İmam nikahı yaptığım genç – Safiye’ye Mektuplar 30

0
1083

İmam nikahı yaptığım genç – Safiye’ye Mektuplar 30

İmam nikahı yaptığım genç – Safiye’ye Mektuplar 30

Onun söyledikleri beni nasıl üzdü bilemezsiniz. Demiş ki; sana yardım etti diyorsun, ali bey, dedi.
Ona söyledim; ben bir vesile istedim Rabbim karşılaştırdı. Beni kurtaran Ali hocanın kendisi değil, Allah tır.
Ali hoca bana bir vesile idi. Allah ın gönderdiği.

Evet, o çok gururlu, aslında saçma bir gurur. Ve isyankâr, öfkeli. Yüzleşmekten korkuyor. Kendini kandırıyor. Ne büyük bir yanılgı. Dua ediyorum onun için. Umarım kendine gelir bir an evvel. İyileşmeye direnen bir hali var.

Söyledim ona, kim bilir Ali hoca kaç saat uğraştı bu mektubu sana yazmak için diye. Allah hidayet versin diyorum ve onun için çok dua ediyorum. Üzülerek. Ama hissettiğimi söylemek istiyorum üzülerek; bana öyle geldi ki Gül çok zorlanacak ve biraz zor kurtulacak. Üzgünüm böyle hissettiğim için

merhaba

Sen üzülme kızım.
Onun bizde nasibi var. Onun bize katılacağını çok önceleri hissettim. Hatta bir mektubumda yazmıştım. O aralar sen de bir arkadaş sizinle tanışmak istiyor demiştin. Ben de o mudur bilmem ama biri bize gelecek, yararlanacak demiştim. Hatırladın mı? Şimdi o olduğunu biliyorum. Hatta yüzünü gördüm diyebilirim, keşif halinde. Her zaman olduğu gibi gençliğin, cahilliğin, anne baba otoritesinden kaçışın, nefsin normal dürtülerinin kurbanı olmuş. Artık sıradanlaşan bir macera insanı. Umarım Allah yardım eder ve kurtulur.

İşte dördüncü mektubunda kendini doğal olarak anlatmaya başladı. İçinde kendine yönelik eleştiriler de var. Bu umut verici bir gelişme. Herkesin kişiliği ayrı, anlık rahatsızlığı ayrı olduğundan, kurtulması için yapılacaklar, söylenecekler, okutulacak dualar da sıralama bakımından farklı olabilir. Bakalım bismillah dedik. Umulur ki, yaralanır.
Son yazdığını sana göndermemi istemiş. Kendisi bana gönderdikten sonra silmiş. Şimdi onu sana göndermem lazım.
Sanırım senin son anlattıkların etkili olmuş. Yelkenleri indirmiş. Yani ona yaptığın dua da, sözlü yardım da etkisini göstermiş. Asistanlık aklıma geldi. Sanki bu olayla beni asiste etmeye başladın. Hani diyorduk ya, bakarsın başkalarının da kurtuluşuna vesile sen olursun diye. İşte başladın. Hem mektuplarınla hem doğrudan.
Sağ ve sağlıklı kal güzel kızım. Umarım hz Rabia ahlakına ve yakınlığına terfi edersin.

İşte Gül’ün son yazdığı mesaj…

selam en selame

Aşk hayatım

Köyde otururken, yani çocukluğumda, birini seviyordum. Adı Muhammetdi. bi üst sınıfımdaydı ama birleştirilmiş sınıf olduğu için yine de aynı sınıftaydık. Bana bakar şarkılar söylerdi. Gözleri sevgiyle bakardı. Ben de onun duygularına karşılık verdim. Ona âşık oldum. Hiç konuşmazdık ama. Selam sabah bile yoktu aramızda. O da herkes gibi babamdan korkuyordu galiba. Yani öğretmeninden.

Bakıştık, bakıştık, bakıştık. Okul yetmedi okuldan sonra evimizin karşısındaki tepeden seyretti beni. Ben de ha bire dışarıda yapılacak işler bulup onu görmeye çalıştım. Onun uğruna çok kapı önü süpürmüşümdür.

Sonra o ortaokula geçti. O yıl bana bi mektupla aşkını açıkladı. Daha doğrusu bir sayfaya kalp çizmişti. İçine Muhammet-tuba yazmıştı. Benim adım tuba ya. bi şeyler daha vardı ama tam göremedim. Herkesin içinde vermişti o kâğıdı o yüzden tüm kızlar peşime düşmüştü ne yazıyor diye. Kimse görmesin diye kendimi can havliyle okul tuvaletine attım. Kapı zorlanınca kâğıdı deliğe bıraktım. Onu o kadar çok seviyordum ki. Çok ağladım sonraları o kâğıt için. Ben yine karşılık veremedim. Herkes öğrenmişti onun beni sevdiğini, annem bile beni suçladı sen yüz vermeseydin olmazdı diye. Daha 10 yaşındaydım. Aklıma bile gelmeyen şeyler için suçlandım. Benden yine bi şey çıkmayınca o da umudu kesti galiba. Ortaokula devam ettiği köyde başkalarıyla çıktı. Çok yakışıklıydı. Bizim köydeki çoğu kız gibi o köydeki çoğu kız da onun peşinde koşuyordu. bi sene sonra ben de o ortaokuldaydım. Bakışmalar devam edip duruyordu. İlk aşk, ilk sevgi unutulur mu? Galiba o yüzden hem arabayı açıp bana şarkılar dinletiyor, hem o yüzden başkalarıyla çıkıyordu. Ama ben hep sevdim onu hep sevdim. Sonra o liseye geçti, ben de liseye geçince biz il merkezine taşınmıştık. O ilçede okuyordu. Duyuyordum çapkınlıklarını, ama yaz gelip de biz köye gidince de bana yazılıyordu. Aşk şarkıları dinletmeler, saatlerce bizim evin karşısında oturmalar filan. Bu her yaz, her bayram böyle devam etti. Unutacak gibi oluyordum, o umut veriyordu, tekrar bağlanıyordum. Sonra o polis meslek okuluna gitti, Diyarbakır’a. ben buraya geldim.

Bir gün beni arkadaşım onun da amca kızından bulmuş numaramı. Mesaj attı. Çıkmaya başladık. İlkokuldan beri sevdiğim çocuğa kavuşmuştum. Öyle mutluydum ki her an bu mutluluk bitecek diye korkuyordum. Alışık değildim büyük mutluluklara. Hayalimde onunla evleniyor, ayaklarını yıkıyordum ama ona evlenecek miyiz dediğimde bakalım kısmet böyle şeyler belli olmaz diyordu. Bir de bu ilişkiyi kimse bilmesin istiyordu. Sanki içinde kalan bi ukdeydim. Hevesini alıp gidecekti.

Eli elime değmedi bile. O Diyarbakır’da ben Konya’da. Ama bi süre sonra mesajda, telde cinsellik istedi. Çok sevdiğim için kıramadım onu. İğrene iğrene telde veya mesajlarda onu tatmin ettim. Yüzümü de bi kere bile göstermedim. Msn de kamera yok diye yalan söylüyordum. Ama o çok yakışıklıydı benim gözümde, beni görünce çirkinim diye terk eder sanıyordum. Nereden bileyim erkeğin başka şeylerle de idare edeceğini. Ama çirkin de değilim işin garibi. Ben de çevremdekiler de güzel buluyor beni. Ama dedim ya layık hissetmiyordum kendimi ona. Gözümde öyle büyüktü. Ama bu tavırları beni kendinden soğutuyordu.

4-5 ay sonra bir gün piknikteydik kızlarla. Nur cemaatinde kalıyordum. Bana mesaj atmış bu, msn ye gel diye. Durumu bilen bi kaç arkadaş da biraz eğlenelim diye ona masaj atmışlar benim telden. Benim tel onlardaydı ben de çeşmeye gitmiştim. Buna demişler ben senden bıktım cart curt ayrılalım filan. Bozulmuş haliyle. Ben durumun farkına varıp olaya el koydum, anlattım ama ben senin arkadaşlarının oyuncağı mıyım deyip terk etti beni.

Dünyam başıma yıkılmıştı. İlk ayrılık herkese koyar zaten. Kendimi dağıttım iyice. Yalvardım yakardım insafa gelmedi. Sonunda umudu kestim. Vaktimi nette öldürdüm her gün. Sürekli erkeklerle chat yaptım. Normal sohbetlerdi. Bana teklif edenler oldu, benim teklif ettiklerim oldu. Hatta biri Konya’ya geldi Adana’dan. Evde kimse yoktu. Utanmadan cemaat evine aldım onu. İlk kez orda elim, tenim, her şeyim erkek eline değdi. İlişki olmamıştı ama. Sabah dedi sevgili olalım, sen çok ideal bi eş adayısın diye. Yok dedim, iğreniyordum kendimden. Yok dedim, gitti. En son Bünyamin diye biriyle sevgili, olduk. 2 hafta filan konuştuk. O da cinselliğe girmeye başlayınca yine kendimden iğrendim ama mutluydum biraz da. Yine terk edildim.

Yaz tatili olmuştu o ara. Köye gittik yine. Yine aradım onu, gözünün önünde durdum olmadı. Okul açıldı sonra. Haksız yere terk edilmek vurmuştu beni. Başka birini bulursam unutacağımı düşündüm. Evimizin altındaki marketin sahibi çok tatlı biriydi. Git gel sohbeti koyulaştırmıştık ama hiç yan gözle bakmamıştım. O boşlukta ona âşık oldum. Deli gibi hem de. Evli olduğunu sonradan öğrendim, karısını sevmediğini, evliyken başka sevgilileri olduğunu. Seccadede çok ağladım onu unuttur Allah’ım diye. Sonra dayamadım yine gittim ona. Zaten yaptığımız bi şey yoktu. Sohbet ediyorduk sadece. Ama birbirimize tutkunduk. bi gün bana açıldı, açıldığı anda da cinselliği açtı. Âşıkmış istiyormuş beni filan. Yine yok diyemedim ve bekâretim hariç her şeyi kaybettim. Ama vicdan azabı da beni rahat bırakmıyordu. 4 5 ay sonra onu da terk ettim. Hiç kolay olmadı ondan kurtulmam. O kadar çok tehdit etti ki beni. Fotoğrafların videoların var nete veririm seni rezil ederim dedi. Aradı küfürler etti. Neredeyse polise gidecektim. Staj hocam teskin etti beni. Abdurrahman hoca. O anlar benim en kötü zamanlarımdı. Dağa kaldırırım seni dediği için sokağa çıkamıyordum, onu tanıyordum yapardı. Numaramı filan değiştirdim geçti gitti. Bu arada Abdurrahman hoca da bana âşıkmış. Onu da bu yaz öğrendim hemen iletişimi kestim. 40 yaşında. 2 çocuğu var. Karısına yazık ya.

Böylelikle 3. sınıf oldu. Tövbeliydim erkeklere. 2. dönemde ortak bir derste bi çocuk hoşuma gitmeye başladı. Romanya’lıydı ama Türktü. İlahiyat okuyordu. Bu sefer tamam dedim, yine hayaller kurdum. O da başladı 2. haftada öpüşelim demeye. 2 hafta da ben direndim sonra kıramadım. Onunla da iki ay çıktık yaz tatili oldu. Onla pek bi şey yaşamadık yani. O Roman yaya gitti tatilde ben memlekete. İletişim yok bi şey yok, bende de ona karşı bi şey kalmamıştı, o sırada yaşar teklif etti, sınıf arkadaşım. O çocuk bu çocuk işte. İmam nikâhı yaptığımız.

Dedim ki o teklif edince kendi kendime. Çocuk Konyalı, sen Kırşehirli, aranız yakın. Hem sınıf arkadaşın, hem mesleği var bununla kesin evleneceğim. O kimseyle çıkmamıştı ama abaza bi insandı. Tabi sonradan öğrendim. Netteki pornodaki erotikteki karı kız ondan sorulurmuş. Neyse biz çıkmaya başladık. Mutluyduk. Sonra kısıtlamalar başladı. Yazarlıktan vazgeç, öğretmenlikten vazgeç, onu giyme, bunu giyme. Kendi kötü niyetliydi hep kızlara karşı, tabi önceden, herkesi de kendi gibi sanıyordu. Kitapçıdan kitap alırken adamla konuştum diye beni terk etmişti. Kaç gün sonra barışmıştık. Artık temiz bir hayat istiyordum, ses etmedim o yüzden, varsın evimde oturaydım ne olacak. O kadar zor günler geçirdim ki. Öyle inatçı, öyle paranoyak, öyle aşağılık komplexli birini tanımadım hiç. Ben hep verdim o hep aldı. 17 ay geçirdik. Düşüp bayıldığımı, yerlerde süründüğüm bilirim onun yüzünden. Antidepresana başlamıştım onun yüzünden.

Öyle bi baskıcıydı ki kendi evimin, anne babamın yanında bile etek başörtüyle dolaştırırdı. Neymiş, her an biri gelebilirmiş. Ben bunları yaptım o bana ne yapmış. Karıya kıza bakmalara, pornoya, sapkınlığa devam etmiş. Kız kardeşimi hayal edip durmuş. Nerde bi güzel görse kendinden geçerdi zaten. Güzel arkadaşlarımı hayal edip durmuş kendi bunları yaptığı için de ben yapmayayım diye beni bastırmış. Bunları da niye yapmış biliyor musun, ben onu üzmüşüm bi şekilde o da böyle yaparak beni üzmüş, aklı sıra intikam almış. Tabi sonradan haberim oldu bütün bunlardan. Ama benim üzmem de ağır şeyler değil, babam var diye teli açamasam hemen onu aldattığımı düşünüp beni rahatsız edecek şeyler yapıyormuş.

Öyle düşünmesine sebep de yoktu aslında. Bilmiyordu geçmişimi. Çıktığımı biliyordu ama yaşadıklarımdan haberi yoktu. Nikâh kıydırdı sonra. Günah birlikteliğimiz derdi. Başkalarına yapınca değil de bana gelince günah oluyordu. Namaz filan kıldığı da yoktu. Öyle günahtan çekinen biri de değildi pek. İstemediğim halde nikâh oldu. Bekâretimi nikâhtan önce vermiştim zaten. Falan filan.

Benden her şeyimi hayallerimi bile istedi, kendi zaaflarına yenildi. Bıraktım ben de o yüzden. Bırakmadı beni. Nefret etsin diye de geçmişimi anlattım. O anda serbest kaldım ama nefret de edemiyor. Acı çekiyor. Keşke anlatmasaydın diyor. Söylediklerim beynini kemiriyormuş. Psikologa götüreceğim onu. Başka türlü bırakmaz peşimi.

Öyle işte.

CEVAP VER