İSRÂ` VE Mİ`RÂC 4.Bölüm

0
1085
İSRÂ` VE Mİ`RÂC 4.Bölüm
5 (100%) 9 votes

İSRÂ` VE Mİ`RÂC Bölüm IV

Hz. Mevlana

Der ki: 

I.

Ey akıllı / fikirli er

Apaçık görmek istersen eğer

Canlar canı

Cananı

Şu canından geç

Yırt, at gözdeki, gönüldeki perdeleri

Yaşarken ölümü seç

Ölünür

Mezara girilir ya hani

O ölümü değil tabii ki

Seni değiştiren

Karanlıktan aydınlığa çıkaran ölümü seç

O

En güzel haber veren

Peygamber; hz Muhammed( s.a.v)

Ey ulular:

‘Ölmeden önce ölünüz’ demiştir.

Nitekim

Ben de ölmeden önce öldüm de

Bu sesi / nefesi

Bu şanı / şöhreti

O taraftan aldım, getirdim

A

Azizim;

Kıyamet ol da

Hayyül Kayyum’u gör

Ki;

Her şeyi görmenin gereğini yap

Mademki bu beden ruha alettir

Şu halde bu hakiki ölüm değildir

Nefis

Tanrı nuruna ulaşıp değişti mi?

Bu beden kılıcı

Lütuf ve ihsan sahibi Rabbin elindedir

Artık

Tanrının takdiri olur

O kulun rızası

Tanrı takdirine rıza verir

Zorla değil

Sevap için değildir

Bu rızalık

Kendiliğinden meydana gelir

Takdir Ona hoş gelir de

Artık hayatı

Zevk için istemez

Yaşamı

Kendisi için istenen şey olmaktan çıkar

Sebil olur

Ezeli emir neyse

İsteyerek ve severek ona uyar

Hayat ve ölüm aynileşir

Yaşarsa Allah için yaşar

Ölürse Allah için ölür

Korkudan,

Hastalıktan değil.

İmanı, itaati

Allah’ın dileği

Rızası içindir.

Cennet için,

Huri / kılman için değil.

Küfrü terk edişi

Yanmak / yakılmak korkusuyla değil

Allah içindir

Onlar

Merhamet timsali tanrı erleridirler

İşleri yönetmek üzere görevli

Tanrı buyruğunun sahibidirler

II.

Azizim;

Bilesin / bildiresin ki

Cömertlik,

Sebepsiz vermektir

Temizlik,

Her şeyi yaratana verip arınmaktır

Öyle ki

Bu

Bütün şeriatların ötesindedir

III.

Onlar

Şiddet zamanlarında

Sıkıntı vakitlerinde

Yaratılmışa

Annenin bebeğine acıması gibi acırlar da

Bedel talep etmeden

Rüşvet almadan

Gece- gündüz ihtiyaç giderirler

O erler

Ne tanrıyı sınarlar

Ne de kar zarar hesabı yaparlar

Alemlere direktirler

O tanrı erleri

Gizli dertlerin, gizli tabipleri

Muhabbetin / adaletin,

Rahmetin ta kendisidirler

İlletsiz

Rüşvetsiz daimi vericidirler

Sen de

Azizim

Bu suretle bilmiş ol ki

Kuddüs Tahir Rabbin

Yürekli mi yürekli

Yiğit mi yiğit öyle kulları vardır ki

Aramızda sıradan biri gibi dolaşır

Senin gibi /benim gibi yer içer

Ama

Dünya yalanının bıyığını koparırlar

Otağlarını, her daim, müminler için

Yardım kal’asının burcuna kurarlar

Bu şehitler

Biteviye yeniden / yeniden gazi olurlar

Bu Tanrı tutsakları,

Mücahitler

Her zaman her yerde

Yokluktan baş gösterir

Yeni /yeni baştan yardım elde ederler de

Anadan doğma kör değilsen eğer

Gör, gör derler.

Alanya /2008

Şimdi de Abdülkadir Geylani hz. den istimdat dileyelim

Ve Risale-i Gavsiye’den: bir bölümüne başvuralım.

………………………..

‘’-Ya gavs-ı a’zam…

İnsan sırrımdır.

Onun sırrıyım ben.

Eğer insan

İndimdeki menziline arif olsaydı

Derdi ki;

Bütün nefislerdeki nefsim ben,

Bu anda mülk yoktur

Benden başka…

— Ya gavs-ı a’zam:

İnsanın yemesi, içmesi

Mekânın hayatta duruşu,

Yayılışı ve konuşması, susması, yaptığı işi

Teveccüh ettiği şey

Gaib olduğu her ne varsa benim.

Sakini,

Muharriki,

Müsekkini benim.

Ve dahi buyurdu ki;

—Ya gavs-ı a’zam,

İnsanın cismi ve nefsi,

Kalbi, ruhu, işitmesi, görmesi

Eli ayağı ve tümünü nefsimle açıkladım

Âlemlerde ancak ben varım

Ve ben dahi onun gayri değilim.

Ve Rabbi Teâlâ devamla, dedi ki;

—Ya gavs-ı a’zam

Fakr aşkıyla yanan

İhtiyaç ateşiyle kavrulmuş birini görürsen

Yaklaş ona

Şüphesiz ki onunla aramda hicap yoktur

Bu hatırlatmalardan sonra konumuza devam ediyoruz…

Bu hadisin zımni (örtülü-gizli) anlamı miraç olayının sürekli olduğudur. Kıyamete kadar her devirde bir Zat miracı yaşayacak, geri dönüp insanların hidayeti, dünya düzeninin devamı için mücadele edecektir. Bu adetullahtır. Kıyamete kadar böylece devam edecektir.

Yeni bir şeriat gelmeyecek, her gelen zat teorik olarak Kur’an-ı Azimüşşan ‘a tabi olarak hizmet (nebi olarak) verecektir. Kur’an-ın hükmü bakidir. Nur-u tevhide ulaşan ‘’her zat’’ efalinde muhtar olmakla beraber hakikate sadık kalmakla yükümlüdür. Kur’an’dan sapmalar ancak (hata’en) yapılan işlerdendir. Hata’en bile olsa sapma olduğunda, zat kendisi, dönemindeki ve sonrasındaki insanlar zarar görür, hükümlerin eksikliğinden dolayı çile çekerler.

Zat kemale erinceye kadar ( insan olarak hatadan muaf olmadığı için) kusur yapması doğaldır. Kemale varınca, ya kendisi hatalı gidişatı giderir yahut kendisinden sonra gelen zatlar o olumsuz tecelliyi ortadan kaldırmaya çalışırlar.

Hikmet ilmi en zor ilimdir. Çok üstün fedakârlıkla çalışılması gerekir. Kişisel gayretin yanında mükemmel yetiştirilmiş olmak da gerekir ki bu her zaman mümkün olmaz. Ayrıca hatasızlık kimsenin harcı değildir. Bu nedenle kitabullah’ta, ümmetin sürekli salâvat getirmek suretiyle, zamanın zatlrına dua ile yardım etmeleri istenmiş, hatta emir edilmiştir. Yapılan salâvatın içinde hem ‘’Efendimiz ve ali ve ashabı’’ hem ‘’ zamanın zatı alisi ve sevdikleri ’’, hem de ‘’Ümmet’’ dâhildir. O nedenle salâvatı şerifleri Allah’u teala hicapsız kabul edeceğini vaadetmiştir.

’’Nasılsanız öyle yönetilirsiniz’’ hükmü gereğince sorumluluk ortaktır.

Bir müminin yapabileceği en büyük dua salâvatı şerifedir. Birçok salâvat tertibi vardır. En kısa ve kâmil olanı; ‘’Allahümme salli ala seyyidina Muhammed’in ve âlâ âli seyyidina Muhammed.’’ şeklinde olanıdır. Âli kelimesinde aile efradı vardır ki, bizler dâhil bütün müminlerdir.

Der beyan-ı  Evliya’yı Kibar Ve Enbiya

( Esrar-ı Hakikat )

VUSLATA ERENLER 

Evliya-i kibarın serurudur kutup, Kemal hikmette şeriatın emrin tutup

Marifetullahta şol güller gibi kokup, Zahir efalinden görürler tecelliyatı

Dünyada kutup her zaman bir tanedir, Onda ilmlerin ilmi, ilm-i ledün vardır

Mümin’lere gayet şefaatkâr, yardır, Gece gündüz demez eder Hakk’a niyazı

Müminler için durmadan dualar eder. Onları Hakkullah’a makbul kullar eder

Sırrullah’ta sırdan sırra durmayıp gider, Hem güzel bilir, işler marifetullahı

Her daim duası kabul marifetullah, Sırrı ilm-i ledünde işi hikmetullah

Vahiyle gördüğü nurlar hep sıfatullah, Vahdetten seyreder daim Cemalullah’ı

Bilmez nedir zorluk işinde yoktur zeval, Gördüğü nurlardan verir haber hep cemal

Zat efalindendir dünyada cümle kemal, Dilerse daim mamur eder her viranı

Dünyayı diler harap eder diler mamur, Efalinde yoktur acziyet yahut kusur

Mülkü dilediğinden alır veya verir, Gösterir kullara izzeti ya hakiri.

İlmullahı tarif etse çok olur kutup, Kutuplar onun zamanında çok olup

Kendisi kemal ile kutbul aktap olup, İhtiyaç olur, ziyaret eder cananı

Evliya-i kibar içinde olan kutup, Hâkim hükmü baştanbaşa cihanı tutup

Melekler dahi kemaline hayran olup, An içinde mukadder olur her efali

Efalinden mukadder olur bütün işler, Ya ne taraf olmalı arkası demişler

Ravza-i mutahharayı evla görmüşler, Tecelli arkadan zuhur bilir erkânı

Önünde olan ile mücahede eder, Efal zat sıfatullah’a intikal eder

Sıfatullah kemali hikmette devreder, İradeden emre sudur eder fermanı

Emrinden zahire esma eder tecelli, Hakikat bu marifetullah’ın kemali

Zahirde ergeç zuhur eder zat efali, Efalinden zuhur etmiştir pür tecelli

Efalı marifetullahla tevhit olur, Her işi zatın saadetle hâsıl olur

Beşerde kemalle cemal tecelli olur, Saadete erer mü’minlerin canları

İlk önce ilmi ebedandan haberler alır, İsterse karşılar efaliyle tecellisi azalır

Saadete dair ise tecellide bırakır, Külliyen zuhur eder zahire muhtevası

Biri rüyadır haberi tevilen verir, Rüya ilmi çok geniştir zor bilinir

Zamanla zat rüyaya bakmaz olur, Devrinde tecelliyat bulur kemali

Beş ilim içinde iş geri kalmaz, Zat, sıfat, esma, evkat, efal ayrılmaz

Cemal efalinden hiç zarar olmaz, Kemal hakikatin marifetullah şanı

Efal celal olursa sonuç celal olur, Öyle efalden küffara yardım olur

Celal efalinden tecelli keder olur, Zat tecrit eder daim celal efalini

Celali esmlar küffara çok yardım eder, Cemal efal esma küffara zarar eder

Cemal efali müminleri memnun eder, Zatın müminlere rahmeti pek çok oldu

Efal celal müminleri daim incitir, Zat celal efalini tecrit etmelidir

Ol vakit celal her daim mahkûmdur, Hâkimdir cemal kudretten zatın fermanı

Cemalde ise efali, kuvvet cemaldedir, Kudretullahta müminler kemaldedir

Zatın efali zahiren kudretullahtır, İşler efali, müminler bulur kemali

Bütün esmaullah olmuştur zata sıfat, Okur esmayı efalden olur tecelliyat

Okuma celal esmasın, olmasın sıfat, Celalden değil, cemalden olsun tecelli

San-i bedi-adır, Kudretullah san’atı, Mücahedesinde fasıl eder davayı

Zatın kemali halleder azım sevdayı, Tevhit olmuştur sıfatullah olur efali

Celal efalini tecrit hem mahkûm eder, Zat efalinde kemalden kemale gider

Cemal bakidir kudretten hünerler eder, Marifetullahta kavidir metaneti

Mahfuzdur mahlûkat, efal cemal hıfz eder, Cemalde ziyan yok, kemal tecelli eder.

Marifetullahtan kemalde hünerler eder, Açılır sırru hakikatte kudret meydanı

Esma el Hüsna okuyup efaline başlar, Ezel budur, zat efalinden olur işler

İlmi ledünde buna marifetullah demişler, Tevhidi hakikat sırrından aldım haberi.

Okurken arkan Ravza-i mutahharayı, Ya reisi hükümete dönük olmalı

Ondan müminler çok büyük kuvvet bulmalı, Hakikat marifetullah hikmet beyanı

Müminler kuvvet bulur böyle tertiple, Efal cemal işlenir her biri adapla

Evvela niyet etmektir, cemal esmayla, Efale uygun manada olur esması

Esma el hüsna esma-i azam kuvveti, Cenabı hak halk eder tez âli kudreti

Memnun ve mesrur olur büyük Türk milleti, Aktap Türk’tür, daim şeref bulur milleti.

**** El yazması (esrarı hikmet) kitabın orijinalinden sadeleştirerek yayınlayan

Hacı Ali bayram

CEVAP VER