Safiye’den yeni mektup var – Safiye’ye Mektuplar 42

0
880
Safiye’den yeni mektup var – Safiye’ye Mektuplar 42
Makaleyi nasıl buldunuz ?

Safiye’den yeni mektup var

Safiye’den yeni mektup var – Safiye’ye Mektuplar 42

Sayın okuyucu,
Safiye’den mektupları takip ediyorsanız son durumu öğrenmiş olacaksınız. Takip etmemişseniz, bu mektubu okuduktan sonra başından okumaya başlamanızı öneririz. Bu mektuplar çağımız için bir ibret vesikasıdır. İçine düştüğü hallerden kurtulamayacağını zanneden milyonlara bir ümit ışığıdır. Kesin çözüm önerileri, denenmiş, ispatlanmış kurtuluş reçeteleri içermektedir. Ayrıca tek örnekte değildir. Esra’ya Mektuplar ve Hamdiye örnekleri de okumanız için yayında dır. Neden kitap halinde yayınlamadığımız sormayı sürdüren okuyuculara saygılarımızla, sponsor sorunumuz olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz.. Eğer başarabilirsek E Kitap olarak yayınlamayı düşünüyoruz.
Selam ve saygılarımla.

merhaba

Nasılsınız hocam ellerinizden öpüyorum. Dün gece çok düşündüm. Aslında her gece düşünüyorum. Başımı yastığa koyduğum her an gözümü kapattığım her an her şey geçiyor aklımdan. Unutmak istiyorum. Bilmiyorum belkide hiç unutmamam gerekir. Ama her şeyi en ince ayrıntısına kadar hatırlıyor olmak canımı acıtıyor. Yeni bir sayfa diyoruz ama eskiler ne, ne olacak. Unutmak çok zormuş hocam. Bir de benim gibi büyük günahlara batanlar için daha da zormuş. Silip attım geçmişi, temizlendim, ibadet eden bir kadın oldum, tövbe ettim… Ama korkuyorum. Azaptan korkuyorum. Nasıl gireceğim kabre, nasıl hesap vereceğim o günde. Ah hocam günahım zina değil ki sadece. Onca insanın hakkı geçmedi mi bana. Bu kul haklarını nasıl öderim. Kul hakkı af olmaz derler. Ben sadece kendi bedenime, kendi amel defterime vermedim ki zararı. Ben onca insanın hakkını, parasını, emeğini, vaktini, huzurunu çaldım.

Yok, yapmadım; hiç bir kadını, hiçbir genç kızı sürüklemedim peşimden. Aksine akıl verdim, kaç kurtul, düşme dedim. Şeytanın bana yapıştığı gibi yapışmadım kimsenin bileğine. Ama ya paraları. Ya o adamların paraları. Ya yasak olan içkiyi tadışlarım, sarhoş oluşlarım, gıybetler yapışım. Hocam ne olur söyleyin. Bunca günah nasıl temizlenecek. Ne yapmam gerekiyor. Tövbe tövbe. Yapıyorum. Tövbe ediyorum. Ama nasıl anlayacağım affedildiğimi, nasıl susacak bu vicdanım.

Tertemiz bir geleceğe döndüm yüzümü, sevdiğim gençle. Çok mutluyum hocam. İlk defa sahiplenildim, ilk defa biri bana sahip çıktı, korudu kolladı, faydalanmayı aklından geçirmedi. Mutluyum. taaa uzaklardan benim giyim tarzıma bile müdahale etmesi hoşuma gidiyor. Dar giyme, kısa giyme, açık giyme. Bunlar bir kadının hoşuna gitmez biliyorum ama benim hoşuma gidiyor. Diyorum ki; eğer beni sevmeseydi, eğer beni bundan sonra yanında, nikahında görmek istemeseydi, karışmazdı. Üstelik o şekilde giyinmemi ister ve bundan kendisi de keyif alırdı. Onun bana söylediği hiçbir şey beni üzmüyor. Çünkü ben zevk ise dünyanın en güzel zevklerini tattım, acıysa onu da dibine kadar yaşadım. Hevesim olacak birşey kalmadı ki, nefsim çoktan aştı o çirkinlikleri, gereksiz uğraşları.

Ben huzurlu mutlu bir yuva istiyorum. Tenimi sadece helalimin göreceği, elimi sadece helalimin tutacağı, yemekler yapacağım, çocuklar doğuracağım, mutlu edeceğim bir eş ve yuva istiyorum. Buldum çok şükür. Rabbim ayrılık göstermesin bana.(âmin) Nasıl bir anda çekip alıverdi beni, Rabbim, nasıl bir anda değiştirdi hala anlamıyorum. Hayal gibi geliyor dönüşüm bana.

Hocam geçmişimdeki günahlarıma karşılık Rabbim beni cezalandırmaz değil mi? Mutluluğumu ve tutunduğum bu genci benden alarak. Sınavsa ben ağır sınavlardan geçtim. Bedenimi sattım. Bundan ağır sınav mı olur? Yok, olmaz hocam. Emin olun ki ne hastalık, ne ölüm, ne borç, ne de başka bir sıkıntı insanın kendisini satmasından ve zina yapmasından daha ağır bir sınav değil.

Her şeyin bir çaresi var. Yoksa da sabredip itaat etmek gerekiyor. Ama bu yaşanılanların hiçbir çaresi yok. Çünkü kirlenen beden yıkansa da temizlenmiyor, ruh o çalkantılardan çıkamıyor. Bilinç her şeyi kaydetmiş, unutulmuyor. Utanç, vicdan azabı yastığınızda duruyor. Ve amel defteri, Allah a olan mahcubiyet… Nasıl unutulur nasıl.

Sadece tescilli insanlar mı zina yapıyor. Hayır. Ya o tescilli kadınlarla olan adamlar ne olacak. Zinayı sadece kadının yaşadığı tek taraflı bir olgu olarak gören beyinler ve bedenler ne olacak. Sokakta görüyorum bazen liseli kızları, erkekleri, genç yaşlı insanları. Nasıl üzülüyorum, nasıl içim yanıyor bir bilseniz, o kendini dağıtmış hallerine. Yaklaşıp bir iki cümle söylemek bile geçiyor içimden. Mesela geçenlerde bu sitede bir genç bayanla tanıştım. Resmini koymuş profiline. Onu nazikçe uyardım. Resmini çek istersen. Gerek yok ki, insanları bilemeyiz, bir sorunla karşılaşma, dedim, özür dileyerek. Sonuçta benim haddim değil karışmak. Ama gerçekten üzüldüm, istismar olabilir diye. Çok umursamadı. Hala resmi sitede.

Bir erkeğin resminin milyonlarca insan tarafından görülmesi ile bir kadının görülmesinin farkını mutlaka biliyorsunuz hocam. Neyse başınızı ağrıttım. Hakkınızı helal edin. Sizden bir isteğim var hocam bu mektubumu da yayınlarsanız sevinirim. Çünkü birçok insanı düşündürecek noktalar var.

Sevgili Safiye.

Mektubunu defalarca okudum.. Mücadeleni ve başarını kademe kademe birlikte yaşadığımız halde yine hüzünlendim,bazı noktalara üzüldüm. Halbuki elde ettiğimiz gelişmelerden dolayı hem sen hem de bir nebze katkım var bilerek ben sevinmemiz gerekir. Sevinmeliyiz çünkü elhamdülillah asla geri dönmemek üzere tövbe ettiğini biliyoruz. Bu mektubun bile tövbenin kesinliğini anlatmak için yeterli ifadelerle dolu. Ancak, vicdan azabı çekiyor olman, geçmişin hatıralarından rahatsızlık duyman bile üzülmek için yeterli. Benim için diyorum. Seni mektuplarından tanıdığım kadarıyla seviyor, acınla acılanıyor, sevincinle seviniyorum…
Bak kızım;
Bildiğim kadarıyla senin tövben kabul oldu. Kendine yaptıkların çoktan affedildi. Gördüğün rüyalardan bunu anladım ve sana bildirdim. Ayrıca; Eğer affedilmeseydin bu mektuptaki düşüncelerinin yanından bile geçemezdin. Gelecekte yaptıklarının cezasını çekmekten, temizlenmişken yeniden kirlenmekten, ölüm ötesinde ceza görmekten, hesap vermekten korkmaz, Allah’tan utanmazdın. Bu güzel, koruyucu duygu ve düşünceler şeytanın sultasından kurtulmuşlara aittir. Kesin imana ermiş, Mü’min mertebesindeki müslüman düşünceleridir. Aylardır ibadet eden, zikir yapan, hz Muhammed s.a.v. efendimizi rüyasında görme şerefine eren bir temiz insansın. Tövbe kabul olmadan bunlar asla olamaz. O nedenle bundan böyle, tövbem kabul oldu mu sorusunu kendi kendine sormanı sana yasaklıyorum. Elbette ki oldu. Hani mektubunun birinde umutsuzluğa düşmüştün de, hocam beni kim neylesin. Benim geleceğim ebediyen kirlendi. Kimse beni kadını olarak almaz vs. demiştin de; umudunu kesme. Allah’ı kayıt altına alma. Bakarsın bir kulunu gönderir de dedirtir, demiştim. Ve hamdlerin en üstününe, keremin en fazlasına, rahmetin sonsuzuna sahip Mevlam o sözümüzü dua kabul edip, tecelli ettirmişti. Üzerinden ay geçmeden öyle bir kulunu gönderip o sözümüzü kelimesi kelimesine söyletmişti. Eğer tövben kabul olmasa o genç seni nereden bulacak… O sözü söyleyecek. Nişan takacak. Seni en derin bir bağ ile kendine bağlayıp, sahiplenecek. Bu Allah’ın sana bana bir lütfudur. Bunu fark etmemek bize yakışmaz. Bugün bu saatten itibaren temizlendiğinden şüphe etmeni istemiyorum. Kur’an ve hadislerin ışığında konuştuğumu biliyorsun. O ayet ve hadisleri burada yenileyecek olursak söz uzar. Başkalarının haklarına gelince. Onları Allah’a havale et. Sevap defterini doldurmak için çaba sarf et. Allah senden hoşnut olursa o kullara dilediği kadar sevap vererek seninle helalleşmelerini sağlar… Çok sadaka ver. İyi bir kul olmak için çabalarını artır. Çevrendeki insanlara küçük küçükte olsa iyilikler yap. Namazlarına karşı titiz ol. Her secdeden sonra üç kere de de. Sonra secdeden kalk. Ayrıca her namazdan sonra dilediğin kadar şu esmaları oku. ’’Enel kuddusüttahirun.’’ Ben kutsalım ve temizim demektir. Bu tespihi yeterince çekebilirsen, hele kırk gün aralıksız çekersen temizlendiğini vicdanının sesinden anlarsın. Hatta umulur ki nur görmeye bile başlarsın. Bu mektubun üzerine bir kitap bile yazılabilir. Ancak okunabilir olsun diye bu kadarı ile yetinmek istiyorum. Yayınlanmasını istemen, ne büyük bir iyiliktir. Birilerine ibret vesikası olsun istemen ne aziz bir duygudur. Rabbim niyetinin karşılığını sana gönül huzuru olarak verir inşaallah.
Sevgiyle ve huzurda kal.
Gözlerinden öptüm.
Mektubunu bugün tahtaya asıyorum. Umarız birileri yararlanır.

CEVAP VER