Şefkatliler Şefkatlisi – Bir Ayet Bir Hadis

0
848

Şefkatliler Şefkatlisi – Bir Ayet Bir Hadis

Şefkatliler Şefkatlisi – Bir Ayet Bir Hadis

Cenâb-ı Hak buyuruyor:

“Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. O, size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatlidir, merhametlidir.” (Tevbe, 128)

Rasûlullah (sav) buyurdular:

“Hiç şüphesiz ben size bir babanın evlatlarına olan durumu gibiyim.” (Ebu Davud, Taharet, 4; Beyhaki, Sünen-i Kübra, I, 91.)

Ebû Hü­rey­re (ra), Pey­gam­ber Efen­di­miz (sav)’e hiç kim­se­nin sor­ma­ya ce­sâ­ret ede­me­di­ği şeyle­ri sor­mak hu­sû­sun­da son de­re­ce ce­sur dav­ra­nır, hiç çe­kin­mez­di. Bir­gün Fahr-i Kâ­inât Efen­di­miz’e:

“–Yâ Ra­sû­lal­lâh! Nü­büv­vet­le alâ­ka­lı ilk gör­dü­ğü­nüz alâ­met ne­dir?” di­ye sor­du.

İki ci­hâ­nın sa­âdet reh­be­ri olan Al­lâh Ra­sû­lü (sav) şöy­le bu­yur­du:

“–Ey Ebû Hü­rey­re! Mâ­dem sor­dun, söy­le­ye­yim. Ben on yaş­la­rın­day­ken bir­gün sah­râ­da idim. Ba­şı­mın üs­tün­den ge­len bir ses­le ir­kil­dim. Bir adam di­ğe­ri­ne sor­du:

“–Bu, O mu­dur?”

Öte­ki ce­vap ver­di:

“–Evet, bu O’dur.”

O za­mâ­na ka­dar hiç kim­se­de gör­me­di­ğim yüz­ler, kim­se­de bul­ma­dı­ğım rûh­lar ve hiç kim­se­de gör­me­di­ğim el­bi­se­ler­le kar­şı­ma çık­tı­lar. Yü­rü­ye­rek ba­na doğ­ru ge­len o iki adam­dan her bi­ri, bir ko­lum­dan tut­tu, fa­kat do­kun­duk­la­rı­nı hiç his­set­me­dim.

Bi­ri ar­ka­da­şı­na:

“–Hay­di O’nu ye­re ya­tır!” de­di.

Be­râ­ber­ce be­ni ye­re ya­tır­dı­lar. Ben hiç­bir zor­luk ve güç­lük­le kar­şı­laş­ma­dım. Yi­ne bi­ri diğerine:

“–Hay­di göğ­sü­nü aç!” de­di ve o da aç­tı. Fa­kat ne kan gör­düm, ne de bir acı his­set­tim. Ona yi­ne şöy­le de­di:

“–Hay­di, ora­da­ki kin ve ha­se­di çı­kar!”

O da ora­dan kan pıh­tı­sı gi­bi bir şey çı­kar­dı. Son­ra onu fır­la­tıp at­tı.

 “–Hay­di, şim­di onun ye­ri­ne şef­kat ve mer­ha­me­ti yer­leş­tir!” de­di. Çı­kar­dık­la­rı şey büyüklüğün­de ve gü­mü­şe ben­ze­yen bir şey koy­duk­la­rı­nı gör­düm. Son­ra sağ aya­ğı­mın başparmağını tu­tup oy­nat­tı ve:

“–Hay­di se­lâ­met­le git!” de­di.

Ben kal­kıp gi­der­ken içim şef­kat ve mer­ha­met­le do­lu idi. On­dan son­ra da hep kü­çük­le­re kar­şı şef­kat, bü­yük­le­re kar­şı da mer­ha­met his­set­tim.” (Ah­med, V, 139; Hey­se­mî, VI­II, 223)

Her Güne Bir Esma-ül Hüsna (Allah’ın En Güzel İsimleri)

es-Samed: Her şeyin kendisine muhtaç olduğu, Kendisinin hiçbir şeye ve hiçbir kimseye muhtaç olmadığı, hâcetlerin, ıstırapların giderilmesi için başvurulacak yegâne merci, arzu ve ihtiyaçları sebebiyle her varlığın kendisine yöneldiği tek varlık demektir.

Kısa Günün Kârı

Cenâb-ı Hak cümlemizin kalbini şefkat ve merhametle doldursun.

Lügatçe

şirk: Müşriklik, Allah’a şerik, ortak koşma, Allah’dan başka bir Allah bulunduğuna inanma.

CEVAP VER