SEÇKİLER 8

0
85
Esrar-ı Hikmet Kitabından Seçmeler – hareke-i arz

SEÇKİLER 8

Derleyen; Muhammedcan
*Euzübillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim. Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve resulühü.
Selam es selame Canım rehberim. Her gün ayrı özel ve güzelsiniz Seçkiler devam ediyor inşallah.

Bağrım yanıyor üstadım, 
Efendim, kaç gecedir ağlayarak uyuyorum, şimdi de uyuyamıyorum. Hatalarımdan dolayı içim dışım zehir gibi. Allah’ımdan razıyım, rabbimin benim için takdir ettiği her şeyden, hoşnudum, dinimden, islamdan razıyım, peygamberim hazreti Muhammed’in yoluna her şeyim feda olsun. Müslüman olarak ölmem için bana dua ediniz ne olur, çok korkuyorum, çok korkuyorum, çok korkuyorum… Allah’ım beni af etsin, âmin.

Selam üzerinize olsun;
Maşaallah, barikallah, inşaallah.
Böyle bir korkuyu kalbine indiren Allah’a şükürlerle karşılık vermelisin… Hikmet ilmine girişin ilk kapısı korku kapısıdır. Bu zehirli yılanlar arasında gaflet içinde dolaşan, onlarla oyunda oynaşta olan birinin uyanıkta içinde bulunduğu tehlikenin farkına varması hali… En rahiym bir tecellidir ki bu sayede kendisini tehlikelerden uzak tutup sağlıklı bir hayata geçmesine vesile olur.
Ne mutlu size ki; aziz kişiliğinizi Allah teâlâ kendisine yönelmesini istediği kullarının arasına katmış, seçilmişlerden kılarak, çekip çeviriyor, gaflet uykusundan uyandırıp kendisine yönlendiriyor.
Selam es selame

”Aklı olmayanın dini, dini olmayanın insafı yoktur, Kork Allah’tan korkmayandan, destursuz pis lafı çoktur.”

Anlamak ve anladığını hayatına yansıtmak için önce okumak gerekir değil mi Mehmet Bey kardeşim… Hafızlık önermedik, hafızları örneklemedik, Allah ve resulüne öğrenci olunmasını tavsiye ettik. O öğreti öyle bir öğretidir ki cevheri yedi kat yerde olsa çıkarır, yedi kat gökte olsa yeryüzüne indirir de insanı kendine getirir. 
Aranan da insanın kendisindedir zaten. 
Göklere çekilmiş, bizi başıboş bırakmış bir tanrı olmadığını anlatır, nasipli kullarına. Şah damarından da yakın, hem nefsinde hem ruhunda olanın sahibi ve ta kendisi olduğunu fark ettirir de, rabbim ben nefsine zulmedenlerden oldum, beni bağışla ve cemalini seyrettirdiklerinden kıl bu kemter kulunu dedirtir. 
Kulu şah olma iddiasından, kul olma gerçekliğine ulaştırır… Şahlık, ilahlık iddiasında bulunmak zor iştir, şeytan gibi lanetlenmektir. Kulluk ise şahın gölgesinde şereflenmektir. Selam ve dua ile.

”aşk ateştir, önce aşığı sonra Maşuk’u yakar, ölmeden önce öldürür… De yepyeni bir hayata yelken açtırır… Orası ulaşana dostluktur, muhabbettir, güvendir, istirihattir, cennettir.”

Ey aşk
Ey tatlı bela
Sen varsın diye var âlem hem mualla.

Azize’m;
Hayat: yorulup dinlenmek, acıkıp doymak,
Küsüp barışmak, kavuşup ayrılmak,
Hastalanıp iyileşmek, meraklanıp öğrenmek,
Uyanıp uyumak, ihtiyaçların giderilmesine yönelik çabalar vs. den ibarettir.
Her yeni gün bambaşka bir başlangıçtır. 
Kaybedip üzüldüğün her neyse kısmetinde varsa yeniden kapını çalacaktır… 
Üzülme hüznün de bırakacağı tatlı birşey vardır da o nedenle sana gelmiştir. Rabbin üzülmeden sen üzülemezsin, merak etme onda ölçüsüz rahmet vardır… 
Aşk; hayatın tadı, tuzu, biberi, geleceğin rehberidir.
”Hayatı sade zevk sanma yaşanacak, 
O bir yük aynı zamanda taşınacak”

(BİR ÖNCEKİ SEÇKİLERDEKİ ŞEMS-İ TEBRİZİ HAZRETLERİNDEN 40 NASIHATIN DEVAMI)

Onuncu Kural: Ne yöne gidersen git, -Doğu, Batı, Kuzey ya da Güney- çıktığın her yolculuğu içine doğru bir seyahat olarak düşün! 
Kendi içine yolculuk eden kişi, sonunda arzı dolaşır.

On Birinci Kural: 
Ebe bilir ki sancı çekilmeden doğum olmaz, ana rahminden bebeğe yol açılmaz. 
Senden yepyeni ve taptaze bir “sen” zuhur edebilmesi için zorluklara, sancılara hazır olman gerekir.

On İkinci Kural: 
Aşk bir seferdir. 
Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. 
Bu yollara dalıp da değişmeyen yoktur.

On Üçüncü Kural: 
Şu dünyada semadaki yıldızlardan daha fazla sayıda sahte hacı hoca şeyh Şıh var. Hakiki mürşit seni kendi içine bakmaya ve nefsini aşıp kendindeki güzellikleri bir bir keşfetmeye yönlendirir. 
Tutup da ona hayran olmaya değil.

On Dördüncü Kural: 
Hakk’ın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. 
Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. 
“Düzenim bozulur, hayatımın altı üstüne gelir” diye endişe etme. 
Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden daha iyi olmayacağını?

On Beşinci Kural:
Allah, içte ve dışta her an hepimizi tamama erdirmekle meşguldür. 
Tek tek herbirimize tamamlanmamış bir sanat eseriyiz. 
Yaşadığımız her hadise, atlattığımız her badire eksiklerimizi gidermemiz için tasarlanmıştır. 
Rab noksanlarımızla ayrı ayrı uğraşır çünkü beşeriyet denen eser, kusursuzluğu hedefler.

On Altıncı Kural: 
Kusursuzdur ya Allah, O’nu sevmek kolaydır. 
Zor olan hatasıyla sevabıyla fani insanları sevmektir. 
Unutma ki kişi bir şeyi ancak sevdiği ölçüde bilebilir. 
Demek ki hakikaten kucaklamadan ötekini, Yaradan’dan ötürü yaratılanı sevmeden, ne layıkıyla bilebilir, ne layıkıyla sevebilirsin.

On Yedinci Kural: 
Esas kirlilik, dışta değil içte, kisvede değil, kalpte olur. 
Onun dışındaki her leke ne kadar kötü görünürse görünsün, yıkandı mı temizlenir, suyla arınır. 
Yıkamakla çıkmayan tek pislik kalplerde yağ bağlamış haset ve art niyettir.

(Devamı gelecek inşallah biiznillah)

hatalardan ari olmayan insana geçmiş ve geleceğini arındırmak için duadan başka yol yoktur.

CÜMLEYİ Hoşgör
I.
Depreşti yaram 
Yine 
Kanıyor 
Sebebi / yâdıma düşen cemalin 
Ne etsin / göz aşikâra bakmasın mı?
Şifre-i kur ’andır / malum besmele 
bi ismi errahmanirrahiym hatırına 
Söyle, söyle lütfen aşk diliyle
Soğuk gözyaşlarım akmasın mı?

II.

aşk mı bu bendeki 
ne
karasevda mı 
meczup mu
veli miyim 
bu yaşta bunadım mı 
söyle / aşkımız aşkına 
yoksa
özünü bilmez / deli miyim 
duramam /durduramam asla / zikrini 
anlık bile 
hükmüm geçmiyor gönlüme 
kendimi bildim bileli / düzenli sevdiğim 
uğruna varımı sebil ettiğim
naz mı / işve mi sendeki bu bitmez tükenmez şenler 
gecede /gündüzde / garibin 
durmadan inliyor
kaos içinde oluşurken düzenlerin 
yok, vara / var, yoka geçiyor 
harfler kelimeye müptela / kelimeler cümleye
gece / günü
gün / geceyi içiyor 
biteviye / deli divane /gönül
sevdanı bahane edip 
biçare aklımla dalga geçiyor.

III.

aman diliyorum 
yar
madem ki 
ezeli ve ebedi 
rahmetin
kendinden kendinedir
bilindik / Leyla’nın huyu
hayretten mahrum etme 
merhamet et / acze düşmüş şu kulunu
bari
ikileme düşürme 
bağışla sefilini
tükenecek değil ya Kevser’inin suyu

IV.

madem ki / yeniden 
kıyam etmiş Medine 
yürüyor 
Mekke üstüne 
mahşerin süvarileri çölleri geçiyor 
izninle / selamın var deyip
müjdeler vereyim 
kurumuş vahalara sinmiş 
sabi sübyanın narası 
biçare 
üveysi dostların / kadınlı erkekli 
beklemede / korkuyla ümit arası
asırlardır gözleri yolda
eller kelepçeli,ayaklar köstekli
kimi hasret / kimi sevda içiyor 
Yakup olmuş 
Her biri / Yusuf’una kör 
rahmetine yakışır şen’lerinle / lütfet 
geçiver sevaptan / günahtan 
gafurur rahim sıfatlarınla 
gir de büsbütün gönüllere
kelimeyi değil /cümleyi hoş gör

Hacı Ali bayram
24 eylül 007 /Alanya

CEVAP VER