Bu genci, mutluluğu, hak ediyor muyum? – Safiye’ye Mektuplar 22

0
734

Bu genci, mutluluğu, hak ediyor muyum?

Hocam yazmak istedim size.
Bu saatte yalnız evimde konuşacak kimsem yok.         Belki ondan, belki de dertleşmek istedim işte.

Şimşekler çakıyor bazen beynimde ve gözlerimin önüne düşüveriyor o çamura bulanık, iğrenç sahneler. Beraberinde sol yanımda bir sıkışma hissiyle başıma ağrılar giriyor ve gözyaşlarım akıyor, yanaklarımdan.

Yüzüne bakıyorum onun; nasıl da berrak, nasıl da temiz. Yüzünde, gözlerinde bir samimiyet, bir masumluk, safiyet hâkim. Sonra birden kendime dönüp bakıyorum da, acaba diyorum; kötü amellerimin ağırlığı, geçmişin karası yüzüme vurmuş mudur? Baktığında gözlerime, bir avuç çamur mu görüyor acaba, dedim.

-Gözlerindeki masum bakışı sevdim, dedi de… İnanıyorum elbette ama hak ediyor muyum hocam. Bu genci, mutluluğu, hak ediyor muyum?

Neler yaptım ben.
Nasıl unuttum Rabbimi, ahireti, kabri, cehennemi, ateşi, kendimi…
Nasıl unuttum da daldım, bu bataklığa. Yüzme bile bilmezken o zamanlar, hangi cesaret ile bıraktım kendimi. Affedemiyorum. Bu emanete, Allah ın bu mucize olarak yarattığı bedene, neler yaptım. Ah keşke bedenim olsaydı, sadece. Et ve kemik deyip geçerdim. Ama ruhum hocam, amel defterim…

Çok korkuyorum. Ateşten korkuyorum. Ahiret âlemini ve kabiri rüyamda bana gösteren Rabbim, beni defalarca uyardı da dinlemedim ya, altı üstü bir rüya bu deyip geçtim. Nasıl pişmanım, bilseniz nasıl pişmanım.

Hep ağlasam hocam. Gece gündüz ağlasam. Ağlarken bazen, seccademin üzerinde saçlarımı yolup, yüzümü parçalamak istiyorum. Sonra kendime gelip sabır diyorum, yeniden.
Tövbe, tövbe, tövbe… Sürekli tövbe ediyorum. Hayırlısını, en hayırlısını istiyorum. Hem bu dünyam, hem de ahiretim için. Geri dönmek istemiyorum demiştim size. Bu tövbenin dönüşü olamaz asla. Geri dönmem, yemin ettim. Ama affedilmek istiyorum. Affedildiğimi bilmek istiyorum.

Son nefesime kadar dua etsem af dilesem yine de çok zor. Öyle çok ki sırtımdaki yük, hangisi hafifler, hangisi bırakırda gider.
Evde bekleyen, çocuklarının başında olan kadınların, annelerin hakkına tecavüz ettim, ben. Erkekleri bana, ben ise o kadınlara tecavüz ettim. O çocukların rızkını çaldım. Hem kendimi, hem o erkek görümündeki ve tanımlayamadığım yaratıkları günaha soktum.
Erkek – kadın – çocuk – ben.
Yani dört kişinin günahı ve bilmediğim başka günahlar.

Nasıl bir gafletti bu. Sokakta yatsaydım. Çöpten ekmek toplasaydım. Hasta olsaydım. Üşüseydim. Susasaydım. Aç kalsaydım… Ama bunları yapmasaydım, keşke.
Keşke diyorum da ben de siz de biliyorsunuz ki, keşke dediklerimi yapsam bile, rahat bırakmazlardı. Kimsesiz, sahipsiz bir küçük kız, sonra bir küçük kadın. Ne yapardı, nasıl korunurdu, ağızlarından salyalar akan sokak köpeklerinden.

Dün ona sordum;
-Neden benimlesin? Neden benimle evlenmek istiyorsun? Doğu kültürüyle yetişmiş, eğitimli bir insansın, düzgün birisin, doğrusun… Ama ben anlattım sana, herşeyi neden ben,
Dedim.

Gerçekten duymak, bilmek istedim hocam.

 

-Bunu bugün konuşalım ve bir daha asla açmayalım bu konuyu, ima bile etmeyelim, olur mu? Dedi.
-Ben senin yüreğini gördüm, gözlerinin ardını gördüm, tenini değil, onun altındaki saflığı, temizliği, ürkekliği gördüm. Ben seni kendimden bile çok sevdim. Allah a ettiğim dualarımın kabulü olarak geldin, sen. Şükürler olsun seni tanıdım, sevdim ve eşim olacaksın. Ne yaşadığın, neler gördüğün, neler işittiğin önemli değil artık. Tövbe ettin, birbirimize söz verdik. Dönüşü yok benim için. Senin için de dönüş yok. Asla sormam, konusunu bile açmam, seni kıracak, üzecek bir bakışım bile olmaz. Kalbini sevdim, hanımlığını sevdim, inancını sevdim, dedi.
Bu sözler sana yetti mi derseniz, yetti.
Ama vicdanım susmuyor, hocam. Rabbime daha yakın olmak istiyorum, beni bütün kötülüklerden, tanımadığım gözlerden, dokunuşlardan, sözlerden ve mekânlardan korusun istiyorum. Beni cehennem ateşinden korusun, bana merhamet etsin, istiyorum.
Ne çok şey istiyorum. Ama biliyorum kudreti büyük. Beni affedecek birgün ve ben bu affedilişin müjdesini alacağım.

Hocam hakkınızı helal edin.

Az önce askere gitti o. Konuşurken telefonda hakkını helal et, dedi. O söyleyince helalleşmenin ne kadar önemli olduğunu düşündüm bir an.

Bak, kızım Safiye,
Az önce askere gitti demesen cevabını yarına bırakacaktım. Hem ayrılığın hüznü var üzerinde, hem de galiba büyük bir lütuf olarak, bu kadar kısa sürede âşık oldun. Kurduğun cümlelerden derin bir aşkın başladığını sezmek zor değil. O delikanlı ise sana ilk bakışta âşık olmuş sanırım. Bu sana Allah’ın bir lütfudur. Tövbeni kabul etti, seni o işleri yaparken de seviyordu, şimdi daha çok seviyor. Senin fiilinden nefret ediyordu, senden değil. Bak, ne çabuk ve temiz, sana o genci gönderdi.

İlk mektuplarda dilek olarak söylediklerimiz şimdi gerçek oldu. Bunun mutluluğunu yaşayalım. İbadetini şükürlerle, hamdlerle yap. Seni bütün aileni alıp yalnızlıkla imtihan eden, kim bilir hangi düşünce ve hevesinden dolayı, ya da isyanın nedeniyle, ’’beterin beteri var’’ ı göstererek, sıradan zevklerde değil, dürüstlük ve hakk’a rıza ile mutlu olunacağını gösterip tövbe etmene fırsat veren, ardından ettiğin tövbeyi kabul ederek ummadığın fırsatları karşına çıkaran Allah teala; senin geleceğini de bugüne kadar yaşadıklarını bildiği gibi biliyor.

Seni var eden de kaderini tayin eden de o’dur. Böyle takdir etmiş. Sana tövbeyi nasip etti. Başkalarına etmeye bilir. O dilediğini yapar, muhtardır, kimse O’na neden, sorusunu soramaz. Bir kişiyi sorguya çekmek için o kişiden her bakımdan üstün mertebede olmak gerekir, değil mi. Pekiyi Allah’ın hikmetini sorgulayacak biri olabilir mi?

Sen şimdi okuduğun dualarla, kıldığın ve kılacağın namazlarla ruhunu da teskin edeceksin. Arkadaşının tertemiz olması büyük bir şans iken, nefsin eşitlik arayıp küstahlık yapmak istiyor. Nefsine de ki,
aldın başını gittin, her haltı yedin, senin payın bitti, hakkını tükettin. Bundan böyle büyüklük değil senin yerin, haddini bilmendir. AllaH’a kul, kocama eş olacağım. Ve seni bundan böyle, aklımın ve gönlümün önüne asla geçirmeyeceğim. Seni oruçlarla secdelerle dize getireceğim. Öyle ki, Rabia hatunun nefsi gibi Rabbin gelini olacaksın, de

Sık sık oruç tut. Oruç nefsi uysallaştıran, içinde riya barındırmayan, nefsi eğitmek için en büyük ibadettir. Namazını asla geçirme. Zikirlerini devam ettir. Gördüğün rüyaya göre ben dilersen sana yeni zikirler vermeye devam edeceğim.

Her şeyde bir hayır vardır. Bizim şer zannettiğimiz şeylerde de hayır olabilir. Belki de bu mektuplar, kendiliğinden kurtulamayacak kişilere ulaşacak, temizlenme fırsatı yakalayacaklar.

Ben kesinlikle inanıyorum ki, böyleleri bu mektuplardan şöyle veya böyle yararlanacak, arınacaklar. Sevabı, müsebbibi de sen- ben olacağız. İnşallah sevabına ereceğiz.
Bir yandan ibadetlerle ruhunu teskin edip hakk’a yakınlaşırken, diğer yandan islami bilgilerini artıracak kitaplar oku. Kimbilir gelecek için Allah sana ne roller biçmiştir. Allah senin ne etinde ne kemiğindedir. O nun rızası senin ruhun, nefsinin eğitilmesinde ve öldüğün zaman amel defterinin güzelliğindedir. Bunun için daha çok zamanın olacak, inşaallah. Sevapların günahlarını, değil gafurur rahim Allah’ın affı, senin bile unutmanı sağlayacak kadar çok olacaktır.

Sınırsız evrenleri yaratan, her bir evrenden milyarlarca yıldız adası (galaksiler) yaratıp, her yıldız adasını birkaç yüz milyar yıldız ile süsleyen, binlerce dünyayı içine alacak kadar büyük güneşi, on iki gezegeni ve sonunda bu koca dünyayı yaratan, içindeki yedi milyar kuldan biri olan, sen öksüz ve yetimin günahını çoktan affetti inşaallah. Senden isteği tiksinilmesi gerekenden tiksinmeye devam etmen, sevilmeye layık olanları bütün kalbinle sevmendir.

’’Kesin tövbe ile tövbe edenler ve tövbelerine sadık kalanlar, analarından doğdukları gibi temizdirler. Günahlarınız denizin köpükleri kadar bile olsa tövbe ettikten sonra sabi sübyan kadar temizsinizdir.’’ hadis ve ayet meallerini hatırla.

O gencin senin gözünde gördüğü o ışık, sabi kadar saflaşan senin, Allah ve peygamber aşkıyla temizlenen nefsinin, ruhunun ışığıdır.
O ışıktan asla mahrum bırakma kendini, inşaallah.
Gecen, gündüzün hayırlı olsun. Dünyan, ahiretin cennet olsun. Dualarımdasın, dualarından mahrum etme bizi.
Gözlerinden öpüyorum.

CEVAP VER