Zariyat Suresi Türkçe Meali, Arapça Dinle

0
818
Zariyat Suresi Türkçe Meali, Arapça Dinle
Makaleyi nasıl buldunuz ?

Zariyat Suresi Türkçe Meali, Arapça Dinle

51 – ez – ZARİYAT SURESİ

Zariyat suresi Mekke’de inmiştir. 60 (altmış) âyettir. İlk âyette geçen ve “rüzgârlar” anlamına gelen “zâriyât” kelimesi, sûrenin adı olmuştur.

Rahmân ve Rahîm (olan) Allah’ın adıyla.

1. Tozdurup savuranlara,

2. Yükünü yüklenenlere,

3. Kolayca süzülenlere,

4. İşleri ayıranlara andolsun ki,

5. Size vâdedilen, kesinlikle doğrudur.

6. Ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.

7. İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki,

8. Siz çelişkili sözler söylüyorsunuz.

9. Ondan (Kur’an’dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).

10. Kahrolsun o koyu yalancılar!

11. Onlar koyu bir cehalet içerisinde kalmış gafillerdir.

12. Ceza gününün ne zaman olduğunu sorarlar.

13. O gün onlar ateşe sokulacaklardır.

14. Azabınızı tadın! Acele gelmesini beklediğiniz şey budur işte! (denir.)

15. Şüphesiz ki Allah’a isyandan sakınanlar, cennetlerde ve pınar başlarında bulunacaklar.

16. Rablerinin kendilerine verdiğini alarak . Kuşkusuz onlar, bundan önce dünyada güzel davrananlardı.

17. Geceleri pek az uyurlardı.

18. Seher vakitlerinde de istiğfar ederlerdi.

19. Mallarında, muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı.

20. Kesin olarak inananlar için yeryüzünde âyetler vardır.

21. Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?

22. Semada da rızkınız ve size vâdedilen başka şeyler vardır.

23. Göğün ve yerin Rabbine andolsun ki bu vaad, sizin konuşmanız gibi kesin ve gerçektir.

24. İbrahim’in ağırlanan misafirlerinin haberi sana geldi mi? (Bunlar meleklerdi.)

25. Onlar İbrahim’in yanına girmişler, selam vermişlerdi. İbrahim de selamı almış, içinden, “Bunlar, yabancılar” demişti.

26. Hemen ailesinin yanına giderek semiz bir dana (kebabını) getirmiş,

27. Onların önüne koyup “Yemez misiniz?” demişti.

28. Derken onlardan korkmaya başladı. “Korkma” dediler ve ona bilgin bir oğlan çocuğu müjdelediler.

29. Karısı çığlık atarak geldi. Elini yüzüne çarparak: “Ben kısır bir kocakarıyım!” dedi.

30. Onlar: “Bu böyledir. Rabbin söylemiştir. O, hikmet sahibidir, bilendir” dediler.

31. (İbrahim:) O halde işiniz nedir, ey elçiler? dedi.

32. “Biz, dediler, suçlu bir kavme gönderildik.”

33. “Üzerlerine çamurdan taş yağdırmaya (geldik).”

34. (Bu taşlar,) aşırı gidenler için Rabbinin katında işaretlenmiş (taşlardır).

35. Bunun üzerine orada bulunan müminleri çıkardık.

36. Zaten orada müslümanlardan, bir ev halkından başka kimse bulmadık.

37. Acı azaptan korkanlar için orada bir işaret bıraktık.

38. Musa’da da (ibretler vardır). Onu apaçık bir delil ile Firavun’a göndermiştik.

39. Firavun ordusuyla birlikte yüz çevirmiş: “O, bir büyücüdür veya bir delidir” demişti.

40. Nihayet onu da ordularını da yakalayıp denize attık, bu sırada kendini kınayıp duruyordu.

41. Ad kavminde de (ibretler vardır). Onlara kasıp kavuran rüzgârı göndermiştik.

42. Üzerinden geçtiği şeyi canlı bırakmıyor, onu kül edip savuruyordu.

43. Semûd kavminde de (ibretler vardır). Onlara: Bir süreye kadar faydalanın, denmişti.

44. Rablerinin emrine karşı geldiler. Bu yüzden, bakıp dururlarken onları yıldırım çarpıverdi.

45. Ayağa kalkacak güçleri kalmamış, yardım edenleri de olmamıştı.

46. Bunlardan önce de Nuh kavmini helâk etmiştik. Çünkü onlar yoldan çıkmış bir toplum idiler.

47. Göğü kendi ellerimizle biz kurduk ve biz (onu) elbette genişleticiyiz.

48. Yeri de döşedik. (Bak) ne güzel döşeyiciyiz!

49. Her şeyden de çift çift yarattık ki, düşünüp öğüt alasınız.

50. O halde Allah’a koşun. Çünkü ben, size O’nun katından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.

51. Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O’nun tarafından (gelmiş) açık bir uyarıcıyım.

52. İşte böylece, onlardan öncekilere her hangi bir peygamber geldiğinde hemen: O, bir büyücüdür veya delidir, dediler.

53. Bunu (nesilden nesile) birbirlerine vasiyet mi ettiler? Doğrusu onlar azgın bir topluluktur.

54. Artık onlara aldırma. (Davete uymamalarından dolayı) sen kınanacak değilsin.

55. Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir.

56. Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.

57. Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da istemiyorum.

58. Şüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah’tır.

59. Muhakkak ki bu zulmedenlerin de, geçmişlerinin payı gibi (azaptan) bir payları vardır! O halde acele etmesinler!

60. Başlarına gelecek (acı) günlerinden dolayı vay o kâfirlerin haline!

1 Fatiha Suresi
2 Bakara  Suresi
3 Al-i İmran Suresi
4 Nisa Suresi
5 Maide Suresi
6 Enam Suresi
7 Araf Suresi
8 Enfal Suresi
9 Tevbe Suresi
10 Yunus Suresi
11 Hud Suresi
12 Yusuf Suresi
13 Rad Suresi
14 İbrahim Suresi
15 Hicr Suresi
16 Nahl Suresi
17 İsra Suresi
18 Kehf Suresi
19 Meryem Suresi
20 Ta Ha Suresi
21 Enbiya Suresi
22 Hac Suresi
23 Müminun Suresi
24 Nur Suresi
25 Furkan Suresi
26 Şuara Suresi
27 Neml Suresi
28 Kasas Suresi
29 Ankebut Suresi
30 Rum Suresi
31 Lokman Suresi
32 Secde Suresi
33 Ahzab Suresi
34 Sebe Suresi
35 Fatır Suresi
36 Yasin Suresi
37 Saffat Suresi
38 Sad Suresi
39 Zümer Suresi
40 Mümin Suresi
41 Fussilet Suresi
42 Şura Suresi
43 Zuhruf Suresi
44 Duhan Suresi
45 Casiye Suresi
46 Ahkaf Suresi
47 Muhammed Suresi
48 Fetih Suresi
49 Hucurat Suresi
50 Kaf Suresi

 

CEVAP VER