Safiye’ye Mektuplar-12 / Kimliksiz Yaşanmıyor İşte

0
567

Ana rahmine düşmek
Yeniden belirmek
İmkânsızlığının farkındayım
Elbet.
Bir zamandır duyduğum istek
Dün gece kesinleşti nihayet
Bir erkek gerek,
Şayet
Bir kadın olacaksa mabet.
Mezardan sökmek sizi
Deri ve kana bulamak
Çürük kemiklerinizi
Bir yoğunluğun içinde
Akıp tutunmak gizli yere
Can bulmak seçimsizce
Anne, baba demek
Her ikisine de
Kadından alıntı bir yarım
Erkek kattı diğer yarım
Mucize olmak amacım
Bir doğuş mu hakkım?
Konulmuş adım
Olmuş yanılgım.
Değiştiremem bu bir kazıntı
Beden ve ruh karışımı
Azalarım bende
İç organlarım yerinde
Ruhumsa asıl olan
O bir çelişki
Bunca zaman
Ne yapmalı sence?
Kimlik değiştirmeli belkide
Sen kızma anne
Babama ait bu ezinti sade
Hükümsüzlüğüm bu âlemde
Son bulur mu yeni bir isimle?
Taşınmaz, ağır, büyük yük
Başım yerde, sırtım bükük.
Kafa kâğıdı diyor; sen busun,
Babanın koyduğusun.
Bense her köşede başka biri
Değişik manalarda kimi
Hiç biri değilim sanki.
Yeryüzünde kalan
Benim sadece soyadımı taşıyan
Emanetim kütükte
Çaresi yok
Anlayın işte.
Kaçmak bir mücadele
Yoruldum bende.
Birtek bedenim var
İçinde barınan
Sayısız kadınlar
Kadınlara ait farklı ruhlar
Ruhlara ait adlar.
Sil baştan demekse şu adım
Doğru alınmalı kararlarım.
Bu vücut törpülenmeli,
Kadınlar öldürülmeli
Ruhlar katledilmeli
İsimler silinmeli.
Kırın kalemleri
Yeniden var edin beni
Şahit gerekirmiş hâkime
Ömrüm bir delil kesinlikle
Kızmasın kalbiniz sitemle

Kimliksiz yaşanmıyor işte.

———————«»———————
carmenmir ( 11/27/2008 )
———————«»———————

Esra… Günahı benimkinin kaç katıdır ya da benim günahlarımdan az mıdır? Rabbim bilir elbette. Biliyorum bende tek günaha batan ben değilim. Niceleri var ve bu günahtan zevk alanlar var. Hiçbir zaman keyif almadım. Mideme sancılar girdi, içimi boşalttığım günleri anları sayamadım. Ama kurtulamadım hocam. Çıkamadım içinden. Çırpındıkça battım ve çoğu zaman, tamam bırak çırpınmayı sal kendini nereye gidersen git dedim. Ama vicdanımın sesini durduramadım. Utancımdan gidemedim kabire yakınlarımı ziyarete. Utancımdan dua etmedim, utancımdan ibadetimi bıraktım. Dedim, nasıl kimi kandırıyorum. Battım günaha bu günahkâr halde nasıl çıkarım karşısına Rabbimin. Duymaz beni, ilgilenmez bile dedim. Ah hocam ben ne büyük yanlışlar yapmışım. Nasıl bir gaflete düşmüşüm.
Her türlü sahtekârlığı, yalanı, kötülüğü gördüm. Diyorum ki bu genç yaşımda bunları gördüm daha var mı ki yaşamda bilinecek öğrenilecek birşey.
Unutmak istiyorum tüm bildiklerimi ve doğru saydıklarımı. Rabbimi öğrenmek istiyorum. Ona tövbe etmeyi yalvarıp yakarmayı istiyorum. Beni kovacak kapısından diye gözyaşım hiç dinmiyor. O mahşer günü nasıl dururum onun huzurunda nasıl dururum onca kulun arasında… Yanık etimin iğrenç kokusu rahatsız etmez mi annemi, babamı, kardeşlerimi.
Sütten çıkmış ak kaşık değilim elbette ama bir maden işçisinin ellerindeki kömür karası da değilim demiştim bir yazımda, yineliyorum hocam.
Hatam çok günahımın haddi hesabı yok, ama pişmanım. Vicdanım, sol yanım nasıl acıyor nasıl kanıyor bir bilseniz.
Bazen sokakta liseli kızlar görüyorum, delikanlılar görüyorum. Halleri malum. Gidip yanlarına yapmayın, kendinizi kötülüğe çirkinliğe itmeyin demek istiyorum.
Onları o tuhaf kendilerinden geçmiş, zevke eğlenceye dalmış olarak görünce sol yanım yine acıyor. Öyle çok üzülüyorum ki. Sanki hepsinin geleceği benim geçmişimde gizliymiş gibi hissediyorum.
Şeytan içimdeydi, ama görünen şeytanlar da vardı her yanımda. Şu saçma sapan kişisel gelişim kitaplarından edindikleri bilgileri aşılamaya çalıştılar bana. Ben de zaten bir kılıf arıyorum ya kendime, hemen girdim içine. bu kitaplarda neler yazdığı insanları nasıl kendilerinden, yaratıcıdan uzaklaştırıldığını biliyoruz. Herşey benim elimdeymiş, hayat güzelmiş, kendimi sevmeliymişim vs vs.
Bir sürü zırvalık.

Tarih:27 Kasım 2008 Perşembe 04:22:18
RE:RE:RE:RE:RE:RE:RE:RE:RE:RE:selam

Sevgili Safiye, kızım…
Şu anda saat0326.Uyudum ve bir rüya ile uyandım. Saat tam 02*00 idi. Zühre şerefi. Makamı Mahmut da denir, hikmette. Zaman dilimlerinin en değerlisi. Gece Şems saatinin gecesiydi. Hikmette dünya demek. Dostluk saati. Makamı müveddet diye de isimlendirilir.

Rüyamı anlatsam faydası yok. Ama sana diyorum ki 27 Kasımı iyi bir yere yaz. Aklında sakla. Tam iki yıl sonra öyle bir olay başlayacak ki, dünya milyarlarca yaşında olmasına rağmen böyle bir dönem geçirmedi, bir daha da geçirmeden sonunu görecek. Felaket üstüne felaket olarak yorumladım. Allah hayra getirsin. Beşinci yılında sükûna erecek. Çok can yanacak. Arkası çok güzel görünüyor ya, o dört yıl nasıl bitecek bilmiyorum…

Herşey kader dâhilinde, bir zerre bile ayrık olmadan, herşey Allah’ın kudret elinde.
19.ve 20.yüzyıl hiç olmadığı gibi şeytanın(deccalın) yüzyılları oldu.1989 dönüm noktasıdır. Tanrı tanımazlığın kabesi zahiren bu tarihte yıkıldı. Şimdi kapitalizmin sonuna yaklaştık, inşaallah. Materyalizm insanı robot haline getirdi. Bedeni var, ruhu yokmuş gibi eğitimler verildi, milletlere. (deccalın sağ gözü kördür diyor hadisi şerifte )
Aileler dağıldı, ahlak çöktü. Mesih bozuldu. Ama insanlığı başka yıldızlara taşıyacak teknolojilerin de yolu açıldı.
Bu yaşanılanlar da kader dâhilinde idi. Senin, benim yaşadıklarımız da.

Geçmişi göm, kişisel tarihine. Geleceğe bak. Ve seni o sevimsiz hayattan tiksindirdiği ve kurtulma isteği, tövbe etme azim ve kararlılığı verdiği için Allah’a teşekkür et.
İnşaallah başaracak, tertemiz bir geleceğe yürüyeceksin. Bu okuduğun duadan, en az kırkbir gün sonra doyuma ulaşacaksın. Allah umulur ki 41 günü yeterli görür. Olmazsa devamla o doyum anına ulaşacaksın. O gün geldiğinde, sana duanın yenisini vereceğim. Giderek ibadetten ve temiz hayattan daha çok haz alacak, rahatlayıp mutlu olacaksın… Çevren iyi insanlardan oluşmaya başlayacak, iş bulup çalışacaksın… Bugünleri arkanda bırakacak, başkalarına yardım etmede bir araç, tecrübe olarak göreceksin…

Dedenden kalanları üzerine almaya ve çok çok tutumlu yaşamaya bak. Bu arada eline nakit geçmişse, durumun müsaitse her gün az veya çok sadaka vermeni isterim. Paran yoksa kasaptan düşük fiyatla ciğer alıp kedilere versen bile sadakadır. Yani iş senin niyetine göredir. Allahın merhametini celbetmek için, deden, annen, baban ve kardeşinin ruhlarıyla helalleşmek için yap bu işi.

Esra’ya secdede okumasını tavsiye ettiğim esmaları tarif ettiğim şekilde oku. Ayrıca yaptığın tespihi çoğalttıkça çoğalt. Ağladıkça ağla, kimsenin olmadığı yede. Yalnız ve yalnız Allah’la iken. O tövbe edenlerin gözyaşını sever… Tövbe en çok sevdiği ibadettir. Bir kulunun daha ateşten sakındığını görmek kadar sevdiği birşey olamaz. O merhametlilerin en merhametlisidir.

Kullarını iradeleriyle hareket etmek üzere yaratması da merhametindendi.
Biz istedik, cennetten çıkmayı. Cennetten çıkma irademiz, dünyada dilediğimiz gibi yaşama hakkımızın verileceğini bilmemizdi… Sırf şeytana değil, nefsimizin hırslarına da yenik düşmüş ataların torunlarıyız. Nefsimizin yetmiş iki şeytan gücünde olduğunu biliyor muydun? Bir meleğiz, bir şeytanız. Biraz o’yuz, biraz bu’yuz. Biraz Havva’yız, biraz Âdem’iz… Biraz ateşiz biraz şu’yuz. Biz biziz,’maalesef mi demeliyim’, biz buyuz…

Sen bu mesajı sabah okuyacağına göre, günün aydın olsun.
Selam ve dua ile kal.
Senin de başını kullar karşısında dik tutmanı, secdeyi yalnız Allah’a yapmanı ve uzun tutmanı isterim. Şimdi dik tut başını ve babanın yerine, alnından öptüğümü düşün.
Ben de isyanları oynayan kızlarımdan birini hayal edip öpeceğim. Belki senin gibi hidayete erer ne yaptığının ve ne yapmaması gerektiğinin farkına varır diye dualardayım, geceler boyu. Ve bütün zamanlarda. Yaptığım dualar şükür, bana uzaklardan kızlar kazandırdı sonunda. Yanı başımdaki, her gün evime girip çıkan, halen duymadı. Umarım sizlerin benim için yaptığınız dualar da benim kızımı akıllandırır. Allah’ına döndürür. O kişilik bozan kitapların ürünü, gencim, güzelim, kariyerim var, param var… Diyor. Ne bizi, ne rabbini biliyor. Hergün geliyor da sarılamıyorum. Bu ne kötü birşey bilir misin. Baba değilsin ki nereden bileceksin. Atmış yaşında da değilsin. İnsan yaşlandıkça duygusallaşıyor. Zaten balık burcuyum, duygusalım. Şairim. Hemen ağlayıveririm… Çocukları, çiçekleri bir de ibadeti severim. Hepsi de duygulandırırlar, ağlatırlar. Dikkat ettin mi, şiirlerim de hep hüzün ağırlıklı, didaktik şiirlerdir.
Bak sen şimdi; seni bıraktım kendi derdimle… Afedersin.

CEVAP VER