Sağ ayakta okunacak esmalar

7
1245
Sağ ayakta okunacak esmalar
5 (100%) 6 votes

Sağ ayakta okunacak esmalar

Sağ ayak baş parmağında okunacak esmalar

Bilesin ki azizim…

Sağ ayak efali; Hikmette Azrail makamıdır. İstenmeyen herhangi bir tecelliyi yok etme yeridir.

Azizim, insanın sağ ayağı, hikmette ailesinin, evlatlarının ve müminlerin temsil makamıdır. Rububiyeti cemaldir. Sağ ayakta da diğer azalarda olduğu gibi yedi temel efal vardır.

Bunlar, ayağın altı yöne olan hareketleri ile olduğu yerde, yukarı aşağı indirilip kaldırılmasından ibaret olan harekettir. Altı yöne hareketten kastımız ayağın ileri, geri, sağa, sola, yukarı ve aşağı yöne bir bütün olarak yaptığı hareketlerdir. Her birinin bir anlamı vardır.

Hikmet işinde efal ile esmanın birleşmesi çok büyük kuvvet oluşmasına sebep olur. Sadece esma okumanın tecelli derecesi bir değer kabul edilirse; amaca uygun hareketle birleştiğinde binlerce, hatta milyonlarca değere ulaşır.

Bundan dolayı İslamiyete namaz en büyük  ibadettir.

Bu hareketlere Marifetullahta efal (hareket) ilmi denilir.

Vücudun her bir hareketinin bir iş için kullanılması, esma, evkat, zat ve sıfat bilgilerinin bütünü ile yapılan hizmetin, ilmi ledündeki adı Marifetullahtır.

Bu hizmetin sonucunda kudretullahtan meydana gelen, zahire zuhur eden oluşların tümüne birden hakikat adı verilmiştir.

Bu gürünür, yasalar âleminin ilmi ledündeki adı hakikat âlemidir. Hakikat (fizik âlem) her şeyin çift yaratıldığı birbirine zıt tecellilerin ödeşme, Var ve yok etme yeridir.

Varlıktaki kuvvet ve kudret, zıt başka bir kuvvetin varlığıyla kaimdir. İki zıt kuvvet hem birbirlerini var eder, hem de birindeki dengenin diğerinin aleyhine bozulması durumunda yok eder. Bu var ediş ve yok edişlerin bir kısmını cenabı hak, insanın cüz iradesine bağlamıştır.

İnsan bilinçli ya da bilinçsiz olarak yaptığı hareketler ve sarf ettiği sözlerle tecellilerin değişmesine sebep olur. Tabiattaki eşya ve varlıklar insanın maddi, manevi etkisine ve yetkisine tevdi edilmiştir.

‘’Biz Âdem’i halife kıldık’’ demenin anlamı, tasarruf edebilme kabiliyetiyle var ettik demektir. Meleklere bu hak verilmemiştir. Melekler ancak âdemin talebi üzere hakkın emriyle görev yaparlar. Cinlere de yetki ve sorumluluk verilmiştir. Ancak insan cinleri de melekleri de aşan ilahi yetkilere sahiptirler. Bu değişimi bilerek yapabilme mesaisine ”ilmi ledün” (Marifetullah)diyoruz.

Bu bölüm;

İlmi ledünde, sağ ayak efallerinden sadece birisi ile nelerin yapılabileceğini, nelerden kurtulup, nelerin davet edilebileceğinin, Tecelli değişikliklerinin nasıl yapılacağının tarifidir.

Esmaların anlamını teşkil eden oluşumlardan kurtulmak için ‘la ‘ takısı ile okunması gerektiğini belirtmiş oluyoruz. Olumlu anlamlı kelimelerle de ihtiyacımızı, ‘el ’takısı ile veya ENE takısı ile veya YA takısı ile okumamız gerektiği bilgisini vermiş oluyoruz. Aşağıda yazdığımız esmalar, menfi ve müspet ( olumlu ve olumsuz ),sağ ayakta okunabilen esmalardır.

Zikir adabına göre beş esmadan fazla isimle zikir yapılmaz. Beşten ziyade olursa celal tecelli eder. Zarar oluşur. İhtiyaca göre, beş esma tertip edilir.

Sağ ayak başparmağı, başladıktan sonra durmaksızın, aşağı- yukarı hareket ettirilerek, esma ve efal birlikte okunur. Kaç kere okunacaksa, okuma tamamlanıncaya kadar hareket devam ettirilir. Hareket kazara veya isteğe bağlı olarak, durduktan sonra yeniden başlamak kesinlikle yasaktır.

Yeniden başlatarak okunmaya devam edilirse ezdat oluşur ki; yarar yerine zarar tecelli eder. celale yani küffara yarar. Celal tecellisinden, şeytan ve kâfirler faydalanır. Sen dua edersin küffar faydalanır. Zararı sana, faydası kâfire yani kötülere olur. Ezdatın bir bedeli vardır bedeli okuyan çeker.

Bu nedenle; depreşilmeye başlanan aza, herhangi bir nedenle durduğu zaman, o efal, o kadarla kalmalı, devam edilmemelidir.İbadetin az da olsa devamlı olanı makbuldür. Yeni vakitte yeniden okunur. Hikmette aceleye gerek yoktur. Acele şeytandandır.

Tecrübe ile sabit olmuştur ki herhangi bir dua tertibi, bu şekilde efal ile okunurken, beş esmayı geçmemelidir. Beş esmadan fazla olursa yine celal tecelli etmekte ve bundan yine kâfirler ve şeytan yararlanmaktadır. Bu sırlardan haberi olmayan evliyalar maalesef farkında olmadan hep celale hizmet etmişlerdir. Celal birçok evliya ve enbiyayı tuzağına düşürmüş, ya çile çektirmiş ya da canlarını almıştır.

Esasen insan hiçbir şekilde efalsiz kalamaz. Oturmak bir efal, yatmak bir efaldir. Ancak, arşın dört direği, dört büyük meleki güç olan, eller ve ayakların hareketlerine belli bir disiplin getirildiği takdirde maksat hâsıl olmuş demektir. Söz buraya gelmişken bazı davranışların asla yapılmaması gerektiğini hatırlatalım;

Sağ el hiçbir şekilde sol el tarafından tutulmamalı, aksine namazda yaptığımız gibi sair zamanlarda da mümkün olduğu kadar sağ el ile sol eli bağlamalıyız. Bu celal ulviyeti cemal ulûhiyet ile zapt etmek, teskin etmek anlamına gelir. Yani celali melekûtu cemal ile hapsetmektir ki, şiddet ve keder oluşmasın. Küfür asgaride, iman ve hidayet azami derecede olsun.

Eller baş üzerinde yahut boynu kavrayacak şekilde asla tutulmaz. Hikmeten bu haramdır. Zatı yani bu işi, davranışı yapan kişiyi her türlü hürriyetinden mahrum bırakır. Hayatını inkıtaa uğratır.

Sol el sol yanağa konulmamalıdır. Hikmeten yasaktır. Kişiyi olumsuz düşüncelere sevk eder. Karamsar, mutsuz ve hayattan zevk alamaz bedbin bir insan yapar. İslamda karamsar davranmak, Allah’tan umut kesmek şeytanidir, haramdır.

Uykuya yatarken sol yanınıza yatıp sol elinizi yanağınıza koymayınız. Sürekli esef edersiniz. Asla hayattan memnun olmazsınız. Çünkü negatif güçleri cezbedersiniz ki onlar herşey kötümser gören ve kılan varlıklardır.

Her an için varlığı yokluğu çağıran Allah’ın celali melekleridir. Görevleri varlığı yokluğa zorlamaktır. Ve sizi de kendileri gibi olumsuz bir kişiliğe dönüştürürler. Her şeyi olumsuz yanından görmenize neden olurlar.

Elleri namazdaki gibi bile olsa, göğüs üzerinde bağlamak hikmeten erkekler için yasaktır. Yani kadınların namazdaki el bağlama hizalarında bağlamak erkekler için normal zamanlarda bile yasaktır. Asla yapılmamalıdır.

El parmaklarını birbirine kenetlemek katiyetle haramdır. Cemal ulûhiyetle celal ulûhiyeti birbirine karıştırmak, görevlerini nasıl yapacakları ile ilgili programlarını bozmak suretiyle işlevsiz bırakmaktır. Efendimiz bu davranıştan inananları şiddetle sakındırmıştır.

İşlerimizi sağ elimizle görmeli, sol eli mecbur kalmadıkça devreye sokmamalıyız. Özellikle yemeği sol elle yememeliyiz. Suyu sol el ile içmemeliyiz. Sol el celalı, sağ el cemali temsil eder. Unutmamalıyız. Cemal rahmet ve bereketi, celal terbiye sıfatını temsil eder.

Tuvalet ve banyo (hamam) dışında her yere ilk adımımızı sağ ayağı önce atarak girmeliyiz. Tuvaletten ve banyodan sağ ayakla çıkmalıyız. Sol ayakla çıkılan bir tek yer vardır o da camilerdir. Camiye sağ ayakla girilir sol ayakla çıkılır.

Oturturken bağdaş kurarak oturmak suretiyle sağ ayakla sol ayağı bağlamalıyız. Eğer sandalyede oturuyorsak sol bacağı sağ bacak üstüne atmayız. Bacaklardan sağ ayağı ileride tutarak otururuz. Yahut sağ bacağı sol bacak üstüne atarız. Aksini yapmak Müslümanları bağlamak kâfiri serbest bırakmaktır. Yani düşmanınız serbest siz ve sevdiklerinizle müminler (kendi efalinizle) tutuklusunuz demektir.

Ayakta dururken sağ ayağınız ileride olmalıdır. Bir santim bile olsa ileride olmalıdır.

Ayaklarınızdan herhangi birisini geriye çekmek hikmeten yasaktır. Ayaklar hep ileri doğru hareket etmelidir. Bu söylenilenlerin gerekçelerini yazamaya kalkışılması sayfalar dolusu izahı gerektirir. Okunma oranını azaltacağından bu tür açıklamalardan kaçındığımız bilinsin. Bu söylenilenler kuran hükümleridir. Ya açıkça yasaktır ya hadislerde tavsiyelidir yahut ince ayrıntılarla ayetlerde saklıdır. Bir yere giderken sağdan gidiniz. Sol kol içeride kalacak şekilde geriye dönerek yine sağdan geliniz. Bu hareket kebeyi tavaf şeklini hayatımızın her alanına yansıtır. Celalı (şeytani güçleri) bağlamak, hapsetmek anlamı taşır.

’’Namazda sağ elinizle sol elinizi tutunuz, sol ayağınızın üzerine oturunuz ki şeytan vuslat bulmasın’ ’hadisi şerifi ile bildirildiği gibi…

Namazda emredilen her hareketi emredildiği yerde yapınız. Yani tekbir getirirken el kulağa ulaştıktan sonra tekbir getirin, tekbir bitmeden elinizi kulağınızdan ayırmayınız.

Eller bağlanmadan okumaya başlamayınız. Eller çözülmeden tekbir getirmeyiniz. Tekbir bitmeden rükûa varmayınız. Rükûdan kalkmadan yeniden tekbir getirmeyiniz. Ayakta getiriniz. Semi Allahü limen hamideh Rabbena lekel hamd dedikten sonra yeniden tekbir getiriniz ..tekbir bitsin birkaç saniye bekleyiniz ondan sonra secdeye gidiniz. Secdeden kalkınız otururken tekbir getiriniz. Bekleyip yeniden tekbir getirerek secdeye varınız. Secdede Allah’ı c.c. Ekber ismiyle zikretmek büyük edepsizliktir. Maalesef namazı ifsat edenler buna dikkat etmezler. Atalarımızdan, hocalarımızdan böyle gördük derler. Yüzyıllar önce oluşan bu fesat nedeniyle namazlardan yeterince faydalanılmamış, islam âlemi önderliği kaybetmiştir. Secdeden kalkarken tekbir sesleriyle eller dize getirilmiş, tekbir sesleriyle secdeye doğru hareket edilmiş, haşa gel allah git allah der olmuşuz. Eller dizde birleşmeden tekbir getirmeyin, tekbir bitmeden hareket ettirerek yeni secdeye gitmeyin.

Selamı sağınızdaki meleklere ve temsili olarak müminlere, kızlarınıza, eşinize, müminlere verdiğinizi, solunuza selam verirken yine terbiye meleklerine, oğullarınıza, mümin erkelere ve celalden bize lütfeden meleklere verdiğinizi hatırlayınız.

Cuma namazı on rekâttır. Fazlası nafiledir. İşi olanlar on rekâtla yetinmelidir. Mümin vakarlıdır. Camiye girerken ve çıkarken sükûnetle ve telaşsız, acelesiz çıkmalıyız. Namaza yetişmek maksadıyla bile olsa vakarınızdan taviz vermeyiniz. Müminin her hareketi ibadettir.

Bazı bilginler sakal sünnettir buyururlar. Sakal efendimiz zamanında her erkeğin doğal haliydi. Günlük tıraş olacak halleri yoktu. Sakalın bir tutam olması, bıyıkların kısalığı sünnettir. Yoksa sakalsızlık sünnete muhalif olmak asla değildir. Belki sakallı olup ta uzatmak muhalefettir. Bıyıkların ağıza girecek şekilde olması hatalıdır.

Müslüman maddi durumuna göre en modern ve en temiz giyinir. Zenginliği üstü, başından ve altındaki arabasından belli olur. Çok zengin olup pejmürde giyinip, modelsiz arabaya binemez. Tabi ki o halini zekâtıyla, fitresiyle ve sadakasıyla etrafını, özellikle akraba ve komşularını kollamakla belli eder.

Uyanıktır, cesurdur, öncüdür, müşfiktir, hoşgörülü ve samimidir. Onu kimse gaflete düşüremez. Feraset sahibidir. Namazlarını hiçbir keyfe feda etmez. Namazın din çadırının orta direği olduğunu bilir.

Allah muşta(-ha-)kını versin ****bir internet dergisine yazdığım yazıdır.

Eskilerde Allah müstahakkını versin diye bir deyim vardı.

Allah, neyi hak ediyorsan onu versin demektir.

Bilen bilir. Açıklamam bilmeyen gençler için. Bu bir duadır. Beddua değil.

İslamda beddua yasak gibidir. Şüpheden uzak durun kuralına göre yasaktır.

Çünkü yapılan her dua önce yapana gelir. Allah’ın âdeti böyledir. Adetullah denir.

Eğer beddua ettiğiniz kimse gerçekten hatalıysa ona da uğrar, size de.

Eğer karşı taraf hak etmemişse (çoğu zaman biz bunu bilemeyiz. Çünkü ameller niyetlere göredir. Niyet okuru olmadığımıza göre burada da şüphe vardır ve kaçınmak gerekir)o takdirde yalnız biz zarar görürüz.

O nedenle yine eskiden ’Allah ıslah etsin. Allah hidayet versin ’gibi… Veya yukarıda belirtildiği üzere ’Allah müstahakkını versin ’denilirdi.

Mademki laf açıldı Mevlevi adetlerinden bir hikâyecik;

Ağızdan çıkan her kelimenin dua nitelikli olduğu kabul edilir; az konuşmak önerilir. Ayrıca zorunlu konuşmalarda da en olumlu kelimeler seçilir. Ör;

Işığı yak denilmez. Yakmak kemalde bir esmadır. Çok anlamlıdır. Yerine ışığı uyandır denilir. Işığı kapat, ya da söndür yerine ışığı dinlendir denir.

Hz. Mevlana buyurur ki;

Bu âlemde yani dünyada,

Olabilecek her bir olay için,

Misal âleminde sayısız ihtimal uyur.

Siz ağzınızdan çıkardığınız lakırdılarla,

O ihtimalleri uyandırırsınız.

Güzel kelimeler

(anlam yönünden demek istedim. Çünkü kelimenin güzelliği anlamında gizlidir)söyleyin ki güzel ihtimaller uyansın. İnsanın kaderine müdahalesi buradadır.

Bu açıklama aslında bir hadisi şerifin tefsiri niteliğindedir.

’bir organınıza sahip olun, cennetinize kefil olayım buyuran Rasûl Kibriya’ya sordular: hangi organ ya resulullah. O mübarek eliyle kendi dilini tutarak, diliniz. ‘’ Buyurdu.

Ayrıca

‘Mümin ya hayır konuşsun ya da sussun.’

Derken de aynı noktayı işaret etmiştir.

Bir de atasözü hatırlatıp bitirelim.

’dilim, dilim; sen ettin beni dilim.’

Kendimizde veya toplumda gözlemlediğimiz olumsuzlukların karşılığı olan kelimeler, ihtiyaç derecesine göre, baş kısmına’ la ‘olumsuzluk takısı eklenerek, okunur. Durumun aciliyetine ve okuyanın zaman bulabilme derecesine göre, üç kere, yedi kere, dokuz kere, on dokuz kere, yirmi bir kere, otuz üç kere, yetmiş ve Doksan dokuz, yüz bir gibi sayılardan birine rastlatılırsa daha çabuk tecelli eder. Kişi tevhit olmuşsa çok az sayıda bile okusa yeterlidir. Duruma göre üç gün, yedi gün, yirmi bir gün, kırk gün okumak gerekir. Tecellinin değiştiğini görmek o işi bitirmek için yeter. Köklü değişimler ancak yirmi bir günde veya kırk günde olur. Artık işi bilen bilir. Habir sıfatından haberi alan alır. İhtilaç ilminden haberi olmayanlar, nur görmeyenler zahirden işaret alıncaya kadar bilemez.

İsimlerin gruplanmasına yani tertibine üç örnek verelim.

<La haramı, vela gafleti vela dalaleti vela ihaneti vela cehaleti fil hayati.>

Bu tertip beş esmadan ibarettir. Herkes tarafından ve her zamanda okunabilir. İnsanlar haramı terk eder, uyanık olurlar, yanlışa gitmezler, yanlıştan dönerler, her türlü nimetin değerini fark ederek nimetlere ve emanetlere ihanet etmezler. Ve en önemlisi cehaletten kurtulmaya çalışırlar. Bir duayı ne maksatla okursanız okuyunuz o dua önce okuyanda tecelli eder. Sonra niyetle hedeflenen merciye gider.

Bu nedenle islamda beddua ancak hak edene yapılır. Zalimin zulmüne karşı dua müminin silahıdır. Ancak nasıl yapılması gerektiğini iyi bilmek lazımdır. Olur, olmaz şeyler için nefsine uyup beddua edilmez.

Kendisini korumayı bilmeyen, hikmetten haberdar olmayanların, celal esmalarını ağızlarına bile almamaları gerekir. Beddua yerine;

Allah Müstahakkını versin,

Veya hasminallah ve niğmel vekil, şeklinde dua etmesi yeterlidir.

Ene hayyün, ene muhyün, ene âlimin ene şafiun ene habirün.>

Bu tertip de yine beş güzel esma vardır. Her zaman ve herkes dilediği kadar okuyabilir. Esmaların anlamları okuyanda ve ailesinde, Müslümanlarda tecelli edecektir.

<La renci vela zafiyeti vela ağrıları vela sancıları illa şifa-i fil hayati.(hasta için)>

Dördüncü bir daha…

<La zina-i vela fuhşiyati vela livata-i illa kuddüsün et tahirun.>

Toplumdaki ihtiyaç düşünülerek benzeri tertipler yapılır. Üç gün, yedi gün, okunabildiği gibi tam tecelli için yirmi bir gün ve kırk bir gün okunur. Bu arada alınacak ihtilaç, nur görme veya keşifle kabul edildiği bilinirse, daha erken de bitirilir. Yeni bir göreve başlanır. Bir meseleyi halletmek için okuyan kişi duanın kabul edildiğine dair işareti almadan bırakmamalıdır.

Yalınız sağ ayak başparmağı deprenerek (aşağı yukarı sürekli indirip kaldırarak) zatın kendisi ve müminlerin saadeti için okunacak esmalar aşağıya alınmıştır. Zat yeterince tecrübe sahibi olduğunda, bunlara eklenebilecek esmaları kendiliğinden ekler. Esasen anlam bakımından güzel her esma ‘el ‘takısı veya’ ya’ takısıyla;

Anlamı celali olanlar’ la ‘takısıyla bu efalle okunabilir.

<La terörü vela teröristi vela eroini vela sığara> vb.

Esmaların efallerle birleşmesi duanın tecellisini,( kabulünü) çabuklaştırır, demiştik.

Duanın kabulü için bir de zaman kavramı yani evkat vardır. Bu nedenle nur görmeyen insanlar vakit namazlarını tam zamanında kılmak şartıyla ve namazlardan sonra Efallerini yapmak suretiyle bu vakit şartını yerine getirmiş olurlar.

İlmi ledünnü öğrenmiş olan, nur görenler,

Müşteri, kamer, Zühre saatlerinden birinde okumalıdırlar.

Cemal saatlerinde okunmalı ki müminlere faydası olsun. Aksi takdirde sen çalışırsın kâfir yararlanır.

Şeriatın namaz vakitleri tealiye göredir. Bu tür iş yapanlar, namazlarını tam vaktinde kılmalıdır. Hatta kuşluk ve gece namazları ile yedi vakit namaz kılmalıdırlar. Vakti kaçırmamalılar. Beş on dakika belki, gecikilebilir. O da zaruret halinde. Asla kazaya bırakmamak lazımdır.

Esasen hakikatte kazaya bırakmak diye bir şey yoktur. Giden vakit gitmiş, tecelli aksamış, ya o zaman diliminden faydalanılamamış, yâda tecelli gecikmiştir. Sevabı ya hiç olmamış, yani kâfire yaramış, ya da çok az olmuştur.

Ene Hayyul baki, Ene azizün, Ene malikel mülkün, Ene latıfün, Ene kaviyyün, Ene mü’minün, Ene metinün, Ene rahmetün, Ene alimün

Ene cemiliün, Ene mağmurun, Ene gaaniyyün, Ene şerifüm, Ene saidün, Ene nurelgalbün, Ene camiun, Ene fettahun, Ene şifaün

Ene kuddüsün,Ene tahirun,Ene mutahharun,Ene mukaddesün

Ene sahiyyün,Ene kerimün ,Ene vasiun,Ene hakkun,Ene mahbubun,Ene mergubun,Ene muizzün,Ene nurun,Ene hakk’el bakiyyün,Ene ruhun ,Ene hayyün,Ene adl’el bakiyyün,Ene imam ez zemanün,Ene ruhulkuddüsün,Ene ruhultayyibün,Ene ruhulbakiyyün,Ene ruhulhakkun,Ene ruhulhayyün,Ene ruhulazizün,Ene mesrurun,Ene mesudun,Ene makbulün,Ene sahip el mü’minün

Zat bu esmaları zühre,kamer ve müşteri saatlerinde okur.herkes

Okuyabilir. Aşağıda yazılı menfi olarak okunan esmalar da aynı saatlerde okunur. Sağ ayak başparmağında. Hem zatın kendisi için hem müminler için çok faydalıdır. Kemaldir ve camaldır. Çok büyük saadetler bahş eder. Tecelli zata ve sıfatadır. Kendisine, aile efradına ve Türk milletinedir.

Yine sağ ayakta menfi olarak, başına la takısı getirilmek suretiyle, okunacak esmalar bunlardır:

La küfrü,la isyanı,la fesadı,la gazabı,la fenaelalemi,la fena el hakkı,la zulmü, la zalimi,la hüznü,la kahrı,la hiddeti,la habaseti,la şerri,la şehveti,la fakiri, la fena el şeriat el muhammedi, la zilleti,la rezaleti,la fenai,la helaki,la zevali,la mahviyeti,la emrazı,la illeti,la gafleti,la dalaleti,

La şeytani,la vesvese-i,la hakti,la hasedi,la gıybeti,la cevri,la cefai,la kederi,la zararı,la hüsranı,

La hatai,la inadı,la kezbi,la sanemi,la vesni,la fena el kuvveti,la evsani,la tuğyani,la adaveti,la hıyaneti,la yemuti,la memati,la mevti,la kasveti,la zaifiyeti,la sehvi,la süfliyati,la sefahati,la ihtiyacı,la zahmeti,la zevali,la zeval el cismi,la noksanı,la noksan el ömrü,la havfi,la afatı,la zeval el ismi,la suizanni,la inkar el hakkı,la inkar el şeriat el muhammedi,la inkar el kitab el muhammedi,la terk el ibadeti,la selb el imanı,la fakrezzemanı,la mekri,la hetati,la şekki el hakkı,la rayb el kalbi,la elemi,la azabı,la gahtı,la kalai,la terörü,la teröristi.la enflasyonu,

La devalüasyonu, vb

Dua’nın Mutlak Kabul Şartları

7 YORUMLAR

  1. COK SUKURLER OLSUN RABBIME. IYI OLMANIZA SEVINDIM.ALLAH SIZI HER NEFISIN SERRINDEN VE BUTUN PISLIKLERDEN QORUSUN. AMIN. VARLIGINIZ REBBIN LUTFUDU… CAN HOCAM BU ARALAR DAIM GORDUYUM MINIK BEYAZ NURLAR COXALDI VE BANA DAHA COK YAKLASIRLAR. COK HUZURLUYAM… WUKURLER OLSUN … ALLAH SIZDEN VE SEVDIKLERINIZDEN DAIM RAZI OLSUN… VARLIGINIZ NE GUZEL EY SEVGILI❤ SIZI HEDSIZ COX SEVIREM. ALLAHA EMANETIMSIZ.

    • ibadet ve zikirlerinizle yolunuz daha ileri ileri işleri gidecek inşaallah..kalp gözünüz bu nurlarla açılacak .her nur sizi hidayete erdirmede bir rehber olacak.selam es selame

  2. ALLAH in selami sizin ve burdaki tum kardesleriminizin uzerine olsun degerli hocam EL KAFİ esmasi cemal mi kemalmi yazilarinizda bulamadim hocam yoksa celalmi yesil mavi kirmizi ayirdiginiz isimlere baktim bulamadim hocam sizden cevap bekliyorum aydinlatirsaniz ALLAH razi olsun sizden

    • kafi yeter,yetti,anlamında değil midir..celal de cemal de doyuma ulaşınca yeter dersin..öyleyse bu esma kemaldedir..niyete göre celal veya cemali yeter eder.selam es selame

CEVAP VER