Raad meleği

4
48
Raad meleği
5 (100%) 4 votes

Raad meleği

Babacığım;  ben gökyüzünün her yerinde melekleri görüyorum. Ama gördüğüm hep soldan sağa doğru dönen beyaz nurlar ayrıca benim emrime RAAD meleği verildi. Bir kartal şeklinde, kanatları gökyüzünü kaplıyor. Bir de sürekli yanımda olan,dün gördüğüm, kurt, yılan, timsah, kopek ve akrebin birleşimi yaratık vardı ya onu yedi,yok etti.Bir de ben ne düşünürsem anında emrime itaat diyor. Herhangi bir kul veya ülkeye devlete yârdim etmeyi Murad etsem anında yârdım ediyor. Birine gazap etsem gidip onu gagasıyla parçalıyor.Kem merhametim hem gazabım,  anında yerine getiriyor,Babacığım.

 

-Maşaallah barikallah aziz kardeşim imam muhammed. Selam üzerimiz olsun.Bu yaşadığını ilk günlerde seni uyaran yazılarımda bildirmiştim Aman dikkat demiştim. Ol dediğin olur, öl dediğin ölür demiştim.

Çünkü sen tevhide ulaşmakla, yeryüzü ve gökyüzü için, iki cihan için halife-i resulullah olarak, iman tayin edildin.

Sana düşen, kime rahmet edeceğini, kime de gazap edeceğini, rabbimizin celalını tatbik edeceğini, dikkatle ayırmaktır. İşin içine nefsini asla karıştırmamaktır. Allah için öldür allah için yaşat. Rabbim seni muhayyer kıldı.Dilinden düşen kelamlar sana ait değildir.Melekler ağzının içine bakıp durmadalar emre amadeler. Her ne dersen kabul etmek için hazır bekliyorlar.

Şimdi gerçekten insanlık tarihi boyunca beklenen

BÜYÜK SAVAŞIN KOMUTANLARINDANSI

SELAM ES SELAME.

*Babacığım kalbim ağlıyor. Bu nimete nasıl şükrederim, nasıl rahman rahime bu verdiği nimetin karşılığını verebilirim diye. Diyorum ki ey rahman rahim allah’ım! Ben sana layık ile şükredemem ama sen fazlın, keremin, rahmetinle zatına layık olacak şekilde şükretmiş gibi kabul et.❤️

*Bunun karşılığında Allah’ımızın biz kullarına emri; resulümüze rızası için salavat okumamız… Babacığım, dün sabah 8 de başladım akşam 10 kadar 4444 salavatı tefriciye okudum. Ha bunu Zülfikar kardeşlerimi coşturmak, gayrete getirmek için söylüyorum. Bu salatı tefriciye niyet ettim, İslamin zaferi için.

ALLAHUMME SALLİ SALÂTEN KÂMİLETEN VE SELLİM SELÂMEN TÂMMEN ÂLÂ-SEYYİDİNA MUHAMMEDİN ELLEZİ TENHALLÜ BİHİ’L ‘UKADU VE TENFERİCU BİHİ’L-KÜRABU VE TUKDÂ BİHİ’L-HAVÂİCU VE TÜNÂLÜ BİHİ’R-RAĞÂİBU VE HUSNU’L-HAVÂTİMİ VE YUSTESKA’L-ĞAMÂMU Bİ-VECHİHİ’L-KERÎMİ VE ‘ÂLÂ ÂLİHİ VE SAHBİHİ FÎ-KÜLLİ LEMHATİN VE NEFESİN Bİ-‘ADEDİ KÜLLİ MA’LÛMİN LEK.”

ANLAMI:

“YA RAB! EFENDİMİZ MUHAMMED’E TAM VE MÜKEMMEL BİR SALAT VE SELAM EYLE. O NEBİ Kİ, ONUN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE DÜĞÜMLER ÇÖZÜLÜR, SIKINTILAR DAĞILIR, İHTİYAÇLAR KARŞILANIR, ARZULARA VE GÜZEL AKIBETLERE ERİŞİLİR, BULUTLARDAN YAĞMUR DÖKÜLÜR… ONUN ÂLİNE VE ASHABINA DA SALÂT VE SELAM EYLE YA RAB! HER AN, HER NEFESTE VE SENİN BİLDİKLERİNİN SAYISINCA.”

 

AKIL VE KALP ARASINDA BİR TAHT KAVGASI

TASAVVUFTA İKİ TEMEL KAVRAM VARDIR ki insanın iki düşünüş, hissediş, varlığı kavrayış ve onunla ilişki kuruş biçimini anlatır. Fark ve cem. Fark ayırmak, cem ise toplamak demektir. Firak farktan, visal cemden gelir. Sufiler der ki cemsiz fark şirke, farksız cem ise zındıklığa götürür.

İnsanın aslında birbirinden hangi sınırla ayırabileceğimizin belli olmadığı iki latifesi akıl ve kalp, sırasıyla fark ve cemle çalışır.

Tasavvufta kartal gibi yırtıcı kuşlar akla işaret sayılır. Bu kuşların davranışları bize aklın davranışına örnek verir. Onlar yüksek yerlerde insanlardan ve diğer hayvanlardan uzakta yaşarlar. Yaşadıkları kayalıklara ulaşmak herkesin harcı değildir. Yüksekler ve inziva onlara üstünlüklerini hissettirir. Sadece avlanmak için ormana, vadiye, ovaya yaklaşırlar. O zaman da avlarına hızla yaklaşır, pençelerini geçirir, onu yukarı kaldırır, yükseklere çıkarır, birden bırakırlar. Bırakırlar ki parçalansın, çünkü onu bütün halde yiyemezler. Onu aslan kaplan gibi kendiler de parçalayamazlar. Parçalama metotları budur. Yükseğe çıkar ve aniden bırak. Yerçekiminin gücünü bilecek kadar akıllıdırlar.

Aslında kendilerini üstün gördükleri oranda zayıftırlar. Başka kuşlarla birlikte yaşayamazlar. Uyumsuzdurlar.

Aklın metodu kartalın metodu gibidir. Aklımız farkla çalışır, ayırmakla, parçalamakla, bölmekle. Başka türlü anlamasına imkân yoktur. Mesela dünyanın neresinde olduğunuzu anlamak isterseniz akıl size meridyen ve paralellerden söz eder. Dünyayı böler ve konumunuzu tespit eder. Yahut size sınırları olan ülkeleri bildirir ve hangi sınırlar içinde iseniz oralısınız demektir. Zaten o ülkelere karışıklık olmasın diye o sınırları koyan, sonra aynı ülkeyi de bölgelere, şehirlere ayıran, şehirlerde ilçeler ve mahalleler teşkil eden ve sizin evinizi öteki evden ayıran da odur.

Akıl ayırarak anlar ve bu hayati bir değerdedir. Hiç küçümsenecek bir şey değildir. Allah bize onu anlayalım diye verdi. Ve bu da onun fıtri metodudur. Amenna. Ancak tüm ipler onun eline bırakılmamalıdır. Akıl padişah değil, vezir olmalıdır.

Şayet akıl padişah olursa önce Allah ile âlemi ayırır, Allah âlemlerden müstağnidir der, Onu öteye iter. Bu işi deizme kadar vardırır. Niyeti iyidir. Allah’ı âlemdeki hiç bir şey ile ittisale temasa, irtibata layık görmez. Onun şanına yakışmaz bu. Çünkü kendisi de öyle yapmaktadır. Ne diğer latifelere ne de âlemdeki şeylere zerre kadar kıymet vermez, onları süfli addeder ve süfli yatla ilgilenmez akıl. Ancak onları kullanır. Akıl çok iyi adam çalıştırır.

Sonra orada durmaz, bu kez fark mekanizmasını âlemde çalıştırmaya başlar. Sınıflandırmalar yapar. Canlılar ve cansızları ayırır. Bitkiler hayvanlar ve insanları ayırır. Milletleri ayırır. Kadın ve erkeği ayırır. Bedeni ve ruhu ayırır. Öyle bir yere gelir ki ben ve kendini bile ayırır. Ve sonunda yapayalnız kalır. Baştan Allah ile âlemi ayırmıştı ya, Allah da benden uzaktır artık. Çünkü ben de âlemdir. Şimdi o zavallı ben hem âlemden uzak, hem Allah’tan uzak, hem kendinden uzak yapayalnızdır. O yalnızlık kederi içerisinde âlemin içinden çıkarsa bir gün Allah’a ulaşacağını zanneder. Terk ettikçe eder. Ancak artık terk edecek bir şey kalmamıştır. Ama kendini terk etmeyi aklına bile getirmez.

Gönül ise birleştirme makamıdır. Gönül Allah’ın âlemle ayrı olmadığını bilir. Her bireyin Onun bir tecellisi olduğunu bilir. Her şeydeki fevkaladeliği hisseder. Hayret eder. Gönül Allah’ın kendine yakınlığını bilir. Âlemde herşeyin birlenebileceğini, ayrımın suni vehmi farazi olduğunu bilir. Canlı ve cansızı nasıl ayırsın, herşey Onu hamd ile tespih etmektedir, o halde taşlar dahi canlıdır. Kadınla erkeği nasıl ayırsın onlar bir nefisten yaratılmıştır. Milletleri nasıl ayırsın, hepsi Âdem’in çocuklarıdır. Yeryüzüne nasıl sınır koysun hepsi Allah’ın arzıdır. Benle kendini nasıl ayırsın çünkü ben kendinin aynıdır. Bu yüzdendir ki en zor olan kendini bilmektir. Aynılık içinde bilmek güçtür, çünkü bilmek farkla olur. Ama gönül bilir, nasılı yoktur onun bilmesinin, o Allah’ın bildirmesiyle bilir.

 

Gönül farkla cemi, tenzihle teşbih birleştirir. Allah ile âlemin irtibatını ancak gönül kurar. Gönül mevcudat âlemi ile Vücub âlemi arasındaki berzahtır. Daire misali bu ikisinin birbirine temas ettiği noktadır gönlümüz. O olmasa, işi ele almasa, bu iki daire asla birbirine temas edemez. Yahut biz bu teması idrak edemeyiz.

İnsan ülkesinin padişahı gönüldür. Onun iktidarı Yüceler Yücesinden onaylıdır. Onun geldiği yere birlik gelir. Gönül insanı fert kılar. Tüm latifeleri bir noktada toplar. Sonra insanın alakadar olduğu tüm mevcudatı toplar. Çünkü herşey herşeydedir ve herşey insandadır. Toplamak kolaydır. Toplayarak hilafet vazifesini yapar. Topladıklarını Allah’a sunar. Bakar kendi de Onun bir gölgesi, bir tecellisidir, Ondan ayrı değildir.

Kalp, akla mantıksız gelse de “Hem o hem o” demeyi bilir. Allah ile âleme baktığında “ne aynı ne gayrı” demeyi bilir. Her birşeydeki harikuladeliğe baktığında “Hem Odur hem de

Kalp akla mantıksız gelse de “Hem o hem o” demeyi bilir. Allah ile âleme baktığında “ne aynı ne gayrı” demeyi bilir. Her birşeydeki harikuladeliğe baktığında “Hem Odur hem değildir” demeyi bilir. Kalp “hem yakın hem uzak” nasıl olunur bilir. Yakınlığı irtibatı kalp kurar. Kalp aklın da değerini bilir. Ancak ona ait olduğu yeri gösterir. Kalp akla öğretmeyi de bilir. Yeter ki akıl kalbi dinlemeyi bilsin.

Hadislerde Allah kendine kalbi izafe eder. Kalbin otoritesi Allah’ın otoritesidir. Mülk böylece malikine teslim edilir. Ve ayetler bize bazı şeyleri sadece kalbi olanın anlayabileceğini söyler. “Limen kâne lehu kalp” Herkesin kalbi vardır, ama herkesin kalbi merkezde amir pozisyonda değildir. Kimilerinde akıl, kimilerinde nefis, kimilerinde beden devrim yapmış ve kalbi tahtından indirmiştir. Onu ya zindanda tutmakta, ya da hizmetçilik yaptırmaktadır.

*Babacım, RAAD meleğim kartal suretinde. Beni kanatlarının arasına aldı, tıpkı kartalın yavrusunu kanatları ile şefkatle kucaklaması gibi. Bu olaydan sonra segirmelerim hep cemali, mutluluk, zenginlik, cemalde vuslat, mu’minlerin kuvvet bulması olarak aldım. RAAD kendini sayısız olarak çoğalttı. Her yere gönderiyorum. her miminin yanı başında şu anda, herkese  görevlendirdim rabbimizin izniyle..Selam es selame
 
 
 
Konuşma Sonu
 

 

Konuşma Sonu

Bir mesaj yaz…

4 YORUMLAR

  1. Bu gerçek mi? Şüphe ettiğim için bağışlayın ama akla sığmıyor ondan diyorum.. Allah emir ve hüküm işini bir Kula verir mi son olarak verdiği kul peygamber efendimiz Hz Muhammed sav ‘ti diye biliyorum hayır böyle bir yetki verildiyse şayet bu kişinin Gazze’de ki zalimlikleri ABD’nin başındaki iblisi başta olmak üzere kötülüklere son veriyor olabilmesi lazım bu mümkün mü ? Ya da ne mümkün, nasıl mümkün..

    • selam es selame ..bütün zulümlerin durmasına inşaallah çok zaman kalmadı.biz bekliyoruz sen de bekle.
      resulullah risaleti tamamladı.velayet ise hiç aralıksız kıyamaete kadar devam edecektir.her devirde allahın aslanaları görevdedir.arşın ve kürsinin ayakta durması dua iledir.yeryüzünde dua eden bitince kıyamet kopacaktır.İmamet hz ali ile başladı.efendimizin soryundan her zaman bir zamanın imamı vardır.araştırırsanız bu gerçeklerden haberdar olursunuz.selam es selame

      • cevaplamanızı beklemiyordum bile teşekkür ederim dediğim gibi şüphe ettiğimi düşünmeyim zira ben kendimle bile savaş halindeyim şu sıra hocam.. şeytanın vesvesesimi dersiniz ne dersiniz herşeyi ama herşeyi sorguluyorum istemsizce hem koşulsuz şartsız ibadetle yanan gönlüm söndü hem geçmişim hayattan soğuttu bişeylere tutunmaya ihtiyacım var oyüzden soruyorum sorguluyorum yardımlarınız olursa esirgemeyin bu kardeşinizden
        Allahın selamı üzerinize olsun

CEVAP VER