Bir muharebeyi kaybettin, maalesef – Safiye’ye Mektuplar 36

0
1010

Bir muharebeyi kaybettin, maalesef – Safiye’ye Mektuplar 36

Bir muharebeyi kaybettin, maalesef – Safiye’ye Mektuplar 36

‘’Savaş birçok muharebelerden sonra kazanılır. Düşmanı bir daha zarar veremeyecek hale getirdiğinde yahut tamamen imha ettiğinde zafer kazanmış olursun.’’

İki gündür oturup oturup kalkıyorum bu ekranın karşısına. Neden mi? utanıyorum hocam. Hem de çok. Nasıl derim hocam namazımı terk ettim diye. Dün ve bugün namazlarımı hiç kılmadım, perşembe günü ise çoğu vakti kaza ettim. Dünya işlerine daldım da unuttum ibadetimi. Utanıyorum hocam. Bu nasıl bir şeydir ki şeytan bir uğraşım olduğunu görmesin hemen yapışıyor yine ayak bileğimden, tutuyor da sıkıca bırakmam diyor. Ve ben nasıl bir gaflet ile teslim oluyorum ona. Verdiğiniz tespihleri seccademin üzerine oturup ta çekemedim 3 gündür. Ama hatırımda ya yinede ezberden okuyorum. İçim rahat değil. Şeytan ayak bileğimde, vicdan ise boğazımda, ikisi de sıkıyor sıktıkça.

Namazımı nasıl terk ederim, nasıl çağırıldığım huzura çıkmam ben. Namaz kılmıyorsam, kuran okumuyorsam, dua etmiyorsam benim sokaktaki köpekten, kediden farkım ne ola ki. Hiç. Utanıyorum hocam. Yıllardır yaptıklarımdan dolayı Rabbim beni huzurunda istemiyor da şeytanı mı musallat ediyor bana diye bile düşündüm. Neden koptum namazdan, neden vurmadım başımı seccademe, neden temizlenip çıkmadım 3 gündür karşısına, neden af demedim, neden dua etmedim. Ah hocam nasıl anlatayım içimdeki sıkıntıyı. Her ezan sesinde kalk hadi dedim ya kendime, dünya işine dalıp dur sonra kılarsın dedim ve bir baktım ki gün gece olmuş, gece güne dönmüş te zamanlar geçmiş. Üç gün bir çırpıda geçivermiş. Daha çok yolum var anlaşılan. Rabbimin rızasını sevgisini kazanmak için, şeytanı bir tekme ile atmak için daha çok yolum var. Utanıyorum hocam. Önceleri yaptığım kötü fiiller için utanırdım. Şimdi hem o kötü fiillerim için hem de geçirdiğim namazlarım için utanıyorum. İşte yine düştü başım kucağıma ve ben yine ağlıyorum içim darda. Hocam ben namazımı bırakmak istemiyorum. Bir vakit bile olsa geçirmek istemiyorum. Şeytandan korunmak için dünyanın fani işlerine dalmamak ve namazımı geçirmemek için ne yapabilirim. Verdiğiniz dua sayesinde daha bir şevk ile kıldığım namazımı 3 gündür terk ettim ya bu terk ediş beni ummadığınız derecede yaraladı. Şeytan bana bakıp gülüyor keyifle biliyorum.

Utanıyorum hocam, hem de çok. Bugün yine kılmadım namazlarımı. bu gece bugün kılmadığım namazlarımı kaza etsem ve sonra dua edip tespihimi çekip uyusam, sabahta namaza kalksam olur mu hocam? Manevi kızınız sizi hayal kırıklığına uğrattı, nefsine yenik düştü, kılmadı namazlarını özür dilerim hocam. Rabbimden af diliyorum ya namazın affı olur mu bilmiyorum. Borcuma borç eklendi, rabbim sevinmişti. Ben yine üzdüm onu.

Sevgili safiye,

Bir muharebeyi kaybettin, maalesef. Savaş birçok muharebelerden sonra kazanılır. Düşmanı bir daha zarar veremeyecek hale getirdiğinde yahut tamamen imha ettiğinde zafer kazanmış olursun. Şeytan ve nefis ortaklığına karşı akıl ve ruh birlikteliği ile savaş vermeye devam edeceksin. Şehadet getirerek ölünceye kadar. Eğer sonuçta hürriyet varsa, sınırsız nimetlerin memba-ı cennet varsa, ondan da çok önemlisi Rabbimizin mah cemalini seyre dalma umudu varsa, şeytanın ve askerlerinin can düşmanları Hz Muhammed Mustafa s.a.v. efendimize misafir olmak şerefine ermek varsa… Savaşmaya, canı, malı bahasına savaşmaya değmez mi?

Meydandan kaçarak kurtulmak yok. Orta yol yok. Cennetle cehennem arasında ebedi yaşanacak bir mekân yok. Evet, Arasat Meydanı olarak bilinen mekân var ama o mekân hesap meydanı, hüküm verilinceye kadar bekleyeceğimiz geçici bir mekândır. Yani her çağın insanları, her millete mensup Adem oğullarının iyileri, Allah’ın varlığını birliğini kabul edip, iyiliği tavsiye kötülüğü men edenleri cennete, diğerleri cehenneme gidecekler. Ara mekân yok. Münafıklığa yer yok. Bugün biraz vicdanımı rahatlatayım, yarın da biraz nefsimi gönülleyeyim demek yok. Onların sonu cehennemdir. İfsat olmuşların kutsi makamlarda yeri olamaz diyor Kuran-ı Kerimde. Şüpheliden sakınmak kuralı gereği, münafıklara cennetin daha derin çukurları mekân olacak.

İnsan korku ile umut arasında yaşamak üzere yaratılmış kuldur. Kendisine ilahlık vekâleti verilmiştir. Allah’ın halifesi olarak yaratılmış, cinlerden ve meleklerden üstün yaratılmıştır. Bu üstünlük Cenab-ı Hakk’ın isteyerek ve severek devrettiği sınırlı yetkilerdir. Murat ettik ki, cenneti ve cehennemi insanlarla ve cinlerle dolduralım, mealinde ayetleri hatırla. Her kul Allah’a inanarak bir şeyin olması için yeterince zikir (sözlü emir)yaparsa melekler ve hatta cinler o sözün gerektirdiği emiri yerine getirmekle görevlendirilir. Bu söz lütfe dair de olabilir gazaba dair de, olabilir. Allah o dileğimizi kabul eder ve mekanizma çalışmaya başlar. Bu dilek sözde kalmaz, bir de fiile dökülürse o şey çok seri olur. İsrail cinayet işlemek isterse, yeterince hazırlanmış, yapmak istediği işin gereğini yerine getirmişse, yapmasına izin verilir. O zulmünü yapar cehennemini hak eder, karşısında hakkını arayan da şehit olur, cennetini hak eder. Celal-Cemal Yüce Rabbimizin iki temel sıfatıdır. Biri güneşin nükleer fırınını kaynatan güç, diğeri bağ bahçe ve hayat alanı dünyayı ayakta tutan rahmet sıfatı. Cehenneme örnek güneş ve yeryüzünün merkezinde yer alan 30 km çaplı yeryüzü nükleer fırını, güneştekinin aynı şiddetinde yanar da; iki cehennem arasında, Dünya Cenneti hayat bulur.

Allah teala kuranda ’’biz ölüden diri, diriden ölü çıkarırız’’ buyurur.

Sen, ben, dayanabileceksek cehennemi tercih etme hakkımız var. Kılmazsın, okumazsın, birkaç gün meleklerin uyarısıyla ve huzuru kaybetmenin acısıyla pişmanlık duyar, ardından bütün güzellikleri unutur, bataklıkta pisliklerle savaşarak zamanını ve emeğini heba edersin. Keyf sana, bana. Allah cehenneminden de razıdır, cennetinden de. O kendisinden razıdır. Nasılsa her yarattığı kendinden kendine dönmüştür. Kayıp, yenilgi kula göredir. Hakk kaadirdir ve kahhardır. Tam itaat ettiren ezici güce sahiptir.

Nefsimiz kolay teslim olmaz. Şeytanın ise teslimiyet kabiliyeti yoktur. İstese de iyilik yapamaz. Merhamet gösteremez. O bir melek idi. Üstelikte iki sıfat arasındaki bütünlüğü sağladığından, bütün meleklere öğreticiydi. Ne zaman ki Âdem’e secdeden (tabiatı gereği) imtina etti o zaman lanetlendi. Lanet yakınlıktan mahrumiyet, uzaklığa mahkûmiyet demektir. Kendi durumundan bil ki yıllar yılı Allah’ın adını bile anamayacak kadar uzak yaşadın. Yani o dönemde şeytanlaşmıştın ve uzaklaştırılmıştın. Ne anlama geldiğini gördün. Her yanın kendin gibi günahları nedeniyle gittikçe şeytani güçleri artmışlarla çevrilmişti. Akıl uçmuş, edep unutulmuş ya da hiç öğrenilememiş, merhamet yerine gazapla dolmuş kalpler, hasta beyinler, sancılı vicdanlar, kendinden nefret eden, temiz insanları kıskanıp kirletmek için ölesiye çaba gösteren şeytanlar değil miydi? Özledin mi nefsim, de… Cehennemi, çiledaşlarını özledin mi? İç organlarının yer değiştirmesini özledin mi. hoyrat yaban ellere mi döneceksin hırpalanmak, aşağılanmak üzere. Kulağına seslenen şehit babanın sözlerini unuttun mu, azıcık huzuru yakalayınca. Hocanın emeğine saygın yok diyelim, o pırıl pırıl umutları olan genci aklına aldı mı? De de… Nefsine ateşle cennet arasında tercih yapmasını gerektiğini hatırlat. O nefis yaratılışında nasipsiz se ’’sen bu dünyada bulguru bana ver, cennetteki pirinç senin olsun’’ der. Peşinciliği tercih eder. Sabrı öğrenmemiş, ahirete inanmamıştır. Bir gecelik haz uğruna dünya ve ahiretinden vazgeçmeye hazır bir beyinsizdir. Şeytandır. Bu beyinsiz tanımı müslüman olan cinlerin iblise yakıştırdıkları bir sıfattır. Cin suresinde geçer.

Söz zorunlu olarak uzadı. Ve yeter emri geldi. Namaz da kaza diye birşey yoktur. Kaza bir özürden ibarettir. Namazın yerini tutmaz. Vaktinde kılınan namaz görev, iş yapma anlamındadır. Meleklere emir meydanının faaliyetidir. O gün işe gitmedin ya melekler de yaptıklarıyla kaldılar, dağıldılar. İş yarım kaldı. Yeniden derleyip toplaman gerekecek… Daha uzun emeklerle. Ama özür namazı olan kaza namazını gerçekten pişmanlıklarla, kaybettiklerinin farkında olarak kılarsan belki merhameti, rahmeti celbetme şansın vardır. Allah tealayı hiç bir hükümle kayıt altına almak mümkün değildir.

Hadi! Özür namazına başla. Bir daha da çaresiz kalmadıkça, hasta bile olsan, gözünle gönlünle de olsa kılmaya ant iç.

Mevla’m affetsin, yardımcın olsun.

CEVAP VER