere daha helalleştik ya

Şükürler olsun rabbim

anam rahmetine emanet

onu cennetlerin en alasına çıkar

habibinle komşu yap canım anamı

babamı da yanına ver

o beni affetti sen de lütfet

keremini göster

 

Anne biliyor musun

dayımdaki

sendeki şeker hastalığı bende şimdi

aynen senin gibi

durup dururken ayaklarım donar

bir de bakmışsın cayır /cayır yanar

olmadık zamanda terlerim

terim sırtımda soğur da

aynı senin gibi midem ekşir

geğiririm

ister istemez mahcup olurum, çora çocuğa

 

Neyse

şimdi ben anlatayım sen onayla

yanılırsam düzelt

şu hikayeyi bitirelim

 

belki bir ana okur

solmuş gülleri hatırlar

belki bir oğul okur benim gibi / gafil

değer bilmez /tokur

sağlığında yapmadığı hizmetin mahcubu

bir kabir ziyareti yapar

fatiha okur

 

 

ana

o gün ayı kamillere göndermiştin

pişirgeç almaya

hatırla

ninenin elini öpmeyi unutma

o seni çok sever

ad aldığını görmüş gibi sevinir, demiştin

kirişin ağustostaki ak yamacını sormuştum sana

hem ekmek eyleyip, hem anlatmıştın

 

ana kirişin bura bakan yanı niye hep ak

apak

niye yeşil olmaz ,sararmaz hiç

ak durur,deyince

 

 

Allah iyiliğini versin oğul

O,’ kar’dır,demiştin

hiç duymadın mı

kocaman oldun

orası kar yatağı

yaz kış kirişin kar’ı kalkmaz

o kadarcık yerinden de olsa

ondan kafa dağı demişler

insan başı ğibi

az da olsa karlı kaldığından

 

 

insanların başı karlı mı

saçı akları mı diyorsun

 

Yok be kuzum

o değil

neyse büyüyünce anlarsın

 

Nasıl yani

 

Büyüyünce dedim ya

şu eğsiyi sacın altına sür

dikkat et elini ateşe atma

Bir de çok konuşup beni lafa tutma

 

Tamam,tutmam

…………….

 

Emminlerin ayran nasıl soğuk olur da bizimki ılık biliyor musun

 

Nasıl

 

emmin kar getirir oradan

mendil / mendil

ayranı karla soğuturlar

yetmişlere eresi /yirmi torun göresi

baban

hiç bize soğuk ayran içirmez

niye bilir misin

oralara gitmez de ondan

vaktiyle çok getirmiş ya,çobanken

biz bi bile görmedik

 

Babam oralara niye gitmez

 

görmüyor musun ne kadar uzak

ora işi düşen gider

kar almaya gidilmez

 

Ana o gittiğim evdeki nine benim essah ninem mi

Bi çocuğun kaç ninesi olur ki

Fatma ninem

Sultan ninem

 

O senin babanın halası

yaşlı kadınlara herkes nine der

bilmiyor musun

öz olması şart değil

 

O nine, sultan ninemden yaşlı kız ana

elleri bi kemik bi damar

 

Eskidir tabii

o kadın yüz yaşında

 

Yüz yaşında mı,vay

 

Evet öyleymiş

tamı tamına yüz üç yaşındaymış

 

.

Nasıl bu kadar yaşamış kız ana

hastada değil

düven sürüyor sabahın köründe

 

Sürer /sürer

düven de sürer başka işte yapar

sen ona varınca ne dedi sana

şu odunu ver bakayım bana

siniyi de öte çek

Bitirdik maşallah

az kaldı hamur bitti bitecek

 

 

Ömür Haceli’m ömür dedi

 

Ayrılırken ne dedi

 

ömür oğul ömür

annene selam söyle

işi bitince pişirgeç’i versin

al da gel

ömür kuzum ömür,dedi.

 

O hep öyle der

üç lafının ikisi ömür

o yüzden de ömürlü

baksana

 

Ana

 

Ne var

 

Bende ömür desem olur mu

 

Olur tabi

 

Ama ben daha çocuğum

 

Olsun

 

Ana

 

Yine ne var

ekmeği yaktıracan bana

sonra da oklavayı yiyecen

 

Sen de babam da çok ömür deyin

 

Olur

çok yaşayınca ne olacakmış bakayım

dünyaya kazık mı çakacaz

 

Ben de ağamda öksüz olmayız

 

Aman kuzum, ciğerim benim

korkma.

gel bakayım kucağıma

 

İnşallah sende ağan da kardeşlerin de hiç bile öksüz kalmazsınız

canım rabbim /kuzularımı anasız babasız bırakma

sabahlar hürmetine.

amin

amin allahım,amin

cümle ümmet-i Muhammed evladıyla birlikte

O günkü gibi bir daha kucaklamadı

anam benim

hiç fırsat bulamadı

işten güçten

arka arkaya doğan altı kardeşten bana sıra gelmedi

Ne zaman sürtünsem

hadi oradan

ana kucağı bebeleredir

sen koca tosun oldun, derdi

 

sen ineklerin tosun emzirdiğini gördün mü hiç

 

Görmedim tabi/ama

kardeşlerimin doyduğu o cennet meyveleri de

ana sıcağını da unutmadım

unutamadım

 

atmış yaşımdayım

şimdi

bu yaşta bile

anasızlığıma yanarım

 

kafadağını,ibrem deresini

karabet’i,sivriyi,sorkunu,kütüklüyü

çamurluyu velhasıl her yerini

sılam,anamı andıkça seni

çarıkla dolaştığım her köşeni hatırlarım.

 

reçine kokulu havanı

patatesini,fasulyeni ararım

 

pırıl / pırıl derelerini

soğuk pınarlarını

deştiğin

dedelerimin ebedi yatağı

genlerimin toprağı

köyüm/köyüm /köyüm

vatanım

asıl canım

 

 

13 06 007/Alanya

CEVAP VER