Hadi koşun, doldurun tımarhaneleri – Safiye’ye Mektuplar 28

0
755
Hadi koşun, doldurun tımarhaneleri – Safiye’ye Mektuplar 28
4.7 (93.33%) 3 vote[s]

Hadi koşun, doldurun tımarhaneleri – Safiye’ye Mektuplar 28

Hadi koşun, doldurun tımarhaneleri – Safiye’ye Mektuplar 28

Doldurun Tımarhaneleri.

İçimden geçtin madem.
Hadi temizle içimi.
Kirlettin, dağıttın her yeri.
Hadi temizle şimdi.
Bu dağınıklığın ortasında bırakma beni.
Kokuyorum yarı çürük leş gibi.
Öyle ağır öyle pis bir koku ki,
Herkes duyuyor ve kaçıyor bak Burun deliklerini tıkayarak, şimdi.

Niye hatırlattın kendini? Yaralarımın üzerine vurduğun her neşter yeni kesilere vesile oldu. Yaladım, kanamıyor, geçti sandım. Yanıldım. Geldin, sarıldın,söz verdin, vaadlerin oldu, sol kolumdan tuttun,”gidiyoruz” dedin. Ateş, açlık, gürültü…

Korkmadım. İnandım. Senden önce attım adımlarımı. Sen ne yaptın? Solundaki beni bırakıp dur dedin. “Sen geçemezsin. Burası benim memleketim”.
Çizgiden atlarken diğer yana gövden vardı sadece yanında. Cesaretin nerede? Sustum. Nereye demedim. Bir adım ileri bir adım geri. İkiside yangın yeri. Döndüm arkamı attım kendimi.

Simdi çok zaman geçti üzerinden ve hatırlattın kendini yeniden. Taş değilim, toprak değilim insanım ben. Bu yeniden merhaba deyiş arsızlıkla harmanlaşmış çelişkiymiş. Durma karşımda geri git. Cımbızla kopartıyorsun etlerimi, çürüdü derim. Yıllarca hayal ettiğim, uğruna tırnaklarımdan vazgeçtiğim, kanattığım, ellerimi nasırlaştırdığım soluduğum şu havayı kesme. Kazandığım yaşama hakkıma kahpece tecavüz etme.

Bir kere görsem seni dedin
Neden? Gereği ne?

Nefesindeydim, teninde, karşında, yatağında… O zamanlar adeta mesleğini icra etmenin hazzı ile bir kadavraymışım gibi çalışırken üzerimde, sararken yaralarımı ve deşerken yeniden, bir oyun bulmuştun sanki kendine. Bu oyunu oynamak yönetmek ve her şeye sahip olmak fazla gelip şımartmıştı seni. Yoksa bırakmazdın beni. Değil mi?

Şimdi baksan yüzüme, tanır mısın beni? Elini uzattığında dokunabilecek mesafede olsam eski sevgiyi, teslim oluşu bulur musun parmaklarım arasında? HAYIR.

Alışmıştım yokluğuna. Hazmetmiştim gidişini, arsız ihanetini, kahpeliğini. Niye hatırlattın kendini? Bak işte acıttın yine beni. Geçtiğin yerlerde izin var kirin var. Yetmez kollarının kudreti temizlemeye. Ne olur unut yaşadığımı. Öldüm de sen de. Seni tekrardan uğurlamak, yine bir belirsizliğe bu kez mutlu edecek beni inan.

Neler neler öğrendim ben. Artık bilirim ki; biri, benim dışımda başka biri, herhangi biri işte; konuşur, anlatır, söz verir, vaadleri olur, istediğinde gelir, istediğinde gider, acıtır, kanatır, aklına gelebilecek ya da asla olmaz diyebileceğin her şeyi yapar. Çünkü o başka biri.
Belkide senin gibi zaafları olan biri. Artık korkuyorum yeryüzündekilerden ve zaafları olanlardan.

Her şey o denli olağan gelir oldu ki bana bilmiyorum deliliğin hangi yeri bu safha. Bir kadın görsem kalabalık bir meydanda soyunsa anadan doğma, dönüp bakacak merakım yok, yorum yapacak ilgim yok.

Ben öğrendim; yaşamda herkes herşeyi yapabilir kendine ve bir başkasına. Şaşırmakta ne? Ne gördüklerim, ne duyduklarım, ne yaşadıklarım, ne yaşatılanlar…

Tepkilerimi kaybettim.

Şimdi nerede miyim? Delilerin içinde. Ait olduğum tek yer belkide. Tepkisizler ordusu. Her şey en uçlarda yaşanıyor. Deliler, ya deliliğin en üst sınıfında yada en alt. Ortada olanlar nerede. ( dışarıda ).

Hani şu bahçede, bloklar içinde, odalar içinde ruhlarının yamalanmasını bilinçli ya da bilinçsiz bekleyenler var ya; haaa bir de doğru düşünüp doğru karar verecek beyinlere sahip olma umudu taşıyanlar, onların yanındayım işte.

Bunca yıl sokakta, caddede, trafikte aklı başında olduğunu düşünerek insan yığınlarına karışan ben, buraya gelip deli sandığımız insanlarla aynı bahçede volta atınca anladım ki içeridekiler değil dışarıdakilermiş deliliğin zirvesinde olan.

Kim söyledi bizlere akıllı olduğumuzu? Nasıl kandırdılar bizi? Hadi koşun, doldurun tımarhaneleri

Sevgili Safiye,
Bu aşağıdaki yazının sana yazıldığını bildirdi,’ hüzünlü şarkım’. Belki de okumamıştır dedi.
Ben etkilendim. Sıcak yürekler de var bak. Haberin olsun. Derdimizle dertlenenler, bizim için dua eden güzel insanlar da var bu dünyada. Yayınlandığında günün yazısı olmuş, Çok kişiye ulaşmış bu yazıyı gönderiyorum.

Kimsen Olmak İstiyorum!

Merhaba Kardeşim!
Az evvel, okuduğum bir dost yorumundan çok üzüntü duyarak etkilendim.
Öncelikle, yorum yazan o kıymetli büyüğüme selam ve saygı sunar, yine o dost yüreğinden dökülen yardım ve dualarını yazan ellerinden öperim.

Dünya, bizler için bir sınav yeridir.
Bizi yaratan mevlamız, bizimle ilgili her düzeni de yine bizlerin hizmetine yaratmıştır.
Yaşadığın ve yüklendiğin hayat öylesi zor ve acı ki, tahminle anlaşılmaz. Lakin yaşanılması istenmeyen bir durumdur.

Sen, bir bahane ile kuyuya atılan Yusuf misali mevlaya ve inancına sığınıp, etrafında olan bitenin farkına varıp, içinde bulunduğun durumu değiştirmek istersen ki, istemelisin! O mutlaka sana yardım elini uzatır. Emin ol.
İstersen bulursun o ışığı, tüm karanlık sokakların bir bir aydınlanır. O’ nun ışığı ve merhameti sonsuzdur. Ümidini asla yitirme!

Mektubum sana üzüntü vermesin bir tanem, asıl ben üzülmeliyim.
Sana değil yanlış anlama, kendi duyarsızlığıma, kendi rahatlığıma üzülmeliyim..
Utanmalıyım, kendimi acıtmalıyım ki, aklım, nefsimin olur olmaz arzularına cevap vermesin, etrafına baksın.
Kanayan bir yüreğin yarasını sarsın. İnsan olmanın erdeminin farkına varsın!

Utandım, yediğim ekmekten
Utandım uyuduğum döşekten
Utandım aldığım nefesten
Sen kirlenirken
Ben habersiz gülmekten
Mutlu olmaktan utandım

Yanıma gelebilirsen, kardeşim ol,
Canıma yoldaşım ol,
Uzattığım elim kardeş eli
Dost eli, abla eli.. Belki de benden küçüksün, yitirdiğin Anne elin olayım. Bilirim Annesizliği !

Oku lütfen bu mektubu! Okuyup bir köşede unutma olur mu?
Yeniden başlamak için Allah insana her daim fırsat verir,
Bu yükü taşıyamazsın bile bile…

Gel.
Bir dilim ekmeğimi, bir tas sıcak çorbamı bölüş benimle.
Beni daha fazla utandırma!
O’ nu gücendirme!
Lütfen, gözyaşları içinde yazdım bu mektubu sana.
Her harfini iyi anlamanı istiyorum..
Yüreğimle birlikte şefkatimi yolluyorum sana…
Ben senin kimsen olmak istiyorum, sen de benim kimsem olur musun?

Dilerim mektubum ulaşır sana. Hem de en acilinden!

Gözlerinden öperim…

CEVAP VER