Ekmeği doğru pişiremeyeceksen fırına atıp boşa götürme

0
1112
Ekmeği doğru pişiremeyeceksen fırına atıp boşa götürme
5 (100%) 2 votes

Ekmeği doğru pişiremeyeceksen fırına atıp boşa götürme!

Merhaba Ali hocam.

Merhaba Ali kardeş.

Bir kardeşimizin tevil edilmesi gereken bir rüyası var?

‘’Merhaba abi, nasılsın iki gecedir rüyamda bir yerlerden kaçıyorum. İlk gün kucağımda bir bebek kundakta yanımda gizem savaştan kaçıyoruz. Demirden bir kubbenin altında insanlar toplanmış. Babam rahmetli de ordaydı. Buraya gel, ayakta dur, buraya bomba düşmez diyordu. Herkesin elbisesi siyahtı.

Dün gece de yine yolar vardı, kaybolmuşum. Birilerinin seslendiğini duydum; döndüm yoldan uzakta beyaz bir şeyin üzerinde böyle tepe gibi ama yol kenarı siyah takım elbiseli bir adam ayakkabısını istedi benden. Ben şaşkın bir şekilde verdim; siyah, hani bizim köylülerin lastik ayakkabısı var ya ondandı işte. O adamın gerisinde beyaz gömlekli biri daha duruyordu. Onunkini de ver aşağı inemiyoruz dedi. Döndüm onunki normal konduraydı, sadece onu uzattığımı hatırlıyorum. Elime bozuk paralar tutuşturuldu ama ben bir şey görmedim, uyandım. Sadece rüyamda hep korku var; yolarda kayboluyorum, daha hatırlayamadığım şeyler’’

Hangi zikirde bu kardeşimiz?

Ya Latifun Ya Latif Bi lutfikel hafiyyü… Zikrini çekiyor…

Kaçıncı gününde olduğunu biliyor musun?

Yaklaşık 3 haftadır bu ‘’Ya Latifun Ya Latif’’çekiyor, ama bazı özel durumlardan dolayı tam düzenli çekemiyor. Şu an kendini düzeltme gayretinde, inşallah kardeşimin düzeleceğine inanıyorum…

Yarım işler hedefe ulaştırmaz… Kardeşimiz savaş veriyor, ancak henüz karanlıklardan ve karanlık adamlardan uzaklaşmış değil… ‘’Bizim aşağılara inebilmemiz için ayakkabılarımız ver’’ diyor… Maşallah vermiş… O demektir ki işi dişten tırnağa tam yap, elbiselerimiz veriyorsun, eksik iş nedeniyle ayakkabılarımızı vermemişşin. Tepede olan küfür ve zulmet inecek inşallah, selam söyle kendisine daha eksiksiz dikkatli ve sayısal olarak daha fazla okusun, kurtulacak inşallah. Allah yar ve yardımcısı olsun. Namazlarını tam vaktinde kılacak, İstiğfar ve Salâvatı da zikir sayısını da artırsın. Eğer bu rüyaları tam yorumlamış olsak bazı sırlar faşş olurdu. Sadece dediklerimizi ilet kendisine… Allah yardımcısı olsun.

Allah sizden hem dem razı olsun canım hocam.

Kendisini http://www.hacialibayram.com/ sayfasına yönlendir… Kendisi gibi zikir çekenlere yazdıklarımızı okusun… Her gün en az dört yazı paylaşıyoruz. Tamamı zakirlerin sorularından ve ihtiyaçlarına verdiğimiz cevaplardan oluşuyor.

Tamam, Ali hocam

İlk dönemde sürekli ilgilenilmezse sınıfı geçip sonraki derslere hazır hale gelemezler, sonra onlara yazık olur… Allah korusun, hevesleri kırılmamalı kardeşlerimizin…

Evet hocam

Her alanda başarı, isteklendirme iledir!

Evet, öyle hocam.

Motivasyon bozulursa yeniden harekete geçirmek zorlaşır, bazen de imkânsız olur.

Doğru söylüyorsunuz hocam.

Bazı tarikatlar gibi insanları boşa götürmeye hakkımız yok!

Evet, doğru söylerseniz hocam.

Bizim okulumuza gelen herkes iyi derece ile mezun olarak efendimizin ekolüne nakledilmelidir… Gelen kardeşlerimiz Allah’ın bize emanetidir!

Cansınız, canım hocam

Emanet kutsaldır!

Evet, doğru söylüyorsunuz hocam

Yerine getirilmezse sorumlu olunur. Veda hutbesinin en çok dikkat çeken maddesi emanet konusudur. Efendimiz (sav) Mekke’den ayrılırken can derdinde olmasına rağmen, emanetleri tek tek yerine ulaştırdı. İnsanları çektiklerinin ekserisi emanete ihanet etmeleridir. Borç alıyor, vaktinde ödemiyor, söz veriyor tutmuyor vs.

Öyle ise emanete en güzel bir şekilde sahip çıkmak gerek!

Bu da el verdiğinin elini sıkı tutmakla olur… Uçurumun dibinden canları çekip almaktır, zikir verip rehberlik yapmak!

Simdi anlıyorum ki; Peygamberlerin vazifesi gibi, Kamil İnsanların da misyonu çok ağır hocam…

Rehber olmak, insanları dünya cehenneminden çıkarıp Allah’a ulaştırmaya çalışmaktır…

Sizin hakkınız ödenmez can hocam

Rehber olunmaz, Rehber tayin edilinir!

Anladım Ali hocam.

Senden konuşan Allah’tır, seni dinleyen de, yardım dilenen de Allah’tır… O gelen sana kendisi gelmedi, sana gönderildi.

Anladım hocam

Ekmeği doğru pişiremeyeceksen fırına atıp boşa götürmeyeceksin… Bırak hamur kalsın bir başkası pişirir…

Evet, doğru söylersiniz hocam

Ustalık sorumluluktur!

Her kelamınız altın değerinde hocam

Püf noktası hikâyesini bilir misin?

Hayır, hocam anımsayamadım…

Testici çırağı, hani. google yaz bakalım var mı?

Var hocam

‘’Ahi Evran zamanında ( Usta – Çırak müessesesi de diyebiliriz) , çırak ustasından onay ( icazet ) alır ve ancak o zaman ayrılıp kendi dükkânını açabilir. Orta Anadolu’ da bir camcı ustası vardır. Ahilik yapar. Zamanı gelen eski çıraklarına ” sen oldun ” der ve el verir, uğurlar. Böylece eski çırak artık yeni bir usta olmuştur. Günlerden bir gün çıraklardan birisi ustanın el vermesini bekleyemez. Ayrılacağını, onay ve el vermesini ister. Ustası da daha olmadığı nedeniyle veremeyeceğini söyler. Çırak nesinin olmadığını sorar; – ” İşin en önemli kısmını, yani püf noktasını bilmiyorsun. ” der. Çırak dinlemez, başka bir şehre gider ve dükkân açar. Dikiş tutturamaz. Yaptığı bütün cam işleri, biblolar, her şey bir müddet sonra çatlamaktadır. Esnaf ve halk tarafından ayıplanan çırak, bir yıl sonra iflas etmiş olarak ustasının yanına döner. Elini öper, ben ettim sen etme der. Ustası da olana kadar yanında çalışması gerektiğini söyler. Sonunda bir gün usta çırağına müjdeyi verir. Olduğunu, gidebileceğini, el vereceğini söyler.

Ayrılmadan önce ustası onu karanlık odaya sokar. İzin almadan girilmediği üzere daha önce buraya hiç girmemiştir. Yeni bitmiş, sıcak ürünler odanın bir kenarında durmaktadır. Tavanda bir yerde, toplu iğne deliği kadar büyüklükte bir güneş ışığı huzmesi vardır. Usta sıcak bir parça alır, ışığa tutar, evirir çevirir. Bakar ki camın bir yerinde gözle görülemeyecek kadar küçük bir hava kabarcığı vardır. Püf yaparak üfler ve kabarcık kaybolur. Parçayı çırağa uzatır, ayrı koymasını, soğumaya bırakmasını söyler. Daha sonra çırak üflemeye başlar. Nasıl üfleneceğini, neresinin püfleneceğini iyice öğrenir. Ve anlar ki, çatlamaya bu küçük kabarcıklar neden olmaktadır. Daha sonra helâlleşirler ve püf noktasının önemini kavramış olarak çiçeği burnunda usta yoluna devam eder. Her işin ve her şeyin bir püf noktası vardır.’’

Evet, hatırladım hocam, gerçekten de hikmetli bir hikâye.

Vakitsiz doğan bebeklere prematüre diyorlar, bu bebekler küvet olmazsa yaşayamazlar!

Evet hocam

Hamdım piştim yetmez, bilakis yanmak lazım evladım.  Hayırlı Pazarlar… Selam es Selame…


Hakikati ne güzelde özetlediniz hocam… Hayırlı pazarlar… Her dem selametle kalın canım Ali hocam

CEVAP VER