Çok Özel Mektup – Safiye’ye Mektuplar 43

0
1391

Çok Özel  Mektup – Safiye’ye Mektuplar 43 

Çok Özel Mektup – Safiye’ye Mektuplar 43

Ah benim hocam sizden daha iyi kim anlar bu süveyda’yı kim?
Siz beni anlarsınız, neyi neden yazdığımı bilirsiniz. Dedim ya kime ne benden. Ben faydam dokunsun insanlar düşünsün birazcık diye yazdım o yazıyı. Önemli olan benim yaşamımdan bir kesit olması değildi, önemli olan her gün yüzlerce kadının tecavüzlere maruz kalmasıydı. Bize ne olmuş. Neden bu kadar umursamaz, neden böyle boş vermiş olmuşuz. Söyleyin hocam neden? Kimse kimsenin sıkıntısıyla ilgilenmiyor. Herkes gözünü kulağını kapamış bir boşlukta yaşıyor. vallahi gözlerim doldu yorumların çoğunu okurken. Çünkü boş vermişliğimizi gördüm. Bana dokunmayan yılan yaşasın ı gördüm. Rabbim sonumuzu hayır etsin.

Sevgili Hamdiye,
Ne güzel bir mektup bu. Müjdeleriyle, sükûnetiyle, aklıselimiyle, saygın mütevazı cümleleriyle ve bu fakire atfettiğin iltifatlarıyla ne güzel bir mektup… Başladığımız noktadan bulunduğun noktaya gelen her nefis sahibi kendi kendine;
–delirmiş olmalıyım, bu ben miyim, diyebilir.
Nereden nereye, değil mi? Bunu senin için başkaları dese çok mu?
Ne kendisinden, ne eşinden ve çocuklarının halinden memnun olamayan, kaderi suçlayan, rabbinden uzak, mutsuz, en kutsal şeyleri bile çektiklerinin sebebi sayan bir kişilikten, bu noktaya gelmiş biri olarak kendi kendine de;
—Hangi ben,gerçek ben diye sorabilirsin. Delirdiğini düşünebilirsin.. Ama yine kendi nefsin sana en kesin bir ifadeyle;
—Aksine, esas şimdi akıllısın, diyecektir.
Artık kendine yani rabbine daha yakın, daha huzurlu, daha mutlusun.. Okudukların gerçek tecelliye bir seneden sonra geçer. Cebrail’in kanatları sayısı 365 tir. Yani haberlerin tamama ermesi, dileklerimizin zahire zuhuru için bir yıl geçmesi gerekir. Şimdi yaptığın duaların hayatını yönlendirmesi, cennetten gelen bir nimet olarak seni ve yakın çevreni sarıp sarmalaması için zamana ihtiyacın olacak.

Zamanın birinde bir yol kesici cerden dönen bir Allah dostunu gasp eder. Atını, parasını, elbiselerini elinden alır. Don, gömlek bırakıp gitmek ister. Çöl ortasında kurtlara akbabalara yem olarak bırakır. Ama az gider, at tökezler, burnunun üzerine düşer. Düşmesini hocanın lanetine, kerametine bağlar… Hemen aldığı her şeyi geri vererek af diler.
–Etme, gitme. Lütfen beni bağışla. Sen bir Allah dostu olmalısın. Anında cezamı çektim der. Hoca efendi;

–Yanılıyorsun evladım. Bu düşmen şu anda bana yaptığından dolayı değil. Önceden yaptıkların nedeniyledir. Bana yaptığının karşılığını ileride göreceksin, der.

Bugün içinde bulunduğun hidayet hali, huzur ve Allah aşkı, önceki okuduklarının ilk etkileridir. Bu son yaptığın zikirin, tuttuğun orucun karşılığını önümüzdeki zamanlarda görecek, yaşayacaksın.

Teheccüd namazına varıncaya kadar ibadet aşkına düşmüş olman sana göre bir keramet değil mi. Allah’ın daha da çok kerim olduğunu zamanla göreceksin. O, bizim birimize yedi yüz veren rabbimiz değil mi?

İnsanin inkılâplarının fazlası kendi nefsinden gelir. Dış âlemden gelenler iç âlemce yeterli şekilde değerlendirilmedikçe en küçük bir kıymet ifade etmez. Nice zenginler var açtır, açıktır. Nice sağlıklı insan var, hastadır, depresyondadır. Şükretmeyi beceremeden, nimetlerin ifade ettiği gerçekliği fark edemeden mutsuz yaşayan, cehennemin kayya kuyularında yuvarlanmış o kadar çok insan var ki, istesen de uyandıramayacağın kadar gaflet uykusunda, gözüne soksan gösteremeyeceğin körlükte, davul çalsan duyuramayacağın sağırlıkta debelenip durmaktadırlar. Ne kendilerine verilenlerden haberleri var, ne de dünya ahiret kaybettiklerinden…

‘’İyi şeylerde oldu tabii.
Mesela; bir aydır tespih namazı kılıyorum.’’

Bu ben miyim dediğin oluyordur sanırım…

Bizim katkılarımıza gelince: bunu hakk eden de sendin. İşi yapanda kendinsin. Bizimkisi dileyene teveccühten ibaret… Rabbim seni seninle sevindiriyor. Sevindirmeye de devam edecek inşaallah. Biraz daha gayret ettiğin takdirde sana senden seslenecek. Gören gözün işiten kulağın olacak.
Şimdi sana bir zikir daha veriyorum… Her namazdan sonra dilediğin kadar oku. Her yerde her zamanda, yürürken otururken, yatarken okunabilen bir esma…’’ El kuddusün el tahirün.’’ Bu esmayı okuyan bir insanın geçmişinde ne kadar yanlış fiili olursa olsun Gafur ve rahiym Mevla o kulunu kutsiyet sıfatıyla ve Tahir ismiyle tertemiz eder. Kalp gözünü nûr âleme açar. Sürekli önünden yol gösteren meleklerini emrine verir. Seccadeye bakar bakmaz parlayan nurlarla şereflendirir. Uykuları müjde kapısı, sabahları umutla aydınlanır. Gündüzler sevinç ve mutlulukla geçer. Akşamlar şükürle taçlanır. Geceler yoğun ibadetlerle süslenir.

Ailene ve yakın çevrene karşı görevlerinde aksama olmaması için dikkatli davran.. Komşuluk haklarına riayet et. Nefsine karşı da adil ol. İbadetlerini haz ve huşuu devam ettiğince yap. Usanma geldiği anda bırak. Öbür vakitte daha fazla yapmak için izin dile. Orucu ara sıra tutmaya devam et. Daha doğrusu, kendini yormayacak şekilde yap. Yaptığın ibadetler dünyanın helal rızklarından yararlanmana engel olmasın.

Şimdilik sağlıklı ve huzurlu kal.
Yine yazışırız. Seni âlemlerin rabbine emanet ediyorum. O sana, bana, yarattığı her kuluna şah damarından daha yakındır. Yaptığımızı O’nun adıyla, izniyle, verdiği kuvvet ve kudretiyle yaparız. Bize ait ne varsa, hayatımız dâhil O’na aittir. Onun izni olmadan çöp bile deprenemez,
Sinek bile uçamaz.
Hakikatte o vardır
Onunla birlikte başkası yoktur.
O şirkten ve eksikliklerden münezzehtir.
Eşi ve benzeri yoktur.

CAN İÇİNDE BULDUĞUM

Sûre misin, ayet misin hat mısın?
İsim misin, sıfat mısın, zat mısın?
Cahillere söylemezsin, tat mısın?
Bilmek için, hazan olup solduğum,
Candan içre, can içinde bulduğum.

Yokuş musun, düzlük müsün, çöl müsün?
Pınar mısın, ırmak mısın, göl müsün?
Sevda mısın, bülbül müsün, gül müsün?
Görmek için, hazân olup solduğum;
Candan içre, can içinde bulduğum.

Nere baksam her gördüğüm sen misin?
Ruhum musun, nefsim misin, ten misin?
Yoksa bende, ben dediğim, ben misin?

Olmak için, hazan olup solduğum;
Candan içre, can içinde bulduğum.

Meğer kula, can olan can, sen misin?
Sevenlere cânân olan, sen misin?
Hem bulunan, hemi bulan, sen misin?
Bulmak için, hazan olup solduğum;
Candan içre, can içinde bulduğum

Hacı Ali bayram
Ilgın-1994

Merhaba hocam,
Mesajınızı şimdi okudum. İnanamadım. Çok sevindim. Hocam dün gece ilginç birşey oldu onu yazmak istedim. Size yazdıktan sonra sabah namazına kadar uyuyamadım. Namazdan sonra yattım. Uykuda mı uyanıkken mi tam anlayamadım; tavanda yeşil bir nokta dikkatimi çekti. Gittikçe hareket ederek genişledi, genişledi. Vücudum kaskatı, hareketsizdi. Dışarıdan bir güç vücudumu hareket ettirmeye başladı. Hani rüzgârı göremeyiz ama hissederiz ya onun gibi bir şey.
Sanki içime girdiğini hissettim. Bir anda gözlerimi açtım.
Dediğim gibi rüya mıydı gerçek mi, anlayamadım.

Hocam zikirde sayı belirtmemişsiniz.

Şimdi müsaadenizle mesajı tekrar okumak istiyorum Allah’a emanet olun.
selam üzerinize olsun

Maşallah…
Barikallah. Mübarekallah,
Süphanallahü ve bihamdihi.
Sübhanallahül aziym.

Seni tebrik ederim kızım.
Gördüğün bir keşif rüyası idi. Uyur – uyanık bir haldir… Ona uyanık rüya da denir. Keşif demekle yetinenler de vardır. Vakıa (olay) diye tanımlayanlar da.

O kadar içten yaklaştın Rabbine, öyle samimi yaptın ki zikirlerini kalp gözün açıldı.. Makamın yüceldi. Dost katına terfi ettin kızım.. İnşaallah geriye dönülmez yollar aldın… Varmaya murat ettiğimiz ilk hedefe vardın… Şimdi yolumuz daha kısa, yolculuk daha zevkli olacak…

Şeytan da seninle daha çok uğraşacak…
Ama iraden ve imanın karşısında her teşebbüsünde yeniden yeniden hüsrana uğrayacak…

Şimdi daha da yakınım oldun…
Duanda olacağım,
Dualarımda olacaksın.

Bundan böyle diline çok daha fazla sahip ol.
Ağzından çıkanın hepsini kapıp gider de melekler, Arş’a arz ederler. Hak teala dostlarının dileklerini reddetmeyeceğinden, o söz hemen tecelliye geçer.
Aman yanlış olmasın, hiç bir can yanmasın. Hep rahmete yönelik olsun, dilinden dökülenler…

Muhammet (s.a.v.) adeti adetin, sünneti sünnetin olsun… Hayır dua eyle, her kimi görürsen.. Yanlışta olanlara hidayet dile..
En çok öfkelendiğine bile ancak ’Allah mustahakını versin’ de, başka deme.

Zikrinin adedini usanca bağlamıştım. İçinden coşku, zikir isteği geldikçe oku. Usanma veya yorgunluk olunca yeter et. Kısa bir zikir olduğu için yüz adetten önce bırakma. Fazlasını sınırlarken aldığın hazza göre sınırla.
Allah’ın ve resulünün selamı üzerine olsun.
selam en selame.

Neden kıskandım bilmiyorum ama kıskandım işte. Ben de istiyorum daha fazla ibadet etmek onun sevdiği kulu olduğunu bilmek ben de istiyorum. Neden gece namazları kılmıyorum neden sabah namazlarına kalkamıyorum.
Şu halim bile benim için imkânsızdı. Şükürler olsun rabbime ama ben daha çok daha uzun vakitler geçirmek istiyorum onunla. Aslında günlerim çok bereketsiz geçiyor hocam. bir bakıyorum sabah bir bakıyorum akşam olmuş ve çoğu işim yarım kalmış yada hiç başlamamışım. Neden böyle sizce.
Hocam birde uzun zamandır sol gözümde bir seğirme var. Bir şeye işaret midir yoksa sağlıkla ilgili bir şey midir bilmiyorum da merak ediyorum. Neden seğirme oluyor. Besmele çekiyorum sürekli. Rabbim korusun felaketlerden ve üzüntülerden beni. Çünkü çok korkuyorum hocam. Her an bir felaket bir sıkıntı bir üzüntü yaşayacağım diye çok korkuyorum. Alışık değilim bu denli mutluluğa ve bir erkek tarafından böylesine sevilip sahiplenilmeye. Onun için şaşkınım hala ve korkuyorum bu mutluluğu kaybetmekten.

Nasıl da sarıldı ama namazlarına, zikirlerine…
Sanki denizinlerin suyunu boşaltacak
Dibinden inciler mercanlar çıkaracak…
Sanki arş-ı alaya yürüyerek çıkacak…
Sanki dünyanın bunca kirini, pisliğini tek başına yıkayacak…
Allah’ım gördü de gayretini verdi tüm istediğini.

Ben olsam da kıskanırdım…
İlim ve ibadette kıskançlık helal.

Hangi gözünün neresi seyiriyor, bildir güzel kızım…

HABİR den HABER var

Dostlara bir armağandır derinden
Ehline tam ab-ı hayat yerinden
Bir kere okuyan okur bir daha
Böylesi ilime biçilmez paha

İHTİLAC İLMİ— bölüm 1

Bir damar oynar da azizim, neden
Allah’tır kudretle onu depreden

İlm-i ebedan denir bu ilime
Araştıran vakıf olur bilime

Arif olan anlar işaretini
Tahkik eder sezer beşaretini

İsteyen bu sırra vakıf olamaz
Mü’min olmayan kul hakk’ı bulamaz

Oku, temizler, elkuddüs ettahir
Hakk sever olursun ilimde mahir

Çok zikir et yârı bulmak dilersen
Nur-u Tevhit nasip olsun istersen

Davet eder zikir eden kulunu
Rahmetiyle açık tutar yolunu

İlk zaman esma-i cemal okunur
Celal okuyana zarar dokunur

Söylediğin her söz tecelli eder
Önce sana sonra sıfata gider

Bildin mi kötü söz neden yasaktır
Kuranın hadisin emrince haktır

Okur habir ismini ilmi verilir
Marifetullah’a böyle girilir

İhtilac etmişse başın tepesi
Zata verilmiştir ilmin kaffesi

Olaylar olmadan haberdar olur
Nefsinde düzenli keramet bulur

İhtilac ederse başın yanları
Sevindirir güzel haber canları

İhtilac ederse kaşlar arası
Sağda solda dostluk yeri orası

İhtilac eder kaş,tam da ortası
Sağda kârdır, solda zarar burası

İhtilac etmişse kaşların sonu
Sağda keder var,sol sevinç bil onu

İhtilac eder gözün üst kapağı
Solda keder,sağda hayret sapağı

İhtilac eder göz kapağı üstü
Solda görür,sağda göremez dostu

İhtilac eder alt kapağı gözün
Solda hışım sağda misafir özün

İhtilac ederse enf, yani burun
Kahır görür solda, sağda da sorun

İhtilac ederse eğer üst dudak
Sağda, solda verir cesareti hak

İhtilac ederse eğer alt dudak
Solda çok sağda az korku verir bak

İhtilac ederse zatın çenesi
Ölüm yakın olmuş, vardır çaresi

Kazadır önler Rabb dua edersem
Sadaka ver, hayyül baki oku hem

İhtilac ederse her iki yanak
Sağda az utanma, soldaki sağnak

İhtilac ederse ağızda dili
Dostuna sırrını açıklar veli

Boğazın içi İhtilaç ederse sesli
Zat güzel yemek yiyecek besli

İhtilac ederse sağ yanı boynun
Sevdikleri çeker sıkıntı onun

Zat soldan kesretle devirler etmiş
Çok fazla etmekle, yanlışa gitmiş

İhtilac boyunda soldan tarafta
Zordadır zat kendi, sanki arafta

Bu iş aşırı sağ devrinden olmuş
Kesrete izin yok, bet beniz solmuş

Boğazın içten de ihtilaç eder
Ziyafet ki daha yerken şükreder

İhtilac bazen boğaz dışındadır
Az sıkıntı var, sefa yakındadır

İhtilac olursa omuz da eğer
Sağ hem sol eder şiddetli keder

Soldaki çok fena, ölüme gider
Durmaz zat efalle müdafaa eder

Sağda cemal sukut,candır emektir
Solda hayat birden düşmüş demektir

Yaptığı efal ve esma sukut edecek
Okuyanın canı dahi gidecek

Ne okudum ne olacak bilmeli
Yaptığı bir hata varsa silmeli

İhtilac olursa koltuk altında
Sağda solda zahmet olur bahtında

İhtilac edince kürek kemiği
Solda kurak,sağda yağış eşiği

Solda hava açık ,sağda kapalı
Epey olmuş demek dua yapalı

İhtilac eder iki kürek arası
Makam-ı nübüvvet yeri orası

Zatın terfi hem derecat yeridir
Öyle zat, makam-ı Mahmut er’idir

Alsa bu haberi sıradan biri
Allah teala çok sevmiş o eri

İhtilac ederse arka yanları
Sağda zordur, solda kolay anları

İhtilac etmişse insanın beli
Birazcık müşküle düşecek hali

İhtilac ederse kolda bazular
Solda celal, erkek kuvvet buldular

Sağda ise cemal çok kuvvet buldu
Cemal kadın demek hem müslim oldu

İhtilac ederse dirsek muteber
Sağda solda ondan alır hoş haber

Seğrirse bilekle dirsek arası
Sağda duan kabul demek orası

Sol kolda aynı haberi verirse
Efalde kusur var, geri çevirse

İhtilac eder elde bilek kemiğin
Solda keder, sağda sevinçtir bilin

İhtilac ederse elde başparmak
Sağda sabır solda acele varmak

İhtilac eder şehadet parmağı
Sağda iş cemal, sol celal varmağı

Solda ise hemen savunmaya geç
Celalı bırak hem cemal işi seç

İhtilac ederse el orta parmak
Sağda hüzn solda sevince varmak

İhtilac ederse yüksük parmağın
Mal mülk iledir çaban çarmağın

İhtilac ederse en küçük parmak
O dahi maldan hoş haberler almak

Sağ avuç için kaşınırsa eğer
İlle de eline mal para girer

Sol avucun içi ise kaşınan
Elden nakit gider zorla harcanan

Elinin üstü mü ihtilaç etti
Sağ hüzün bildirdi,sol meserreti

İhtilac göğsünde oldu, dardadır
Sağda cemal, solda celal zordadır

Efalde tez çaresine bakmalı
Gerekli duayı acil yapmalı

İhtilac ederse göbeğin kendi
Büyük cesaret korkuyu yendi

Amma seğirirse altı göbeği
Sağda az korkudur solda öbeği

Efal ile çaresine bakmalı
Daima uyanık yatıp kalkmalı

Karnında bağırsak gürültü etse
Gacur gucur ses verse ıslık ötse

Sağda beyaz bulutlar oluşur hemen
Solda gökyüzünü büsbütün örten

Beyaz bulutlardan gökler seslenir
Beyaz şimşek çakar yerler beslenir

Şimşek kırmızıysa dolu yağacak
Yazık, mahsulleri kahra boğacak

Hemen önle onu devir yap sağdan
Namazda imiş gibi el bağla bağdan

Ezanı duyacak şekilde oku
Üç kere okursan geçtin o şoku

Devri sağdan yap, kuvvetlensin cemal
Hikmet; yaptığın efaldedir kemal

Keyfiyet bildirir cemal halini
Haller hep değişir, yapsan efalini

İhtilac ve efal mukadder ezel
Zat hikmetullahı bilirse güzel

Hayretten kurtulan bilen veliler
Marifetullah bu, bilin dediler

Bilenin zamanı huzurla geçti
Bilmeyen şerbeti erkenden içti

Kader böyle imiş deyip gittiler
Rıza-i hakk şehitliğe yettiler

Öğren, azizim bil ilm-i ledünü
La şüphe,et istiğfar,sil küfrünü

Hakk teala her nefisle birlikte
Teninde hem damarında ilikte

Sana şah damarından daha yakın
Nefsine, şeytana uymaktan sakın

İnkâr etme gözet hakk’ın hakkını
Dost edinme sakın haktan sapkını

Üzüm bile usul usul sararır
Birbirine baka baka kararır

Dost ve akranını kimdir, nedir bil
Yanlış yolda ise defterinden sil

Allahtan başkası dost olur sanma
Dostunum diyene aldanma kanma

Dini olmayanda insaf arama
Nefsinden başkayı yerme karama

Söyle bunca öğüt kimedir Ali
Kim bilir, belki de tutar bir vali

Hacı Ali bayram
Alanya /03 / 009

sözlük
ihtilaç:seyrime,damarın oynaması
ebedan:beden ,vücut
ilmi ebedan:Vücuda ait ilim
Arif :bilen , sezen,sağduyulu
El kuddüs:Allahın isimlerinden,kudsiyet,tenzih edilen,olumsuzluklardan eksiklerden ari
Tahir:temiz,pak
keyfiyet:durum, hal
Mukadder: kaderden,kadere ait
ezel:öncelik ,evveliyat
Hikmetullah:Allah bilgisi
Marifetullah: ilmi ledün bilgisi,hünerler edebilme hali,hikmetullah bilgisi olan
Ecel: ölüm zamanı,ömre vade
Aziz:izzetli,şerefli,azamet sahibi,üstün vasıflı
Teala :yücelerden yüce,en yüce
Makam-ı nübüvvet: Peygamberlik makamı
müşkül :zorluk,güçlük
muteber :saygın,sayılan
Şehadet parmağı:işaret parmağı
Gark:gömülmek,batmak,boğulmak
Meserret:mutluluk
Kesret :sıklık
Sefa :mutluluk,lüks içinde yüzmek
Sukut:suskunluk,bitmişlik,yokluğa yakın hale gelmek,hareketsiz,işlevsiz
Efal :hareket,iş yapmak,fiil
Esma :isim
Mahviyat: yokluk,yok olma hali
Hikmet :ilim,bilgi
Baht :Kader, kısmet, sans
Mahir:hünerli,işbilir,usta,uzman
Tevhit:birlik,birleşme,bütünleşme,bütünlük,teklik
el habir: Allahın 99 sıfatından biri,haberdar olan,herşeyin haberini alan ve veren
Zat :kişi,fert,kişilik,enaniyet
Hayret :şaşkın olma hali
taam .yiyecek- içecek
Cemal : Allahın 99 sıfatından biri,pozitif herşey,güzellik,hoşluk,cennet
Celal : Allahın 99 sıfatından biri,negatif herşey,şiddet,ceza ,cehennem
Nefis .Benlik,enaniyet,ego
İnkar :ret,kabul etmeme,örtme,yok sayma
Sui :kötü,olumsuz,istenmeyen
Belsi :besili
Tahkik : inceleme,araştırma
İlkin: önce,baştan,iptida,başlangıç
Hışım : beklenmedik ani keder

Allah bana da aynı isteği nasip etsin inşaallah.
Hocam sol gözümün şakağıma doğru olan kısmı ve göz kapağım seyiriyor.

Tanımlaman yetersiz.
Üst kapak mı alt kapak mı?
Kirpiklerin hareket ediyor mu?
Yoksa kapağın kendisi mi?
Şakağa yakın derken gözden çıkıyor mu, seyriyen yer, yoksa göz kuyruğu mu?
Herbir nokta ayrı bir anlama gelir… Tanımlamayı tam yap ki yanlış teşhis olmasın.

sol gözümün üst kapağı ve göz kuyruğu denilen yer seyiriyor hocam. kirpiklerim hareket etmiyor kapağın kendisi seyiriyor.

Namazlardan sonra ’ ya rabbi okuyacağım esmaların ve yapacağım efallerin sırrı mucibince zatımı ve sıfatımı koruman için niyet ederim’ dedikten sonra duanın kabulüne yardım için dokuz kere salavat getir.. Sağ elinin şehadet parmağını seyriyen yerine koy. Yine dokuz kere aşağıdaki duayı oku..
Ardından parmağını yüzünden ayırmadan sağ şakağına kadar yavaş yavaş çek. sağ şakağına varınca aynı duayı bir kere daha oku. Elini oradan ayır. Dokuz salâvat daha oku ellerine üfle ve âmin diyerek yüzüne sür. Öbür namazda yeniden yap. Ta ki o seyrime kesilinceye kadar.
Eğer yeni başladıysa erken kesilir. Birkaç gündür seyiriyorsa epeyce merhaleden geçmiştir. Sen de birkaç gün okuman gerekebilir. Biraz sadaka vermeyi de tavsiye eden efendimiz buyurmuştur.

Sana gönderdiğim ihtilaç nameden bakarak seyriyen yerlerinin ne anlama geldiğini takip et. Kötü haber olan durumlarda bu duayı seyriyen yerine sağ şehadet parmağını koyarak yap. Sağa doğru çek. Vücudun sağında son noktada durursun.
Bu ihtilaç name henüz yarım. Dikkat ettiysen birinci bölüm olduğunu görürsün.

Sayfamda yazılar bölümünde yitik bilgiler olarak kayıtlı. Oradan takip edebilirsin. Allah’a yakın olanlar her yerlerinden böyle seyrimelerle haber alırlar. Allah sevdikleriyle sürekli işareten haberleşir. Yanlış işlerimizin sonucu olarak ceza gelmeden önce son bir daha uyarılır özür dilememiz istenir. Bilen yapar bilmeyen çeker.

Yazıcın varsa bu yitik bilgileri alarak dosya yap ki ihtiyaç halinde kullanasın.
İçine seyirimeden dolayı bir korku düşerse, keder yapacak bir haber demektir. Hemen duasını yaparak o tecelliyi geri çevirmek gerekir.
Artık gizli bilimler öğreniyorsun.
Gecen hayırlı olsun.

merhaba

Allah razı olsun hocam sizden. Okumuştum sayfanızda ama biraz karıştırmıştım. Şimdi sizin bu şekilde özetlemeniz çok iyi oldu. Sağ olun.

Allah senden de razı olsun kızım.
Sen ibadetlerine devam ederek Allah rızasını gözeten biri olunca, Allah habir sıfatının icabı olarak yakın zaman içinde olacak kazaları haber vermeye başlar. Haber vermekten maksat, o tecellinin iyisine önceden şükür etmek, kötüsü için dua ederek engellemektir. Cüz iradenin varlığına bir işarettir, delildir.
Olumsuz bir tecelli ancak dua ile önlenir. Bunu yaşayarak hem zahir olaylarda tecrübe ederiz, hem de bu ilim sayesinde, henüz zahire çıkmamış olanlarda da tecrübe ederiz.

Şimdi senin o aldığın işaret bir kederi haber veriyor. Haberin kedere geleceğini tecrübeyle biliyoruz da nasıl tezahür edeceğini bilmiyoruz. Duamızı yaparak o seyirimeyi durdurursak, olay gerçekleşmez. Biz de üzülmeyiz. Ama neydi o bilemeyiz. Fakat dua etmez olayın zahire çıkmasını beklersek ne olduğu anlaşılır. Zaten bir seyirimenin haber verdiği olay üç sat, üçgün veya üç ay içinde ortaya çıkar. Bu olayın büyüklüğüne göre değişir.

Diyelim ki birisi bizim için bir kötülük düşündü. Canımız yanacak bir şey planlıyor. Bizim bundan haberimiz yok. Ama Allah biliyor ve bizi korumak istiyor. Hemen Allah’ın habir melekleri bu durumu bize bildirir. Dua edersek allah’a sığınırsak, o kişi o işi yapmaktan ya vazgeçer yahut onu yapmasına fırsat verilmez. O olayı biz hak ettiğimiz için yapacaktı. Yaptığımız bir yanlışın cezası olarak keder yaşamamız gerekiyordu. Ama Allaha sığındık, affettirdik. O işi planlayan Allah’ın verdiği ilhamla yapıyordu. Vazgeçti yahut engellendi veya hak eden başka birine yönlendi. O olay hem planlayanı hem kast edileni incitecek bir imtihansa biz aradan çıkınca o kişiyi benzer acıyı hak etmiş bir diğer kula yönlendirir. Bu anlattığımı şu dörtlük çok güzel anlatır.

Hak kulundan intikamı yine kul ile alır
Bilmeyen ilm-i ledünü anı kul yaptı sanır.
Cümle eşya halik’ındır kul eliyle işlenir
Emri bari olmayınca sanma bir çöp deprenir.

Sanırım işin hakikati hakkında aklını tatmin edebildim.
Bu ’Allah dostlarının yardımcısıdır, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır’ ayetinin gereğidir. Bilinir bir ilim değildir. Yani halka açık değil.

Ama bundan böyle sana gizli sayılmaz. İstersen yararlanırsın, istersen der geçersin. Bu diğer bildiğimiz bazı bilgileri kullanmayarak zarar görmemize benzer.
Hani denilir. Ama nefsine yenilerek diyenler çıkar.
-Kederse keder gelsin yaşayayım, demekte cüz iradedir.

Hoca Nasrettin’e bindiğin dalı kesiyorsun, düşeceksin demiş bir gören, umursamamış. Az sonra düştüğünü görünce aklı başına gelmiş. O haberi verene başka bildiklerini de anlattırmak, herşeyi sormak için koşmuş.

Bize bilenler, tecrübeyle bir ömür geçirenler, kuranın sırlarından haberdar olanlar anlattılar. İnandık, tahkik ettik, kırk yılı aşkındır uyguladık, doğruluğundan emin olduklarımızı böylece bildirdik. Dileyen inanır araştırır, uygular; dileyen es geçer.
Sana inanmayı tavsiye ederim…
Sağ kal sağlıklı kal.

CEVAP VER