Tecelli

0
851

Sardı altı yönden, çepeçevre
Parlak, kar beyazı, ilahi
Mini mini nur taneleri

Götürdü cümle varı na mekâna
La zamana
Hüznün deli dolusuna
İdrakin müntehasına

Aklın acze düştüğü o yerde
Her şey safi nur
Seven nur, sevilen nur
Sevginin aslı nurun ala nur

Yaşayan mıyım, yaşatan mı?
Orda burda, narda-nurda
Belli değil
Tam orta yerde mi muttasıl
Anlaşılmaz ebediyen, anlatılmaz
Kim suret kim asıl

Hay hakk…
Yaşamın sabitesi
Sonsuzluk kadar çözümsüz
Akıla
Her şey görece
Her şey izafi
Belli değil kim ölü kim diri

Diri bilinen Hakk’tan bi haberler mi?
Öldü bilinenler mi
Vasıtasız yüz yıllar ötesinden
Çağları kucaklayanlar mı
Peygamberler, alimler, şehitler mi
Kurulmuş mahkeme-i Kübra
Ezelde verilmiş hüküm
İnfaz yapılıp durmada an be an
Diriler şahitler mi

Hor görme hiçbir canı
Hiçbir zaman
Aman
Sakın, sakın
Farklı farklı her birinin yazgısı
Cebri hal denizinde yüzmedeler
Cümlesi halinden bi haber

Ayaklar köstekli, eller kelepçeli
Acz içinde, makam-ı cüzde her biri
Aç gönül gözünü gör bak
Vahye sütkardeş her tecelli

Diz bağları çözülmüş
Çökertilmiş dimağları
Niçin varsa onunla uğraşta eşya
Hara düşmüş can binaları

Akıllar sarhoş, gönüller sarhoş
Orda-burda, narda-nurda
Emanet kendilerine canları
Alınlar her halde secdede
Biteviye zikirde dilleri
Yürekler havf içinde benizler uçuk
Can, bedenlere dizili boncuk boncuk

Bütün zamanlar kahhar Yaratanın yedinde
Cümle mekânlar teslimiyet halinde

Görüleni görüldüğü gibi anlatamam
Anlatsam okutamam
Kaygılanırım
İstimdat Ya Resulullah
Orda-burda, narda-nurda
Şefaatin olmasa yargılanırım

Öyle bire bin vermek adetullah
Ben verebildiysem bire bir bari
Dünyadan, ahiretten, sevgiden yana
Özrümü kabul etmezse ay yüzlü sevgili
Ebediyen vah bana, vahlar bana

Ilgın- 1995

CEVAP VER