Safiye’ye Mektuplar -14 / Üzerime Abandılar Dün Gece Bir Kere Daha Öldüm.

0
805

Dün gece bir kere daha öldüm, bu gece dün gecenin tekrarı olacak. Ölüp ölüp dirilmek diye tabir edilen buymuş demek ki diye düşündüm.
Üzerime abandılar. Direndim, yoruldum, yıldım. Yabancı eller dolaştı bedenimde, vücudumun en kuytularında. Saçlarımı okşadı. Tanımadığım bilmediğim nefesler, kalp atışları hissettim yine midem bulandı. İstedim ki ilahi bir güç falan gelsin de bir hamle ile söküp atayım tenimdeki bu yabancı teni. Olmadı, yapamadım.
Evet, yine yapamadım ve o ilahi gücü beklememe rağmen yine gelmedi. Acı, acının içinde yine acı, vicdan azabı, utanç ve umutsuzluk. En kötüsü hangisi? Her biri can yakıcı, her biri öbüründen acı. Bir koza örsem yeniden ve yeniden, içine girip orada yaşasam, mutluluğun tanımını yeniden yapsam. Mutluluk neydi? Adını unuttum, tadını unuttum. Tek bildiğim esef mi yani şimdi. Anlatamamak, paylaşamamak daha büyük kederler yüklüyor bu içinden çıkılmaz utanç batağına.
Birgün kalabalık bir meydanın ortasında durup bağırsam, haykırsam insanlığa desem ki;
-“hey ben geldim! İşte buradayım ve hiç olmadığım kadar temizim. Vebalı bedenimden kurtuldum. Kanımdaki mikrop temizlendi. Ben sizden biri oldum. Ben yüzümü karanlıktan sıyırdım. Ellerimde ki kiri yıkadım. Ben sizden biri oldum.”beni dinlerler mi? Ya da deli olduğumu mu düşünürler. Üzerimde çok büyük bir ağırlık var. O haykırış yükümü hafifletir belki. Ama nasıl, nerede, hangi meydanda, ne zaman? İmkânsızlığının farkındayım ya yinede hayallerim var benimde hala, sizlerin ki gibi. Et ve kemikten ibaret değilim desem onlara. İnsanın insana parayla satıldığı bir dünyada beni kim duyar kim anlar? Hiç kimse.

Bazen hayallerim öyle sarıyor ki beni, vazgeçiyorum kuş olmaktan, özgür olmaktan, bir kedi bir köpek ve çoğu zamanda bir hamam böceği olmak isteği duyuyorum. Neden mi? Onları ne alan var nede satan. Utanç duymuyorlar, vicdan azapları kemirmiyor benliklerini. Bedenleri benim ki kadar kirli değil. Bense çöp karıştıran, yağmurda ıslanan, güneşte kuruyan bir sokak köpeğinden daha kirliyim.

Boyadım yine yüzümü giyindim siyah elbisemi ( ille de siyah),saçlarımı taradım. Ama hala bir sokak köpeğinin temizliği kadar ak pak değilim.


Tarih:29 Kasım 2008 Cumartesi 17:05:52
Merhaba

Hocam ben, manevi kızınız, SAFİYE.
Üyelik adımı değiştirdim. Bir hafta içinde herşey o kadar hızlı değişiyor ki zaten.
Hocam size nasıl teşekkür edeceğimi, nasıl hakkınızı ödeyeceğimi bilemiyorum. Binlerce kez ellerinizden öperim. İkinci kez doğuşuma vesile oldunuz.
Hocam size anlatmak istediğim öyle çok şey var ki. Neresinden başlayıp nasıl anlatacağımı bilemiyorum.
Hani size rüyamı anlatmıştım ve görüştüğüm genci. Dün yanımdaydı hocam. Beni ziyarete geldi. Saatlerce konuştuk sohbet ettik. Tam bir Anadolu genci. Geleneklerine, aile kurumuna bağlı, ahlaklı, temiz biri. Hiçbir yanlış sözü, hiçbir yanlış hareketi ve yaklaşımı olmadı bana karşı. Kendimi birden hiç olmadığım kadar güvende hissettim onunla.
Ama utandım. Utancımdan dolayı, dolan gözlerimi saklamaya çalıştım. Ben zannettim ki, benim gibi biri, yine benim gibi hatalar ve günahlar içine batmış biriyle olur. Karşıma çıkan insan, benim gibi günahkâr olacak diye düşünürdüm hep. Derdim ki;
–iyi adamın, temiz adamın, benim yanımda ne işi var. Beni alıp ne yapsın, derdim.
Ama öyle olmadı. Bu genç öyle temiz yüzlü, öyle berrak bir kalbi var ki. Hiç tanımadığım, hiç görmediğim bir hali var.
Utandım hocam. Hem de çok. Bir kendime baktım, bir de O’na. Omuzlarım çökmüş, yanlıştan, günahtan. O ise dimdik duruyordu karşımda. Gururla, onurla.
Detaylara girmeden anlattım. Hatalarım, günahlarım oldu. Ama geçmişin yanlışları, benim de yanlış biri olduğum anlamına gelmiyor. Ben doğru bir insanım, dedim. Kendimi, yüreğimi anlattım ona.
Öyle sakin, öyle huzur verici sesi ve yüzü var ki.

Hocam sizce, benim gibi biri böylesine temiz birini hak ediyor mu?
O da kendisinden bahsetti. Bir erkek olarak, hiç zina yapmamış biri ve karşısında ben.
—Günahın sevabım olsun, dedi, hocam.
Ve gitti.
Sonra hıçkırıklara boğuldum. Hem kula, hem Allah a olan utancımdan dolayı, sabaha kadar ağladım. Ne yaptım ben, nasıl bir gaflete düştüm.
Hocam ben sadakatin ve sözün önemini bilen biriyim. Söz ve sadakat benim için çok önemli. Bunu ona da anlattım. Kendi aramızda konuşup anlaştık. Ama birbirimizi tanımak için biraz zaman gerekiyor ve onun askerliği var.
–Bekler misin?
Dedi
–Beklerim;
Dedim.

Beklerim hocam. Sadakatle, saygıyla, sevgiyle beklerim. Ne kadar içten olduğumu anlattım ona.
–Geçmişe dair hiçbir şey konuşmayalım bundan sonra. Ben seni sevdim. Yanımda istiyorum. Sadece bana ait ol istiyorum; dedi
Hocam bana bir şeyler söyleyin ne olur. Yardım edin kızınıza, yalvarıyorum.
Gördüğüm iki rüya var hocam. Bunları size daha sonra anlatacağım.
Ellerinizden öpüyorum, Ali hocam.

Tarih:29 Kasım 2008 Cumartesi 18:56:07
RE: merhaba

Sevgili Safiye,

Sevinçten ağlattın, haberlerinle.
Sonunda böyle güzel şeyleri yaşayacağını bildiğim, inandığım halde, senin de inandığın bu güzel sonucu yaşayarak görmen, mutlu olman, geleceğe daha güvenle bakıyor olman, sevinç gözyaşlarıyla Allah’a şükrüme sebep oldu… Allah utandırmasın, sana verdiğim umudun, laf olsun babından olmadığını gördün… Daha da göreceksin… Mükemmel bir geleceğin olacak inşallah. Allah’a verdiğin sözü tuttukça mutluluğun artacak, dünyada iken naim cennetini yaşayacaksın.
Şükrünü eda ettikçe nimetin artacak…

Mektubunda;
’’Hocam, sizce benim gibi biri böylesine temiz birini hak ediyor mu?’’ diyorsun.

Günahına samimi olarak tövbe edenler, anasından yeni doğmuş gibi tertemiz olurlar, demiştim. Bu hem Allah’ın vaadi, hem resulünün hadislerinde olan bir müjdedir. Bu hükme göre, sen en az o çocuk kadar temizsin, tertemizsin.
Okuduğun dua, geçmişinden sorumlu tutulmayacağın şekilde seni temizledi. O duayı her kim okursa böylece temizlenir. Ne güzel söylemiş o delikanlı ’’günahın sevabım olur.’’ O sözü Ona Allah söyletti. Sana müjde olarak, geçmişinden sorumlu tutulmayacağını sana söyletmiş. O sözü o kuldan değil Allahtan bil. Ona bu yaptığının karşılığı hem dünya mutluluğu hem ahiret cenneti olarak verilecektir, inşallah.
Ve yine söylediği gibi ’’geçmişi konuşma, geçmişte bırak.’

’’ Dün dünde kaldı cancazım, bugün yeni şeyler söylemek lazım’’ hz Mevlana.

Geçmişinden kurtulamayanlar, layıkıyla tövbe etmeyenlerdir. O okuduğun dua her okuyanı, her ne gibi bir kusur işlemişse işlemiş olsun, affettirir. Yeter ki kul hakkı yememiş olsun. Kul hakkına karşı bile etkilidir ya. Şimdi izahı uzun sürer. Belki bir vesileyle anlatırım sana.

Yeni hayatında başarılar diliyor gözlerinden öpüyorum. Şimdi kendine güzel bir gelecek planla. O askere gidip gelinceye kadar çeyizini hazırla. Onun mutlu bir askerlik yapması için arkasında dağ gibi dur. Birbirinize destek olun…

Korkularını, umutsuzluklarını, acılarını, pişmanlıklarını bir beyaz kefen içine sar, Allah’ın mağfiret denizine at. Şükret ve yeniden doğduğunu farzet… Hep geleceğe bak…
Gelecek güzel gelecek…
’’Görelim Mevla neyler, neylerse güzel eyler.’’.

Manevi Baban olarak;
Gözlerinden öpüyorum… Huzurda kal.

Tarih:29 Kasım 2008 Cumartesi 17:31:39
.

Hocam yazılarım bölümüne aktardığınız yazışmalarımızı okudum. İnanın belki bir kaç kişiye daha örnek olur, yol gösterir diye çok mutlu oldum, umutlandım.

Tarih:29 Kasım 2008 Cumartesi 19:01:41
RE: selam selam

Safiye,

Oldu bile. Bir kardeşiniz daha irtibat kurdu. Bana da yardım edin hocam, lütfen. Diyerek. Başladı, anlattı. Anlattım. Zikrini verdim, devam ediyor.

Senin hikâyen mutlu sona ulaştı, elhamdülillah… Tabii ki iyi bir örneksin. Kim bilir kimlere vesile olacak yazdıkların ve birlikteliğimiz. Hatalarına kefaret olacak.

Derleyip toparlayacak, daha düzenli yayınlayacağım. Son yazılarını kaybetmediysen bana göndermeni isterim.
Selam ve sevgilerimle.

Tarih:29 Kasım 2008 Cumartesi 20:20:52
RE:RE:selam selam

Hocam gözyaşları içinde okudum, yazdıklarınızı. Size ne söyleyeceğim, minnetimi nasıl sunacağım, bilemiyorum. Duayı okudum ve bu kadar kısa sürede, bana böylesine fayda sağlamasına inanamadım. Bu güzelliğe vesile sizsiniz. Allah sizden binlerce kez razı olsun.

Rabbime ettiğim dualar kabul oldu.
-’’ Işığa götürecek insanların içine kat beni, hayırlı insanlarla, sen’in korkunu yaşayan insanlarla karşılaştır ” dedim ve kabul oldu.

İlk karşılaştığım hayırlı insan sizsiniz. Üzerimde babam kadar hakkınız var. Ve ikinci hayırlı insanda bu tanıştığım genç. Öyle hissediyorum. Dilerim Rabbimden tutunduğum bu umudu kaybetmeyeyim.
Hocam nasıl mutluyum nasıl, anlatamam.
Yıllar sonra mutluluğun ne olduğunu hatırladım. Dualarınız, verdiğiniz ayetler, sizin samimiyetiniz ve ilginiz, şefkatiniz sağladı bunları.

Utanç içindeydim. Hep vazgeçmeyi, iffetli bir kadın olarak yaşamayı arzuladım. Ama karar veremiyordum. Şartlar ve şeytan izin vermiyordu.
Şükürler olsun Rabbime. İnanın şu anda ağlayarak yazıyorum bu kelimeleri. Allah’ım yakarmalarımı duydu ve bedenimin kirine aldırmadan, yüreğime bakıp, kurtardı beni.

Kaç kere düşündüm bu beni yakmayı. Ama yapamadım. Küllerim savrulur kirletir doğayı, yanık bedenimin ağır günah kokan dumanı insanları boğar, diye.

Şükürler olsun Rabbime. Beni seviyor. Yarattığı, ruh kattığı bu emaneti seviyor.

Yazılarımı size göndereceğim hocam.

Allah sizden binlerce kez razı olsun. Bu mutluluğumun her anını sizinle paylaşmak istiyorum. Haberlerimi alacaksınız. Mutluluğumun sebebi sizsiniz. Allah sizi vesile etti ve ardından, tanıştığım genci.

Annemin babama olan saygısı, sadakati, sevgisi nasılsa bu gence öyle bir bağ ile bağlı kalacağım. Asla yanlışım olmayacak.
Allah onu kurtuluşumun devamı olarak gönderdi bana.

Sevgili safiye,

Mutluluğun mutluluğumdur. İnan ki şu anda cennetteki annen ve babanda, kardeşinde seninle birlikte mutludurlar. Şükürler olsun Allah’a, bugünleri gördük. Daha güzel günleri de görürsün umarım.

Şimdi de o güzel yüreğinin sesini yazma zamanı.
Yazılarını, mektuplarını bekleyeceğim. Gördüğün rüyaları en küçük ayrıntısına kadar anlatmanı istiyorum. Yorumlarına dayanarak okuduğun duayı değiştireceğim ki, hakk’ın yardımının devamını dileyelim. İyiliklerin de haddi hududu yok, biliyorsun…
Selam ve sevgilerimi, sağlık afiyet dileklerimle birlikte gönderiyorum.

CEVAP VER