Onbeş temmuzu görmüştüm

0
176
Onbeş temmuzu görmüştüm
5 (100%) 6 votes
15 Temmuz Destanı – Bir Ayet Bir Hadis

Onbeş temmuzu görmüştüm

Hocam ben bunu rüya değil gerçek sanıyordum. Ki o kadar gerçekti. Gece vakti karanlık ama loş ışıkta odamda yatağımdayım. Soluma dönük yatıyorum. Yatağımın sağ tarafı duvar, bu arada. Arka tarafımda birileri var, hissediyorum. Sanki yorganı sıkıştırmış, tutuyorlar. Kalkıp gidemiyorum. İlk başta korktum biraz. Sandım ki bu şerliler geldi, beni sıkıyor. Âmâ öyle değilmiş hocam. Melekler beni bırakmadılar, kaçıp gitmeyim, iyi şeyler olacak görmem için yaşamam için diye anladım. Sonra ben sağıma döndüm, duvara bir baktım ki duvar çok güzel, açık renk, altın sarı tonlu bir zeminde üzerinde Arapça harflerle koyu renk, altından yaldızla, birçok besmeleler yazıyor. Her yerinde muntazam olarak hocam… Bismillah olabilir. Besmelenin Arapça yazımı şeklinde de olabilir… Ama uzun besmele değildi. Bismillah şeklindeydi, buna eminim. Tek bildiğim bütün odamın duvarları boydan boya altın harflerden, muntazam, sırayla bir sürü besmele ile bezendiği… Ve çok güzel olduğu… Benim gözlerime inanamadım, rüyadayken hayran kaldım, devamlı ürperdim… Bu ürperti çok uzun sürdü. Devamlı bakıyorum… Kalktım odamı geziyorum… Duvarları inceliyorum… Eşyalar halen odada… Bir tek dolap yoktu ama dolabın olduğu besmele yazısıyla bezenmiş süslenmiş bana görünüyor. Hocam muhteşemdi, çok güzeldi, elhamdülillah.

Ve odanın ortasında, odamda kırmızı dolapları olan beyaz bir mutfak vardı. Amerikan mutfak tipi açık mutfak. İnceledim onu falan, güzeldi. Sonra hocam odada ahşap bir şey varmışçasına samimi ve sıcak bir his vardı. Çok tanıdık çok samimi. Sanki benim odam ama başka bir yerde misafir gibiydim. Ve aşırı huzurluydum, sakindim, mutluydum, lütuf yaşadığımı bilir gibi şaşkın, çok heyecanlı, devamlı ürperdim…

Duvara tekrar tekrar bakıyorum… Evet diyorum, benim odamın duvarları… Birçok besmeleler yazılı duvar kâğıdıyla kaplanmış adeta. Duvarın dibindeyim, inceliyorum, elleyip seviyorum besmeleyi çok duyguluydum. Sonra duvarın önünde, yatağımın arkasında, sanırım tasavvufla ilgili bireyler diye düşündüm o an, fincan asmalılar olur ya, mutfaklarda. Hani onun gibi tezgâh üstü duran bir ufak askı var. Askıda sırayla asılı, ufak ve ahşaptan 3 kaşık vardı hocam. Ama hepsinin ölçekleri birbirinden farklıydı. Biri küçük kaşık diğeri daha büyük ve diğeri de ondan büyük boyutlarda. Bu sırada bunları size soracağımı düşünüyordum.

Hocam devamı var ama bu kısmın anlamını çok merak ettim odamın duvarları ve altın süslemeli besmele ne anlama gelir ne demektir çok merak ediyorum.

Sonra hocam, ben bitti sanırken yine yatağımdayım. Gerçek bunlar sanki ve ben yine ürktüm. Çünkü tutuyorlar beni. Kıpırdayamıyorum… Tam neler oluyor derken hocam, yükselmeye başladım. Yatağımda sırt üstüyken ve tam yavaş yavaş yükselirken karşımda hocam kitabelerdeki taş gibi özel dar uzun kare bir fon zemin dikkat çekiyor… Üzerinde Arapça yazılar vardı, altın yaldızdan. Hocam hareketli bir zemindi. Ben yükselirken, aynı anda, o da görünmek için bana doğru belirginleşiyordu. Bu andaki duyguyu size tarif edemem ki bu asaleti. Bu nasıl bir şaşaadır… Gittikçe belirdi hocam… Bir yuvarlak, altın yaldız çember içinde, büyükçe ve yine altından yaldızlı, el yazısı gibi, çok güzel bir yazıyla, süslemeleri de vardı, Allah ismi şerifi yazıyordu hocam. Bu ne yüceliktir, suphanallah… O an mest oldum, Rabbimin Allah’ımın yüceliğini, lütfunu iliklerime kadar hissettim. Sadece görmek değildi hocam. Mesajdı o yaşadığım. Bana hissettirdiler… Şöyle deyim, inanın abartmıyorum, sanki Allah’ı gördüm o an… İsmini görmekle olur mu demeyin. Ama o isim hareket ediyordu. Benim hareketimle uyumlu ve gittikçe belirirken sanki konuşuyordu benimle… Gerçekten isim hissettirdiği duyguyla konuştu benimle… Kendini gösterdi. Sanki ismi şerifi ile Allah’ım… Ama ben o kadar o yücelikten, şeref duydum, hissettim ki, ben seninleyim, ben işte o Yüce Allah benim, bak sana göründüm. Bu ismin şaşasını debdebesini yüceliğini sana bu hissettirdiğimle gösterdim, gördüğün bu an benden sana haber, mesaj, sen kuluma ismimle göründüm diyordu, adeta hocam çok muhteşemdi…

Rabbim Yüce Allah’ım ben kulunu kale almış, bana yüce ismiyle görünmüş, beni on öre etmiş, mutlu etmiş, sevindirmiş… Bu dünya kelimelerine sığabilir mi, sığdıramıyorum ki ben.

Sonra yükseldim ve yükselirken Allah’ım çok güzelsin seni seviyorum diyordum. Sanırım isminden gözümü hiç ayırmadım ona bakarak konuşuyorum. Sonra uzaklaştı tabela ve Allah ismi seyrim bitti. Ve göğe doğru çıkıyorum, hocam çıkıyorum, çıkıyorum, çıkıyorum… Beni tutan kim bilmiyorum. Arkamda destek var. Sanırım bayağı bir çıktım. Sonra saldırı oldu bize. Ya da tehlikeli bir yerlerden geçiyoruz, onu çözemedim. Ama geçit vermedi düşman mahlûklar olsa gerek, daha ilerlememize. Bu sefer aynı yükseltide yana yatay gitmeye başladık. Sonra beni götürenlerde karşıdakilere savaş açtı. Karşılıklı çatışma var. Karşıdakiler çok kalabalıktı, yavaş yavaş yere süzüldük. Derken indim. Bir tabela vardı indiğim yerde hocam. Kamp gibi bir yerdeyim. Ama sabah olmuştu. Şehir giriş tabelasında Beytüşşebap yazıyordu. Oraya kadar gitmişiz anladım. Yürüdüm kampta… İçimden ben nereye geldim böyle diyordum. Sonra yatağımdayım yine.

Birde hocam bu rüyayı gördüğümde büyük bir patlama oldu yolculuğum esnasında, uzakta gördüğüm… Beni Beytüşşebap’a götürürlerken çatışma çıktı demiştim ya o sırada o bölgede ileri de alevli büyük bir patlama gördüm. Alevlerle yangını gördüm, bir tesis gibi bir yerde.

Ertesi gün ise haberlerde, askerlerimizin mühimmatı patlamış birçok askerimiz yaralanmıştı. Çok kayıp olduğu söylendi. Günün gecesi gördüklerimdi bunlar. Hocam siz o sırada çok hastaydınız… O zaman konuşamadık, kaldı. Konuşabilseydik açıklayacaktım o kısmınızda. Kısmet olmadı.

15 Temmuz geçesi de rüyamda olacakları Rabbim göstermişti. Düşmanlar birlik olmuş, Türkiye’ye saldırıyorlarmış. Füzeler ülkemizin can damarına atılıyor olarak gösterildi. Türkiye’ye çok büyük bir saldırı yapılıyor, çok büyük bir bomba patlıyordu, çok şiddetli bir sesle gösterildi. Türkiye’de halk kanlar içinde, ölenler, yaralılar ve karışıklıklar şeklinde gösterilmişti. Biraz ona benzettim bunu. Allah’ım tekrarından ülkemizi milletimizi korusun. Çok uzun oldu gene hakkınızı helal edin.

12:39

-Selam es selame Elifcan; yaşadıkların beşeri akıl ile anlatılır, sezilir şeyler değil. Keşif özellikle seni eğitici kerametlerle dolu. Eğer üzerinde gerçek anlamda bir fikir yürütülse, bir risale olurdu. Ancak zamanımın yetersiz olduğunu en iyi sen biliyorsun.

<sanki Allah’ı gördüm, o an ismini görmekle. Olur, mu demeyin. O isim hareket ediyordu. Benim hareketimle uyumlu ve gittikçe belirirken sanki konuşuyordu benimle, Allah ismi. O hissettirdiğim duyguyla konuştu benimle. Kendini gösterdi sanki ismi şerifi ile Allah’ım. Ben o kadar, o yücelikten şeref duydum, hissettim ki, ”ben seninleyim, ben işte, o Yüce Allah benim, bak sana göründüm, ismimin şaşasını, debdebesini, yüceliğini, ekseriyetini sana bu hislerle gösterdim, gördüğün bu kerametim benden sana haber, mesaj, sen kuluma ismimle göründüm” diyordu.

Bu yaşanılan halinin üzerine ne diyelim. Bir şeyler demek şart mı, her şey apaçık değil mi? İman kalp işidir. Akıl işi değildir. Akıl ilimle teskin olur. İspat ister.

Kalp ise inanır ve teskin olur. Yaşadım, haz aldım, gerçekliğin tadına vardım, der. Ve aklın vesveselerine ispat çabalarına kapıları kapatır. Kıyamete, GAYB’ı ancak inanılır, akıl vesvesesine devam eder, der ki hani olsun da görelim.

Akla güvenen, gönülden kanatlar edinmeyenler, sürüngenler gibi yerden kopamazlar. Gönül kanatlanırsa ötelere uçar, mekânda zamanda yolculuklar yapar. Toprak beden yatağında yatarken bilinç/ruh yedi gök ve yeri dolaşır. Atomun çekirdeğinde düğün dernek kurar, saraylar yapar, içinde gerdeğe girer, cennet bahçelerinde davetlilerini ağırlar, yeniden bu aşağılar aşağısı dünyaya hapis hanesine döner. Ahirete, ölümden sonrasına, cennet ve cehenneme bir nevi yaşayarak inanmıştır. Ebedi yurduna kalıcı olarak dönmek için ecelinin gelmesini bekler. Sabır ve zikirle. Selam es selame

Bir mesaj yaz…

Dikkat!
Web sitesi ve tüm sayfalarının içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge,marka ve her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları Hacı Ali Bayrama ‘ aittir.
Web sitesinin yapısı ve içeriği, sitede kullanılan her türlü görsel malzeme Fikir ve yazı Eserleri Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında korunmaktadır. Sitede yer alan bilgilerin çoğaltılması, başka bir lisana çevrilmesi, saklanması veya işleme tutulması da dahil yasaktır .Bu sebeple bu sitede yer alan bilgiler Hacı ali bayramın yazılı izni olmadan hiçbir şekilde, çoğaltılamaz, yayınlanamaz, kopyalanamaz, sunulamaz ve aktarılamaz. Sitenin bütünü veya bir kısmı diğer bir Web sitesinde izinsiz olarak kullanılamaz.

CEVAP VER